Miras işlemleri sırasında mirasçılardan biri küçük, kısıtlı ya da fiil ehliyetine sahip olmayan bir kişi olduğunda, o mirasçının haklarının kim tarafından ve nasıl korunacağı önemli bir sorun hâline gelir. Bu noktada devreye Türk Medeni Kanunu’nun vesayet, vasi ve kayyım kurumları girer. Bu yazımızda Fethiye miras avukatı olarak vesayet makamlarının görev ve yetkilerini, temsil kayyımının ne zaman atandığını, miras ortaklığına özel kayyım niteliğindeki temsilci atanmasının sonuçlarını, vasi ile kısıtlı arasındaki menfaat çatışması hâllerini ve husumet izninin dava şartı olma özelliğini güncel Yargıtay kararları ışığında inceleyeceğiz. Fethiye ve çevresinde mirasçılardan birinin küçük veya kısıtlı olduğu miras dosyalarına sıklıkla rastlanmakta, bu durum vasi veya kayyım atanması sürecini gündeme getirmektedir.
Vesayet Nedir, Hangi Makamlar Yetkilidir?
Vesayet, ergin olmayan küçükler ile kısıtlıların kişisel, sosyal ve malvarlığına ilişkin menfaatlerinin korunması ve bu kişilerin hukuki işlemlerde temsil edilmesi amacıyla öngörülmüş, ayırt etme gücünden yoksun veya kısıtlı kişilerin haklarını korumaya yönelik kamu düzenine ilişkin bir kurumdur. Türk Medeni Kanunu‘nun 405. maddesi uyarınca akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen, korunması ve bakımı için sürekli yardıma ihtiyaç duyan ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kişi kısıtlanabilir. Bu kısıtlanma sebebinin varlığı ise ancak resmî bir sağlık kurulu raporuyla ortaya konulabilir.
TMK m. 405 uyarınca akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan ergin kişiler kısıtlanır. TMK m. 409/2 uyarınca ise akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir.
Vesayetin kamu düzenine ilişkin olması, resmî makamlara da yükümlülük getirir. TMK m. 405/2 uyarınca görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerektiren bir durumun varlığını öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadır.
Vesayet işlemlerinde görevli ve yetkili makamlar da kanunda açıkça belirlenmiştir. Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesidir; bu makamın kararlarına karşı yapılan itirazları inceleyen denetim makamı ise TMK m. 397 uyarınca asliye hukuk mahkemesidir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2020/2, K. 2021/3666, T. 01.06.2021 sayılı kararında vesayet makamının itirazı reddetmesi hâlinde itirazın denetim makamınca incelenmesi gerektiğini ve TMK m. 397’de belirtilen denetim makamının asliye hukuk mahkemesi olduğunu hatırlatmıştır. Aynı kararda, TMK m. 422 ve m. 431 kapsamında vasi ve kayyım atanmasına ya da miras ortaklığı temsilcisinin şahsına yönelik itirazlar üzerine denetim makamınca verilen kararların kesin olduğu, bu kararlara karşı temyiz yolunun kapalı olduğu da vurgulanmıştır. Yerleşim yeri bu bölgede olan küçük veya kısıtlılar için vesayet işlemlerinde görevli merci Fethiye Sulh Hukuk Mahkemesi’dir; bu mahkemenin kararlarına yönelik itirazlar ise denetim makamı sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi tarafından incelenir.
Temsil Kayyımı Ne Zaman Atanır?
Miras işlemlerinde en sık başvurulan kurumlardan biri temsil kayyımlığıdır. TMK m. 426 uyarınca vesayet makamı, ilgilisinin talebi üzerine veya kendiliğinden (re’sen) temsil kayyımı atayabilir. TMK m. 426’ya göre temsil kayyımı atanabilmesi için şu şartlardan birinin gerçekleşmesi gerekir:
- Ergin bir kişinin hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisinin görememesi ya da bir temsilci atayamayacak durumda olması,
- Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaatinin çatışması,
- Yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engelin bulunması.
Temsil kayyımının görev alanı TMK m. 426 ve m. 430 kapsamında belirlenir; vasinin atanması usulüne ilişkin kurallar kayyımın atanmasında da uygulanır (TMK m. 431). Temsil kayyımı atanmasında yetkili merci, kendisine kayyım atanacak kişinin yerleşim yeri vesayet makamıdır (TMK m. 430). Bir öğretim kurumuna devam etmek amacıyla bir yerde bulunmak ya da eğitim, sağlık, bakım veya ceza kurumuna konulmak yeni bir yerleşim yeri edinme sonucu doğurmaz (TMK m. 22); dolayısıyla yetkili vesayet makamı kişinin gerçek yerleşim yerine göre belirlenir.
Miras Ortaklığı Temsilcisi (Özel Kayyım) Nedir?
Mirasçılar, terekeye elbirliği (iştirak hâlinde) mülkiyet hükümleri gereğince birlikte tasarruf etmek zorundadır. Ancak mirasçılar arasında anlaşmazlık çıkması veya bir mirasçının tereke işlemlerini birlikte yürütmesinin fiilen mümkün olmaması hâlinde, TMK m. 640 uyarınca sulh hukuk mahkemesi mirasçılardan birinin istemi üzerine miras ortaklığına paylaşmaya kadar geçerli olmak üzere bir temsilci atayabilir. Miras ortaklığına temsilci atanması istemiyle açılan davada husumetin mirasbırakanın tüm mirasçılarına yöneltilmesi gerekir.
Miras ortaklığı temsilcisinin hukuki niteliği “özel kayyım” olarak kabul edilmektedir.
Burada uygulamada en çok karıştırılan ve mirasçılar açısından ciddi hak kayıplarına yol açabilen nokta şudur: terekeye bir temsilci atandığı andan itibaren, bireysel mirasçıların terekeyi temsil etme ve davaları takip etme yetkisi kendiliğinden sona erer. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2019/1064, K. 2020/4426, T. 24.09.2020 sayılı kararında, tereke temsilcisinin atanmasıyla birlikte mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkisinin ortadan kalktığını, bu tarihten sonra hükmü temyiz etme hakkının da münhasıran temsilciye geçtiğini açıkça ifade etmiştir. Bir başka anlatımla, miras ortaklığına temsilci atandıktan sonra mirasçılardan biri tek başına dava açamaz, açılmış bir davayı takip edemez veya kararı temyiz edemez; bu yetkiler yalnızca atanan temsilciye aittir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, miras ortaklığı temsilcisinin (TMK m. 640/3) şahsına yönelik yapılan itirazlar üzerine denetim makamınca (asliye hukuk mahkemesi) verilen kararlar kesindir; bu kararlara karşı temyiz yolu açık değildir (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2020/2, K. 2021/3666, T. 01.06.2021).
Vasi ile Kısıtlı Arasında Menfaat Çatışması
Miras taksiminde sık karşılaşılan bir başka durum, kısıtlı mirasçı ile ona atanmış vasinin aynı miras davasında veya taksiminde taraf olmalarıdır. Bu hâlde vasi ile kısıtlı arasında TMK m. 418/3 anlamında bir menfaat çatışması doğar ve vasinin kısıtlıyı bu işlemde temsil etmesi mümkün olmaktan çıkar.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/2345, K. 2021/4660, T. 27.09.2021 sayılı kararında, kısıtlı ile vasi arasında yargılama süreci ve sonuçları itibariyle TMK m. 418/3 hükmü gereğince menfaat aykırılığı bulunması hâlinde, kısıtlıya yasal şartları taşıyan başka bir vasi atanması ve yeni atanacak vasiye ayrıca husumet izni verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Menfaat çatışması hâlinde mahkemenin resen bu hususu gözetmesi ve gerekli atamayı yaptırması, ileride verilecek kararın usulden bozulmasının önüne geçilmesi bakımından büyük önem taşır.
Husumet İzni Dava Şartıdır
Vasi atanmış olması tek başına, vasinin kısıtlı adına veya kısıtlıya karşı açılan bir davayı takip edebilmesi için yeterli değildir. TMK m. 462/8 uyarınca vasinin kısıtlıyı davada temsil edebilmesi için ayrıca vesayet makamından husumet izni alması zorunludur. Bununla birlikte aynı bent, izin kuralını koyarken acele hâllerde vasinin geçici önlemler alma yetkisini açıkça saklı tutar: beklemenin kısıtlının hakkını tehlikeye sokacağı acil durumlarda vasi, izni beklemeden kısıtlının menfaatini korumaya yönelik geçici önlemleri alabilir. Bu istisna geçici önlemlerle sınırlıdır; dava açma ve davayı takip için izin kuralı devam eder. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/3142, K. 2024/1068, T. 22.02.2024 sayılı kararında, vasinin yalnızca vasi atanma kararına dayanarak kısıtlıyı davada temsil edemeyeceği, TMK m. 462/8 uyarınca vesayet makamı tarafından kendisine husumet izni verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu eksikliğin tamamlanması için ilgiliye kesin süre verilmesi gerekir (HMK m. 115/2).
Bu kural, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinde düzenlenen dava şartları sistemiyle de bağlantılıdır; dava ehliyeti ve kanuni temsilcinin temsil yetkisi bir dava şartıdır. Dava şartı noksanlığının tespiti hâlinde davanın usulden reddine karar verilir; ancak noksanlığın giderilmesi mümkünse bu hususun tamamlanması için ilgili tarafa kesin süre verilir, bu süre içinde noksanlık giderilmezse dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilir (HMK m. 115/2). Uygulamada husumet izni belgesi dava dosyasına sunulmadan yürütülen işlemler, ilerleyen aşamalarda ciddi usul sorunlarına ve zaman kaybına yol açabilmektedir.
Kısıtlının Taşınmaz Satışı
Miras paylaşımı sırasında kısıtlı bir mirasçıya düşen taşınmazın satılması gerektiğinde, vasinin kendiliğinden bu satışı gerçekleştirmesi mümkün değildir. TMK m. 444 uyarınca vesayet altındaki kişinin taşınmazlarının satışı, ancak vesayet makamının talimatı doğrultusunda ve vesayet altındaki kişinin menfaati gerekli kıldığı hâllerde mümkündür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/747, K. 2023/1080, T. 15.11.2023 sayılı kararında da vesayet altındaki kısıtlılara ait taşınmazların satışlarının vesayet makamının talimatı uyarınca ve ancak vesayet altındaki kişinin menfaati gerekli kıldığı hâllerde mümkün olduğu belirtilmiştir. Vesayetin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle kısıtlının taşınmaz üzerindeki tasarrufları sıkı bir izin rejimine tabidir (TMK m. 462/1).
Bu nedenle miras taksiminde kısıtlı mirasçının payına düşen bir taşınmazın satışı söz konusu olduğunda, öncelikle vesayet makamından (sulh hukuk mahkemesi) satış izni alınması, satışın kısıtlının menfaatine olduğunun ortaya konulması ve gerekiyorsa satış bedelinin kısıtlı adına güvence altına alınacak şekilde kullanılması gerekir. Aksi hâlde yapılan satış işlemi geçersiz sayılabilir. Tereke temsilcisinin atanması durumunda dahi vasinin malvarlığı tasarruflarında ayrıca vesayet makamından izin alması gerekir (TMK m. 462). Sürecin usulüne uygun yürütülmesi açısından Fethiye Miras Avukatı desteği almak, hem izin sürecinin hem de satış işleminin sağlıklı ilerlemesini kolaylaştırır.
Güncel Yargıtay Kararları
Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan ilkeleri özetlemek gerekirse, miras işlemlerinde vasi ve kayyım atanmasına ilişkin güncel Yargıtay içtihadının başlıca noktaları şunlardır:
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/747, K. 2023/1080, T. 15.11.2023 — Kısıtlının taşınmaz satışında vesayet makamı talimatının ve kişinin menfaatinin gerekliliği (TMK m. 444).
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/2345, K. 2021/4660, T. 27.09.2021 — Vasi ile kısıtlı arasında menfaat çatışması hâlinde yeni vasi atanması ve husumet izni verilmesi gerekliliği.
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/3142, K. 2024/1068, T. 22.02.2024 — Kısıtlı adına davanın takip edilebilmesi için TMK m. 462/8 uyarınca husumet izni alınması gerektiği.
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2019/1064, K. 2020/4426, T. 24.09.2020 — Miras ortaklığına temsilci atanmasıyla mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkisinin ortadan kalkması.
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2020/2, K. 2021/3666, T. 01.06.2021 — Vesayet makamının sulh hukuk mahkemesi, denetim makamının ise asliye hukuk mahkemesi (TMK m. 397) olduğu ve miras ortaklığı temsilcisinin şahsına yönelik itirazda verilen kararın kesin olduğu.
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/11946, K. 2024/2883, T. 11.03.2024 — Vasinin atanması usulüne ilişkin kuralların kayyımın atanmasında da uygulanması (TMK m. 431).
- Temsil kayyımı atanmasında yetkili merci, kayyım atanacak kişinin yerleşim yeri vesayet makamıdır (TMK m. 430).
- Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh hukuk mahkemesince miras ortaklığına paylaşmaya kadar temsilci atanabileceği (TMK m. 640).
- Dava şartı noksanlığının giderilmesi için kesin süre verilmesi gerektiği (HMK m. 115/2).
Sonuç ve İletişim
Miras işlemlerinde küçük veya kısıtlı bir mirasçının bulunması, sürecin kanunda öngörülen usule tam olarak uyularak yürütülmesini zorunlu kılar. Temsil kayyımının şartlarının doğru tespit edilmesi, miras ortaklığına atanacak özel kayyımın yetkilerinin ve mirasçılar üzerindeki etkisinin bilinmesi, vasi ile kısıtlı arasında menfaat çatışması bulunduğunda yeni vasi ve husumet izni prosedürünün işletilmesi, kısıtlının taşınmazlarının satışında vesayet makamından izin alınması gibi hususlarda yapılacak usuli bir hata, davanın reddedilmesine veya işlemin geçersiz sayılmasına yol açabilir. Bu nedenle sürecin başında bir avukattan destek almak, hem zaman hem de hak kaybını önler. Fethiye ve çevresinde bu tür miras dosyalarını yürüten mirasçıların da vesayet makamıyla olan yazışma ve izin süreçlerini bir avukat aracılığıyla takip etmesi önerilir. Dosyanızı değerlendirmemiz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Konuyla bağlantılı olarak Ortaklığın Giderilmesi Davası ve Mirasçılık Belgesi (Veraset İlamı) hakkındaki makalelerimiz de ilginizi çekebilir.
| Kurum / mesele | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Vesayet makamı | SULH HUKUK mahkemesi | TMK m.397 |
| Denetim makamı | ASLİYE HUKUK mahkemesi — vesayet makamının kararlarına itirazları inceler | TMK m.397. Vasi/kayyım atanmasına ve miras ortaklığı temsilcisinin şahsına yönelik itirazlarda denetim makamının kararı KESİNDİR, temyiz yolu kapalıdır |
| Kısıtlama sebebi | Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini görememe, sürekli yardıma ihtiyaç duyma ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokma | TMK m.405 — kısıtlamaya ancak resmî SAĞLIK KURULU RAPORU üzerine karar verilir (TMK m.409/2) |
| Bildirim yükümlülüğü | Görevleri sırasında vesayeti gerektiren durumu öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler durumu hemen vesayet makamına bildirmek zorundadır | TMK m.405/2 |
| Temsil kayyımı — şartlar | Üç hâlden biri: (1) ergin kişinin hastalık, başka yerde bulunma vb. sebeple ivedi işini görememesi veya temsilci atayamayacak durumda olması, (2) yasal temsilci ile küçüğün/kısıtlının menfaatinin çatışması, (3) yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine engel bulunması | TMK m.426 — vesayet makamı talep üzerine veya RESEN atar |
| Temsil kayyımı — yetki | Kendisine kayyım atanacak kişinin YERLEŞİM YERİ vesayet makamı. Öğretim kurumuna devam veya eğitim/sağlık/bakım/ceza kurumuna konulma yeni yerleşim yeri doğurmaz | TMK m.430, m.431; TMK m.22 |
| Miras ortaklığı temsilcisi | Sulh hukuk mahkemesi, mirasçılardan birinin istemi üzerine PAYLAŞMAYA KADAR geçerli temsilci atar; niteliği “özel kayyım”dır. Husumet mirasbırakanın TÜM mirasçılarına yöneltilir | TMK m.640 |
| Temsilci atanmasının sonucu | Atama anından itibaren bireysel mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkisi KENDİLİĞİNDEN SONA ERER; tek başına dava açamaz, açılmış davayı takip edemez, kararı temyiz edemez — bu yetkiler münhasıran temsilciye geçer | — |
| Vasi–kısıtlı menfaat çatışması | Kısıtlı ile vasi aynı davada/taksimde taraf ise vasi kısıtlıyı temsil edemez; kısıtlıya yasal şartları taşıyan BAŞKA bir vasi atanır ve yeni vasiye ayrıca husumet izni verilir. Mahkeme bunu resen gözetmelidir | TMK m.418/3 |
| Husumet izni | Vasi atanmış olması yetmez; kısıtlıyı davada temsil için vesayet makamından ayrıca HUSUMET İZNİ alınması zorunludur. Bu bir DAVA ŞARTIDIR; eksiklik için kesin süre verilir, giderilmezse dava usulden reddedilir | TMK m.462/8; HMK m.114, m.115/2 |
| Kısıtlının taşınmaz satışı | Vasi kendiliğinden satamaz; satış ancak vesayet makamının TALİMATI doğrultusunda ve kısıtlının MENFAATİ gerekli kıldığı hâllerde mümkündür. Tereke temsilcisi atanmış olsa dahi malvarlığı tasarruflarında ayrıca izin gerekir | TMK m.444; TMK m.462/1 |
Sıkça Sorulan Sorular
Vesayet ile kayyımlık arasındaki fark nedir?
Vesayet, ergin olmayan küçükler ile kısıtlıların kişisel ve malvarlığı ile ilgili menfaatlerini korumak üzere sürekli bir temsil ilişkisi kuran genel bir kurumdur. Kayyımlık ise belirli, somut ve genellikle geçici bir işin görülmesi için sınırlı yetkiyle atanan bir temsil türüdür; örneğin temsil kayyımı veya miras ortaklığı temsilcisi bu şekilde atanır.
Miras ortaklığı temsilcisi (özel kayyım) hangi hâllerde atanır?
Mirasçılar arasında tereke üzerinde birlikte hareket etme konusunda anlaşmazlık bulunduğunda veya bir mirasçının tereke işlemlerini birlikte yürütmesi fiilen mümkün olmadığında, TMK m. 640 uyarınca mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh hukuk mahkemesi miras ortaklığına paylaşmaya kadar geçerli olacak bir temsilci atayabilir.
Miras ortaklığı temsilcisi atanınca mirasçılar davayı takip edemez mi?
Hayır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre miras ortaklığına temsilci atandığı andan itibaren bireysel mirasçıların terekeyi temsil etme ve davayı takip etme yetkisi kendiliğinden sona erer. Bu tarihten sonra dava sürecini yürütme ve kararı temyiz etme yetkisi yalnızca atanan temsilciye aittir.
Temsil kayyımı (TMK m. 426) hangi şartlarda atanır?
Ergin bir kişinin hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini görememesi ya da temsilci atayamaması, yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaatinin çatışması ya da yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunması hâllerinden birinin varlığı gerekir.
Temsil kayyımı atamada yetkili mahkeme hangisidir?
Yetkili merci, kendisine kayyım atanacak kişinin yerleşim yeri vesayet makamı, yani o yer sulh hukuk mahkemesidir. Bir eğitim, sağlık, bakım veya ceza kurumunda geçici olarak bulunma, kişinin yerleşim yerini değiştirmez.
Vesayet makamının kararına nasıl itiraz edilir?
Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesidir; bu makamın verdiği kararlara karşı yapılan itirazlar, TMK m. 397 uyarınca denetim makamı sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi tarafından incelenir. Vasi ve kayyım atanmasına veya miras ortaklığı temsilcisinin şahsına yönelik itirazlarda denetim makamının verdiği karar kesindir; bu kararlara karşı temyiz yolu kapalıdır.
Vasiye husumet izni nasıl alınır?
Vasi, kısıtlıyı bir davada temsil etmek istediğinde, vasi atanma kararına ek olarak TMK m. 462/8 uyarınca vesayet makamından ayrıca husumet izni almak zorundadır. Bu izin, vesayet dosyasının bulunduğu sulh hukuk mahkemesinden talep edilir.
Husumet izni olmadan açılan veya takip edilen dava ne olur?
Husumet izninin bulunmaması, dava şartı eksikliği olarak değerlendirilir. Mahkeme bu eksikliğin giderilmesi için ilgiliye kesin süre verir; süresi içinde izin belgesi sunulmazsa dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilir.
Vasi ile kısıtlı arasında menfaat çatışması ne zaman doğar?
Kısıtlı mirasçı ile ona atanmış vasinin aynı miras davasında veya miras taksiminde taraf olmaları, örneğin ikisinin de mirasçı sıfatıyla aynı taşınmaz veya tereke değeri üzerinde hak iddia etmeleri hâlinde TMK m. 418/3 anlamında menfaat çatışması doğar.
Menfaat çatışması hâlinde kısıtlıya yeni vasi mi atanır, yoksa kayyım mı?
Olayın özelliğine göre değişmekle birlikte Yargıtay kararlarında hem kısıtlıya yasal şartları taşıyan yeni bir vasi atanması hem de yalnızca o işlem veya dava için ayrı bir temsil kayyımı görevlendirilmesi çözüm olarak kabul edilmiştir; her iki durumda da yeni atanan kişiye ayrıca husumet izni verilmesi gerekir.
Kısıtlının payına düşen taşınmaz nasıl satılır?
Kısıtlıya ait veya miras yoluyla kısıtlıya düşen bir taşınmazın satışı, ancak vesayet makamının (sulh hukuk mahkemesi) talimatı doğrultusunda ve satışın kısıtlının menfaatine olduğu ortaya konularak yapılabilir. Vasinin bu izin olmaksızın gerçekleştirdiği satış işlemi geçerli sayılmaz.
Vesayet altındaki kişinin taşınmaz satışı için hangi madde uygulanır?
TMK m. 444 uyarınca vesayet altındaki kişinin taşınmazlarının satışı, vesayet makamının talimatı ve vesayet altındaki kişinin menfaatinin gerektirdiği hâllerle sınırlıdır. Bu kural, vesayetin kamu düzenine ilişkin niteliğinin doğal bir sonucudur.
Miras taksiminde kısıtlı mirasçı nasıl temsil edilir?
Kural olarak kısıtlı mirasçıyı vasisi temsil eder; ancak vasi ile kısıtlı arasında menfaat çatışması varsa ya da vasinin işi görmesine engel bir durum söz konusuysa, kısıtlıyı miras taksimi işleminde veya davasında temsil etmek üzere ayrı bir temsil kayyımı görevlendirilir ve gerekli hâllerde husumet izni alınır.
Dosyanızı değerlendirmek için bize ulaşabilirsiniz
Av. Mustafa Kocatepe
Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel nitelikte olup hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamaktadır. Hak kaybına uğramamak adına somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir. — Av. Mustafa Kocatepe