tr
tr

Fethiye Aile Mahkemesi Avukatı

Aile mahkemeleri, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun uyarınca boşanma, velayet, nafaka ve mal rejimi gibi aile hukukundan doğan uyuşmazlıklara bakan özel görevli mahkemelerdir. Bu davalarda genel bir dava açma süresi sınırı bulunmaz; ancak zina ve hayata kast gibi bazı özel boşanma sebeplerinde kısa hak düşürücü süreler uygulanır.

İÇİNDEKİLER

Ana Noktalar

  1. Aile mahkemeleri, boşanma, velayet, nafaka gibi davalara özel görevle bakar.
  2. TMK m.166’daki genel boşanma sebebinde dava açma süresi yoktur; ancak zina (m.161) ve hayata kast/pek kötü muamele (m.162) gibi özel sebeplerde 6 ay/5 yıllık süreler işler.
  3. Aile mahkemesi kararlarına karşı istinaf süresi, kararın tebliğinden itibaren iki haftadır.

Aile Mahkemesinde Görülen Davalar ve Süreler

4787 sayılı Kanun uyarınca aile mahkemeleri; boşanma, ayrılık, velayet, nafaka, mal rejimi ve soy bağına ilişkin davalara bakmakla görevlidir. TMK m.166’daki genel boşanma sebebine (evlilik birliğinin sarsılması) dayalı davalarda kanunda belirli bir dava açma süresi öngörülmemiştir. Buna karşılık, TMK m.161 (zina) ve m.162 (hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış) gibi özel boşanma sebeplerinde, boşanma sebebini öğrenmeden itibaren 6 ay ve her halde bu sebebin doğumundan itibaren 5 yıl içinde dava açılması gerekir; bu süreler geçtikten sonra o sebebe dayalı dava açma hakkı düşer. Aile mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna başvuru süresi ise, kararın tebliğinden itibaren iki haftadır.

Fethiye Aile Mahkemesi’nde en sık karşılaşılan dava türleri, süreçleri ve güncel mevzuat aşağıda ayrıntılı olarak ele alınmaktadır:

Boşanma Davası Türleri ve Mali Sonuçları

Boşanma Davası Nedir?

Türk Medeni Kanunu, boşanma sebeplerini iki grupta düzenler: zina (m.161), hayata kast/pek kötü veya onur kırıcı davranış (m.162), suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (m.163), terk (m.164) ve akıl hastalığı (m.165) gibi özel sebepler ile evlilik birliğinin temelden sarsılmasına dayanan genel sebep (m.166). Dava, Fethiye Aile Mahkemesi gibi 4787 sayılı Kanun uyarınca kurulan aile mahkemelerinde görülür; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla davaya bakar. Boşanma davasında görevli mahkeme yanında yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi de önemlidir: TMK m.168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı aydır birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir.

Konunun ayrıntılarına Boşanma Davası sayfasından ulaşabilirsiniz.

Anlaşmalı Boşanma

TMK m.166/3 uyarınca evliliği en az bir yıl sürmüş eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi hâlinde, evlilik birliğinin temelden sarsıldığı kabul edilir. Hâkim, boşanma protokolünde yer alan nafaka, tazminat, velayet ve mal paylaşımı gibi hususları tarafların özgür iradesiyle kararlaştırıp kararlaştırmadığını duruşmada bizzat dinleyerek tespit eder.

Konunun ayrıntılarına Anlaşmalı Boşanma sayfasından ulaşabilirsiniz.

Çekişmeli Boşanma

Taraflardan biri boşanmayı veya nafaka, tazminat, velayet ya da mal paylaşımı gibi sonuçlardan herhangi birini kabul etmiyorsa dava çekişmeli sayılır. Bu süreçte taraf beyanları, tanık anlatımları ve diğer deliller üzerinden ayrıntılı bir kusur ve ispat değerlendirmesi yapılır; yargılama, anlaşmalı boşanmaya kıyasla genellikle daha uzun sürer ve istinaf aşamasına taşınma ihtimali daha yüksektir.

Konunun ayrıntılarına Çekişmeli Boşanma sayfasından ulaşabilirsiniz.

Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat

TMK m.174 uyarınca, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf manevi tazminat isteyebilir. Boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen, kusursuz veya daha az kusurlu taraf ise diğer taraftan uygun bir maddi tazminat talep edebilir.

Konunun ayrıntılarına Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat sayfasından ulaşabilirsiniz.

Nafaka, Velayet ve Çocukla Kişisel İlişki

Nafaka Türleri (Tedbir, İştirak, Yoksulluk)

TMK’da üç ayrı nafaka türü düzenlenir: dava süresince geçici olarak ödenen tedbir nafakası (TMK m.169), boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan kusursuz veya daha az kusurlu eş için hükmedilen ve süresiz devam eden yoksulluk nafakası (TMK m.175), ergin olmayan çocuğun bakım ve eğitim giderleri için ana veya babadan alınan iştirak nafakasıdır (TMK m.182). Nafaka miktarı, tarafların gelir durumu ve ihtiyaçları değiştiğinde artırım veya azaltım davasıyla yeniden belirlenebilir; iştirak nafakası çocuğun ergin olmasıyla kendiliğinden sona erer; eğitimi devam eden ergin çocuk ise TMK m.328/2 uyarınca ana ve babasına karşı kendisi nafaka davası açabilir.

Konunun ayrıntılarına Nafaka sayfasından ulaşabilirsiniz.

Velayet

Boşanma davasında hâkim, ergin olmayan çocuğun velayetini, çocuğun üstün yararını gözeterek anne veya babadan birine verir; bu değerlendirmede çocuğun yaşı, sağlık durumu, eğitim hayatı ve her bir ebeveynin çocuğa sunabileceği ortam birlikte değerlendirilir. Velayetin verildiği tarihten sonra koşullar değişmişse, örneğin velayet kendisine bırakılan ebeveyn çocuğun bakımını ihmal etmeye başlamışsa, ilgili taraf ayrı bir dava ile velayetin değiştirilmesini talep edebilir.

Konunun ayrıntılarına Velayet sayfasından ulaşabilirsiniz.

Çocukla Kişisel İlişki Kurulması

Velayet kendisine bırakılmayan ana veya baba, TMK m.323-324 uyarınca çocuğuyla belirli aralıklarla, hafta sonları ve resmî tatillerde kişisel ilişki kurma hakkına sahiptir. Bu düzenlemeye uyulmaması, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi talebine konu olabilir.

Konunun ayrıntılarına Çocukla Kişisel İlişki Kurulması sayfasından ulaşabilirsiniz.

Evlilikte Mal Rejimi, Tasfiye ve Ziynet Alacağı

Boşanmada Mal Paylaşımı (Mal Rejiminin Tasfiyesi)

Eşler arasında sözleşmeyle başka bir rejim seçilmemişse, kanuni mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır (TMK m.202, m.218 vd.). Bu rejimde her eşin evlilik süresince edindiği mallar, örneğin maaş, kira geliri veya evlilik içinde alınan taşınmazlar, katılma alacağı hesabına dahil edilirken, evlenmeden önce sahip olunan mallar ile miras veya bağış yoluyla edinilen mallar kişisel mal sayılır ve bu hesaba dahil edilmez. Boşanma kararının kesinleşmesinin ardından, eşlerden her biri diğerinin edinilmiş mallarındaki katılma alacağını talep edebileceği ayrı bir tasfiye davası açabilir; bu dava, boşanma davasıyla birlikte açılamaz, boşanma kararının kesinleşmesi beklenir.

Konunun ayrıntılarına Boşanmada Mal Paylaşımı sayfasından ulaşabilirsiniz.

Eşin Vefatı Halinde Mal Rejimi Tasfiyesi

Mal rejimi, boşanma dışında eşlerden birinin ölümüyle de sona erer. Bu durumda önce mal rejiminin tasfiyesi yapılır; sağ kalan eşin katılma alacağı belirlenip kendisine ödendikten sonra kalan miktar miras hükümlerine göre mirasçılar arasında paylaştırılır. Süreç, boşanmadaki tasfiyeden farklı olarak miras hukukuyla iç içe yürür.

Konunun ayrıntılarına Eşin Vefatı Halinde Mal Rejimi Tasfiyesi sayfasından ulaşabilirsiniz.

Evlilik Sözleşmesi (Mal Rejimi Sözleşmesi)

TMK m.202 uyarınca eşler arasında herhangi bir seçim yapılmazsa kanuni rejim olan edinilmiş mallara katılma rejimi kendiliğinden uygulanır. Eşler dilerse bir mal rejimi sözleşmesiyle mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimlerinden birini de seçebilir. Bu sözleşme evlenmeden önce veya evlilik sırasında yapılabilir (TMK m.203) ve yalnızca ayırt etme gücüne sahip kişilerce kurulabilir (TMK m.204); geçerlilik şartı olarak noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılması zorunludur, ayrıca evlenme başvurusu sırasında seçilen rejimin yazılı olarak bildirilmesi de mümkündür (TMK m.205).

Evlilik sözleşmesinin, yukarıdaki boşanmada mal paylaşımı ve eşin vefatı halinde mal rejimi tasfiyesi konularından farkı şudur: evlilik sözleşmesi, evlilik devam ederken ve genellikle bir uyuşmazlık doğmadan önce hangi mal rejiminin geçerli olacağını önceden belirleyen isteğe bağlı bir işlemdir; diğer ikisi ise evliliğin boşanma veya ölümle sona ermesinin ardından mevcut rejimin tasfiye edilmesi sürecidir. Ayrıca haklı bir sebebin varlığı hâlinde hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine mevcut rejimin mal ayrılığına dönüşmesine de karar verebilir; diğer eşin malvarlığının borca batık olması veya ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmesi bu haklı sebeplere örnektir (TMK m.206).

Evlilik sözleşmesinin nasıl yapılacağı ve noter işlemleri hakkında ayrıntılı bilgiye Evlilik Sözleşmesi (Mal Rejimi Sözleşmesi) Nasıl Yapılır? başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Ziynet Alacağı Davası

Düğün sırasında veya evlilik süresince kadına takılan altın ve benzeri ziynet eşyaları, aksi ispatlanmadıkça kadına ait kabul edilir. Boşanma sürecinde bu eşyaların iade edilmediği durumlarda, ziynet alacağı davası veya talebiyle bedelinin ya da aynen iadesinin istenmesi mümkündür; bu talep boşanma davasından bağımsız olarak da ileri sürülebilir ve ispat yükü, ziynetlerin iade edilmediğini iddia eden tarafa aittir.

Konunun ayrıntılarına Ziynet Alacağı Davası sayfasından ulaşabilirsiniz.

Ailenin Korunması ve Aile Konutu

Ailenin Korunması (6284 Sayılı Kanun, Koruma ve Uzaklaştırma Kararı)

Şiddete veya şiddet tehdidine maruz kalan kişi ve aile bireyleri için 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, iki grup tedbir öngörür. Geçici barınma, geçici maddi yardım ve işyeri değişikliği gibi koruyucu tedbirler, şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kişinin doğrudan korunmasına yöneliktir. Şiddet uygulayanın konuttan uzaklaştırılması, silah bulundurmasının yasaklanması ve elektronik izleme gibi önleyici tedbirler ise şiddet uygulayan kişiye yöneliktir. Bu tedbirler, mülki amir veya aile mahkemesi tarafından yaklaşık ispatla ve hızlı biçimde verilebilir; Fethiye Aile Mahkemesi de bu tür acil tedbir taleplerini öncelikli olarak değerlendirir ve tedbir kararları, delil toplanmasını beklemeden re’sen de verilebilir.

Konunun ayrıntılarına Koruma Kararı ve Uzaklaştırma Kararı sayfasından ulaşabilirsiniz.

Aile Konutu Şerhi ve Tapu İptali

TMK m.194, aile konutu olarak kullanılan taşınmaz üzerinde tasarrufu diğer eşin rızasına bağlayarak sınırlar; eşlerden biri, aile konutu şerhinin tapuya işlenmesini tek başına isteyebilir. Diğer eşin rızası alınmadan aile konutu üzerinde yapılan devir, ipotek gibi işlemler, aile konutu şerhi varsa doğrudan geçersiz sayılır; şerh bulunmasa dahi bu durumu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişilere karşı tapu iptali ve tescili davası açılabilir. Uygulamada sıkça karşılaşılan bir diğer durum, eşlerden birinin aile konutu için kira sözleşmesi feshi veya tahliye taahhüdü gibi işlemleri diğer eşin bilgisi dışında yapmasıdır; bu hâlde de rızası alınmayan eş, konutun aile konutu olduğunun tespitini isteyerek işlemin kendisini bağlamadığını ileri sürebilir.

Konunun ayrıntılarına Aile Konutu Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Davası sayfasından ulaşabilirsiniz.

Soybağı Davaları: Soybağının Reddi ve Babalık

Soybağının Reddi Davası

Evlilik birliği içinde veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün içinde doğan çocuk için TMK m.285 uyarınca babalık karinesi kendiliğinden işler; çocuk ile koca arasındaki soybağı, ayrıca bir işleme gerek kalmadan kurulur. Bu karinenin çürütülmesi ancak soybağının reddi davası ile mümkündür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/269, K. 2021/228, T. 09.03.2021). 7 Kasım 2024 tarihli 7531 sayılı Kanun’la değişen TMK m.286 uyarınca artık yalnızca koca değil, ana veya çocuk da bu davayı açabilir; dava, açma hakkına sahip diğer kişilere karşı yöneltilir. Bu değişiklik, anneye dava hakkı tanımayan önceki düzenlemenin özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğine ilişkin Anayasa Mahkemesi kararının ardından yapılmıştır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/366, K. 2025/603, T. 08.10.2025).

TMK m.289’a göre koca, doğumu ve baba olmadığını öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde dava açmak zorundadır; ana doğumdan, çocuk ise ergin olduğu tarihten başlayarak bir yıl içinde dava hakkını kullanabilir. Bu maddede önceden yer alan ve süreyi doğumdan itibaren beş yılla sınırlayan mutlak süre ise Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2009 tarihli, E. 2008/30, K. 2009/96 sayılı kararıyla iptal edilmiştir; 7531 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik ananın dava hakkına ilişkindir. Yargıtay içtihadına göre “öğrenme” tarihinin belirlenmesinde salt şüphe yeterli görülmez; hak düşürücü sürenin başlangıcı genellikle yargılama dışında yaptırılan bir soybağı testi sonucunun öğrenildiği tarihtir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/9298, K. 2019/3796, T. 08.04.2019). Dava çocuk tarafından açılıyorsa ana ve nüfusta baba görünen kişiye karşı yöneltilmelidir; husumetin eksik yöneltilmesi bozma sebebidir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/8123, K. 2012/17061, T. 20.06.2012). Görevli mahkeme, 4787 sayılı Kanun uyarınca Fethiye’de de faaliyet gösteren aile mahkemesidir.

Soybağının reddi davasının şartları, süresi ve güncel Yargıtay kararları hakkında ayrıntılı bilgiye Soybağının Reddi Davası Nedir? başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Babalık Davası

Evlilik dışında doğan ve babayla arasında soybağı bulunmayan çocuk için soybağı, TMK m.301 vd. uyarınca babalık davasıyla hâkim kararıyla kurulabilir. Davayı ana veya çocuk açabilir; dava, sağken babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı yöneltilir (TMK m.301). Çocuğun doğumdan önceki üç yüzüncü gün ile yüz sekseninci gün arasında davalı ile ananın cinsel ilişkide bulunmuş olması babalığa karine sayılır (TMK m.302); davalı, baba olmasının olanaksızlığını veya bir başka erkeğin baba olma olasılığının kendisininkinden daha yüksek olduğunu ispatlayarak bu karineyi çürütebilir.

Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre çocuğun nüfus kaydında, örneğin ananın kocası gibi başka bir erkekle soybağı görünüyorsa, bu bağ önce soybağının reddi davasıyla ortadan kaldırılmadan babalık davası dinlenemez (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/4003, K. 2018/9392, T. 15.03.2018; aynı yönde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/7510, K. 2024/1181, T. 26.02.2024). TMK m.303 uyarınca ananın dava hakkı doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer; çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı varsa bu bir yıllık süre, o bağın ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar. Ana, babalık davasıyla birlikte veya ayrı olarak doğum giderleri ile gebelik ve doğum öncesi/sonrası altışar haftalık geçim giderlerinin karşılanmasını da talep edebilir (TMK m.304).

Babalık davasının şartları, süresi ve DNA testinin ispat gücü hakkında ayrıntılı bilgiye Babalık Davası Nedir? başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Evlat Edinme

Evlat Edinmenin Şartları Nelerdir?

TMK m.305 vd. uyarınca bir küçüğün evlat edinilebilmesi için, evlat edinen tarafından en az bir yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olması ve evlat edinmenin küçüğün yararına bulunması gerekir. Eşler ancak birlikte evlat edinebilir; bunun için ya en az beş yıldan beri evli olmaları ya da otuz yaşını doldurmuş olmaları aranır (TMK m.306). Eşlerden biri, diğerinin çocuğunu evlat edinmek istiyorsa bu süre iki yıla iner. Evli olmayan bir kişi ise otuz yaşını doldurmuşsa tek başına evlat edinebilir (TMK m.307). Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, davacılardan biri otuz yaşını doldurmamış ve evlilik de beş yılı bulmamışken verilen birlikte evlat edinme kararını, TMK m.306’daki bu şartlar aranmadan verildiği gerekçesiyle kanun yararına bozmuştur (E. 2022/10480, K. 2023/224, T. 17.01.2023).

Evlat edinilenin, evlat edinenden en az on sekiz yaş küçük olması kanuni bir şarttır (TMK m.308); bu yaş farkı sağlanmadan verilen evlat edinme kararları Yargıtay tarafından bozulmaktadır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2004/14968, K. 2005/606, T. 24.01.2005; aynı yönde kanun yararına bozma kararı için Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2008/8645, K. 2009/4203, T. 09.03.2009). Anayasa Mahkemesi, konuyla ilgili bir kararında bu yaş farkı şartının amacının ebeveyn-çocuk ilişkisinin oluşabilmesini sağlamak olduğunu ve şartın birçok ülke hukukunda yer aldığını vurgulamıştır (Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru, B. 2020/10490, T. 25.07.2023). Ayırt etme gücüne sahip küçüğün rızası olmadan evlat edinilememesi, ana ve babanın rızasının aranması (TMK m.309) ve erginlerin ancak küçükken evlat edinen tarafından en az beş yıl süreyle bakılıp gözetilmiş olmak gibi belirli koşullarla evlat edinilebilmesi (TMK m.313) sürecin diğer temel unsurlarıdır. Evlat edinme kararıyla ana ve babaya ait hak ve yükümlülükler evlat edinene geçer ve evlatlık, evlat edinenin yasal mirasçısı olur (TMK m.314).

Süreç, evlat edinmek isteyen kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine yapacağı başvuruyla başlar. Mahkeme, sosyal hizmet uzmanlarınca hazırlanan bir sosyal inceleme raporu ile evlat edinenin ekonomik ve sosyal durumunu, sağlık raporlarını ve varsa evlat edinilecek küçüğün görüşünü değerlendirir; küçüğün en az bir yıl süreyle evlat edinen yanında bakılıp gözetilmiş olması şartı da genellikle bu süreç içinde tamamlanır. Tüm koşulların yerine geldiği kanaatine varılırsa mahkeme evlat edinmeye karar verir; bu karar, nüfus kaydına işlenmek üzere ilgili nüfus müdürlüğüne bildirilir.

Evlat edinmenin tüm şartları, süreci ve sıkça sorulan sorular hakkında ayrıntılı bilgiye Evlat Edinme Şartları ve Süreci başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Yabancılık Unsuru Taşıyan Aile Hukuku İşlemleri

Yabancı Boşanma Kararının Tanınması ve Tenfizi

Fethiye’nin başta İngiltere, Almanya, Rusya ve İskandinav ülkeleri olmak üzere yoğun bir yabancı nüfusa ev sahipliği yapması, yurt dışında boşanmış olup bu kararın Türkiye’de de hukuki sonuç doğurmasını isteyen kişilerin sıkça karşılaştığı bir konudur. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (“MÖHUK”) 50 ilâ 59. maddeleri, yabancı mahkeme ilamlarının Türkiye’de tanınması ve tenfizi usulünü düzenler. Tanıma ile tenfiz arasındaki temel fark şudur: tenfiz, yabancı ilamın Türkiye’de cebri icraya konu edilebilmesini, örneğin nafaka alacağının icra yoluyla tahsilini, sağlarken; tanıma, ilamın yalnızca kesin hüküm veya kesin delil etkisiyle Türk hukuk düzeninde sonuç doğurmasını sağlar (MÖHUK m.58) ve nüfus müdürlüğü nezdinde boşanmanın tesciline imkân verir. Salt boşanmanın nüfusa işlenmesi için genellikle tanıma yeterlidir; kararda ayrıca yer alan nafaka, tazminat veya velayete ilişkin hükümlerin Türkiye’de zorla yerine getirilmesi isteniyorsa tenfiz yoluna başvurulması gerekir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, boşanma hükmünün tanınması sonucunda nüfus kaydının düzeltilmesinin hükmün “icra olunabilir olması” özelliğini gerektirmediğini belirterek, boşanma kararı için verilen “tanınmasına ve tenfizine” hükmünden “tenfiz” ibaresini çıkarmış ve ilk derece mahkemesi kararını düzelterek onamıştır (E. 2025/10, K. 2025/4663, T. 06.05.2025). Başka bir olayda ilk derece ve bölge adliye mahkemesi, yabancı ilamın yalnızca kesinleşen boşanma hükmünü tanımış, kesinleştiği ispatlanamayan velayet ve nafaka hükümlerinin tenfizini reddetmiş; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu kararı gerekçe yazmaksızın onamıştır (E. 2023/6865, K. 2023/5009, T. 01.11.2023). Ayrıca, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 27/A maddesinde sayılan şartların (tarafların birlikte, ya da diğer taraf ölmüş veya yabancıysa Türk vatandaşı tarafın tek başına başvurması; kararın yetkili yabancı makamca verilmiş ve usulen kesinleşmiş olması; Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması) varlığı hâlinde, boşanma kararı dava açılmasına gerek kalmaksızın doğrudan nüfus müdürlüğü veya yurt dışındaki dış temsilcilik (konsolosluk) tarafından nüfus kütüğüne tescil edilebilir.

Davada görevli mahkeme asliye mahkemesidir (MÖHUK m.51); aile hukukuna ilişkin bu tür davalarda uygulamada, Fethiye’de olduğu gibi aile mahkemesi kurulu yerlerde doğrudan aile mahkemesi görevlidir. Yetkili mahkeme, tenfizi istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sakin olduğu yer, bu da yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemeleridir. Tenfiz talebi MÖHUK m.54’te sayılan şartlara bağlıdır: karşılıklılık (mütekabiliyet) esasının bulunması, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmemiş olması, kamu düzenine açıkça aykırı olmaması ve davalının usulüne uygun çağrılmış olması. Tanımada ise mütekabiliyet şartı aranmaz (MÖHUK m.58/1). Mahkemenin tanıma kararı yanında ayrıca “tarafların boşanmalarına” şeklinde bir hüküm kurmasına gerek yoktur; çünkü tanıma kararının kendisi yabancı ilama kesin hüküm niteliği kazandırır. Yargıtay, bu yanılgıyı sonuca etkili görmediği için bozma sebebi yapmamış, yalnızca değinmekle yetinmiştir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/12641, K. 2014/18937, T. 30.09.2014). Başvuru dilekçesine, yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca onanmış aslı veya onanmış örneği, kesinleşme şerhi ve onanmış tercümeleri eklenmelidir (MÖHUK m.53); bu belgelerin eksiksiz sunulması sürecin uzamasının önüne geçer.

Yabancı mahkeme boşanma kararının Türkiye’de tanınması ve tenfizi süreci hakkında ayrıntılı bilgiye Yabancı Mahkeme Boşanma Kararının Türkiye’de Tanınması ve Tenfizi başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Evliliğin Özel Sona Erme Halleri

Gaiplik Kararı ve Evliliğin Sona Ermesi

TMK m.32 uyarınca, ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun süredir haber alınamayan bir kişinin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme gaiplik kararı verebilir. Bu kararın istenebilmesi için, ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl veya son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmiş olması ve mahkemece yaptırılan ilanın sonuçsuz kalması gerekir (TMK m.33-35). Yetkili mahkeme, gaipliğine karar verilecek kişinin Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesidir.

Gaiplik kararının evlilik birliğine etkisi kendiliğinden gerçekleşmez: TMK m.131 uyarınca gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine ayrıca karar verilmedikçe yeniden evlenemez. Kaybolan kişinin eşi, evliliğin feshini gaiplik başvurusuyla birlikte veya bağımsız bir dava ile isteyebilir; bu dava davacının yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Evlilik sona erdikten sonra kadın için öngörülen üç yüz günlük yeniden evlenme yasağı (TMK m.132) da, kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması hâlinde mahkemece kaldırılabilir. Gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgi sahibi olanların usulüne uygun ilanla çağrılması ve ilk ilandan itibaren en az altı ay beklenmesi de kararın kesinleşmesi için aranan usuli şartlardandır; ilan süresi dolmadan kişinin ortaya çıkması veya kendisinden haber alınması hâlinde gaiplik istemi düşer.

Gaiplik kararının şartları ve evlilik birliğine etkisi hakkında ayrıntılı bilgiye Gaiplik Kararı Nedir? başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Sonuç

Aile mahkemesine başvuracak kişilerin, dayanacakları boşanma sebebine göre bir süre sınırının olup olmadığını (özellikle zina ve hayata kast gibi özel sebeplerde) baştan netleştirmesi önemlidir.

Dava / talep Süre Dayanak
Genel boşanma sebebi (evlilik birliğinin temelden sarsılması) Dava açma süresi YOKTUR TMK m.166
Zina Sebebi öğrenmeden itibaren 6 AY, her hâlde sebebin doğumundan itibaren 5 YIL TMK m.161
Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış Sebebi öğrenmeden itibaren 6 AY, her hâlde sebebin doğumundan itibaren 5 YIL TMK m.162
Anlaşmalı boşanma Evliliğin en az 1 YIL sürmüş olması; hâkim tarafları duruşmada bizzat dinler TMK m.166/3
Yetkili mahkeme (boşanma) Eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son 6 aydır birlikte oturdukları yer TMK m.168
Mal rejiminin tasfiyesi Boşanma davasıyla BİRLİKTE açılamaz; boşanma kararının kesinleşmesi beklenir TMK m.202, m.218 vd.
Evlilik (mal rejimi) sözleşmesi Evlenmeden önce veya evlilik sırasında yapılabilir; noterde düzenleme ya da onaylama şeklinde olması geçerlilik şartıdır TMK m.203, m.204, m.205
İştirak nafakası Çocuğun ergin olmasıyla KENDİLİĞİNDEN sona erer; eğitimi devam eden ergin çocuk kendisi dava açabilir TMK m.182; TMK m.328/2
Soybağının reddi — koca Doğumu ve baba olmadığını öğrendiği tarihten itibaren 1 YIL TMK m.289
Soybağının reddi — ana Doğumdan itibaren 1 YIL TMK m.289
Soybağının reddi — çocuk Ergin olduğu tarihten itibaren 1 YIL TMK m.289 — doğumdan itibaren 5 yıllık mutlak süre AYM’nin 25.06.2009 tarihli, E. 2008/30, K. 2009/96 sayılı kararıyla İPTAL EDİLDİ
Soybağının reddinde davacı sıfatı 7 Kasım 2024 tarihli 7531 s.K. ile artık yalnızca koca değil ANA veya ÇOCUK da açabilir TMK m.286
6284 sayılı Kanun tedbirleri Mülki amir veya aile mahkemesince YAKLAŞIK İSPATLA ve hızlı biçimde, delil toplanması beklenmeden RESEN de verilebilir 6284 s.K.
İstinaf Kararın tebliğinden itibaren 2 HAFTA —

Sıkça Sorulan Sorular

Fethiye Aile Mahkemesi Avukatı kimdir?

Aile hukukuyla ilgili davalarda, boşanma, velayet, nafaka gibi konularda müvekkillerini temsil eden bir avukattır.

Aile mahkemesi davaları ne kadar sürer?

Dava konusuna ve mahkemenin yoğunluğuna göre değişiklik gösterir.

Aile avukatı tutmanın avantajları nelerdir?

Doğru hukuki dayanağın seçilmesini, delillerin usulüne uygun sunulmasını ve sürenin doğru hesaplanmasını sağlar.

Hangi durumlarda aile avukatıyla iletişime geçmeliyim?

Boşanma, velayet uyuşmazlığı, nafaka talepleri ve mal paylaşımı gibi durumlarda iletişime geçmeniz önerilir.

Fethiye Aile Mahkemesi Avukatı ücretleri nasıl belirlenir?

Avukatın deneyimi, davanın karmaşıklığı ve süresi gibi faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterir.

Boşanma davası açmak için bir süre sınırı var mı?

Genel boşanma sebebinde (TMK m.166) süre sınırı yoktur; ancak zina veya hayata kast gibi özel sebeplerde 6 ay/5 yıllık süreler uygulanır.

Aile mahkemesinde hangi belgeler gereklidir?

Kimlik fotokopisi, evlilik cüzdanı, gelir beyanı ve davaya bağlı diğer belgeler gerekir.

Aile mahkemesi kararlarına itiraz edebilir miyim?

Evet, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf başvurusu yapabilirsiniz.

Boşanma sürecinde nafaka talep edebilir miyim?

Evet, koşulların oluşması halinde yoksulluk veya iştirak nafakası talep edilebilir.

Fethiye Aile Mahkemesi’nde dava açmak için nasıl bir yol izlemeliyim?

Bir aile avukatıyla görüşüp gerekli belgeleri hazırlayarak yetkili aile mahkemesine başvurmalısınız.

Dosyanızı değerlendirmek için bize ulaşabilirsiniz

Av. Mustafa Kocatepe

Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel nitelikte olup hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamaktadır. Hak kaybına uğramamak adına somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir. — Av. Mustafa Kocatepe



Whatsapp
Av. Mustafa Kocatepe
Av. Mustafa Kocatepe
Merhaba.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?