Evlilik birliği içinde doğan bir çocuğun hukuki babası, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) getirdiği babalık karinesi uyarınca kadının kocasıdır. Ancak bu karine, gerçek biyolojik durumla her zaman örtüşmeyebilir. Kocanın, ananın veya çocuğun bu karineyi çürütmek için başvurabileceği hukuki yol soybağının reddi davasıdır. 7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanun, dava açma hakkının kapsamını genişleterek bu alanda önemli bir değişikliğe gitmiştir. Fethiye’de karşılaştığımız dosyalarda da sıkça sorulan bu davanın şartlarını, süresini ve görevli mahkemesini güncel mevzuat ve Yargıtay kararları ışığında ele alıyoruz.
Babalık Karinesi ve Soybağının Reddi Davası Nedir?
TMK m.282 uyarınca çocuk ile ana arasındaki soybağı doğumla, çocuk ile baba arasındaki soybağı ise ananın evliliği, tanıma veya hâkim hükmü ile kurulur. Evlilik birliği içindeki çocuklar bakımından soybağı, ayrıca bir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden kurulur; bunu sağlayan hüküm babalık karinesidir.
TMK Madde 285- Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır. Bu süre geçtikten sonra doğan çocuğun kocaya bağlanması, ananın evlilik sırasında gebe kaldığının ispatıyla mümkündür. Kocanın gaipliğine karar verilmesi hâlinde üçyüz günlük süre, ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden işlemeye başlar.
Soybağının reddi davası, işte bu karinenin aksinin ispatlanarak çocuk ile nüfusta baba görünen kişi arasındaki hukuki bağın ortadan kaldırılmasını sağlayan davadır. Dava kabul edildiğinde çocuğun nüfus kaydındaki baba hanesi silinir; çocuğun biyolojik babası ile soybağı kurulmak isteniyorsa bunun için ayrıca babalık davası açılması gerekir.
Soybağının Reddi Davasını Kimler Açabilir? 2024 Değişikliği
Dava açma hakkı, TMK m.286’da düzenlenmiştir. Bu madde, 7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesiyle değiştirilmiş ve dava hakkının kapsamı genişletilmiştir.
TMK Madde 286- Koca, ana veya çocuk soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebilir. Bu dava, dava açma hakkına sahip diğer kişilere karşı açılır.
Değişiklikten önce yürürlükte olan metin, bu davayı açma hakkını yalnızca kocaya ve çocuğa tanımakta, anaya kendi adına dava açma imkânı vermemekteydi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de değişiklik öncesi tarihli bir kararında bu durumu açıkça ortaya koymuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/4029, K. 2023/2776, T. 31.05.2023: Mahkemece, soybağının reddi davasının o dönemde yürürlükte olan TMK m.286 gereğince baba ve çocuk tarafından açılabileceği, annenin dava hakkına ilişkin bir madde bulunmadığı, anne tarafından kendi adına açılan davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiği kabul edilmiş ve bu karar istinaf incelemesinde de onanmıştır.
7531 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik sonrasında ise ana, koca ve çocukla birlikte davayı kendi adına açabilen üçüncü kişi hâline gelmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, değişiklik sonrasında verdiği bir kararında dava açma hakkının kimlerle sınırlı olduğunu netleştirmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/298, K. 2025/595, T. 01.10.2025: Babalık karinesinin çürütülmesine ilişkin dava açma hakkının kanun koyucu tarafından münhasıran koca, ana veya çocuğa tanındığı; bu kişiler dışında kalan bir kimsenin, somut olayda kocanın vasiyeti üzerine dava açan eşinin, sıfat yokluğu nedeniyle bu davayı açamayacağı vurgulanmıştır. Kurul ayrıca, bu tür bir sıfat eksikliğinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.114’teki dava şartlarından değil, işin esasına girilerek incelenmesi gereken bir husumet meselesinden ibaret olduğunu belirtmiştir.
Dava Kime Karşı Açılır?
TMK m.286’nın yeni metnine göre soybağının reddi davası, davayı açan kişi dışında dava açma hakkına sahip olan diğer kişilere karşı yöneltilir. Buna göre koca dava açtığında davalı taraf ana ve çocuk, ana dava açtığında davalı taraf koca ve çocuk, çocuk dava açtığında ise davalı taraf ana ve kocadır. Yargıtay, husumetin eksik yöneltilmesini bozma sebebi saymaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/8123, K. 2012/17061, T. 20.06.2012: Çocuk tarafından açılan soybağının reddi davasında husumetin, nüfus kaydında çocuğun anası olarak görünen kişiye de yöneltilmesi gerektiği; eksik hasımla yürütülen yargılamanın usule aykırı olduğu belirtilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/9295, K. 2019/6121, T. 18.06.2019: Nüfus Müdürlüğünün soybağının reddi ve babalığın tespiti davalarında pasif husumet ehliyeti bulunmadığı; ayrıca baba olduğunu iddia eden kişinin doğrudan babalık davası açma hakkı olmayıp ancak TMK m.291’de sayılan hâllerde soybağının reddi davası açabileceği hükme bağlanmıştır.
Davalı taraf içinde ayırt etme gücünden yoksun bir çocuk bulunuyorsa ve anne ile çocuğun menfaatleri çatışıyorsa, çocuğa yargılama boyunca bir kayyım atanması gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/3119, K. 2011/5993, T. 04.04.2011: Davacının açtığı soybağının reddi davasında, anne ile küçüğün menfaatlerinin çatıştığı gözetilerek küçüğe kayyım tayin edilmesi gerektiği, bu husus gözetilmeden yargılamaya devam edilmesinin bozma sebebi olduğu belirtilmiştir.
İspat Yükü ve DNA İncelemesi
TMK m.287 ve m.288, ispat yükünü çocuğun ana rahmine düştüğü zamana göre farklı şekilde dağıtır. Çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüşse, yani evlenmeden başlayarak en az yüz seksen gün geçtikten sonra ve evliliğin sona ermesinden başlayarak en fazla üç yüz gün içinde doğmuşsa, davacı kocanın baba olmadığını ispatla yükümlüdür. Çocuk evlenmeden önce veya eşlerin ayrı yaşadığı sırada ana rahmine düşmüşse, davacının ayrıca bir kanıt getirmesi gerekmez; ancak gebe kalma döneminde eşlerin cinsel ilişkide bulunduğuna dair inandırıcı kanıtlar varsa karine geçerliliğini korur.
Soybağı davaları kamu düzenini yakından ilgilendirdiğinden, TMK m.284 hâkime maddi olguları kendiliğinden araştırma yetkisi ve görevi yükler; taraflar ve üçüncü kişiler de sağlıklarına zarar vermeyen inceleme ve araştırmalara rıza göstermekle yükümlüdür. Fethiye’de takip ettiğimiz dosyalarda da mahkemenin bu incelemeyi kendiliğinden istemesi ve rapor sonuçlanana kadar davanın belirli bir süre beklemesi olağan bir uygulamadır.
TMK Madde 284, fıkra 2- Taraflar ve üçüncü kişiler, soybağının belirlenmesinde zorunlu olan ve sağlıkları yönünden tehlike yaratmayan araştırma ve incelemelere rıza göstermekle yükümlüdürler. Davalı, hâkimin öngördüğü araştırma ve incelemeye rıza göstermezse, hâkim, durum ve koşullara göre bundan beklenen sonucu, onun aleyhine doğmuş sayabilir.
Bu ilke uygulamada, mahkemelerin salt taraf ve tanık beyanlarıyla yetinmeyip DNA incelemesi yaptırmasını zorunlu kılan yerleşik bir içtihada dönüşmüştür.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2014/19004, K. 2015/7463, T. 05.05.2015: Davanın kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle soybağının kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerektiği; salt taraf beyanlarıyla yetinilip DNA testi yaptırılmadan verilen kabul kararının bozulması gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/15764, K. 2019/364, T. 15.01.2019: DNA incelemesi yaptırılmaksızın, yalnızca taraf ve tanık beyanlarına dayanılarak soybağının reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu vurgulanmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10009, K. 2022/10923, T. 27.12.2022: DNA testi yaptırılması gerektiği yönündeki bozma gerekçesinin yanında, soybağı davalarında çocuğa atanan kayyımın yasal hasım sıfatıyla yer aldığı ve bu sıfatla harç, vekâlet ücreti ile diğer yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı belirtilmiştir.
Dava Açma Süresi (Hak Düşürücü Süre)
Soybağının reddi davası, hak düşürücü sürelere tabidir ve hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir. Süreler, davacının sıfatına göre TMK m.289’da ayrı ayrı düzenlenmiştir.
TMK Madde 289- Koca, davayı, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde açmak zorundadır. Ana doğumdan, çocuk ise ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde dava açmak zorundadır. Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa, bir yıllık süre bu sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar.
Görüldüğü gibi kocanın süresi sübjektif niteliktedir ve öğrenme anından itibaren işlemeye başlar; maddenin ilk hâlinde ayrıca yer alan ve öğrenmeden bağımsız olarak “her hâlde doğumdan başlayarak beş yıl” şeklindeki mutlak üst sınır, Anayasa Mahkemesinin 25.6.2009 tarihli ve E. 2008/30, K. 2009/96 sayılı kararıyla iptal edilmiştir; bu nedenle koca bakımından öğrenmeden bağımsız ayrı bir azami süre artık bulunmamaktadır. Maddenin ikinci fıkrasındaki “ana doğumdan” ibaresi ise 7531 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesiyle eklenmiş, böylece ana için de doğumdan başlayan bir yıllık hak düşürücü süre getirilmiştir; çocuğun süresi ise ergin olduğu tarihten itibaren işlemeye devam etmektedir.
Sürenin başlangıcı kabul edilen “öğrenme” olgusunun ne zaman gerçekleştiği, uygulamada en çok tartışılan konudur. Yargıtay, salt şüphenin öğrenme sayılamayacağını istikrarlı biçimde vurgulamaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/1001, K. 2025/1163, T. 10.02.2025: Boşanma davasında çocukların velayetinin DNA sonucuna göre karara bağlanmasının istenmiş olması, davacının çocukların kendisinden olmadığını kesin olarak bildiği anlamına gelmeyeceğinden, mevcut şüphenin hak düşürücü sürenin başlangıcı olan “öğrenme” sayılamayacağı; DNA incelemesi yapılmadan geçen sürenin işlemeyeceği kabul edilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2020/1467, K. 2020/3892, T. 24.06.2020: Çocuğun açacağı babalık davası yönünden hak düşürücü sürenin Anayasa Mahkemesi tarafından farklı bir gerekçeyle iptal edilmiş olmasının, soybağının reddi davasındaki hak düşürücü sürenin varlığını etkilemeyeceği; bu davanın hâlâ süreye tabi olduğu belirtilmiştir.
Diğer İlgililerin Dava Hakkı (TMK m.291)
Koca, ana veya çocuğun kendi dava hakkını kullanamadığı istisnai durumlar için kanun, sınırlı bir çevreye tali nitelikte bir dava hakkı tanımıştır. Bu madde de 7531 sayılı Kanun’un 11 inci maddesiyle değiştirilmiştir.
TMK Madde 291, fıkra 1- Dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hâllerinde baba olduğunu iddia eden kişi, kocanın altsoyu, anası veya babası, doğumu ve kocanın ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenmelerinden başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davasını açabilir.
Ergin olmayan çocuğa atanacak kayyım da, atama kararının kendisine tebliğinden başlayarak bir yıl içinde bu davayı açabilir; maddenin bu fıkrasındaki “her hâlde doğumdan başlayarak beş yıl” şeklindeki eski azami süre de, Anayasa Mahkemesinin 10.10.2013 tarihli ve E. 2013/62, K. 2013/115 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/298, K. 2025/595, T. 01.10.2025: TMK m.291’deki dava hakkının tali nitelikte olduğu, ancak kocanın kendi dava hakkını kullanmadan ölmesi, gaipliğine karar verilmesi veya sürekli ayırt etme gücünü kaybetmesi hâlinde doğduğu; bu hakkın mirasçılara geçmeyen bir dava hakkı olduğu, dolayısıyla m.291’de sayılan ilgililerin de davayı açmadan ölmeleri hâlinde hakkın onların mirasçılarına geçmeyeceği belirtilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/2697, K. 2025/6633, T. 30.06.2025: M.291 uyarınca açılacak davada ayrı bir hak düşürücü süre ve başlangıç tarihi öngörülmüş olduğundan, kocanın açacağı davaya ilişkin süre hükümlerinin ilgililerin davasına kıyasen uygulanamayacağı; kocanın altsoyunun, kocanın ölümünü öğrenmesinden başlayarak bir yıl içinde dava açması gerektiği, bu süre geçirildikten sonra açılan davanın reddi gerektiği hükme bağlanmıştır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Soybağının reddi davasında görevli mahkeme, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4 üncü maddesi uyarınca aile mahkemesidir; zira bu madde, TMK’nın vesayete ilişkin Üçüncü Kısmı hariç olmak üzere İkinci Kitabından (Aile Hukuku) doğan dava ve işleri aile mahkemesinin görevine bırakmakta, soybağı hükümleri ise İkinci Kitabın Üçüncü Kısım dışında kalan Hısımlık bölümünde yer almaktadır. Fethiye’de olduğu gibi ayrı bir aile mahkemesinin kurulduğu yerlerde dava doğrudan bu mahkemede açılır; aile mahkemesi kurulmayan yerlerde ise aynı Kanun’un 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca dava, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesinde, aile mahkemesi sıfatıyla görülür.
Yetki bakımından ise TMK m.283 uygulanır: soybağına ilişkin davalar, taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2014/1031, K. 2014/8458, T. 08.05.2014: Hukuk Genel Kurulu kararları uyarınca soybağı davasının aile mahkemesinde görülmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı; ayrıca mahkemenin, DNA testi yaptırmadan ve davayı TMK m.301’in son fıkrası uyarınca Cumhuriyet savcısına ve Hazineye ihbar etmeden karar vermesinin usule aykırı olduğu belirtilmiştir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2015/65, K. 2015/13937, T. 08.10.2015: Davanın aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde açılmış ve bu sıfatla görülmüş olmasının usule uygun olduğu, mahkemenin talep aşılmadan istemin niteliğine göre karar vermesi gerektiği vurgulanmıştır.
Güncel Yargıtay Kararlarından Diğer Örnekler
Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan içtihatlara ek olarak, aşağıdaki kararlar da soybağının reddi davasına ilişkin usul ve esasların genel çerçevesini ortaya koymaktadır.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/2993, K. 2024/2934, T. 29.04.2024: Soybağının reddi ile babalığın tespiti birlikte istenen davada, uyuşmazlığın soybağının reddi koşullarının oluşup oluşmadığı ve hak düşürücü sürenin geçip geçmediği noktalarında toplandığı belirtilmiştir.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/429, K. 2024/1473, T. 05.03.2024: İddet müddeti içinde doğan çocukla ilgili istemin soybağının reddi mi yoksa nüfus kaydının düzeltilmesi davası mı olduğunun tespitinin önem taşıdığı, davanın niteliğine göre farklı usul kurallarının uygulanacağı vurgulanmıştır.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/669, K. 2013/2585, T. 30.01.2013: Nüfus kaydının düzeltilmesi talebiyle açılan bir davanın hukuki nitelendirmesinin yanlış yapılmış olmasının, davacının soybağının reddi iradesini ortaya koyduğu tarihe göre hesaplanan hak düşürücü süreyi geçirdiği anlamına gelmeyeceği kabul edilmiştir.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/4965, K. 2023/5610, T. 23.11.2023: Aynı dosyada birlikte açılan babalık davasının reddi kesinleştikten sonra, soybağının reddi talebi yönünden ayrıca inceleme ve gerekçe oluşturulması gerektiği belirtilmiştir.
- Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2012/5649, K. 2012/7505, T. 19.06.2012: Soybağının reddi davasının ana ve çocuğa karşı açılması gerektiği, biyolojik baba olduğu iddia edilen üçüncü bir kişiye karşı bu davanın yöneltilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Sonuç ve İletişim
Soybağının reddi davası, hem hak düşürücü süreye tabi olması hem de 7531 sayılı Kanun’la dava açma hakkının anaya da tanınmış olması nedeniyle güncel mevzuata hâkimiyet gerektiren bir dava türüdür. DNA incelemesinin usulüne uygun yaptırılması, doğru davalıların tespiti ve sürenin başlangıç tarihinin doğru belirlenmesi, davanın sonucunu doğrudan etkilemektedir. Fethiye ve çevresinde bu tür bir soybağı uyuşmazlığıyla karşılaşan kişiler için sürecin bir aile hukuku avukatı desteğiyle yürütülmesi, hak kaybının önüne geçilmesi bakımından önemlidir. Soybağı ve diğer aile hukuku uyuşmazlıklarında genel bilgi için Fethiye Aile Mahkemesi Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Dosyanızı değerlendirmek için bize ulaşabilirsiniz
Av. Mustafa Kocatepe
Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel nitelikte olup hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamaktadır. Hak kaybına uğramamak adına somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir. — Av. Mustafa Kocatepe (Muğla Barosu Sicil No: 2749)
Sıkça Sorulan Sorular
Soybağının reddi davası nedir?
Soybağının reddi davası, evlilik birliği içinde doğan bir çocuk ile TMK m.285’teki babalık karinesi gereğince nüfusta baba görünen koca arasındaki hukuki soybağının, gerçek biyolojik durumla örtüşmediği gerekçesiyle ortadan kaldırılmasını sağlayan davadır.
Soybağının reddi davasını kimler açabilir?
TMK m.286 uyarınca bu davayı koca, ana veya çocuk kendi adına açabilir. 7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önce ananın bu davayı kendi adına açma hakkı bulunmuyordu; değişiklikle bu hak anaya da tanınmıştır.
Soybağının reddi davası kime karşı açılır?
Dava, davayı açan kişi dışında kalan ve dava açma hakkına sahip olan diğer kişilere karşı açılır. Koca açtığında davalı taraf ana ve çocuk, ana açtığında davalı taraf koca ve çocuk, çocuk açtığında ise davalı taraf ana ve kocadır.
Soybağının reddi davasının süresi ne kadardır?
TMK m.289 uyarınca koca, doğumu ve baba olmadığını öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde dava açmak zorundadır. Ana doğumdan, çocuk ise ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde dava açabilir. Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa süre, bu sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar.
Eski mevzuattaki beş yıllık üst sınır hâlâ geçerli midir?
Hayır. TMK m.289’da yer alan ve öğrenmeden bağımsız olarak öngörülen “her hâlde doğumdan başlayarak beş yıl” şeklindeki mutlak süre, Anayasa Mahkemesinin 25.6.2009 tarihli ve E. 2008/30, K. 2009/96 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
Şüphe duymak, hak düşürücü sürenin işlemeye başlaması için yeterli midir?
Hayır. Yargıtay içtihadına göre çocuğun kendisinden olmadığına dair salt şüphe, sürenin başlangıcı olan “öğrenme” anlamına gelmez. Süre, DNA incelemesi gibi kesin ve inandırıcı bir delille durumun öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Dava açma süresi geçtikten sonra koca ölürse ne olur?
TMK m.291 uyarınca kocanın dava açma süresi geçmeden ölmesi, gaipliğine karar verilmesi veya sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hâlinde, kocanın altsoyu, anası, babası veya baba olduğunu iddia eden kişi, bu durumu öğrenmelerinden başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davası açabilir. Bu hak mirasçılara geçmez.
Soybağının reddi davasında DNA testi zorunlu mudur?
Dava kamu düzenini yakından ilgilendirdiğinden, Yargıtay yerleşik içtihadına göre mahkemeler salt taraf ve tanık beyanlarıyla yetinemez; soybağının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti için DNA incelemesi yaptırılması gerekir.
Soybağının reddi davasında görevli mahkeme hangisidir?
Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesinin kurulmadığı yerlerde dava, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesinde aile mahkemesi sıfatıyla görülür.
Soybağının reddi davasında yetkili mahkeme neresidir?
TMK m.283 uyarınca dava, taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.
Soybağının reddi davası ile babalık davası aynı şey midir?
Hayır. Soybağının reddi davası, babalık karinesiyle kurulmuş olan mevcut bir soybağını ortadan kaldırmaya yöneliktir. Babalık davası ise evlilik dışında doğan bir çocuk ile iddia edilen biyolojik baba arasında yeni bir soybağı kurulmasını sağlar; mevcut soybağı önce reddedilmeden yeni bir babalığa hükmedilemez.