Mirasın reddi davası, diğer bir ismiyle reddi miras davası; mirasçılara kendilerine kalan mirası reddetme hakkı veren bir hukuki prosedürdür. Bu yazımızda Fethiye miras avukatı olarak reddi mirasın nasıl yapılacağına ilişkin hukuki incelemelerde bulunacağız.
Mirasın Reddi (Reddi Miras) Davası Nedir ?
Mirasçılık ilişkisi bir kişinin ölümüyle birlikte geride bıraktığı malvarlığının mirasçılar tarafından nasıl paylaşılacağını belirler. Ancak bazı durumlarda mirasçılar arasında uyuşmazlıklar çıkabilir ve bu durumda mirasçı mirası reddetmek amacıyla mahkemeye başvurabilir.
Miras, mirasbırakanın hem aktif hem de pasif malvarlığını içerir. Dolayısıyla mirasçılar, miras bırakanın hem alacaklarına hem de borçları üzerinde hak ve yükümlülük sahibidirler.
Mirasçılar, mirası reddetmek için reddi miras davası açabilirler. Bu davada mirasçı, mirasın reddedilmesini, mirasbırakanın alacaklarından ve halihazırda bulunan malvarlığından yararlanamamasını ve yükümlülüklerinden muaf tutulmasını talep eder.
Türk Medeni Kanunu’nda mirasın gerçek reddi ve hükmen reddi olmak üzere iki ayrı düzenleme bulunmaktadır.
Mirasın Gerçek Reddi Nedir ?
Mirasın gerçek reddi Türk Medeni Kanunu’nun 609. Maddesinde düzenlenmektedir. Mirasçının mahkemede sözlü veya yazılı bir şekilde ret beyanı vermesi için ayırt etme gücünün bulunması ve ergin olması gerekmektedir.
Madde 609- Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır.
Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir.
Sulh hakimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder.
Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir.
Tutanağın ve kütüğün nasıl tutulacağı Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Mirasın en yakın mirasçıların tamamı tarafından reddedilmesi durumunda tereke, mahkeme tarafından iflas hükümlerince tasfiye edilir. Tasfiye edilmesinin ardından kalan malvarlığı reddeden mirasçılar ve hak sahiplerine dağıtılır.
Mirasın Hükmen Reddi Nedir ?
Mirasın hükmen reddi Türk Medeni Kanunu’nun 605. Maddesinde düzenlenmektedir. Mirasbırakanın borcu alacağından fazla olduğu belli veya resmen tespit edilmiş ise miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır. Mirasın hükmen reddinin gerçekleşmiş sayılması için mirasçıların ret beyanında bulunmalarına gerek yoktur. Ancak daha sonra çıkabilecek uyuşmazlıklar göz önünde bulundurularak mirasçıların sulh hukuk mahkemesine ret beyanında bulunmaları yararlı olacaktır.
Madde 605-Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler.
Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.
Reddi Miras Süresi
Mirasın reddi süresi Türk Medeni Kanunu’nun 606. Maddesinde düzenlenmektedir.
Madde 606– Miras, üç ay içinde reddolunabilir.
Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.
Reddi Miras Davasında Görevli Mahkeme Hangisidir ?
Mirasın gerçek reddine ilişkin olan ret davası hasımsız ve çekişmesiz yargı işi olduğundan davadaki görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Hükmen ret söz konusu ise görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
Mirasın Reddi Davasında Yetkili Mahkeme Hangisidir ?
Reddi miras davasında yetkili mahkeme mirasın açıldığı yerdeki sulh mahkemesidir.
TMK m. 609 – (3) Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir.
Mirasın Reddi Halinde Miras Hakkı Kime Geçer ?
Söz konusu husus Türk Medeni Kanunu’nun 611. Maddesinde düzenlenmiştir. Mirasın reddi beyanı veren kişi o miras bakımından ölmüş gibi hüküm doğurur dolayısı ile ret beyanı veren kişinin alt soyu mirasdan faydalanabilecektir.
Madde 611- Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer.
Gerçek Ret ile Hükmen Ret Arasındaki Farklar
Mirasın gerçek reddi ile hükmen reddi arasında hukuki nitelik, süre ve ileri sürülme usulü bakımından önemli farklar bulunur. Gerçek ret, mirasçının tek taraflı ve kayıtsız şartsız irade beyanına dayanan bir hak kullanımıdır ve üç aylık hak düşürücü süreye tabidir. Hükmen ret ise terekenin borca batık olması sonucu kanundan doğan bir karinedir ve herhangi bir süreye bağlı değildir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/125, K. 2025/69, T. 16.01.2025 sayılı kararında bu ayrım açıklanmıştır. Karara göre gerçek rette, süresi içinde mirasın kayıtsız şartsız reddedildiğinin sulh hakimine bildirilmesi ve reddin tescil ettirilmesi gerekir. Bu konuda herhangi bir işlem yapılmaması veya suskun kalınması mirasın kabul edildiği anlamına gelir. Buna karşılık terekenin borca batık olduğu herkesçe biliniyor ve bu husus sabitse, suskunluk ve terekeye sahip çıkmama mirasın reddedildiği anlamına gelir.
Bu ayrım kanunun sisteminden de anlaşılır: Türk Medeni Kanunu gerçek ret için süre (TMK m. 606) öngörmüş ve mirasçının tek taraflı irade açıklamasını aramıştır. Hükmen reddin sonuç doğurması için ise (TMK m. 605/2) herhangi bir irade açıklaması ya da dava açılması şart değildir.
Daha önce gerçek ret yoluyla mirası süresinde reddetmiş olan bir mirasçının, sonradan terekenin borca batık olduğunu ileri sürerek hükmen ret davası açmasında hukuki yararı bulunmaz. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/2642, K. 2025/840, T. 17.02.2025 sayılı kararında, mirası üç aylık süre içinde sulh hukuk mahkemesinde kayıtsız şartsız olarak reddetmiş olan davacının, dava tarihinden önce mirası reddetmiş sayıldığı ve bu nedenle terekenin borca batıklığına dayanarak hükmen ret talep etmesinde hukuki yararının bulunmadığı belirtilmiştir.
Hükmen Ret ve Borca Batıklık Karinesi
Hükmen ret, mirasbırakanın ölüm tarihindeki mali durumunun borca batık olması halinde uygulanır. Borca batıklığın nasıl tespit edileceği Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/6232, K. 2024/11, T. 08.01.2024 sayılı kararında açıklanmıştır. Karara göre ölüm tarihi itibarıyla murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Ödemeden aczin, dolayısıyla borca batıklığın göstergesi, terekenin borçlarının (pasif) malvarlığından (aktif) daha fazla çıkmasıdır. Aynı kararda mirasçıların iyiniyetli ya da kötüniyetli olmasının bu tespit bakımından önem taşımadığı da vurgulanmıştır.
Hükmen ret bir süreye tabi değildir; TMK m. 605/2 uyarınca ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır. Mirasçılar, alacaklılara karşı açacakları tespit davasıyla terekenin borca batık olduğunun tespitini her zaman isteyebilir (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4412, K. 2024/3725, T. 11.09.2024).
Hükmen ret davasının usulüne ilişkin ayrıntılar Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4412, K. 2024/3725, T. 11.09.2024 sayılı kararında yer almaktadır. Karara göre Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesinde belirtilen üç aylık süre bu davada uygulanmaz. Dava, mirasçılara değil alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Ayrıca davanın vekille takip edilmesi halinde, mirasın reddi yetkisini içeren özel bir vekaletname sunulması zorunludur.
Bu ölçüt somut bir dosyaya uygulanırken mirasbırakanın öldüğü anda zaten ödeme gücünden yoksun olduğu ve terekenin borca batık olduğu ispatlanırsa mirasın hükmen reddedilmiş sayılır. Hükmen reddin tespitine karar verilebilmesi için ise ölüm anında terekenin pasifinin aktifinden fazla olması ve mirasçının mirası kabul anlamına gelecek bir tasarrufunun bulunmaması gerekir (TMK m. 605/2, m. 610).
Mirasın Reddi Hakkının Kaybı (TMK m. 610/2)
Mirasçının tereke ile ilgili bazı davranışları, ret hakkını ortadan kaldırabilir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4412, K. 2024/3725, T. 11.09.2024 sayılı kararında TMK m. 610/2 hükmüne atıf yapılmıştır. Bu hükme göre ret süresi sona ermeden tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden mirasçı, artık mirası reddedemez.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/1857, K. 2024/2028, T. 15.04.2024 sayılı kararında bu kurala somut bir örnek verilmiştir. Karara göre murise ait birden fazla taşınmaz için intikal ve satış işlemi gerçekleştiren bir mirasçının, bu davranışlarla terekeyi benimsediği kabul edilmiştir. Bu işlemler terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmadığından, söz konusu mirasçının artık mirası reddedemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle mirası reddetmeyi düşünen bir mirasçının, ret süresi içinde tereke malları üzerinde tasarruf işlemlerinden kaçınması önemlidir. Somut olayın hangi işlemlerin olağan yönetim kapsamında sayılacağını etkileyebilmesi nedeniyle, bu konuda Fethiye Miras Avukatı ile görüşülmesi sürecin doğru yürütülmesine katkı sağlayabilir.
Mirasın Reddinin Tereke Borçlarına Etkisi
Miras reddedilmediği sürece mirasçılar, tereke borçlarından kişisel malvarlıklarıyla sınırsız ve müteselsilen sorumludur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/5482, K. 2024/3647, T. 18.11.2024 sayılı kararında TMK m. 599/II hükmüne dayanılarak bu sorumluluğun sınırsız olduğu belirtilmiştir.
Mirasın reddi bu sorumluluğu sona erdirir. Mirasçıların mirası reddetmesi halinde murisin borçlarından sorumlulukları son bulur; mirası reddeden kişi, mirasbırakanın borçlarından ve alacaklarından sorumlu olmaz (TMK m. 611).
Mirasın reddi süreciyle icra takipleri arasındaki ilişkide, yasal süresi içinde mirası reddeden kişiler mirasbırakana ait borç ve yükümlülüklerden sorumlu tutulamaz. Ayrıca İcra ve İflas Kanunu’nun 53. maddesinde yer alan, ölüm tarihinden itibaren üç gün boyunca takibin durması ve devamında üç aylık mirasın reddi süresi boyunca takibin geri bırakılmasına ilişkin düzenlemeye de yer verilmiştir.
Tüm Mirasçıların Reddi Halinde Resmi Tasfiye
En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddedilen bir miras, sulh mahkemesi tarafından iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/1071, K. 2025/35, T. 12.02.2025 sayılı kararında bu tasfiyenin kendiliğinden gerçekleşen resmi bir tasfiye olduğu belirtilmiştir. Karara göre, en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh hukuk mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilmeden mirasçılara intikal ettirilemez.
Aynı kararda, tasfiye sonucunda arta kalan bir malvarlığı değeri bulunması halinde bu değerin, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verileceği ve mirasın daha sonraki derecede bulunan mirasçılara veya Hazineye geçmeyeceği ifade edilmiştir. Ancak tasfiye sonucu arta kalan değerler, mirası reddetmiş olan hak sahibi mirasçılara intikal ettirildiğinde, mirasbırakandan alacağı bulunan kişiler bu alacakları nedeniyle söz konusu mirasçılara karşı dava açabilir.
Tasfiye sürecinin işleyişine ilişkin bir başka örnek Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/306, K. 2024/530, T. 12.12.2024 sayılı kararında yer almaktadır. Karara göre TMK m. 612 uyarınca terekenin tasfiyesinin sağlanabilmesi için sulh hukuk mahkemesi tarafından bir tasfiye memuru atanması ve tasfiyenin yapılması için bu hususun bekletici mesele yapılması gerekir.
Mirasın Reddine İlişkin Güncel Yargıtay Kararları
Mirasın reddi konusunda yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan içtihatlara ek olarak, aşağıdaki kararlar da güncel yargı uygulamasının genel çerçevesini ortaya koymaktadır.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/1071, K. 2025/35, T. 12.02.2025: Mirasın gerçek reddinin üç aylık hak düşürücü süreye tabi olduğu, en yakın yasal mirasçıların tamamının reddi halinde iflas hükümlerine göre tasfiye yapılacağı belirtilmiştir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/2642, K. 2025/840, T. 17.02.2025: Süresinde gerçek ret yapan mirasçının, sonradan hükmen ret davası açmasında hukuki yararı bulunmadığı karara bağlanmıştır.
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/125, K. 2025/69, T. 16.01.2025: Gerçek ret ile hükmen ret arasındaki temel farklar açıklanmıştır.
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/306, K. 2024/530, T. 12.12.2024: TMK m. 612 uyarınca terekenin tasfiyesi için sulh hukuk mahkemesince tasfiye memuru atanması ve bu hususun bekletici mesele yapılması gerektiği belirtilmiştir.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/5482, K. 2024/3647, T. 18.11.2024: Mirasçıların TMK m. 599/II gereğince kişisel malvarlıklarıyla sınırsız sorumlu oldukları yinelenmiştir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4412, K. 2024/3725, T. 11.09.2024: Hükmen ret davasının alacaklılara husumet yöneltilerek açılacağı ve TMK m. 610/2 uyarınca tereke işlemlerine karışanların ret hakkını kaybedeceği belirtilmiştir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/1857, K. 2024/2028, T. 15.04.2024: Murise ait taşınmazların intikal ve satış işlemlerini yapan mirasçıların terekeyi benimsemiş sayılacağı ifade edilmiştir (esastan onanan ilk derece ve bölge adliye mahkemesi gerekçesi).
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/6232, K. 2024/11, T. 08.01.2024: Borca batıklığın ölüm tarihindeki aktif-pasif dengesine göre tespit edileceği belirtilmiştir.
- Ölüm anındaki aczin açıkça belli olduğu durumlarda mirasın hükmen reddedilmiş sayılacağı, hükmen reddin süreye bağlı olmadığı (TMK m. 605/2) ve ölüm anında pasifin aktiften fazla olması halinde hükmen reddin tespitine karar verilebileceği kabul edilmektedir.
- Mirası reddeden kişi mirasbırakanın borçlarından sorumlu tutulamaz (TMK m. 611); yasal süresi içinde mirası reddeden mirasçılar bakımından icra takibi İİK m. 53 uyarınca geri bırakılır.
Mirasın Reddi Davasının Avukat İle Takibi
Hukukumuzda davaların avukat aracılığı ile açılması kural olarak zorunlu değildir. Ancak bir davanın kazanılabilmesi için yalnızca haklı olmak yeterli olmayacaktır. Avukat, vatandaşın mahkeme huzurundaki vekilidir. Davanın açılmasından itibaren birçok usul kuralının yerine getirilmesi gerekir. Davanın ispatına yarayacak olan delillerin usul hukuku kurallarına uygun olarak mahkemeye sunulmalıdır.
Aynı zamanda dosyadaki tüm gelişmelerin takip edilmesi önemlidir. Ara kararların yerine getirilmesi gerekir. Dosyanın eksiksiz şekilde tekemmül edebilmesi için sıkı bir şekilde takibi önemlidir.
Avukatlar, profesyonel olarak davalarla ilgilenmektedir. Bu süreçlerin usul hukukuna uygun olarak sıkı bir şekilde takip edilmesini sağlamaktadırlar. Avukat, müvekkillerinin ek hiçbir işlem yapmasına gerek kalmadan davaları başından sonuna kadar takip etmektedirler. Buna istinaf ve temyiz aşamaları dahildir. Dava süreçlerinin tamamen avukat tarafından profesyonel şekilde takip edilebilmesi için avukata vekaletname verilmelidir. Yazımızın konusunu oluşturan miras hukuku davası için bir miras avukatı desteği önemlidir. Böylece olası problemlerin önüne geçilmesini sağlanır. Fethiye miras avukatı, Fethiye davayı usul kurallarına uygun bir şekilde yürütecek ve nihayete erdirecektir.
Reddi Miras Davası Masrafı
Davaların açılabilmesi için belirli bir harcın ve gider avansının dosyaya yatırılması gerekmektedir. Dava masrafları her davada değişkenlik göstermektedir. Bazı davalarda, dava konusu malvarlığı değeri üzerinden nispi (oransal) harç alınır. Bazı davalarda ise matbu (sabit) harç söz konusudur. Hangi davada hangi harç türünün geçerli olduğunun tespiti önemlidir. Hangi davada ne kadar harç yatırılacağına dair bir miras avukatı desteği alınmalıdır.
Dava harcı haricinde farklı giderler mevcuttur. Tebligat gideri, keşif gideri, tanık gideri, bilirkişi ücretleri gibi giderler karşılanmalıdır. Bu sebeple dava dosyasına bir miktar gider avansı yatırılması gerekecektir. Yargılama sürecinde yukarıda sayılan sebeplerle gider avansı ikamesi yapılması gündeme gelebilmektedir. Masraflarının belirlenmesi için bir miras avukatından destek alınabilecektir.
Reddi Miras Davası Avukat Ücreti
Açmak istediğiniz davanın veya tarafı olduğunuz davanın konusuna göre avukatlık ücreti değişebilecektir. Her davanın iş yükü ve çalışma süreci birbirinden farklıdır. Avukatlar, Türkiye Barolar Birliği tarafından belirlenen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin altında bir ücret karşılığında iş üstlenemezler. Fethiye gayrimenkul avukatı olarak müvekkillerin koşullarına uygun olarak çeşitli ödeme imkanları sağlanmaktadır. Müvekkilin tatmin olacağı şekilde uygun çözümler üretilmektedir.
Reddi miras davası avukat ücreti hakkında Fethiye miras avukatı ile görüşmek için Hizmetlerimizle ilgili daha kapsamlı bilgiye ulaşmak ve gayrimenkul hukuku ile ilgili problemleriniz hakkında ofisimize başvurmak için avmustafakocatepe@gmail.com adresine mail gönderebilir, 0506 773 3969 numaralı telefonu arayabilirsiniz. Sitemizin iletişim kısmından bize ulaşarak Fethiye miras avukatı çalışmaları ile ilgili daha detaylı bilgi edinebilirsiniz.
| Ölçüt | Gerçek ret | Hükmen ret |
|---|---|---|
| Hukuki niteliği | Mirasçının tek taraflı, KAYITSIZ VE ŞARTSIZ irade beyanına dayanan hak kullanımı | Terekenin borca batık olması sonucu KANUNDAN doğan karine; irade açıklaması ya da dava açılması şart değildir |
| Dayanak | TMK m.609 | TMK m.605/2 |
| Süre | 3 AY hak düşürücü süre. Süre, yasal mirasçılar için ölümü öğrendikleri (mirasçılığı sonradan öğrendikleri ispatlanmadıkça), atanmış mirasçılar için tasarrufun resmen bildirildiği tarihten işler (TMK m.606) | SÜREYE TABİ DEĞİLDİR; TMK m.606’daki 3 aylık süre bu davada uygulanmaz |
| Usul | Sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyan; sulh hâkimi tutanakla tespit eder, beyan özel kütüğe yazılır | Mirasçılar terekenin borca batık olduğunun tespitini her zaman isteyebilir |
| Görevli mahkeme | SULH HUKUK (hasımsız, çekişmesiz yargı işi) | ASLİYE HUKUK |
| Husumet | Hasımsızdır | Mirasçılara değil ALACAKLILARA yöneltilir; vekille takipte mirasın reddi yetkisini içeren ÖZEL vekaletname zorunludur |
| Suskunluğun anlamı | İşlem yapmamak veya suskun kalmak mirasın KABULÜ sayılır | Borca batıklık herkesçe biliniyor ve sabitse, suskunluk ve terekeye sahip çıkmama REDDİ anlamına gelir |
| Borca batıklık ölçütü | — | Ölüm tarihi itibarıyla tüm malvarlığı aktifi, tüm borçlar pasifi oluşturur; pasif aktiften fazlaysa ödemeden acz vardır. Mirasçıların iyiniyetli ya da kötüniyetli olması önem taşımaz |
| Ret hakkının kaybı | Ret süresi dolmadan tereke işlemlerine karışan, olağan yönetim dışı işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendine mal eden mirasçı artık reddedemez (TMK m.610/2) — örneğin birden fazla taşınmazda intikal ve satış işlemi yapmak | Aynı ilke; ayrıca mirası kabul anlamına gelecek tasarrufun bulunmaması aranır |
| Birlikte kullanım | Süresinde gerçek retle mirası reddetmiş mirasçının sonradan hükmen ret davası açmasında HUKUKİ YARAR YOKTUR | — |
| Sonuç | Reddeden mirasçı o miras bakımından ölmüş gibi sayılır; payı, miras açıldığında sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer (TMK m.611) ve murisin borçlarından sorumluluğu sona erer | Aynı |
| Tüm mirasçılar reddederse | Tereke sulh mahkemesince İFLAS hükümlerine göre resen tasfiye edilir; tasfiye yapılmadan mirasçılara intikal ettirilemez. Arta kalan değer, reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir — sonraki derece mirasçılara veya Hazineye geçmez (TMK m.612; tasfiye memuru atanması bekletici mesele yapılır) | Aynı |
| İcra takibi | Ölüm tarihinden itibaren 3 gün takip durur, ardından 3 aylık ret süresi boyunca takip geri bırakılır (İİK m.53) | — |
Sıkça Sorulan Sorular
Mirasın Reddi (Reddi Miras) Davası Nedir?
Mirasçılık ilişkisi bir kişinin ölümüyle birlikte geride bıraktığı malvarlığının mirasçılar tarafından nasıl paylaşılacağını belirler. Ancak bazı durumlarda mirasçılar arasında uyuşmazlıklar çıkabilir ve bu durumda mirasçı mirası reddetmek amacıyla mahkemeye başvurabilir.
Mirasın Gerçek Reddi Nedir?
Mirasın gerçek reddi Türk Medeni Kanunu’nun 609. Maddesinde düzenlenmektedir. Mirasçının mahkemede sözlü veya yazılı bir şekilde ret beyanı vermesi için ayırt etme gücünün bulunması ve ergin olması gerekmektedir.
Mirasın Hükmen Reddi Nedir?
Mirasın hükmen reddi Türk Medeni Kanunu’nun 605. Maddesinde düzenlenmektedir. Mirasbırakanın borcu alacağından fazla olduğu belli veya resmen tespit edilmiş ise miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır. Mirasın hükmen reddinin gerçekleşmiş sayılması için mirasçıların ret beyanında bulunmalarına gerek yoktur. Ancak daha sonra çıkabilecek uyuşmazlıklar göz önünde bulundurularak mirasçıların sulh hukuk mahkemesine ret beyanında bulunmaları yararlı olacaktır.
Reddi Miras Davasında Görevli Mahkeme Hangisidir?
Mirasın gerçek reddine ilişkin olan ret davası hasımsız ve çekişmesiz yargı işi olduğundan davadaki görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Hükmen ret söz konusu ise görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
Mirasın Reddi Davasında Yetkili Mahkeme Hangisidir?
Reddi miras davasında yetkili mahkeme mirasın açıldığı yerdeki sulh mahkemesidir.
Mirasın Reddi Halinde Miras Hakkı Kime Geçer?
Söz konusu husus Türk Medeni Kanunu’nun 611. Maddesinde düzenlenmiştir. Mirasın reddi beyanı veren kişi o miras bakımından ölmüş gibi hüküm doğurur dolayısı ile ret beyanı veren kişinin alt soyu mirasdan faydalanabilecektir.
Mirası reddetmek için avukata gerek var mı?
Mirasın reddi beyanının sulh hukuk mahkemesine bizzat mirasçı tarafından yapılması mümkündür ve kural olarak avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak hükmen ret davası açılacaksa ve dava vekille takip edilecekse, mirasın reddi yetkisini içeren özel bir vekaletname sunulması gerekir. Sürecin usulüne uygun yürütülmesi bakımından bir avukattan destek alınması faydalı olabilir.
Hükmen ret nasıl ispatlanır?
Hükmen ret, mirasbırakanın ölüm tarihi itibarıyla terekenin pasifinin aktifinden fazla olduğunun, yani borca batıklığın ortaya konulmasıyla ispatlanır. Bu tespit, alacaklılara karşı açılacak bir tespit davasıyla istenebileceği gibi, mirasçılara karşı açılan bir davada def olarak da ileri sürülebilir.
Mirası reddeden kişinin payı kime geçer?
Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse, TMK m. 611 uyarınca onun payı, miras açıldığı anda kendisi sağ değilmiş gibi diğer hak sahiplerine geçer. En yakın yasal mirasçıların tamamı mirası reddederse, miras sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.
Miras reddedildikten sonra geri alınabilir mi?
Mirasın gerçek reddi, sulh mahkemesine yapılan kayıtsız ve şartsız bir irade beyanı ile tescil edildikten sonra tek taraflı olarak geri alınamaz. Bu nedenle ret beyanında bulunmadan önce terekenin aktif ve pasif durumunun dikkatle değerlendirilmesi önemlidir.
Gerçek ret ile hükmen ret arasındaki fark nedir?
Gerçek ret, mirasçının üç aylık süre içinde sulh hakimine yapacağı kayıtsız şartsız bir irade beyanına dayanır. Hükmen ret ise terekenin borca batık olması halinde herhangi bir irade beyanı aranmaksızın kanundan doğar ve süreye tabi değildir.
Hükmen ret davası hangi mahkemede açılır ve kime karşı açılır?
Hükmen ret davası asliye hukuk mahkemesinde, mirasbırakanın alacaklılarına husumet yöneltilerek açılır. Mirasçılara karşı açılmış bir davada terekenin borca batık olduğu def olarak da ileri sürülebilir.
Mirası reddeden kişi murisin borçlarından sorumlu olur mu?
Mirasını süresinde ve usulüne uygun şekilde reddeden bir mirasçı, mirasbırakanın borçlarından ve alacaklarından hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Buna karşılık mirası reddetmeyen mirasçılar, tereke borçlarından kişisel malvarlıklarıyla sınırsız ve müteselsilen sorumludur.
Tereke işlemlerine karışan mirasçı mirası reddedebilir mi?
TMK m. 610/2 uyarınca ret süresi sona ermeden terekenin olağan yönetimi dışında işlemler yapan, tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden mirasçı, artık mirası reddedemez. Bu nedenle ret süresi içinde tereke üzerinde tasarruf işlemlerinden kaçınılması önemlidir.
Tüm mirasçılar mirası reddederse ne olur?
En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddedilen miras, sulh hukuk mahkemesi tarafından iflas hükümlerine göre resmi olarak tasfiye edilir. Tasfiye sonucunda arta kalan bir değer bulunursa bu değer, mirası reddetmemişler gibi hak sahibi mirasçılara verilir.
Mirasın hükmen reddi için süre sınırı var mı?
Hayır, mirasın hükmen reddi herhangi bir süreye tabi değildir. Mirasçılar, terekenin borca batık olduğunu her zaman bir tespit davasıyla ileri sürebilir veya kendilerine karşı açılan bir davada def olarak öne sürebilir.
Dosyanızı değerlendirmek için bize ulaşabilirsiniz
Av. Mustafa Kocatepe
Konuyla bağlantılı olarak Terekenin Tespiti Davası ve Mirasçılık Belgesi (Veraset İlamı) hakkındaki makalelerimiz de ilginizi çekebilir.
Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel nitelikte olup hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamaktadır. Hak kaybına uğramamak adına somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir. — Av. Mustafa Kocatepe