Fethiye, Muğla ve çevresindeki aktif fay hatları nedeniyle Türkiye’nin deprem riski en yüksek bölgelerinden biri olarak kabul edilir; bu durum, bölgedeki eski yapı stokunun 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında yeniden değerlendirilmesini her geçen yıl daha da güncel bir mesele hâline getirmektedir. Kentsel dönüşüm süreci, yalnızca bir binanın yıkılıp yeniden yapılmasından ibaret değildir; riskli yapı tespitinden itiraza, kat maliklerinin ortak karar almasından yeni yapının paylaşımına kadar birçok aşamada hak kaybı yaşanabilecek teknik ve hukuki detaylar barındırır.
Bu yazımızda 6306 sayılı Kanun’un temel yapısını; riskli yapı tespiti sürecini, tespite karşı itiraz yolunu, tahliye ve yıktırma usulünü, kat maliklerinin anlaşma sağlayamaması hâlinde uygulanacak prosedürü ve vergi-harç muafiyetlerini güncel mevzuat ve yargı kararları ışığında ele alıyoruz. Müteahhitle imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar ise ayrı bir yazımızın konusu olduğundan burada yalnızca ilgili rehbere yönlendirme yapılmaktadır.
Ana Noktalar
- Riskli yapı tespiti, öncelikle yapı malikleri tarafından Bakanlıkça (Kentsel Dönüşüm Başkanlığınca) lisanslandırılan kurum ve kuruluşlara yaptırılır; tespite karşı on beş gün içinde itiraz edilebilir.
- İtirazlar, üniversite öğretim üyeleri ile Bakanlık/Başkanlık temsilcilerinden oluşan teknik heyetler tarafından incelenip karara bağlanır.
- 7471 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik sonrasında, binanın yıkılıp yeniden yapılmasına artık üçte iki çoğunluk değil, hisseleri oranında paydaşların salt çoğunluğu ile karar verilebilmektedir.
- Karara katılmayan maliklerin arsa payları, rayiç bedelden az olmamak üzere önce diğer paydaşlara, olmazsa idareye veya üçüncü kişilere satılır.
- Kentsel dönüşüm kapsamındaki işlemler; tapu harcı, noter harcı, veraset ve intikal vergisi ile damga vergisinden istisna tutulmuştur.
6306 Sayılı Kanun Nedir? Amaç ve Kapsamı
6306 sayılı Kanun’un 1. maddesine göre Kanun’un amacı, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevreleri oluşturmak üzere iyileştirme, tasfiye ve yenileme usul ve esaslarını belirlemektir. Kanun’un 2. maddesinde yer alan tanımlara göre riskli yapı, riskli alan içinde veya dışında olup ekonomik ömrünü tamamlamış olan ya da yıkılma veya ağır hasar görme riski taşıdığı ilmî ve teknik verilere dayanılarak tespit edilen yapı olarak tanımlanmıştır. Riskli alan ise zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan ve Cumhurbaşkanınca kararlaştırılan alanı ifade eder.
2023 yılında 7471 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle, süreçte önceden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının yürüttüğü birçok yetki Kentsel Dönüşüm Başkanlığına devredilmiştir. Fethiye gibi deprem riski yüksek ilçelerde bu yetkilerin doğru bilinmesi, hem riskli yapı tespiti başvurusu yapacak yapı malikleri hem de sürece itiraz etmek isteyen kat malikleri açısından önem taşımaktadır.
Riskli Yapı Tespiti Süreci Nasıl İşler?
Tespiti Kimler Yaptırabilir? Lisanslı Kurum ve Kuruluşlar
Kanun’un 3. maddesi uyarınca riskli yapıların tespiti, öncelikle masrafları kendilerine ait olmak üzere yapı malikleri veya kanuni temsilcileri tarafından, Başkanlıkça lisanslandırılan kurum ve kuruluşlara yaptırılır ve sonuç Başkanlığa veya İdareye (belediye ya da il özel idaresine) bildirilir. Başkanlık veya İdare, riskli yapı tespitini resen yapabileceği gibi süre vererek maliklerden de talep edebilir; verilen süre içinde tespit yaptırılmazsa işlem Başkanlıkça veya İdarece resen yürütülür. Danıştay 6. Dairesi bir kararında, tek bir yapı malikinin diğer maliklerin rızası aranmaksızın riskli yapı tespiti yaptırabileceğini, buna karşılık tespite itiraz hakkının da yapı maliklerine tanındığını, yapı maliki olmayan kişilerin ise bu itirazı yapma hakkının bulunmadığını vurgulamıştır (Danıştay 6. Daire, E. 2022/5928, K. 2022/9024, T. 26.10.2022).
Tespit Sonrası Tapu Şerhi ve Bildirim
Riskli yapı tespiti yapıldıktan sonra, tespit en geç on iş günü içinde ilgili tapu müdürlüğüne bildirilerek tapu kütüğünün beyanlar hanesine işlenir. Ayrıca tespite ilişkin tutanak yapıya asılır, maliklere e-Devlet Kapısı üzerinden bildirilir ve ilgili muhtarlıkta on beş gün süreyle ilan edilir; ilanın son günü tebligat yapılmış sayılır. Danıştay’a göre bu bildirim ve tapu şerhi, tespit işlemine aleniyet ve icrailik kazandırarak ilgililerin menfaatini doğrudan etkilemeye başlamaktadır (Danıştay 6. Daire, E. 2019/2536, K. 2022/1327, T. 10.02.2022).
Riskli Yapı Tespitine İtiraz: Süre, Mercii ve Süreç
On Beş Günlük İtiraz Süresi ve Teknik Heyet
Kanun’un 3. maddesi, riskli yapı tespitlerine karşı maliklerce veya kanuni temsilcilerince on beş gün içinde itiraz edilebileceğini düzenler. Danıştay 6. Dairesi bu süreci şu şekilde özetlemiştir: “Riskli yapı tespitine ilişkin işlemin ilgili tapu müdürlüğüne bildirilerek tapuya şerh verileceği, böylece tespitin aleniyet ve icrailik kazanarak ilgililerin menfaatini de etkilemeye başlayacağı, bu durumun tebliği üzerine ilgililerin on beş gün içinde yapının bulunduğu yerdeki Müdürlüğe verilecek bir dilekçe ile riskli yapı tespitine itiraz edilebileceği” (Danıştay 6. Daire, E. 2019/2536, K. 2022/1327, T. 10.02.2022). İtirazlar, Başkanlığın talebi üzerine üniversitelerce ilgili meslek disiplini öğretim üyeleri arasından görevlendirilecek dört kişi ile Bakanlıkta/Başkanlıkta görevli üç kişinin katılımıyla oluşturulan yedi kişilik teknik heyetler tarafından incelenip karara bağlanır.
Aynı kararda Danıştay, itiraz sonuçlanmadan doğrudan riskli yapı tespit işlemine karşı dava açılmasını engelleyen bir düzenleme bulunmadığını, dolayısıyla itiraz süreci tamamlanmadan açılan davanın da esastan incelenmesi gerektiğini kabul etmiştir. Bu durum, itiraz ve dava yollarının birbirini dışlamadığını, ancak sürecin doğru yürütülmesi için her iki yolun da süresi içinde ve doğru mercie yöneltilmesi gerektiğini göstermektedir.
İtirazın Reddi ve Tespitin Kesinleşmesi
Riskli yapı tespitinin hukuka uygun sayılması için ayrıca bir mahkeme kararına ihtiyaç yoktur; itirazın reddedilmesi veya süresinde itiraz edilmemesi, tespitin kesinleşmesi için yeterli görülmektedir. Danıştay 13. Dairesi bu hususu açıkça ortaya koymuştur: “Mevzuatta riskli yapı tespitinin hukuka uygun sayılması için mahkeme kararı gerektiğine dair bir düzenleme olmadığı gibi Yönetmeliğin 8. maddesinde riskli yapı tespitinin kesinleşmesi için, bu tespite karşı yapılan itirazın reddedilmesi veya riskli yapı tespitine itiraz edilmemesi şartlarından birisinin gerçekleşmesi yeterli görülmüştür” (Danıştay 13. Daire, E. 2022/1577, K. 2022/2596, T. 13.06.2022). Teknik heyetçe verilen ret kararına karşı ise idare mahkemesinde iptal davası açma yolu her zaman saklıdır.
Riskli Yapı Tespiti Kesinleşince: Tahliye ve Yıktırma Süreci
Kanun’un 5. maddesine göre riskli yapıların yıktırılmasında öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi esastır. Anlaşma sağlanamazsa, riskli yapıların maliklerine yapının yıktırılması için doksan günden fazla olmamak üzere süre verilir; bu süre içinde yapı malik tarafından yıktırılmazsa, yapının idari makamlarca yıktırılacağı bildirilir. Verilen bu ikinci süre içinde de yıktırma yapılmazsa, tahliye ve yıktırma işlemleri, masrafları öncelikle dönüşüm projeleri özel hesabından karşılanmak üzere mahallî idarelerin katılımıyla mülki amirler tarafından gerçekleştirilir.
Danıştay 4. Dairesi, kesinleşen riskli yapı tespiti üzerine doksan günden fazla olmamak kaydıyla süre verilerek maliklerden tahliye ve yıktırmanın istenmesinin, Kanun’un amir hükmünün bir gereği olduğunu, tüm prosedür usulüne uygun işletildiği sürece bu yönde tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını kabul etmiştir (Danıştay 4. Daire, E. 2025/2466, K. 2025/3113, T. 16.05.2025). Danıştay 2. Dairesi de riskli yapı tespitine itirazın reddi veya itiraz edilmemesi hâlinde İdarenin gerekli tebligatları yaparak yıktırmayı isteyeceğini, malike, riskli yapıyı kullanan kiracı veya sınırlı ayni hak sahibine de tahliye için bildirim yapılması gerektiğini teyit etmiştir (Danıştay 2. Daire, E. 2021/13866, K. 2022/5677, T. 08.11.2022).
Kat Maliklerinin Anlaşamaması Hâlinde Uygulanacak Usul
Oybirliğinden Salt Çoğunluğa: Kanundaki Değişim
6306 sayılı Kanun ilk yürürlüğe girdiğinde, kat mülkiyeti kurulu bir binanın yıkılıp yeniden yapılmasına ilişkin kararı 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 45. maddesi gereğince oybirliğiyle almak zorundaydı; bu dönemde alınan kararlardan bir tanesinin tek bir malikin muhalefeti nedeniyle iptal edildiği görülmüştür (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2017/3139, K. 2017/10325, T. 11.12.2017). 14/4/2016 tarihli 6704 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle Kanun’un 6. maddesinde yapılan değişiklik sonrasında ise, riskli yapıların bulunduğu parsellerde yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına veya kat karşılığı paylaşımına, sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilebilir hâle gelmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi bu değişikliği açıkça vurgulayarak, 14.04.2016 tarihinden sonra alınan kat malikleri kurulu kararlarında oybirliği değil üçte iki çoğunluk arandığını belirtmiştir (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2019/3617, K. 2019/6532, T. 12.11.2019).
7/11/2023 tarihli 7471 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle yapılan son değişiklik sonucunda ise eşik daha da düşürülmüş; bugün itibarıyla parsellerin tevhit edilmesine, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımına, hisseleri oranında paydaşların salt çoğunluğu ile karar verilebilmektedir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 2022 tarihinde üçte iki çoğunlukla alınmış ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmasına ilişkin bir kat malikleri kurulu kararının, dönemin mevzuatına uygun olarak geçerli sayılması gerektiğini onamıştır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/8181, K. 2025/2657, T. 27.02.2025). Bir kararın hangi çoğunluk kuralına tabi olduğunu belirlerken, kararın alındığı tarihte yürürlükte olan Kanun metninin esas alınması gerektiği bu kararlardan açıkça anlaşılmaktadır; dolayısıyla Fethiye’de yıllar önce alınmış bir kentsel dönüşüm kararının iptali gündeme geldiğinde, o tarihteki çoğunluk kuralının doğru tespiti belirleyici olacaktır.
Karara Katılmayan (Azınlıkta Kalan) Maliklerin Payının Satışı
Salt çoğunlukla alınan karara katılmayan maliklerin arsa payları, Başkanlıkça rayiç değeri tespit ettirilerek ve bu değerden az olmamak üzere önce anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulüyle satılır. Bu paydaşlara satış gerçekleştirilemezse, paylar rayiç bedeli ödenmek suretiyle dönüşüm projesini gerçekleştirecek olan Başkanlık, İdare veya TOKİ tarafından satın alınır; riskli yapılarda ise anlaşma sağlayan diğer paydaşlara veya bu paydaşların kararına uymayı kabul eden üçüncü şahıslara satış işlemi tekrarlanarak sürdürülür. Karara katılmayan maliklere, teklif ve satış süreci hakkında noter vasıtasıyla veya muhtarlıkta on beş gün süreyle ilan edilerek bildirim yapılması zorunludur.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, sözleşmeye katılmayan bir malikin payının Kanun’un 6. maddesi kapsamında satışa çıkarılıp ihale yoluyla devredilmesi sonrasında açılan tapu iptali davasını incelediği bir kararında, payın kıymet takdirinin mevzuata uygun yapıldığı, satış işleminin usule uygun olduğu ve yolsuz tescil iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddinin yerinde olduğunu kabul etmiştir (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/7304, K. 2022/8385, T. 21.12.2022). Bu karar, sürece katılmayan malikin tek başına inşaata engel olamayacağını, ancak satış bedelinin rayiç değere uygun tespit edilip edilmediğinin dava konusu yapılabileceğini göstermesi bakımından önemlidir.
Yeni Yapının Paylaşımı: Hisse Oranlarının Korunması
Kanun’un 6. maddesi uyarınca, üzerindeki bina yıkılarak arsa hâline gelen taşınmazlarda daha önce kurulmuş olan kat irtifakı veya kat mülkiyeti, ilgililerin muvafakati aranmaksızın Başkanlığın talebi üzerine tapu müdürlüğünce resen terkin edilir; taşınmaz, önceki vasfı ile yapılan değerlemeye veya malikle yapılan anlaşmanın şartlarına göre, malikleri adına payları oranında yeniden tescil edilir. Taşınmaz üzerindeki ipotek, haciz, intifa hakkı gibi ayni ve şahsi haklar ile temlik hakkını kısıtlayan şerhler, hisseler üzerinde aynı oranda devam eder; bu haklar ve şerhler tevhit, ifraz, kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesisi gibi işlemlerin yapılmasına engel oluşturmaz. Yeni yapıda dairelerin büyüklüğü ve şerefiye bedelleri belirlenirken, önceki arsa payı oranlarının gözetilmesi ve mimari projenin bu oranlara uygun hazırlanması, ilerideki uyuşmazlıkların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Kentsel Dönüşümde Vergi ve Harç Muafiyetleri
Kanun’un 7. maddesinin dokuzuncu fıkrası, kentsel dönüşüm kapsamındaki taşınmazların dönüşüme tabi tutulmadan önceki ilk satışı, devri ve tescili ile dönüşüm sonrasında ortaya çıkan yeni yapıların malik, müteahhit veya en az bir yıldır kiracı ya da sınırlı ayni hak sahibi olarak riskli yapıyı kullanan kişilere ilk satışı, devri ve tescili işlemlerini kapsamlı bir vergi ve harç istisnasına tabi tutmuştur. Bu işlemler; noter harcından, tapu harcından, belediyelerce alınan ücret ve harçlardan, veraset ve intikal vergisinden, döner sermaye ücretlerinden ve düzenlenecek kâğıtlar nedeniyle damga vergisinden istisnadır. Ayrıca bu amaçlarla kullandırılan kredilerle ilgili olarak lehe alınacak paralar, banka ve sigorta muameleleri vergisinden de muaf tutulmuştur. Bu istisnaların uygulanabilmesi için işlemin gerçekten Kanun kapsamındaki bir dönüşüm sürecine bağlı olduğunun ilgili idarelere usulüne uygun şekilde belgelenmesi gerekmektedir.
Müteahhitle Yapılan Kentsel Dönüşüm Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklar
Kat maliklerinin yıkım ve yeniden yapım konusunda anlaşmaya varmasının ardından müteahhitle imzalanan sözleşme, sürecin en fazla uyuşmazlık doğuran aşamalarından birini oluşturur; teslim süresinin gecikmesi, inşaat kalitesinin sözleşmeye uygun olmaması veya bağımsız bölüm paylaşımına ilişkin anlaşmazlıklar sıkça karşılaşılan sorunlardır. Bu tür sözleşmelerin hukuki niteliği, tarafların hak ve yükümlülükleri ile olası uyuşmazlıklarda izlenebilecek yollar hakkında ayrıntılı bilgiye kat karşılığı inşaat sözleşmesi rehberi yazımızdan ulaşabilirsiniz.
Kentsel Dönüşüm Uyuşmazlıklarında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kentsel dönüşüm sürecinde başvurulacak yargı yolu, uyuşmazlığın niteliğine göre değişir. Riskli yapı tespitine yapılan itirazın teknik heyetçe reddedilmesi hâlinde açılacak iptal davası idari işlem niteliği taşıdığından idare mahkemesinde görülür; Fethiye’de ikamet eden ya da taşınmazı Fethiye sınırları içinde bulunan malikler bakımından bu davalara Muğla İdare Mahkemesi bakmaktadır. Buna karşılık, kat malikleri kurulunun yıkım ve yeniden yapım kararının iptaline yönelik davalar 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında değerlendirildiğinden, taşınmazın bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesinde, yani Fethiye’deki taşınmazlar için Fethiye Sulh Hukuk Mahkemesinde açılır. Pay satışı işlemlerine karşı açılacak tapu iptali ve tescil davaları ise genel yetki kuralları çerçevesinde taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür. Uyuşmazlığın hangi mahkemenin görev alanına girdiğinin baştan doğru tespit edilmesi, süre kaybının ve usulden ret kararlarının önüne geçilmesi açısından önemlidir.
Gayrimenkul hukukuna ilişkin diğer uyuşmazlık türleri ve genel süreç hakkında bilgi için tapu iptali ve tescil davası rehberimiz ile Fethiye gayrimenkul avukatı sayfamız incelenebilir.
Sonuç
6306 sayılı Kanun, deprem riskinin yüksek olduğu Fethiye ve çevresinde yaşayan kat malikleri için hem bir fırsat hem de dikkatli yürütülmesi gereken hukuki bir süreç anlamına gelmektedir. Riskli yapı tespitine itiraz süresinin kaçırılması, kat malikleri kurulu kararının usulüne uygun alınıp alınmadığının denetlenmemesi veya pay satışı sürecinde rayiç bedelin doğru tespit edilip edilmediğinin takip edilmemesi, telafisi güç hak kayıplarına yol açabilmektedir. Fethiye ve Muğla’da gayrimenkul hukuku alanında çalışmalarını sürdüren Av. Mustafa Kocatepe, kentsel dönüşüm sürecinin her aşamasında dosyaların değerlendirilmesi konusunda iletişime açıktır.
Sıkça Sorulan Sorular
Riskli yapı tespitine kimler itiraz edebilir?
Riskli yapı tespitine yalnızca yapı malikleri veya bunların kanuni temsilcileri itiraz edebilir. Danıştay 6. Dairesi, yapı maliki olmayan kişilerin riskli yapı kararına itiraz etme hakkının bulunmadığını açıkça belirtmiştir (Danıştay 6. Daire, E. 2022/5928, K. 2022/9024, T. 26.10.2022).
Riskli yapı tespitine itiraz süresi ne kadardır ve nereye yapılır?
İtiraz, tebligatın yapılmış sayıldığı tarihten itibaren on beş gün içinde, yapının bulunduğu yerdeki ilgili Müdürlüğe verilecek bir dilekçe ile yapılır. Süresinde yapılmayan itiraz hakkı düşer ve tespit kesinleşir.
İtirazı kim inceler, teknik heyet nasıl oluşur?
İtirazlar, üniversitelerce ilgili meslek disiplini öğretim üyeleri arasından görevlendirilen dört kişi ile Bakanlıkta/Başkanlıkta görevli üç kişinin katılımıyla oluşturulan yedi kişilik teknik heyetler tarafından incelenip karara bağlanır.
İtiraz reddedilirse dava açılabilir mi, hangi mahkemede?
Evet, teknik heyetin ret kararına karşı idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Fethiye’de bulunan taşınmazlar bakımından bu davalara Muğla İdare Mahkemesi bakmaktadır. Riskli yapı tespitinin hukuka uygunluğu için ayrıca bir mahkeme kararı şart olmadığından, itirazın reddi veya süresinde itiraz edilmemesi tek başına tespitin kesinleşmesi için yeterlidir.
Kentsel dönüşümde bina yıkım kararı için kaç kat malikinin onayı gerekir?
Güncel mevzuata göre, riskli yapının yıkılıp yeniden yapılmasına, hisseleri oranında paydaşların salt çoğunluğu ile karar verilebilir. Bu eşik, 2016-2023 arasında üçte iki çoğunluk, öncesinde ise Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 45. maddesi gereğince oybirliği idi; Fethiye’de yıllar önce alınmış bir kararın geçerliliği değerlendirilirken kararın alındığı tarihteki kuralın esas alınması gerekir.
Karara katılmayan (imza vermeyen) kat malikinin payına ne olur?
Karara katılmayan malikin arsa payı, Başkanlıkça tespit ettirilen rayiç bedelden az olmamak üzere önce anlaşma sağlayan diğer paydaşlara, olmazsa Başkanlık, İdare veya TOKİ’ye ya da riskli yapılarda üçüncü kişilere açık artırma usulüyle satılır. Malik, satış bedelinin rayiç değere uygun tespit edilip edilmediğini dava yoluyla denetletebilir.
Riskli yapı tespiti kesinleştikten sonra tahliyeye ne kadar süre veriliyor?
Malike, yapıyı kendisinin yıktırması için doksan günden fazla olmamak üzere süre verilir. Bu süre içinde yıktırma yapılmazsa, yapı idari makamlarca yıktırılır ve tahliye ile yıktırma masrafları hisseleri oranında maliklerden tahsil edilir.
Kentsel dönüşüm işlemlerinde tapu harcı veya vergi ödenir mi?
Hayır. Kanun kapsamındaki ilk satış, devir, tescil ve ipotek işlemleri; tapu harcından, noter harcından, belediye ücret ve harçlarından, veraset ve intikal vergisinden ve damga vergisinden istisna tutulmuştur.
Fethiye’de kentsel dönüşüm uyuşmazlıklarında hangi mahkeme yetkilidir?
Uyuşmazlığın türüne göre değişir: riskli yapı tespitine itirazın reddine ilişkin iptal davaları Muğla İdare Mahkemesinde, kat malikleri kurulu kararının iptaline ilişkin davalar Fethiye Sulh Hukuk Mahkemesinde, pay satışına bağlı tapu iptali davaları ise Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür.
Müteahhitle yapılan sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar nasıl çözülür?
Kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan gecikme, ayıplı imalat veya pay dağılımı uyuşmazlıkları, sözleşmenin hukuki niteliğine ve tarafların yükümlülüklerine göre değerlendirilir. Bu konudaki ayrıntılı bilgiye kat karşılığı inşaat sözleşmesi rehberi yazımızdan ulaşabilirsiniz.
Dosyanızı değerlendirmek için bize ulaşabilirsiniz
Av. Mustafa Kocatepe
Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel nitelikte olup hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamaktadır. Hak kaybına uğramamak adına somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir. — Av. Mustafa Kocatepe (Muğla Barosu Sicil No: 2749)