Fethiye’de miras hukukuna dair uyuşmazlıklar, bölgedeki gayrimenkul hareketliliği nedeniyle sıkça karşılaşılan bir konudur. Bir Fethiye Miras Avukatı, miras paylaşımı, mirasın reddi ve tapu iptali gibi süreçlerde yasal hakların korunmasına destek olur.
Bu sayfada kısaca neler var?
- Mirasçılık belgesinin (veraset ilamının) nasıl alındığı ve ne zaman iptal edilebileceği
- Muris muvazaası, mirasta denkleştirme ve miras sebebiyle istihkak davalarının farkları
- Ortaklığın giderilmesi, tenkis, terekenin tespiti ve vasiyetnamenin iptali davalarının işleyişi
- Mirasın reddi türleri, süreleri ve sağ kalan eşin mal rejimi tasfiyesi hakları
- Yabancı uyruklu mirasçıların Fethiye/Muğla bölgesindeki taşınmazlar üzerindeki hakları
- Fethiye, Ortaca ve Seydikemer’de en sık görülen miras uyuşmazlığı türleri

Miras davası süreci nasıl işler?
Mirasçılık sıfatını gösteren veraset ilamı, TMK m.598 uyarınca sulh hukuk mahkemesinden veya noterden talep edilebilir. Miras paylaşımında anlaşma sağlanamaması halinde, dava sürecine geçilir.
Fethiye Sulh Hukuk Mahkemesi’nin yıllık dava istatistiklerinde miras hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar (mirasçılık belgesi, ortaklığın giderilmesi, mirasın reddi) en sık görülen dava türleri arasında yer almaktadır; bölgede yazlık/emeklilik amacıyla edinilmiş çok sayıda taşınmazın bulunması ve mirasçıların farklı şehir veya ülkelerde ikamet etmesi, miras paylaşımı süreçlerini genel ortalamaya göre daha karmaşık hale getirebilmektedir. Süreç genellikle şu aşamalardan oluşur: mirasçılık belgesinin çıkarılması, terekenin (mirasa konu mal varlığının) tespiti, varsa vasiyetname veya miras sözleşmesinin uygulanması, ve nihayetinde mirasçılar arasında anlaşmayla veya dava yoluyla paylaşım. Her aşamada farklı hak düşürücü süreler ve görevli mahkemeler söz konusu olduğundan, dosyanın en başında hangi dava türüne ihtiyaç duyulduğunun doğru tespit edilmesi büyük önem taşır.
Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) nasıl alınır?
TMK m.598 uyarınca, mirasçı olduğunu ispat eden kişiye sulh hukuk mahkemesi veya noter tarafından mirasçılık sıfatını ve miras paylarını gösteren bir belge verilir. Mirasçılar arasında uyuşmazlık yoksa noterden başvuru yapılabilir; ihtilaf varsa veya noter başvuruyu reddederse sulh hukuk mahkemesine başvurulur. Mahkeme bu süreçte resen araştırma yapmak, yani tüm mirasçıları kendiliğinden tespit etmekle yükümlüdür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/466, K. 2023/396, T. 03.05.2023).
Mirasçılık belgesi, mirasçıların gerçek durumunu kesin olarak belirlemez; yalnızca bir karine oluşturur. Bu nedenle geçersizliği, süreye tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebilir (TMK m.598/3; aynı yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/466, K. 2023/396, T. 03.05.2023). Mirasçılık sıfatının nüfus kayıtlarıyla tam olarak ortaya konulamadığı yabancı unsurlu veya soybağı ihtilaflı dosyalarda, mahkeme her türlü delili değerlendirebilir. Bir mirasçının bilerek gizlenmesi durumunda (ketmi verese), hak sahipleri mirasçı olmayan kişilere karşı bile pay oranında hasımlı dava açabilir. Fethiye’de veraset ilamı başvurusunun noter mi yoksa mahkeme yoluyla mı yapılacağına ilişkin ayrıntılı bilgiye Fethiye Veraset İlamı Avukatı sayfasından ulaşılabilir.

Mirasçılık belgesinin iptali hangi hallerde mümkündür?
Sulh hukuk mahkemesi veya noter tarafından verilen mirasçılık belgesi kesin hüküm oluşturmadığından, hatalı veya eksik düzenlendiği durumlarda iptali istenebilir. Bu dava, mirasçılık belgesini veren sulh hukuk mahkemesinde değil, asliye hukuk mahkemesinde hasımlı olarak açılır ve önceki belgede yer alan tüm mirasçıların (veya mirasçılarının) davada taraf gösterilmesi gerekir. Uygulamada en sık karşılaşılan iptal nedenleri arasında sonradan ortaya çıkan bir mirasçının belgeye dahil edilmemiş olması, evlatlık ilişkisinin gözden kaçırılması, mirasçılıktan çıkarma veya mirastan yoksunluk sebeplerinin (TMK m.578/1, m.510) dikkate alınmaması ve yabancı mahkeme kararıyla mirasçılığı belirlenen bir çocuğun belgeye yansıtılmaması sayılabilir. İptal edilen bir mirasçılık belgesine dayanılarak yapılan tapu tescilleri yolsuz tescil niteliğinde olduğundan, bu tescillerin düzeltilmesi talebi zamanaşımına tabi değildir. Konunun ayrıntılarına Mirasçılık Belgesinin İptali Davası sayfasından ulaşılabilir.
Muris muvazaası ve mirastan mal kaçırma nedir?
Muris muvazaası, miras bırakanın bazı mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla gerçekte bağışladığı bir taşınmazı satış gibi göstermesi durumudur. Yargıtay içtihadının temel dayanağı 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’dır; bu karara göre muvazaanın kabulü için tapulu bir taşınmazın, resmi memur önünde yapılan bir işlemle, satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi görünümü altında ve mirasçıdan mal kaçırma kastıyla devredilmiş olması aranır. Bu iddianın ispatı davacıya aittir; ancak ispat serbestisi geçerli olduğundan tanık beyanı dahil her türlü delil kullanılabilir. Mahkemeler bu değerlendirmeyi yaparken tarafların ekonomik durumunu, bölgedeki örf ve adetleri, satış bedeli ile taşınmazın gerçek değeri arasındaki farkı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığını ve taraflar arasındaki ilişkiyi birlikte incelemektedir (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/5311, K. 2026/600, T. 03.02.2026).
Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası kural olarak zamanaşımına tabi değildir; TMK m.1024/1025 hükümleri çerçevesinde yolsuz tescillerin iptali her zaman istenebilir. Tek istisnası, iddianın kadastro tespitinden önceki bir nedene dayandığı hallerdir; bu durumda 3402 sayılı Kadastro Kanunu m.12/3 uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanır. Ancak dava konusu taşınmazın orman, mera, yaylak/kışlak gibi Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kamu mallarından olduğu iddia ediliyorsa, yerleşik Yargıtay içtihadına göre bu 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz. Muris muvazaası genellikle bir tapu iptali ve tescil davası şeklinde yürüdüğünden, bu dava türünün genel işleyişine ilişkin ayrıntılı bilgiye Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma) Davası sayfasından, tapu iptal sürecine ilişkin genel bilgiye Tapu İptal ve Tescil Davası sayfasından, gayrimenkul hukukuna ilişkin diğer uyuşmazlık türlerine ise Fethiye Gayrimenkul ve İnşaat Avukatı sayfasından ulaşılabilir.
Miras sebebiyle istihkak davası nedir, adi istihkaktan farkı nedir?
Bir kişi terekeye ait bir malı, gerçek mirasçı olmadığı halde mirasçı sıfatıyla veya mirasçılık belgesine dayanarak elinde bulunduruyorsa, gerçek mirasçılar bu malın iadesi için miras sebebiyle istihkak davası açabilir (TMK m.637 vd.). Bu davanın ayırt edici özelliği, davacının kendi mirasçılık sıfatına üstün bir hak iddiasına dayanmasıdır; dava öğrenmeden itibaren 1 yıl, her halükarda mirasın açılmasından veya vasiyetnamenin açılmasından itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır (TMK m.639).
Buna karşılık, davacı zaten mirasçı olduğunu ileri sürmeksizin, terekeye ait belirli bir malın (örneğin ölüm sonrası bir banka hesabından çekilen paranın) kendisine iadesini istiyorsa, bu adi istihkak davasıdır; üstün hak iddiası bulunmadığından TMK m.639’daki özel zamanaşımı süreleri uygulanmaz, mal mevcut olduğu sürece dava her zaman açılabilir. İki dava türü arasındaki bu ayrım, özellikle mirasçılardan birinin miras bırakanın ölümünden hemen önce veya sonra banka hesabına, kiralık kasasına ya da diğer taşınır varlıklarına erişim sağladığı dosyalarda belirleyici olmaktadır (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4552, K. 2024/4443, T. 10.10.2024). Konunun ayrıntılarına Miras Sebebiyle İstihkak Davası sayfasından ulaşılabilir.
Mirasta denkleştirme (iade) davası nedir?
Miras bırakanın sağlığında, yasal mirasçılarından birine karşılıksız olarak yaptığı kazandırmalar (örneğin bir taşınmazın veya önemli bir meblağın bağışlanması), miras payına mahsuben yapılmış sayılabilir ve mirasın paylaşımı sırasında denkleştirmeye (iadeye) tabi tutulabilir (TMK m.669 vd.). Bu davanın uygulanabilmesi için kazandırmanın karşılıksız olması, miras bırakanın kendi malvarlığından yapılmış olması ve mirasçıya miras payına mahsuben verilmiş olması aranır (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4552, K. 2024/4443, T. 10.10.2024).
Kazandırmanın altsoya (çocuk veya torunlara) yapılmış olması halinde, aksi ispatlanmadıkça denkleştirmeye tabi olduğu kabul edilir; ispat yükü, kazandırmayı alan mirasçıya aittir. Altsoy dışındaki mirasçılara (örneğin eşe veya kardeşe) yapılan kazandırmalarda ise tam tersi bir karine geçerlidir: aksi ispatlanmadıkça denkleştirmeye tabi olmadığı kabul edilir. Kazandırmanın resmi senette kayıtsız şartsız bağış olarak belirtildiği veya miras bırakana verilen bakım/minnet karşılığı yapıldığı hallerde denkleştirme uygulanmaz. Konunun ayrıntılarına Miras Denkleştirme Davası sayfasından ulaşılabilir.
Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası nasıl sonuçlanır?
Miras kalan taşınmazda ortaklar arasında anlaşmazlık çıkması halinde, TMK m.698/699 uyarınca ortaklığın giderilmesi davası açılabilir. 01.09.2023 tarihinden itibaren bu dava türünde arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır. Dava, “çift taraflı dava” niteliğinde olduğundan tüm paydaşların (veya mirasçılarının) davada taraf olarak yer alması gerekir; taraf teşkili eksik yapılan dosyalarda mahkeme davayı esastan inceleyemez. Miras kalan taşınmazlarda paydaş sayısının fazla olması ve mirasçılara tebligat yapılmasındaki güçlükler, arabuluculuk aşamasında tam anlaşma sağlanmasını zorlaştırabilmekte; bu nedenle birçok dosya arabuluculuk sürecinin ardından mahkeme ve satış memurluğu aşamasına geçmektedir.
Mahkeme öncelikle taşınmazın fiilen bölünüp bölünemeyeceğini (aynen taksim imkânını) araştırır; imar durumu ve yüzölçümü elverişliyse taşınmaz paydaşlar arasında fiilen paylaştırılabilir. Aynen taksim mümkün değilse taşınmaz açık artırma yoluyla satılarak bedeli paylaştırılır. Daha önce 3083 sayılı Tarım Reformu Kanunu m.13/5 uyarınca tarımsal amaçlı arazilerde satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verilemezken, bu kısıtlama 6537 sayılı Kanun ile 15.05.2014 tarihinden itibaren kaldırılmış olup Fethiye ve çevresindeki tarım arazilerinde de artık satış yoluyla paylaşım mümkündür. Taşınmaz üzerinde bulunan bina veya ağaç gibi muhdesatın (üstyapının) kime ait olduğu ayrıca tespit edilerek satış bedeli buna göre paylaştırılır. Konunun ayrıntılarına Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası sayfasından ulaşılabilir.

Vasiyetname iptal edilebilir mi ve tenkis davası nedir?
Bir vasiyetname, mirasbırakanın ölümünden sonra tesliminden itibaren 1 ay içinde yerleşim yeri sulh hakimi tarafından açılır; bu açılma işlemi vasiyetnamenin geçerliliğine ilişkin bir inceleme içermez. Vasiyetnamenin iptali ise ancak TMK m.557’de sayılan sınırlı sebeplerle istenebilir: düzenleme sırasında ayırt etme gücünün bulunmaması, irade sakatlığı (yanılma, aldatma, korkutma), hukuka veya ahlaka aykırı koşul/yükleme ya da şekle aykırılık. Mirastan mal kaçırma iddiası tek başına bu sebepler arasında yer almamaktadır; böyle bir iddia ancak muris muvazaası çerçevesinde ayrı bir dava konusu olabilir. El yazılı vasiyetnamelerde tarihin (gün/ay/yıl) eksiksiz yazılmamış olması, önemli bir şekil eksikliği olarak iptal sebebi oluşturabilmektedir.
İptal davası açma süresi, davacının vasiyetnameyi, iptal sebebini ve kendi hak sahipliğini öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl, her halükarda 10 (iyiniyetli davalıya karşı) veya 20 yıldır (TMK m.559). Bu konudaki köken, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2020 tarihli görüş değişikliğine dayanmaktadır: süre artık vasiyetnamenin açılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihinden değil, davacının içeriği fiilen öğrendiği tarihten başlamaktadır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2019/4002, K. 2020/80, T. 14.01.2020); sonraki kararlarda bu görüş sürdürülmüştür.
Saklı paylı mirasçıların (altsoy, eş ve miras bırakanın anne-babası) payının bir vasiyetname veya bağışla ihlal edildiği hallerde ise tenkis davası açılabilir (TMK m.560 vd.). Tenkis, tasarrufu geçersiz kılmaz; yalnızca saklı payı aşan kısmı tasarruf edilebilir orana indirir. Dava süresi, öğrenmeden itibaren 1 yıl ve her halükarda mirasın açılmasından (vasiyette ise açılma tarihinden) itibaren 10 yıldır; bu süreler hak düşürücü olup mahkemece resen dikkate alınır (TMK m.571). Süre geçmiş olsa dahi, tenkis iddiası bir başka davada def’i (savunma) yoluyla her zaman ileri sürülebilir (TMK m.571/3). Konunun ayrıntılarına Vasiyetnamenin Açılması ve İptali Davası ve Tenkis Davası sayfalarından ulaşılabilir.
Terekenin tespiti davası ne işe yarar?
Terekenin tespiti davası, miras bırakanın ölüm tarihindeki tüm aktif (malvarlığı) ve pasif (borç) unsurlarının mahkemece belirlenmesini sağlar. Bu tespite en çok tenkis davasında tasarruf edilebilir oranın hesaplanması veya mirasın hükmen reddi davasında borca batıklığın ortaya konulması için ihtiyaç duyulur. Mahkeme bu araştırmayı resen yürütür: bankalardan hesap ve kasa bilgileri, trafik tescil müdürlüğünden araç kayıtları, vergi dairelerinden mükellefiyet bilgileri, belediyelerden ve tapu müdürlüğünden taşınmaz kayıtları sorulur; miras bırakanın bir şirkette ortaklığı varsa şirket kayıtları da incelemeye dahil edilir. Taşınmazlar, terekenin tespiti sürecinde bilirkişi marifetiyle güncel değerleriyle hesaba katılır. Konunun ayrıntılarına Terekenin Tespiti Davası sayfasından ulaşılabilir.
Miras işlemlerinde vasi ve kayyım ne zaman atanır?
Mirasçılardan biri kısıtlı, küçük veya menfaat çatışması içindeyse, miras sürecinin sağlıklı yürüyebilmesi için vesayet hukuku devreye girer. Vesayet, kamu düzenine ilişkin olduğundan resmi makamların bildirim yükümlülüğü bulunur; vesayet işlemlerinde görevli makam sulh hukuk mahkemesi, buna karşı itiraz ve denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesidir (TMK m.397 vd.). Kısıtlının veya küçüğün yasal temsilcisiyle (vasisiyle) menfaat çatışması bulunduğu durumlarda, örneğin aynı miras paylaşımında her ikisi de mirasçı ise, mahkeme ayrı bir temsil kayyımı atar (TMK m.426) ve bu kayyım olmaksızın açılan veya sürdürülen davalarda husumet izni (TMK m.462/8) eksikliği söz konusu olur; bu izin dava şartı niteliğindedir.
Ayrıca, paylaşmaya kadar mirasçılar arasında oluşan miras ortaklığını temsil etmek üzere sulh hukuk mahkemesi, mirasçılardan birinin talebi üzerine özel bir kayyım niteliğinde miras ortaklığı temsilcisi atayabilir (TMK m.640); bu kişi atandıktan sonra bireysel mirasçıların terekeyi temsil ve dava takip yetkisi sona erer. Kısıtlıya ait bir taşınmazın miras paylaşımı kapsamında satılabilmesi de ancak vesayet makamının izniyle ve kısıtlının menfaati bunu gerektiriyorsa mümkündür (TMK m.444; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/747, K. 2023/1080, T. 15.11.2023). Fethiye Sulh Hukuk Mahkemesi’nin dava türü dağılımında vesayet ve kayyımlık talepleri düzenli olarak yer almakta olup, özellikle yurt dışında yaşayan veya ileri yaşta bulunan mirasçıları olan dosyalarda bu konu sıkça gündeme gelmektedir. Konunun ayrıntılarına Miras İşlemlerinde Vasi ve Kayyım Atanması sayfasından ulaşılabilir.
Mirasın reddi nasıl ve ne kadar sürede yapılır?
TMK m.606 uyarınca, mirasçılar mirası öğrendikleri tarihten itibaren 3 ay içinde sulh hukuk mahkemesine başvurarak mirası reddedebilir. Bu, “gerçek ret” olarak adlandırılır ve mirasçının serbest iradesiyle yaptığı, süreye bağlı bir beyandır. Tereke borçlarının alacaklarından fazla olduğu durumlarda mirasın reddi, mirasçıyı borçtan korur.
Bunun yanında, miras bırakanın ölümü anında ödemeden aczinin (borca batıklığının) açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olması halinde, miras hiçbir süreye bağlı olmaksızın reddedilmiş sayılır; buna “hükmen ret” denir (TMK m.605/2). Hükmen ret, TMK m.610’daki aykırı bir davranış (zımni kabul) bulunmadıkça, alacaklılara karşı açılacak bir tespit davasıyla her zaman ileri sürülebilir (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4412, K. 2024/3725, T. 11.09.2024). Ret hakkı, mirasçının tereke ile ilgili olağan yönetim dışında bir işlem yapması (örneğin bir taşınmazı satması veya kendi adına devretmesi) halinde kaybedilir (TMK m.610/2). En yakın mirasçıların tamamı mirası reddederse, miras sulh hukuk mahkemesince iflas hükümlerine göre resmi olarak tasfiye edilir; tasfiye sonunda kalan değer, borçlar ödendikten sonra reddeden mirasçılara döner (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/1071, K. 2025/35, T. 12.02.2025). Konunun ayrıntılarına Mirasın Reddi Davası sayfasından ulaşılabilir.
Sağ kalan eşin miras payı öncesi mal rejimi tasfiyesi nasıl yapılır?
Eşlerden birinin ölümüyle, o ana kadar geçerli olan mal rejimi kendiliğinden sona erer ve miras paylaşımından önce bu rejimin tasfiye edilmesi gerekir (TMK m.225, birinci cümle). Tasfiye sonucunda sağ kalan eşin lehine doğan alacak, terekeden önce ödenmesi gereken bir tereke borcu niteliğindedir; sağ kalan eş aynı zamanda mirasçı sıfatıyla bu borcun kendi payına düşen kısmından da sorumludur. Bu tasfiye alacağı kural olarak şahsi (parasal) bir hak olup taşınmaz üzerinde doğrudan mülkiyet hakkı doğurmaz; istisnası, üstün bir yararın ispatlandığı hallerde (TMK m.226/2) veya aile konutu ile ev eşyası üzerinde katılma alacağının doğduğu durumlarda (TMK m.240) mülkiyet, intifa veya oturma hakkı talep edilebilmesidir.
01.01.2002 tarihinden önce edinilen mallar için mal ayrılığı rejimi (743 sayılı eski Kanun) geçerli olduğundan, sağ kalan eşin katkı payı alacağı iddiasını (örneğin düzenli bir çalışma geliriyle taşınmazın alımına katkı sağladığını) ispatlaması gerekir. 01.01.2002 sonrasında ise kanuni mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır; bu rejimde katılma alacağı doğrudan kanundan doğar ve ayrıca bir katkı ispatı aranmaz, TMK m.222 karinesi gereği aksi ispatlanmadıkça eşin sahip olduğu tüm mallar edinilmiş mal sayılır. Tasfiye alacağına ilişkin zamanaşımı süresi, ölüm tarihinden itibaren 10 yıldır. Konunun ayrıntılarına Eşin Vefatı Hâlinde Mal Rejimi Tasfiyesi sayfasından ulaşılabilir.
Yabancı uyruklu mirasçıların Türkiye’deki taşınmaz miras hakları nelerdir?
Fethiye ve çevresinde çok sayıda taşınmazın yabancı uyruklu kişilere ait olması nedeniyle, yabancı unsurlu miras süreçleri bölgede önemli bir yer tutmaktadır. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) 20. maddesi uyarınca miras kural olarak miras bırakanın vatandaşı olduğu ülke hukukuna tabidir; ancak Türkiye’de bulunan taşınmazlar bakımından Türk hukuku uygulanır. Bu ayrım nedeniyle taşınır ve taşınmaz mallar için ayrı ayrı mirasçılık belgesi alınması gerekebilir (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3452, K. 2026/153, T. 12.01.2026).
Yabancı uyruklu bir mirasçının Türkiye’deki taşınmazı fiilen iktisap edebilmesi, 2644 sayılı Tapu Kanunu m.35’in güncel hükmüne tabidir: 2012 yılında 6302 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten bu yana klasik “mütekabiliyet (karşılıklılık)” şartı kaldırılmış olup, yalnızca Cumhurbaşkanınca belirlenen ülkelerin vatandaşı olan yabancı gerçek kişiler, ilçe yüzölçümünün yüzde onunu ve kişi başına ülke genelinde otuz hektarı aşmamak kaydıyla Türkiye’de taşınmaz edinebilir. Bu sınırların dışında kalan bir mirasçıya miras yoluyla intikal eden taşınmaz iktisaptan men edilmez; ancak Hazine ve Maliye Bakanlığınca verilecek bir yılı geçmeyen süre içinde tasfiye edilerek bedeli mirasçıya ödenir. (Mirasın 2012 değişikliğinden önce açıldığı durumlarda, mirasın açıldığı tarihte yürürlükte olan mütekabiliyet şartı hâlâ dikkate alınabilir.) Yetkili mahkeme, MÖHUK m.43 uyarınca miras bırakanın Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesi, böyle bir yerleşim yeri yoksa terekeye dahil malların bulunduğu yer mahkemesidir. Konunun ayrıntılarına Yabancı Mirasçı Taşınmazlarında Uygulanacak Hukuk sayfasından ulaşılabilir.
Sonuç ve İletişim
Miras süreçlerinde sürelere bağlı işlemlerin (mirasın reddi, tenkis davası, vasiyetnamenin iptali gibi) zamanında yapılması büyük önem taşır. Dosyanızı değerlendirmek için 0506 773 3969 numaralı telefondan veya avmustafakocatepe@gmail.com adresinden bize ulaşabilirsiniz.
| Konu / Dava | Ayırt edici şart veya süre | Dayanak |
|---|---|---|
| Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) | Sulh hukuk mahkemesi veya noterden alınır; belge kesin hüküm değil karine oluşturur, geçersizliği süreye tabi olmaksızın ileri sürülebilir; iptal davası asliye hukuk mahkemesinde, önceki belgedeki tüm mirasçılara karşı açılır | TMK m.598 |
| Muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) | Tapulu taşınmazın satış veya ölünceye kadar bakma görünümüyle, mal kaçırma kastıyla devri; kural olarak zamanaşımı yoktur, iddia kadastro öncesi nedene dayanıyorsa 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanır | 1/2 sayılı İBK, TMK m.1024/1025, Kadastro K. m.12/3 |
| Miras sebebiyle istihkak | Üstün hak iddiası aranır; öğrenmeden itibaren 1 yıl, her hâlde 10 yıl. Adi istihkakta üstün hak iddiası yoktur ve özel zamanaşımı süreleri uygulanmaz | TMK m.637 vd., m.639 |
| Mirasta denkleştirme (iade) | Kazandırmanın karşılıksız, miras bırakanın malvarlığından ve miras payına mahsuben yapılmış olması; altsoyda karine denkleştirme yönündedir | TMK m.669 vd. |
| Ortaklığın giderilmesi | 01.09.2023’ten itibaren arabuluculuk dava şartıdır; tüm paydaşlar davada taraf olmalıdır; önce aynen taksim, mümkün değilse satış | TMK m.698/699 |
| Vasiyetnamenin iptali | Sınırlı sebepler; öğrenmeden itibaren 1 yıl, her hâlde 10 (iyiniyetli davalı) veya 20 yıl | TMK m.557, m.559 |
| Tenkis | Saklı payı aşan kısım tasarruf edilebilir orana indirilir; öğrenmeden 1 yıl, her hâlde 10 yıl; iddia def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir | TMK m.560 vd., m.571 |
| Mirasın reddi | Gerçek ret: öğrenmeden itibaren 3 ay; hükmen ret: süreye bağlı değil, borca batıklık hâlinde | TMK m.606, m.605/2 |
| Eşin mal rejimi tasfiyesi | Miras paylaşımından önce tasfiye edilir; tasfiye alacağında zamanaşımı ölüm tarihinden itibaren 10 yıldır | TMK m.225, m.222 |
| Vasi ve kayyım | Vesayet makamı sulh hukuk, denetim makamı asliye hukuk mahkemesidir; husumet izni dava şartıdır | TMK m.397, m.426, m.462/8 |
| Yabancı uyruklu mirasçı | Miras kural olarak miras bırakanın vatandaşı olduğu ülke hukukuna tabidir, Türkiye’deki taşınmazlara Türk hukuku uygulanır | MÖHUK m.20, m.43 |
Sıkça Sorulan Sorular
Miras nasıl paylaşılır?
Miras, Türk Medeni Kanunu’na göre yasal mirasçılar arasında paylarına göre paylaştırılır. Mirasçılar önce mirasçılık belgesiyle miras paylarını netleştirir, ardından terekeye dahil mal varlığını anlaşarak veya anlaşamadıkları takdirde ortaklığın giderilmesi davası yoluyla paylaşırlar. Miras bırakan geride bir vasiyetname bırakmışsa, paylaşım öncelikle saklı paylara aykırı olmamak kaydıyla bu vasiyetnameye göre yapılır.
Veraset ilamı nereden alınır?
TMK m.598 uyarınca sulh hukuk mahkemesinden veya noterden alınabilir. Mirasçılar arasında uyuşmazlık bulunmuyorsa noter yoluyla başvuru genellikle daha hızlı sonuçlanır; mirasçılardan biri itiraz ederse veya noter başvuruyu reddederse süreç sulh hukuk mahkemesine taşınır. Alınan belge, banka hesapları ve tapu gibi miras kalan varlıkların mirasçılar adına devri için ilgili kurumlara sunulur.
Mirasın reddi nasıl yapılır?
Mirasçılar, mirası öğrendikleri tarihten itibaren 3 ay içinde sulh hukuk mahkemesine dilekçe vererek mirası reddedebilir. Bu süre hak düşürücüdür ve geçtikten sonra gerçek ret beyanında bulunulamaz. Miras bırakanın ölüm anında borçlarının mal varlığından fazla olduğu açıkça belli veya resmen tespit edilmişse, süreye bağlı olmaksızın “hükmen ret” söz konusu olabilir.
Miras anlaşmazlıkları nasıl çözülür?
Öncelikle müzakere yoluyla, anlaşma sağlanamazsa arabuluculuk ve dava yoluyla çözülür. Ortaklığın giderilmesi gibi bazı miras uyuşmazlıklarında 01.09.2023 tarihinden itibaren arabuluculuğa başvurulması dava şartı haline gelmiştir. Anlaşma sağlanamayan dosyalarda uyuşmazlığın niteliğine göre (mirasçılık belgesinin iptali, tenkis, ortaklığın giderilmesi gibi) farklı dava türlerine başvurulur.
Muris muvazaası nasıl ispatlanır?
Tanık beyanları, tapu kayıtları ve miras bırakanın gerçek amacını gösteren diğer delillerle ispatlanabilir; dava açma süresinde kural olarak bir sınırlama yoktur. Mahkemeler bu değerlendirmeyi yaparken tarafların ekonomik durumunu, satış bedeli ile taşınmazın gerçek değeri arasındaki farkı ve miras bırakanın yaşı ile sağlık durumunu birlikte incelemektedir. İspat yükü iddiayı ileri süren mirasçıya aittir.
Danışmanlık ücreti nasıl belirlenir?
Avukatlık ve danışmanlık ücretleri, Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve Muğla Barosu tavsiye ücret tarifesi esas alınarak dosyanın kapsamına göre belirlenir.
Fethiye’de bir miras avukatı ile nasıl iletişime geçebilirim?
Telefon veya ofis ziyareti yoluyla randevu alarak iletişime geçebilirsiniz.
Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) çıkarmak ne kadar sürer?
Mirasçılar arasında ihtilaf yoksa noterden aynı gün içinde alınabilir; sulh hukuk mahkemesi yoluyla yapılan başvurularda süre, dosyanın niteliğine ve mirasçıların tespitine göre değişebilir.
Mirasçılık belgesinde bir mirasçı unutulmuşsa ne yapılmalı?
Bu durumda asliye hukuk mahkemesinde hasımlı olarak mirasçılık belgesinin iptali davası açılabilir.
Üvey çocuk mirasçı olur mu?
Üvey çocuk, üvey ebeveyninin yasal mirasçısı değildir; miras hakkı yalnızca kendi soybağı bulunan ebeveyninden doğar, ancak evlat edinme ile bu durum değişebilir.
Evlilik dışı doğan çocuğun miras hakkı var mıdır?
Soybağı kurulmuş olması kaydıyla, evlilik dışı doğan çocuğun miras hakkı evlilik içi doğan çocukla aynıdır.
Saklı pay nedir, kimler saklı paylı mirasçıdır?
Saklı pay, kanunun belirli yakın mirasçılara (altsoy, eş ve miras bırakanın anne-babası) tanıdığı, miras bırakanın tasarruflarıyla tamamen ortadan kaldıramayacağı asgari miras payıdır.
Tenkis davası kime karşı açılır?
Tenkis davası, saklı payı ihlal eden kazandırmadan yararlanan kişiye (vasiyet alacaklısına, bağışlanana veya ölünceye kadar bakma sözleşmesindeki tarafa) karşı açılır.
Tenkis davası açma süresi kaçırılırsa ne olur?
Süresi içinde açılmayan tenkis talebi, açılan başka bir davada def’i (savunma) yoluyla ileri sürülebilir; bu yol süreye tabi değildir.
Vasiyetname mutlaka noterde mi düzenlenmelidir?
Hayır; resmi vasiyetnamenin yanında, tamamı miras bırakanın el yazısıyla yazılmış, tarih ve imza içeren el yazılı vasiyetname de TMK’ya göre geçerlidir.
El yazılı vasiyetnamede tarih eksikse geçerli olur mu?
Tarih eksikliği önemli bir şekil şartı ihlali olduğundan, bu durum vasiyetnamenin iptaline yol açabilir.
Mirası reddetmek, mirasçıyı miras bırakanın borçlarından tamamen kurtarır mı?
Evet; mirası geçerli şekilde reddeden kişi, miras bırakanın borç ve alacaklarından hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Bir mirasçı mirası reddederse, payı kime geçer?
Reddeden mirasçı hiç mirasçı olmamış gibi işlem görür; payı, kendi altsoyuna veya aynı zümredeki diğer mirasçılara TMK hükümlerine göre intikal eder.
Ortaklığın giderilmesi davası kimlere karşı açılır?
Taşınmazdaki tüm paydaşlara (veya vefat etmişlerse mirasçılarına) karşı açılır; taraf teşkilinin eksiksiz yapılması dava şartıdır.
Ortaklığın giderilmesi davasından önce arabuluculuğa gitmek zorunlu mudur?
Evet; 01.09.2023 tarihinden itibaren bu dava türünde arabuluculuğa başvurulması dava şartı haline gelmiştir.
Miras kalan tarım arazisi satış yoluyla paylaştırılabilir mi?
2014 yılından itibaren yapılan kanun değişikliğiyle, tarımsal niteliği bulunan taşınmazlarda da mahkeme kararıyla satış yoluyla ortaklığın giderilmesi mümkün hale gelmiştir.
Yurt dışında yaşayan bir mirasçının Türkiye’deki miras sürecine katılması gerekir mi?
Evet; mirasçılık sıfatı yurt dışında ikamet etmekle ortadan kalkmaz, ancak dava ve işlemler vekil aracılığıyla takip edilebilir.
Yabancı uyruklu eşin Türkiye’deki taşınmaz üzerinde miras hakkı var mıdır?
Mirasçılık sıfatı bulunmakla birlikte, taşınmazı fiilen devralabilmesi Tapu Kanunu m.35’te 2012’den bu yana uygulanan, Cumhurbaşkanınca belirlenen ülke ve alan sınırlamalarına bağlıdır; bu sınırlar aşılırsa taşınmaz yine de mirasçıya geçer, yalnızca sonradan tasfiye edilerek bedeli kendisine ödenir.
Mütekabiliyet şartı sağlanmıyorsa yabancı mirasçının hakkı tamamen kaybolur mu?
Hayır; günümüzde Tapu Kanunu m.35 uyarınca mütekabiliyet yerine Cumhurbaşkanınca belirlenen ülke/alan sınırlamaları uygulanır. Bu sınırların dışında kalan bir mirasçıya taşınmaz yine de intikal eder; yalnızca Hazince belirlenecek süre içinde tasfiye edilip bedeli kendisine ödenir. Taşınır mallar yönünden mirasçılık sıfatı her hâlükârda devam eder.
Terekenin tespiti davasını kimler açabilir?
Mirasçılardan her biri, alacaklılar veya tenkis/hükmen ret gibi başka bir davanın hazırlığı için tereke tespitini talep edebilir.
Vasi tayin edilen bir kişi adına miras davası nasıl açılır?
Vasi ile kısıtlı arasında menfaat çatışması yoksa vasi tarafından, çatışma varsa mahkemece atanacak bir temsil kayyımı aracılığıyla ve vesayet makamının husumet izniyle açılabilir.
Sağ kalan eş, mirastan önce mal rejimi tasfiyesi talep etmek zorunda mıdır?
Uygulamada mal rejiminin tasfiyesi miras paylaşımının ön şartı olduğundan, sağ kalan eşin bu alacağı miras paylaşımından önce talep etmesi hak kaybını önler.
Mirasçılardan biri tapu devrine imza vermezse ne yapılabilir?
Bu durumda anlaşma yoluyla paylaşım mümkün olmadığından, ortaklığın giderilmesi davası açılarak taşınmazın aynen taksimi veya satışı talep edilebilir.
Dosyanızı değerlendirmek için bize ulaşabilirsiniz
Av. Mustafa Kocatepe
Türk Medeni Kanunu’nun güncel resmi metnine mevzuat.gov.tr üzerinden, Yargıtay kararlarına ise yargitay.gov.tr üzerinden ulaşılabilir.
Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel nitelikte olup hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamaktadır. Hak kaybına uğramamak adına somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir. — Av. Mustafa Kocatepe