Evlilik sözleşmesi olarak da bilinen mal rejimi sözleşmesi, eşlerin evlilik birliği içindeki malvarlığı ilişkilerini kanunun tanıdığı sınırlar içinde kendi iradeleriyle düzenlemelerine imkân tanıyan bir hukuki araçtır. Bu sözleşme, boşanma veya ölüm gibi bir sona erme sebebinin ardından yürütülen mal paylaşımı ya da mal rejimi tasfiyesi süreçlerinden farklıdır; evlilik devam ederken veya evlenmeden önce hangi mal rejiminin uygulanacağını önceden belirlemeye yarar. Bu yazıda, mal rejimi sözleşmesinin ne zaman ve nasıl yapılabileceği, hangi rejimlerin seçilebileceği, evlilik sırasında yapılan bir değişikliğin geçmişe etkili olup olamayacağı ve sözleşmenin geçersizliğine yol açabilecek haller güncel Yargıtay kararları ışığında ele alınmaktadır. Fethiye’de bu konuda bilgi almak isteyenler, sürecin aile hukukunun diğer başlıklarıyla ilişkisi için Fethiye Aile Mahkemesi Avukatı sayfasından yararlanabilir.
Yasal Mal Rejimi ve Sözleşme Özgürlüğü
Türk Medeni Kanunu’nun 202. maddesi uyarınca, eşler arasında kanunen geçerli olan asıl rejim edinilmiş mallara katılma rejimidir. Eşler herhangi bir mal rejimi sözleşmesi yapmamışsa, aralarında kendiliğinden bu yasal rejim uygulanır. Ancak kanun, eşlere sözleşme yaparak bu yasal rejim yerine kanunda sayılan diğer rejimlerden birini seçme imkânı da tanımaktadır; işte bu sözleşmeye mal rejimi sözleşmesi (evlilik sözleşmesi) denilmektedir.
TMK Madde 202 — “Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler.”
Türk Medeni Kanunu, Madde 202 (Kanun No: 4721, Resmî Gazete Tarihi: 8.12.2001, Sayı: 24607)
Mal Rejimi Sözleşmesi Evlenmeden Önce mi, Sonra mı Yapılır?
TMK m.203 uyarınca mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce yapılabileceği gibi evlilik devam ederken de yapılabilir. Kanun, taraflara istedikleri mal rejimini kanunda yazılı sınırlar içinde seçme, daha önce seçtikleri rejimi kaldırma veya başka bir rejimle değiştirme hakkı tanımaktadır. Bu nedenle “evlilik sözleşmesi” ifadesi yalnızca evlenmeden önce yapılan anlaşmaları değil, evlilik sırasında yapılan mal rejimi değişikliklerini de kapsamaktadır.
TMK Madde 203 — “Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce veya sonra yapılabilir. Taraflar, istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler.”
Türk Medeni Kanunu, Madde 203 (Kanun No: 4721, Resmî Gazete Tarihi: 8.12.2001, Sayı: 24607)
Sözleşmeyi kimlerin yapabileceği ayrı bir şarttır. TMK m.204’e göre mal rejimi sözleşmesi ancak ayırt etme gücüne sahip kişiler tarafından yapılabilir; küçükler ile kısıtlılar bakımından yasal temsilcilerinin rızasının alınması zorunludur.
Sözleşmenin Yapılması ve Noter İşlemleri
Mal rejimi sözleşmesinin geçerli olabilmesi için kanunun aradığı şekil şartlarına uyulması gerekir. TMK m.205 uyarınca mal rejimi sözleşmesi, noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır. Bunun yanında taraflar, evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak da bildirebilirler; bu bildirim de kanunen geçerli bir seçim yöntemidir. Sözleşmenin taraflarca, gerektiğinde yasal temsilcilerince de imzalanması zorunludur.
TMK Madde 205 — “Mal rejimi sözleşmesi, noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır. Ancak, taraflar evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak da bildirebilirler.”
Türk Medeni Kanunu, Madde 205 (Kanun No: 4721, Resmî Gazete Tarihi: 8.12.2001, Sayı: 24607)
TMK m.706 da ölüme bağlı tasarruflar ile mal rejimi sözleşmelerinin kendilerine özgü şekillere tabi olduğunu ayrıca belirtmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, resmî şekle tabi sözleşmelerde şekil eksikliğinin bir geçerlilik şartı olduğunu ve hâkim tarafından, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiğini vurgulamaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/251, K. 2022/1348, T. 20.10.2022). Fethiye’de mal rejimi sözleşmesi yapmak isteyen çiftler, işlemi Fethiye’deki noterliklerden birinde düzenleme veya onaylama şeklinde gerçekleştirebilir; şekil şartına uyulmadan hazırlanan bir belge, taraflarca imzalanmış olsa dahi mal rejimi sözleşmesi hükmünde sayılmayabilir. Nitekim bir kararda, noterlikçe düzenlenmeyen ve yalnızca tanık imzalarını da taşıyan bir belgenin, önceki mal rejiminin tasfiyesi ile yeni bir rejimin kabulüne ilişkin geçerli bir sözleşme olarak değerlendirilemeyeceğine hükmedilmiştir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/8276, K. 2015/12830, T. 10.06.2015).
Seçilebilecek Diğer Mal Rejimleri
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejimi yerine kanunda sayılan üç rejimden birini seçebilir. Mal ayrılığı rejiminde eşlerden her biri, yasal sınırlar içinde kendi malvarlığı üzerindeki yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur (TMK m.242). Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde de eşler kendi malvarlıkları üzerindeki bu hakları korur; ancak belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden taraf bunu ispatla yükümlüdür, hangisine ait olduğu ispatlanamayan mallar ise eşlerin paylı mülkiyetinde sayılır (TMK m.244, m.245). Mal ortaklığı rejiminde ise ortaklık malları ile eşlerin kişisel malları birlikte değerlendirilir (TMK m.256). Sözleşmede hangi rejimin seçildiği açıkça belirtilmelidir; aksi hâlde yasal mal rejimi geçerliliğini sürdürür.
Evlilik Sırasında Mal Rejimi Değişikliği ve Geçmişe Etkili Olamaması
TMK m.208 uyarınca eşler, evlilik boyunca her zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesiyle önceki veya başka bir mal rejimini kabul edebilir. Uygulamada sıkça karşılaşılan bir uyuşmazlık türü, evlilik sırasında yapılan bu değişikliğin hangi tarihten itibaren sonuç doğuracağıdır; bazı çiftler sözleşmede yeni rejimin evlilik tarihinden itibaren geçerli olacağını kararlaştırmaktadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, edinilmiş mallara katılma rejimi dışındaki bir rejimin sonradan yapılan bir sözleşmeyle benimsenmesi ancak ileriye etkili olarak sonuç doğurur; taraflar sözleşmeyi evlilik tarihinden veya geçmişteki başka bir tarihten itibaren geçerli kılamaz, böyle bir düzenleme kamu düzenine ilişkin sınırlama nedeniyle hükümsüzdür (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/19691, K. 2016/1703, T. 01.02.2016). Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de yakın tarihli bir kararında aynı ilkeyi TMK m.203’e dayandırarak tekrarlamış, sözleşmedeki geçmişe etkili düzenlemenin geçersiz sayılıp yalnızca sözleşme tarihinden itibaren geçerli olacağına hükmetmiştir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/626, K. 2024/6099, T. 19.09.2024). Bir başka kararda ise, mal ortaklığı rejimini kabul eden bir sözleşmenin geçerli şekilde yapıldığı ancak sözleşme tarihinden sonra edinilen mallar yönünden etkili olacağı, sözleşme öncesi ve sonrası dönemlerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2019/6537, K. 2020/1753, T. 25.02.2020). Bunun sonucu olarak, sözleşme tarihinden önce edinilmiş mallar önceki rejime, sözleşme tarihinden sonra edinilecek mallar ise yeni rejime tabi olur; aynı evlilik içinde birden fazla dönem ve birden fazla rejim art arda söz konusu olabilir.
Önceki Rejimin Tasfiyesi ve Alacaklıların Korunması
Eşlerin sözleşmeyle mal ayrılığına geçmesi hâlinde, TMK m.212 uyarınca önceki mal rejiminin tasfiyesi, kanunda aksine bir hüküm yoksa o rejime ilişkin hükümlere göre yapılır. Yani mal ayrılığına geçilmesi, önceki rejim döneminde biriken katılma alacağı gibi hakları ortadan kaldırmaz; bu haklar önceki rejimin kendi kurallarına göre hesaplanarak tasfiye edilir. Ayrıca TMK m.213, mal rejiminin kurulmasının, değiştirilmesinin veya önceki rejimin tasfiyesinin, eşlerden birinin veya ortaklığın alacaklılarının haklarını olumsuz etkileyemeyeceğini düzenlemektedir. Yargıtay, bu hükme dayanarak, eşler arasında yapılan bir mal ayrılığı sözleşmesinin alacaklıların haklarını zaten etkilemeyeceğini, dolayısıyla üçüncü kişilerin yalnızca muvazaa iddiasıyla sözleşmenin iptalini istemekte hukuki yararlarının bulunmadığını belirtmiştir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/10565, K. 2017/8506, T. 07.06.2017).
Mal Rejimi Sözleşmesi ile Mal Paylaşımı ve Tasfiye Süreçlerinin Farkı
Mal rejimi sözleşmesi ile mal paylaşımı davası veya mal rejimi tasfiyesi süreçleri sık sık birbirine karıştırılmaktadır; oysa bunlar farklı işlevlere sahiptir. Mal rejimi sözleşmesi, evlilik devam ederken veya evlenmeden önce hangi rejimin uygulanacağını önceden belirleyen bir irade beyanıdır ve herhangi bir uyuşmazlık ya da dava gerektirmez. Buna karşılık mal paylaşımı davası, boşanma nedeniyle mal rejiminin sona ermesinin ardından, eşler arasında katılma alacağı ve değer artış payı gibi hakların hesaplanıp tasfiye edilmesi için açılan bir davadır; bu konudaki ayrıntılara Fethiye Mal Paylaşımı Davası Avukatı sayfasından ulaşılabilir. Eşin ölümü hâlinde ise mal rejimi, miras paylaşımından önce ayrıca tasfiye edilir; bu sürecin sağ kalan eşin haklarına etkisi Eşin Vefatı Hâlinde Mal Rejimi Tasfiyesi başlıklı yazımızda ele alınmaktadır. Önceden yapılmış bir mal rejimi sözleşmesi, hangi hesaplama kurallarının uygulanacağını belirlediği için, gerek boşanma gerek ölüm sonrası tasfiye sürecinin sonucunu doğrudan etkilemektedir.
Sözleşmenin Geçersizliğine Yol Açabilecek Haller
Mal rejimi sözleşmesinin geçersizliğine ilişkin uyuşmazlıklar genellikle iki eksende ortaya çıkmaktadır: şekil şartına aykırılık ve irade sakatlığı. Yukarıda belirtildiği gibi, noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmayan ya da evlenme başvurusunda yazılı bildirim niteliği taşımayan bir belge, mal rejimi sözleşmesi olarak hüküm doğurmaz. İkinci uyuşmazlık türü ise sözleşmenin taraflardan birinin hile veya baskı altında imzalandığı iddiasıyla iptalinin istenmesidir. Yargıtay, bu tür davalarda sözleşmenin şekil şartlarına uygun olarak düzenlenip düzenlenmediğini, tarafın sözleşme tarihinde fiil ehliyetine sahip olup olmadığını ve iddia edilen irade sakatlığının somut delillerle ispatlanıp ispatlanamadığını ayrı ayrı incelemektedir. Bir kararında Yargıtay, noterde düzenleme şeklinde yapılan bir mal ayrılığı sözleşmesinin hileyle imzalatıldığı iddiasını, taraf ve tanık beyanlarının bütünüyle değerlendirilmesi sonucunda ispatlanmamış bularak sözleşmenin geçerliliğini onamıştır; ispat yükünün iddiayı ileri süren tarafta olduğu vurgulanmıştır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/1797, K. 2024/5483, T. 11.07.2024).
Sonuç olarak mal rejimi sözleşmesi, eşlerin malvarlığı ilişkilerini kanunun çizdiği sınırlar içinde önceden ve açıkça belirlemelerine imkân veren, ancak şekil şartlarına ve geçmişe etkili olamama kuralına titizlikle uyulması gereken bir işlemdir. Fethiye’de mal rejimi sözleşmesi düzenlemek, mevcut bir sözleşmenin geçerliliğini değerlendirmek veya mal rejimi değişikliğinin önceki dönemdeki mallara etkisini incelemek isteyenler, somut durumlarına özgü bir değerlendirme için bir avukatla görüşebilir. Dosyanızı değerlendirmek için 0506 773 39 69 numaralı telefondan veya avmustafakocatepe@gmail.com adresinden bize ulaşabilirsiniz.
Dosyanızı değerlendirmek için bize ulaşabilirsiniz
Av. Mustafa Kocatepe
Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel nitelikte olup hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamaktadır. Hak kaybına uğramamak adına somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir. — Av. Mustafa Kocatepe (Muğla Barosu Sicil No: 2749)
Sıkça Sorulan Sorular
Mal rejimi sözleşmesi (evlilik sözleşmesi) nedir?
Eşlerin, aralarında yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi yerine mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimlerinden birini seçmelerini sağlayan, TMK m.202-205 kapsamında düzenlenen sözleşmedir.
Mal rejimi sözleşmesi evlendikten sonra da yapılabilir mi?
Evet. TMK m.203 uyarınca mal rejimi sözleşmesi evlenmeden önce yapılabileceği gibi evlilik devam ederken de yapılabilir; taraflar önceden seçtikleri rejimi sonradan kaldırabilir veya değiştirebilir.
Mal rejimi sözleşmesi nasıl yapılır, noter şart mıdır?
TMK m.205 uyarınca sözleşme noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır. Bunun dışında taraflar, evlenme başvurusu sırasında hangi rejimi seçtiklerini yazılı olarak bildirmek suretiyle de rejim seçebilir.
Evlilik sırasında yapılan bir mal rejimi sözleşmesi evlilik tarihinden itibaren mi geçerli olur?
Hayır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, sonradan yapılan bir mal rejimi sözleşmesi ancak ileriye etkili olarak geçerlidir ve yalnızca sözleşme tarihinden sonra edinilen mallar için sonuç doğurur; sözleşmenin geçmişe etkili kılınmasına yönelik düzenlemeler geçersizdir.
Mal rejimi sözleşmesiyle mal ayrılığına geçilirse önceki rejim döneminde biriken haklar ne olur?
TMK m.212 uyarınca önceki mal rejiminin tasfiyesi, o rejime ilişkin hükümlere göre yapılır. Yani önceki dönemde doğmuş katılma alacağı gibi haklar ortadan kalkmaz, önceki rejimin kurallarına göre hesaplanır.
Mal rejimi sözleşmesi alacaklıların haklarını etkiler mi?
Hayır. TMK m.213 uyarınca mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi veya tasfiyesi, eşlerden birinin veya ortaklığın alacaklılarının haklarını olumsuz etkileyemez.
Mal rejimi sözleşmesi ile mal paylaşımı davası aynı şey midir?
Hayır. Mal rejimi sözleşmesi, uygulanacak rejimi önceden belirleyen bir irade beyanıdır; mal paylaşımı davası ise boşanma sonrası mal rejiminin sona ermesiyle doğan alacakların hesaplanıp tahsili için açılan bir davadır.
Noterde düzenlenmeyen bir belge mal rejimi sözleşmesi sayılır mı?
Hayır. Yargıtay içtihadına göre, kanunun aradığı şekil şartına uyulmadan hazırlanan bir belge, taraflarca imzalanmış olsa dahi mal rejimi sözleşmesi olarak hüküm doğurmaz; şekil eksikliği hâkim tarafından resen dikkate alınır.