Fethiye ve çevresinde yerleşik yabancı nüfusun yoğunluğu, yurt dışında boşanmış olan çiftlerin bu kararı Türkiye’de de geçerli kılma ihtiyacıyla sık sık karşılaşmasına yol açıyor. Almanya, İngiltere, Hollanda veya Rusya gibi ülkelerde alınmış bir boşanma kararı, Türk nüfus kayıtlarına hiçbir işlem yapılmadan otomatik olarak yansımaz; kararın Türkiye’de hüküm ve sonuç doğurabilmesi için ayrı bir yargısal sürecin, tanıma veya tenfiz davasının, tamamlanması gerekir. Bu yazıda 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) tanıma ve tenfize ilişkin hükümlerini, görevli mahkemeyi, aranan belgeleri ve mütekabiliyet ile kamu düzeni gibi ret sebeplerini güncel Yargıtay kararları ışığında ele alıyoruz.
Ana Noktalar
- Yalnızca boşanmaya ilişkin, ferî bir hüküm içermeyen yabancı kararlar için tanıma yeterlidir; nafaka veya tazminat gibi eda hükümleri içeren kararlarda ayrıca tenfiz gerekir.
- Tanıma ve tenfiz davasında görevli mahkeme, aile hukukuna ilişkin yabancı kararlarda genel asliye mahkemesi değil, Aile Mahkemesidir.
- Mütekabiliyet (karşılıklılık) şartı tenfiz için arandığı hâlde, salt boşanmanın tanınmasında bu şart aranmaz.
- Türk hâkimi, yabancı kararın esasını yeniden inceleyemez; inceleme MÖHUK m.54’te sayılan sınırlı şartlarla yapılır.
- Kararın o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı, onaylı tercümesi ve kesinleşme belgesi olmadan dava açılamaz.
Tanıma mı, Tenfiz mi? Aradaki Fark
Uygulamada en çok karıştırılan nokta, tanıma ile tenfizin aynı şey olduğu varsayımıdır. Oysa MÖHUK bu iki kurumu ayrı maddelerde düzenler ve ayırım pratik sonuç doğurur. Tenfiz, yabancı kararın Türkiye’de icra edilebilir hâle gelmesini sağlar; MÖHUK m.50/1 uyarınca yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Tanıma ise MÖHUK m.58 uyarınca, kararın Türkiye’de yalnızca kesin hüküm veya kesin delil etkisi kazanmasını sağlar; icraya konu bir edim yoksa tenfize gerek kalmaz.
Salt boşanmaya ilişkin, tarafları eda borcu altına sokmayan bir yabancı karar için bu ayrım somut bir sonuç doğurur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/596, K. 2024/2628, T. 18.04.2024: Davacının Finlandiya’da boşandığı ve kararın yalnızca boşanmaya ilişkin olduğu, ferî bir hükme yer verilmediği bir olayda, ilk derece mahkemesinin boşanma kararının tanınmasına, tenfizi gerektirir bir hüküm bulunmadığından tenfiz talebinin reddine karar vermesi Yargıtay’ca onanmıştır. Buna karşılık karar; nafaka, velayet, tazminat veya mal rejimi gibi bir eda hükmü de içeriyorsa, bu kısımlar için ayrıca tenfiz istenmesi gerekir.
Boşanmaya Hangi Hukuk Uygulanır? MÖHUK m.14 ve Tanıma/Tenfiz Ayrımı
Tanıma ve tenfiz, “yabancı kararın hangi ülke hukukuna göre verildiği doğru muydu” sorusuna cevap arayan bir denetim değildir; bu soru kanunlar ihtilafı alanına girer ve ayrı bir maddeyle düzenlenmiştir. MÖHUK m.14/1 uyarınca boşanma ve ayrılığın sebepleri ve hükümleri eşlerin müşterek millî hukukuna, tarafların ayrı vatandaşlıkta olması hâlinde müşterek mutad mesken hukukuna, bu da yoksa Türk hukukuna tâbidir. Bu madde yalnızca hangi ülke hukukunun boşanma sebebini belirleyeceğini gösterir; tanıma veya tenfiz davasına bakacak mahkemeyi veya tanımanın koşullarını düzenlemez, çünkü bu ikinci grup soru kanunun tamamen farklı bir kısmında, “Milletlerarası Usul Hukuku” başlıklı İkinci Kısım’da yer alır. Tanıma hâkimi, yabancı mahkemenin kendi kanunlar ihtilafı kurallarını doğru uygulayıp uygulamadığını denetleyemez; bu, içeriği tetkik yasağının bir sonucudur. Fethiye’de yabancı uyruklu danışanlarımızın en sık sorduğu sorulardan biri tam da budur: kendi ülkelerinde farklı bir hukuka göre boşanmış olmaları, kararın Türkiye’de tanınmasına engel değildir; İngilizce danışanlarımız için bu konudaki genel bilgilere Fethiye Lawyer sayfamızdan da ulaşılabilir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
MÖHUK m.51/1, tenfiz kararları için görevli mahkemeyi genel olarak “asliye mahkemesi” şeklinde belirler. Ancak aile hukukuna ilişkin yabancı kararlarda bu genel kural, daha özel bir hükümle birlikte okunmalıdır: 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4/2. maddesi, aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizini açıkça Aile Mahkemelerinin görevine bırakmıştır. Bu hükmün metni hâlâ 5718 sayılı MÖHUK’tan önceki 2675 sayılı Kanuna atıf yapsa da, Yargıtay bu atfın güncelliğini yitirmediğini defalarca vurgulamıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2008/6987, K. 2008/10100, T. 08.07.2008: 4787 sayılı Kanun’un 4/2. maddesindeki bu özel hükmün, sonradan 12.12.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5718 sayılı Kanun ile ilga edilmediği belirtilerek, davaya Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla değil Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiği vurgulanmıştır. Görev kuralı kamu düzenine ilişkin olduğundan, yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir.
Yetki bakımından ise MÖHUK m.51/2 uygulanır: dava, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu yer mahkemesinde; Türkiye’de böyle bir yer yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde açılabilir. Bu nedenle Fethiye’de yerleşik veya mutad meskeni Fethiye’de bulunan bir tarafa karşı açılacak tanıma ve tenfiz davası, Fethiye Aile Mahkemesinde görülür. Sürecin aile hukukunun diğer başlıklarıyla bağlantısı ve görevli mahkemenin somut olaya göre nasıl belirlendiği konusunda Fethiye Aile Mahkemesi Avukatı sayfamızdan daha ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.
Dilekçeye Eklenmesi Gereken Belgeler
MÖHUK m.52 uyarınca tenfiz istemi bir dilekçe ile yapılır; dilekçede tarafların ve varsa vekillerinin kimlik bilgileri, kararı veren yabancı mahkemenin adı, ilamın tarih ve numarası ile hükmün özeti yer alır. MÖHUK m.53 ise dilekçeye eklenmesi zorunlu iki belge grubunu sayar:
- Yabancı mahkeme ilamının, o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilamı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ile bunun onanmış tercümesi.
- İlamın kesinleştiğini gösteren, o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile bunun onanmış tercümesi.
Kanun metni “usulen onanmış” ifadesini kullanır; bu onayın somut şekli, kararı veren ülkenin 1961 tarihli Lahey Apostil Sözleşmesi’ne taraf olup olmamasına göre değişir. Sözleşmeye taraf bir ülkeden gelen kararda apostil şerhi yeterli kabul edilirken, sözleşmeye taraf olmayan bir ülkeden gelen kararda konsolosluk tasdiki aranır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/2562, K. 2023/4371, T. 03.10.2023: Davalı vekilinin tercümenin yeminli tercüman tarafından yapılmadığı, konsolosluk onayının metne şamil olmadığı ve apostil şerhinin eksik olduğu yönündeki itirazlarına karşı, bölge adliye mahkemesinin yabancı mahkeme kararının aslı, onaylı tercümesi ve apostil şerhlerinin dosyaya sunulduğunu tespit ederek tanıma ve tenfiz şartlarının oluştuğuna hükmetmesi onanmıştır. Uygulamada en sık karşılaşılan eksiklik, tercümenin Türkiye’de yetkili bir yeminli tercüman tarafından yapılmamış olması veya kesinleşme şerhinin ayrı bir belge yerine ilamın kendi metninde aranmasıdır; oysa MÖHUK m.53/b bu belgenin ayrıca sunulmasını arar.
Tenfiz ve Tanımanın Esasa İlişkin Şartları (MÖHUK m.54)
MÖHUK m.54, tenfiz kararının verilebilmesi için dört şart öngörür. Türk hâkiminin bu denetimi yaparken yabancı kararın esasına giremeyeceği, yalnızca aşağıdaki sınırlı şartları inceleyebileceği yerleşik içtihattır.
Mütekabiliyet (Karşılıklılık) Şartı ve Boşanmada İstisnası
MÖHUK m.54/a, tenfiz için Türkiye ile kararı veren devlet arasında akdi, kanuni veya fiilî bir karşılıklılığın bulunmasını arar. Ancak bu şart, tanıma bakımından açıkça devre dışı bırakılmıştır: MÖHUK m.58/1’in son cümlesi, tanımada m.54/1-a bendinin uygulanmayacağını hükme bağlar. Bu ayrımın pratik sonucu, Fethiye’deki yabancı danışanlarımızın büyük kısmının merak ettiği bir noktayı doğrudan cevaplar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/16604, K. 2014/18219, T. 23.09.2014: Kanada’nın Ontario Adalet Mahkemesince verilen bir boşanma kararının tanınması istemini, Türkiye ile Kanada arasında tenfizi mümkün kılan akdi veya fiilî mütekabiliyet bulunmadığı gerekçesiyle reddeden yerel mahkeme kararı, tanımada m.54/1-a’daki karşılıklılık şartının aranmayacağı gerekçesiyle bozulmuştur. Dolayısıyla salt boşanmanın tanınması istenen davalarda, kararı veren ülkeyle Türkiye arasında mütekabiliyet bulunmaması, tek başına ret sebebi oluşturmaz; bu şart ancak nafaka veya tazminat gibi bir eda hükmünün tenfizi istendiğinde devreye girer.
Türk Mahkemelerinin Münhasır Yetkisi ve Aşkın Yetki
MÖHUK m.54/b uyarınca, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmemiş olması ve davalının itirazı hâlinde, kararı veren mahkemenin dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunması gerekir. Boşanma davaları, kural olarak Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmez; bu nedenle bu şart boşanma tanıma/tenfiz davalarında nadiren ret sebebi olarak öne çıkar, ancak taşınmaz mülkiyeti gibi münhasır yetkiye tâbi bir talep boşanma kararına eklenmişse o kısım için ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Kamu Düzenine Açık Aykırılık
MÖHUK m.54/c, hükmün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasını arar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kamu düzeni denetiminin sınırlarını şöyle çizmiştir: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/272, K. 2019/1396, T. 19.12.2019: Türk kamu düzeninin ihlalinin, çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali hâlinde söz konusu olacağı, ancak her emredici hükmü ihlal eden yabancı kararın otomatik olarak kamu düzenine aykırı sayılamayacağı; tenfiz hâkiminin, yalnızca Türk hukukundan farklı usul veya esas kuralları uygulandığı için kararı reddedemeyeceği, aykırılığın Anayasanın veya hukuk sisteminin temel ilkelerine açık aykırılık düzeyinde olması gerektiği vurgulanmıştır. Bu karar bir alacak davasının tenfizine ilişkin olsa da, kamu düzeni denetiminin sınırlarına dair bu açıklamalar boşanma tanıma ve tenfiz davalarında da aynen uygulanmaktadır, çünkü MÖHUK m.54/c hükmün konusuna göre farklılaştırılmamıştır. Kamu düzeninin somut olarak nasıl ihlal edildiğine örnek olarak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/13867, K. 2013/6352, T. 11.03.2013: Türkiye’de aynı taraflar arasında daha önce kesinleşmiş bir boşanma kararı bulunduğu hâlde, bu karardan önce yabancı mahkemece verilmiş bir boşanma kararının ayrıca tanınmak istenmesi hâlinde, kamu düzeninin açıkça ihlal edileceği gerekçesiyle tanıma talebinin reddi onanmıştır.
Savunma Hakkının Kısıtlanmaması ve Usulüne Uygun Tebligat
MÖHUK m.54/ç, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin, o yer kanunlarına göre usulüne uygun bir şekilde mahkemeye çağrılmamış veya temsil edilmemiş yahut kanunlara aykırı şekilde gıyabında hüküm verilmiş olması hâlinde, kişinin bu hususu Türk mahkemesinde itiraz konusu yapmamış olmasını arar. Uygulamada bu şart, çoğunlukla uluslararası tebligat kurallarına uyulup uyulmadığı üzerinden tartışılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayrı Adlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine İlişkin Lahey Sözleşmesi’nin 10. maddesine Türkiye’nin çekince koyduğunu ve bu çekince nedeniyle Türkiye’de bulunan bir tarafa doğrudan posta yoluyla yapılan tebligatın usulsüz sayılacağını, böyle bir tebligata dayanılarak verilen kararın savunma hakkını kısıtladığını belirtmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/272, K. 2019/1396, T. 19.12.2019). Bu ilke boşanma tanıma davalarında da aynı şekilde uygulanır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/108, K. 2024/2251, T. 01.04.2024: Fransa’da verilen bir boşanma kararının tanınması istenen davada, davalı kadına usulüne uygun tebligat yapılmadığının kararda belirtilmiş olması karşısında, savunma hakkının kısıtlandığı kabul edilerek tanıma talebinin reddi Yargıtay’ca onanmıştır. Bu nedenle, yurt dışında dava açılırken karşı tarafın Türkiye’deki adresine mutlaka merkezi makamlar aracılığıyla ve ilgili sözleşmeye uygun şekilde tebligat yapılmış olması, sonraki tanıma/tenfiz davasının akıbeti bakımından belirleyicidir.
Dava Süreci Nasıl İşler?
Tanıma ve tenfiz istemine ilişkin dilekçe, duruşma günüyle birlikte karşı tarafa tebliğ edilir ve istem, MÖHUK m.55 uyarınca basit yargılama usulü hükümlerine göre incelenip karara bağlanır. Karşı taraf, ancak MÖHUK’un ilgili bölümünde sayılan şartların bulunmadığını veya kararın kısmen ya da tamamen yerine getirilmiş olduğunu ileri sürerek itiraz edebilir; yabancı kararın esasına yönelik itirazlar dinlenmez. Mahkeme, ilamın kısmen veya tamamen tanınmasına ya da tenfizine veyahut istemin reddine karar verebilir; tenfizine karar verilen yabancı ilamlar, Türk mahkemelerinden verilmiş ilamlar gibi icra olunur. Karara karşı temyiz yolu genel hükümlere tâbidir ve temyiz, kararın yerine getirilmesini durdurur.
Karar Kesinleştikten Sonra: Nüfus Kaydına İşleme
Tanıma veya tenfiz kararı kesinleştikten sonra sürecin son adımı, bu kararın Türkiye’deki nüfus kaydına işlenmesidir. MÖHUK m.58/3, yabancı mahkeme ilamına dayanılarak Türkiye’de idari bir işlemin yapılmasında da aynı usulün uygulanacağını öngörür; dolayısıyla nüfus müdürlüğü, kendiliğinden bir inceleme yapmaz, kesinleşmiş tanıma ya da tenfiz kararını esas alarak kaydı günceller. Bu aşamada mahkemenin kesinleşme şerhli kararı ile birlikte nüfus müdürlüğüne başvurulması yeterlidir; ayrıca bir dava açılmasına gerek yoktur. Fethiye Nüfus Müdürlüğü’ne kayıtlı yabancı uyruklu veya çift vatandaş danışanlarımız açısından bu adımın atlanması, kararın mahkemece verilmiş olmasına rağmen kişinin resmî kayıtlarda hâlâ evli görünmesi gibi pratik sorunlara yol açabilmektedir; bu nedenle tanıma/tenfiz kararının kesinleşmesinin ardından nüfus işlemlerinin gecikmeden tamamlanması önerilir.
Sonuç
Yurt dışında alınmış bir boşanma kararı, Fethiye’de yaşayan veya bu bölgede taşınmazı, aile bireyleri ya da yeniden evlilik planı bulunan bir yabancı için görünürde tamamlanmış bir süreç gibi dursa da, Türk hukuku bakımından ayrı bir tanıma veya tenfiz kararı alınmadan resmî bir sonuç doğurmaz. Görevli mahkemenin doğru tespiti, apostil ve tercüme gibi belgelerin eksiksiz hazırlanması ve tebligatın usulüne uygun yapılmış olması, davanın sorunsuz ilerlemesi için belirleyici unsurlardır. Fethiye’deki yoğun yabancı nüfus göz önüne alındığında, bu süreci başlamadan önce dosyanın MÖHUK m.54’teki şartlar bakımından değerlendirilmesi, ileride ortaya çıkabilecek ret risklerini büyük ölçüde azaltır.
Dosyanızı değerlendirmek için bize ulaşabilirsiniz
Av. Mustafa Kocatepe
Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel nitelikte olup hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamaktadır. Hak kaybına uğramamak adına somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir. — Av. Mustafa Kocatepe (Muğla Barosu Sicil No: 2749)
Sıkça Sorulan Sorular
Yabancı mahkemenin boşanma kararı Türkiye’de kendiliğinden geçerli olur mu?
Hayır. Yabancı bir mahkemenin boşanma kararı, Türkiye’de ayrıca bir tanıma veya tenfiz kararı verilmeden hüküm ve sonuç doğurmaz ve nüfus kaydına işlenemez. MÖHUK m.50 ve m.58 uyarınca, kararın Türkiye’de geçerli sayılabilmesi için yetkili Türk mahkemesince tanıma ya da tenfiz kararı verilmesi zorunludur.
Tanıma ile tenfiz arasındaki fark nedir?
Tanıma, yabancı kararın Türkiye’de yalnızca kesin hüküm veya kesin delil etkisi kazanmasını sağlar ve icraya konu bir edim gerektirmeyen salt boşanma kararları için yeterlidir. Tenfiz ise kararın Türkiye’de icra edilebilir hâle gelmesini sağlar ve nafaka veya tazminat gibi eda hükmü içeren kararlarda ayrıca gereklidir.
Yabancı boşanma kararının tanınması için hangi belgeler gereklidir?
MÖHUK m.53 uyarınca dilekçeye, yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya onanmış örneği ile onanmış tercümesi; ayrıca ilamın kesinleştiğini gösteren, o ülke makamlarınca usulen onanmış belge ile bunun onanmış tercümesi eklenmelidir.
Apostil şerhi her ülke için gerekli midir?
Hayır. Apostil, yalnızca 1961 tarihli Lahey Apostil Sözleşmesi’ne taraf bir ülkeden gelen kararlarda geçerli bir onay yöntemidir. Sözleşmeye taraf olmayan bir ülkeden gelen kararlarda, belgenin o ülkedeki Türk konsolosluğunca tasdik edilmesi gerekir.
Tanıma ve tenfiz davasında görevli mahkeme hangisidir?
Aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizinde görevli mahkeme, 4787 sayılı Kanun’un 4/2. maddesi uyarınca Aile Mahkemesidir; Yargıtay bu görevin 5718 sayılı MÖHUK’un yürürlüğe girmesinden sonra da devam ettiğini kararlarında açıkça belirtmiştir.
Boşanma kararının tanınması için mütekabiliyet (karşılıklılık) şartı aranır mı?
Hayır. MÖHUK m.58/1, tenfiz için aranan mütekabiliyet şartını (m.54/1-a) tanımada uygulama dışı bırakır. Yargıtay, kararı veren devletle Türkiye arasında mütekabiliyet bulunmadığı gerekçesiyle salt boşanmanın tanınması talebinin reddedilemeyeceğine hükmetmiştir.
Yabancı boşanma kararı hangi hâllerde kamu düzenine aykırı sayılır?
Türk hâkimi, yalnızca yabancı hukukun farklı kurallar içermesi nedeniyle kararı reddedemez; aykırılığın Anayasanın veya hukuk sisteminin temel ilkelerine açıkça aykırı olması gerekir. Örneğin, Türkiye’de aynı taraflar arasında daha önce kesinleşmiş bir boşanma kararı varken, ondan önceki tarihli yabancı kararın ayrıca tanınması istenirse kamu düzeni açıkça ihlal edileceğinden ret kararı verilir.
Karşı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmaması tanımayı nasıl etkiler?
MÖHUK m.54/ç uyarınca, kendisine karşı tanıma veya tenfiz istenen kişi yabancı mahkemeye usulüne uygun çağrılmamış veya gıyabında karar verilmişse ve bu durumu Türk mahkemesinde itiraz konusu yapmışsa, tanıma veya tenfiz talebi reddedilir. Türkiye’de bulunan bir tarafa 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi’ne aykırı biçimde doğrudan posta yoluyla yapılan tebligat, bu anlamda savunma hakkının kısıtlanması sayılır.
Türk hâkimi yabancı mahkemenin kararını esastan yeniden inceleyebilir mi?
Hayır. Tanıma ve tenfiz davasında hâkimin yabancı kararın maddi veya hukuki içeriğini denetleme yetkisi yoktur; inceleme yalnızca MÖHUK m.54’te sayılan sınırlı şartlarla sınırlıdır. Bu ilke, içeriği tetkik yasağı olarak adlandırılır.
Tanıma kararı kesinleştikten sonra nüfus kaydı kendiliğinden mi değişir?
Hayır. Kesinleşmiş tanıma veya tenfiz kararının bir örneğiyle nüfus müdürlüğüne ayrıca başvurulması gerekir. MÖHUK m.58/3 uyarınca idari işlemler de aynı usule tâbi olduğundan, nüfus müdürlüğü kendiliğinden harekete geçmez; kaydın güncellenmesi başvuruya bağlıdır.
Fethiye’de yabancı boşanma kararının tanınması davasına hangi mahkeme bakar?
Kendisine karşı tanıma veya tenfiz istenen tarafın yerleşim yeri ya da mutad meskeni Fethiye’de ise, MÖHUK m.51/2 uyarınca dava Fethiye Aile Mahkemesinde açılır. Fethiye’de ayrı bir Aile Mahkemesi kurulmamışsa, bu dava Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemesince aile mahkemesi sıfatıyla görülür.