tr
tr

Fethiye Nafaka Avukatı

Nafaka, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiş, boşanma sürecinde veya sonrasında ekonomik olarak zayıf durumdaki tarafın ya da çocukların korunmasını amaçlayan bir kurumdur. Yoksulluk nafakası ile iştirak nafakası farklı şartlara ve amaçlara sahiptir.

Ana Noktalar

  1. Yoksulluk nafakası (TMK m.175), boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf lehine, kusuru daha ağır olmamak kaydıyla hükmedilir.
  2. İştirak nafakası (TMK m.182/3), velayeti kendisinde olmayan ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılımını sağlar.
  3. Nafaka miktarı, tarafların gelir durumu, ihtiyaçları ve hakkaniyet ilkesi gözetilerek hakim tarafından belirlenir.

Yoksulluk ve İştirak Nafakası Arasındaki Farklar

TMK m.175 uyarınca, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak yoksulluk nafakası isteyebilir. TMK m.182/3 uyarınca ise, velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmakla yükümlüdür; bu katkı iştirak nafakası olarak adlandırılır ve çocuk ergin oluncaya kadar devam eder. Nafaka miktarı belirlenirken tarafların gelir durumu, malvarlığı ve yaşam standardı birlikte değerlendirilir; sonradan tarafların mali durumunda önemli bir değişiklik olması halinde nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması talep edilebilir.

Sonuç

Nafaka talebinde bulunacak tarafların, talebin yoksulluk mu yoksa iştirak nafakası mı olduğunu ve buna uygun delilleri (gelir, gider belgeleri) hazırlaması sürecin sonucunu etkiler.

Tedbir Nafakası: Dava Sürerken Alınan Geçici Önlem

Boşanma veya ayrılık davası açıldığı andan itibaren, davanın sonuçlanmasına kadar geçen süre içinde taraflardan birinin ve varsa çocukların geçimini sağlamak amacıyla hükmedilen nafaka türüne uygulamada tedbir nafakası denir. TMK m.169, hâkimin davanın devamı süresince eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin gerekli geçici önlemleri kendiliğinden, yani talep aranmaksızın alacağını öngörür; tedbir nafakası bu geçici önlemlerden biridir. Fethiye Aile Mahkemesi‘nde görülen boşanma davalarında da hâkim, taraflardan biri açıkça talep etmese dahi bu önlemi almakla yükümlüdür.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihadına göre tedbir nafakasının takdirinde tarafların kusur durumu hiçbir şekilde ölçü alınmaz; kusurlu taraf yararına dahi tedbir nafakasına hükmedilebilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/322, K. 2022/851, T. 07.06.2022: Tedbir nafakasının, davanın en başında tarafların kusur durumuna bakılmaksızın ve talebe bağlı olmaksızın takdir edilmesi gerektiği; kusur durumunun tedbir nafakasının takdirine etkili bir unsur olmadığı gibi, nihai kararla belirlenen kusurun da daha önce hükmedilen tedbir nafakasının kaldırılmasını veya iadesini gerektirmeyeceği vurgulanmıştır.

TMK m.169 uyarınca alınan geçici önlemlerden biri olan tedbir nafakası, boşanma kararının kesinleşmesiyle, koşulları oluşmuşsa eş yönünden yoksulluk nafakasına, çocuk yönünden ise iştirak nafakasına dönüşerek devam eder.

Bu son karar, tedbir nafakası ile yoksulluk ve iştirak nafakası arasındaki ilişkiyi de netleştirir: tedbir nafakası dava süresince geçerli bağımsız bir düzenlemedir ve boşanma kesinleştiğinde kendiliğinden sona ermez, koşulları varsa kalıcı nafaka türüne dönüşerek devam eder.

Yoksulluk Nafakasının Koşulları ve Sona Erme Sebepleri

Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için iki koşulun bir arada gerçekleşmesi aranır: talep eden tarafın boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması ve bu tarafın kusurunun diğer taraftan daha ağır olmaması. TMK m.175’in ikinci fıkrası, nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağını ayrıca belirtir; yani yoksulluk nafakası istenebilmesi için karşı tarafın kusurlu olması şart değildir, talep eden tarafın kusurunun daha ağır olmaması yeterlidir. Kanun bu nafakayı süresiz olarak tanımlar; bu, nafakanın hiçbir koşulda değişmeyeceği anlamına gelmez, aşağıda açıklanan sona erme sebeplerinden biri gerçekleşene kadar devam edeceği anlamına gelir.

TMK m.176’nın üçüncü fıkrası, irat biçiminde ödenen yoksulluk nafakasının hangi hallerde son bulacağını iki ayrı grupta düzenler. Alacaklı tarafın yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü halinde nafaka kendiliğinden, yani ayrıca bir mahkeme kararına gerek olmaksızın kalkar. Buna karşılık alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hallerinde nafakanın kaldırılması ancak mahkeme kararıyla mümkündür; bu üç sebep kendiliğinden sonuç doğurmaz, nafaka yükümlüsünün ayrı bir dava açması gerekir.

Uygulamada en sık tartışılan sona erme sebebi, alacaklının başka biriyle resmî nikâh olmaksızın fiilen birlikte yaşamasıdır. Yargıtay bu konuda istikrarlı bir içtihat oluşturmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/21052, K. 2018/8219, T. 27.06.2018: Davacının, davanın devamı sırasında bir başkasıyla gayri resmî şekilde birlikte yaşadığının anlaşılması karşısında, evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşamanın yoksulluk nafakasının kaldırılması sebebi olduğu, bu durumda TMK m.175’te aranan koşulların davacı lehine oluştuğundan söz edilemeyeceği belirtilerek yoksulluk nafakası talebinin reddi gerektiğine hükmedilmiştir.

TMK m.176/3 uyarınca alacaklının evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır; birlikte yaşamanın niteliği, süresi ve devam edip etmediği somut olayın delillerine göre değerlendirilir.

Fethiye’de görülen boşanma sonrası nafaka uyuşmazlıklarında bu sona erme sebeplerinin ispatı genellikle sosyal ve ekonomik durum araştırması, tanık beyanı ve ikametgâh kayıtları üzerinden yapılır; nafaka yükümlüsü tarafın bu sebepleri ileri sürebilmesi için ayrı bir dava veya mevcut davada karşı talep açması gerekir.

İştirak Nafakası: Çocuğun Bakım ve Eğitim Giderlerine Katılım

Velayeti kendisinde bulunmayan ebeveynin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılma yükümlülüğüne iştirak nafakası denir; bu yükümlülük TMK m.182’de düzenlenmiştir. İştirak nafakası, ana babanın boşanmasından bağımsız olarak devam eden bir bakım borcudur ve çocuk ergin olmakla kendiliğinden sona erer; eğitimi süren ergin çocuk ise TMK m.328/2 uyarınca ana ve babasına karşı kendisi yardım nafakası davası açabilir.

Nafaka miktarı belirlenirken çocuğun ihtiyaçları ile ana babanın hayat koşulları ve ödeme gücü esas alınır.

Uygulamada iştirak nafakasının miktarı belirlenirken yalnızca yükümlü tarafın geliri değil, velayeti üstlenen tarafın çocuğa ayırdığı emek ve zaman da dikkate alınır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/395, K. 2025/6195, T. 19.06.2025: İştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumlarının yanında, velayet hakkı kendisine verilmiş tarafın bu görev nedeniyle üstlendiği emek ve sorumlulukların karşılığı olan harcamaların da dikkate alınması gerektiği; yoksul durumdaki bir ebeveynin dahi asgari ücretle çalışıyor olması hâlinde çocuk için uygun miktarda iştirak nafakasından tamamen muaf tutulamayacağı vurgulanmıştır.

İştirak ve yoksulluk nafakası, boşanmanın mali sonuçlarından yalnızca biridir; evlilik süresince edinilen malların paylaşımı ayrı ve bağımsız bir hukuki müessesedir. Nafaka davaları ile mal rejiminin tasfiyesine ilişkin mal paylaşımı davası genellikle aynı boşanma sürecinde gündeme gelse de farklı dava şartlarına ve farklı ispat yüklerine tabidir; bu nedenle iki talebin birbirine karıştırılmaması önemlidir.

Yardım Nafakası: Eşler Dışındaki Yakınlar Arasında Bakım Yükümlülüğü

Nafaka yalnızca eşler veya boşanan taraflar arasında değil, TMK m.364 uyarınca belirli yakınlar arasında da söz konusu olabilir. Bu hükme göre herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür; kardeşler yönünden bu yükümlülük ise ancak yardım edecek kardeşin refah içinde bulunmasına bağlıdır. Uygulamada yardım nafakası, eşler arasındaki tedbir ve yoksulluk nafakası veya ebeveyn-çocuk arasındaki iştirak nafakası kadar sık görülmese de, özellikle bakıma muhtaç büyükanne, büyükbaba veya kardeş ilişkilerinde gündeme gelir.

TMK m.364 uyarınca yardım nafakası talebinde, mirasçılıktaki sıra gözetilir: örneğin önce iştirak nafakası yükümlüsü babadan talep edilir, babanın sosyal ve ekonomik durumu buna elverişli değilse ancak bu takdirde diğer üstsoy veya altsoydan (örneğin dededen) nafaka istenebilir.

Nafaka Miktarı Nasıl Belirlenir?

Kanunda nafaka miktarını doğrudan hesaplayan sabit bir formül veya oran bulunmaz; miktar, hâkimin TMK m.4’te düzenlenen hakkaniyet ilkesi çerçevesindeki takdir yetkisiyle belirlenir. Yargıtay, bu takdir yetkisinin sınırlarını tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve günün ekonomik koşulları gibi ölçütlerle çizer; mahkemeler bu ölçütleri her somut dosyada ayrı ayrı değerlendirir.

Takdir edilen yoksulluk nafakasının zaman içinde yetersiz kalması hâlinde, TMK m.4’teki hakkaniyet ilkesi gözetilerek TMK m.175 uyarınca daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi mümkündür.

Bu ölçütler somut dosyada tek tek ele alınır: talep eden tarafın gelir ve gider durumu, yükümlü tarafın ödeme gücü, tarafların yaşam standardı, evliliğin süresi ve varsa çocuğun yaşı ile eğitim durumu gibi unsurlar, mahkemenin bilirkişi incelemesi veya sosyal ve ekonomik durum araştırması yoluyla tespit ettiği verilerle birlikte değerlendirilir. Fethiye’de açılan nafaka davalarında da mahkemenin bu değerlendirmeyi somut delillerle desteklenmiş şekilde yapabilmesi için tarafların gelir belgelerini, banka kayıtlarını ve ekonomik durumlarını gösteren diğer belgeleri eksiksiz sunmaları önem taşır.

Nafakanın Artırılması veya Azaltılması

Hükmedilen nafaka miktarı, verildiği tarihteki koşullara göre kurulmuş bir dengeyi yansıtır ve zamanla bu denge, tarafların ekonomik durumundaki değişiklikler veya enflasyon nedeniyle bozulabilir. TMK m.176 dördüncü fıkrası, tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde irat şeklinde ödenen nafakanın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebileceğini öngörür; bu dava, önceki nafakayı belirleyen kararın kesinleşmesinden sonra herhangi bir zamanda açılabilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/15917, K. 2012/21393, T. 11.10.2012: TMK m.176/4 uyarınca iradın artırılması için tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu gerektirmesi aranacağı; artırım davasında esas alınacak ölçütün, geçen süreçte tarafların ekonomik ve sosyal durumlarındaki değişikliğin önceki nafaka takdirinde kurulan dengeyi bozup bozmadığı olduğu, nafaka miktarının hem alacaklının ihtiyaçlarını karşılayacak hem de yükümlünün gelir durumuyla orantılı kalacak şekilde hakkaniyete uygun belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında, tarafların gelir ve giderinde olağanüstü bir değişiklik bulunmadığı hâllerde dahi nafakanın TÜİK’in açıkladığı ÜFE veya TÜFE oranında artırılarak önceki dengenin korunması benimsenmektedir; bu nedenle nafaka artırım davaları yalnızca istisnai bir değişiklik üzerine değil, günün ekonomik koşullarındaki olağan değişim üzerine de açılabilir. Fethiye’de nafaka artırım veya azaltım davası açacak taraflar için de önceki nafaka kararının tarihi ile aradan geçen süredeki ekonomik göstergelerin dosyaya delil olarak sunulması, mahkemenin hakkaniyete uygun bir miktar belirlemesi açısından önem taşır.

Nafaka Ödenmemesinin Sonuçları: İcra Takibi ve Cezaî Sorumluluk

Nafaka alacağı, tıpkı diğer para alacakları gibi icra takibine konu edilebilir; ödenmeyen nafaka için icra dairesi aracılığıyla haciz yoluna başvurulabilir. Nafaka alacaklarının tahsilinde önemli bir ayrıcalık, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 35. maddesinde yer alır: ücretlerin haczinde kural olarak aylık ücretin dörtte birinden fazlası haczedilemezken, nafaka borcu alacaklılarının hakları bu sınırlamadan ayrık tutulur; yani nafaka alacaklısı, borçlunun maaşından dörtte bir sınırını aşan oranda haciz talep edebilir.

İcra takibinin yanında, nafaka borcunun bilerek ödenmemesi ayrı bir hukuki yaptırıma da bağlanmıştır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi, nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsiyle cezalandırılmasını öngörür. Bu bir hapis cezası değil, ödemeye zorlamaya yönelik tazyik hapsidir; hapsin uygulanmasına başlandıktan sonra borçlu kararın gereğini yerine getirirse serbest bırakılır. Borçlunun nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle ayrı bir dava açmış olması hâlinde, mahkeme bu davadaki iddiaları göz önünde bulundurarak tazyik hapsinin uygulanmasını o davanın sonuna bırakabilir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/6497, K. 2022/6842, T. 07.06.2022: İlamlı icra takibine konu birikmiş nafaka borçlarının ödenmemesi ve borçlu tarafından herhangi bir taahhüt de verilmemiş olması karşısında, eylemin İİK m.344’te düzenlenen nafaka hükümlerine uymamak suçunu oluşturduğunun gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Fethiye’de nafaka alacağını tahsil edemeyen taraflar için hem icra takibi hem de İİK m.344 kapsamındaki şikâyet yolu birlikte değerlendirilebilir; şikâyet için alacaklının, ödenmeyen nafaka döneminin ilamlı icra takibine konu edilmiş olması ve borçluya usulüne uygun ödeme emri tebliğ edilmiş olması gerekir.

Nafaka Türü Yasal Dayanak Kimin Lehine Süre
Tedbir Nafakası TMK m.169 Dava süren eş ve/veya çocuklar Dava süresince (talep aranmaksızın, kusura bakılmaksızın)
Yoksulluk Nafakası TMK m.175 Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek, kusuru daha ağır olmayan eş Süresiz (kanunda sayılan sona erme sebeplerine kadar)
İştirak Nafakası TMK m.182/3 Velayeti kendisinde olmayan ebeveynin katkısıyla çocuk Çocuk ergin oluncaya kadar; sonrası için ergin çocuk TMK m.328/2 ile kendisi dava açar
Yardım Nafakası TMK m.364 Yardım edilmezse yoksulluğa düşecek üstsoy/altsoy/kardeş İhtiyaç ve mali imkân devam ettiği sürece

Sıkça Sorulan Sorular

Fethiye nafaka avukatı kimdir?

Nafaka talepleri ve nafaka davalarında hukuki destek veren bir aile hukuku avukatıdır.

Nafaka davalarında ne kadar süre gereklidir?

Dava türüne ve mahkemenin yoğunluğuna bağlı olarak değişir.

Fethiye’de nafaka davası açmak için neler gereklidir?

Mahkemeye başvuru dilekçesi, kimlik belgeleri ve gelir/gider durumunu gösteren belgeler gereklidir.

Nafaka ne zaman alınmaya başlanır?

Genellikle dava tarihinden itibaren, mahkemenin belirlediği şekilde ödenmeye başlanır.

Nafaka miktarını kim belirler?

Mahkeme, tarafların gelir, gider ve yaşam standartlarını göz önünde bulundurarak belirler.

Nafaka ödemeleri ne zaman sona erer?

Yoksulluk nafakası, alan tarafın yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden sona erer; iştirak nafakası çocuğun ergin olmasıyla sona erer.

Nafaka davasında avukat tutmak zorunlu mu?

Zorunlu değildir, ancak talebin doğru hukuki dayanakla ileri sürülmesi için avukat desteği önerilir.

Çocuk nafakası ile eş nafakası arasında ne fark vardır?

İştirak nafakası çocuğun bakım ve eğitim giderlerini karşılar; yoksulluk nafakası boşanan eşin geçim ihtiyacına yöneliktir.

Tedbir nafakası ile yoksulluk nafakası arasındaki fark nedir?

Tedbir nafakası, boşanma davası sürerken TMK m.169 uyarınca hükmedilen geçici bir önlemdir; yoksulluk nafakası ise boşanma kararı kesinleştikten sonra TMK m.175 koşulları oluşmuşsa devam eden kalıcı nafakadır.

Yoksulluk nafakası hangi hallerde sona erer?

TMK m.176 uyarınca alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü halinde nafaka kendiliğinden sona erer; alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hallerinde ise nafakanın kaldırılması ayrı bir mahkeme kararı gerektirir.

Nafaka miktarı sabit bir formülle mi hesaplanır?

Hayır; kanunda sabit bir hesaplama formülü yoktur, miktar hâkimin tarafların gelir, gider ve yaşam standardını hakkaniyet ilkesi çerçevesinde değerlendirmesiyle belirlenir.

Hükmedilen nafaka miktarı sonradan değiştirilebilir mi?

Evet; TMK m.176 dördüncü fıkrası uyarınca tarafların mali durumunun değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi halinde nafakanın artırılması veya azaltılması için ayrı bir dava açılabilir.

Nafaka ödenmezse ne olur, hapis cezası uygulanır mı?

Ödenmeyen nafaka öncelikle icra takibiyle tahsil edilebilir; ayrıca İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca kararın gereğini yerine getirmeyen borçlu, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsiyle cezalandırılabilir. Bu bir hapis cezası değil, ödeme yapıldığında borçlunun tahliye edildiği bir tazyik hapsidir.

Yardım nafakası kimler arasında istenebilir?

TMK m.364 uyarınca üstsoy, altsoy ve refah içinde bulunan kardeşler arasında istenebilen, eşler veya boşanan taraflar arasındaki nafakadan farklı bir bakım yükümlülüğüdür.

Dosyanızı değerlendirmek için bize ulaşabilirsiniz

Av. Mustafa Kocatepe

Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel nitelikte olup hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamaktadır. Hak kaybına uğramamak adına somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir. — Av. Mustafa Kocatepe



Whatsapp
Av. Mustafa Kocatepe
Av. Mustafa Kocatepe
Merhaba.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?