tr

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi Rehberi: Güncel Yargıtay Kararları ve Uyuşmazlıklar (2026)

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi Rehberi: Güncel Yargıtay Kararları ve Uyuşmazlıklar (2026)
19.09.2026
32

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi (uygulamada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi de denir), arsa sahibinin taşınmazını yükleniciye devretmeyi vaat ettiği, yüklenicinin de bu taşınmaz üzerine bina yaparak bağımsız bölümlerin bir kısmını arsa sahibine teslim etmeyi üstlendiği, Fethiye ve çevresinde uygulamada en sık görülen inşaat sözleşmesi türüdür. Sözleşmenin geçerli sayılabilmesi için uyulması gereken şekil şartından yüklenicinin işi zamanında bitirmemesinin sonuçlarına, eksik ve ayıplı imalattan doğan haklardan tapu iptali ve tescil talepleriyle üçüncü kişilere yapılan devirlerin durumuna kadar pek çok nokta, sözleşmenin yürürken veya sona ererken en çok uyuşmazlık doğuran yönleridir. Bu rehberde bu başlıkları güncel mevzuat ve Yargıtay kararları ışığında ele alıyoruz.

Ana Noktalar

  • Kat karşılığı inşaat sözleşmesi, tapuda pay devri vaadi içerdiğinden noterde düzenleme şeklinde yapılmalıdır; aksi halde sözleşme kural olarak geçersizdir.
  • Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya işi geciktirmesi halinde arsa sahibi sözleşmeden dönebilir; inşaatın tamamlanma oranına göre fesih geriye veya ileriye etkili sonuç doğurur.
  • Eksik ve ayıplı imalatta arsa sahibinin sözleşmeden dönme, bedelden indirim isteme veya ücretsiz onarım isteme gibi seçimlik hakları vardır.
  • Yüklenicinin veya ondan bağımsız bölüm devralan üçüncü kişilerin tapu tescili isteyebilmesi için yüklenicinin inşaat yapma edimini tam olarak yerine getirmiş olması gerekir.
  • Görevli mahkeme tek bir kural değildir: somut olaya göre Asliye Hukuk Mahkemesi, Tüketici Mahkemesi veya Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olabilir.

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi Nedir?

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi, gayrimenkul hukukunun en çok uyuşmazlık doğuran sözleşme türlerinden biridir; hukuki niteliği itibariyle eser sözleşmesi ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin birleşiminden oluşan karma bir sözleşmedir. Bir tarafta yüklenicinin arsa sahibine karşı üstlendiği ve Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğindeki inşaat yapma edimi, diğer tarafta arsa sahibinin yükleniciye karşı üstlendiği ve Türk Borçlar Kanunu’nun 237. maddesinde düzenlenen taşınmaz satış vaadi niteliğindeki arsa payı devretme vaadi bir arada bulunur. Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin bir kararında da vurgulandığı gibi, sözleşme “yüklenici yönünden inşaat yapma yükümlülüğünü, arsa sahibi yönünden ise tapuda pay intikal ettirme yükümlülüğünü içeren” iki tipli bir sözleşmedir. Bu ikili yapı, aşağıda ele alınan şekil, temerrüt, ayıp, tapu iptali ve temlik uyuşmazlıklarının ortak kaynağını oluşturur. Belirtmek gerekir ki mevcut kat irtifakı veya kat mülkiyetindeki arsa paylarının bağımsız bölümlerin gerçek değerine oranla yeniden düzenlenmesi, yani arsa payının düzeltilmesi davası, bu rehberin konusu değildir; bu ayrı bir dava türü olup arsa payının düzeltilmesi davasına ilişkin yazımızda ele alınmıştır.

Sözleşmenin Şekli: Neden Noterde Düzenleme Şeklinde Yapılmalıdır?

Türk Borçlar Kanunu’nun 237. maddesinin ikinci fıkrası açıktır:

“Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz.” (Türk Borçlar Kanunu m.237/2)

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi, arsa sahibi yönünden ileride yükleniciye taşınmaz payı devrine ilişkin bir vaat içerdiğinden, bu resmi şekil şartına tabidir. Resmi şeklin nerede yerine getirileceği ise Noterlik Kanunu’nun 60. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir: bu hükme göre noterler “taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapmak ve bu sözleşmeyi taraflardan birinin talep etmesi, harç ve giderleri ödemesi hâlinde tapu bilişim sistemi vasıtasıyla tapu siciline şerh vermek” ile görevlidir. Buna göre kat karşılığı inşaat sözleşmesinin arsa payı karşılığı satış vaadi kısmı, tapu sicil müdürlüğünde değil noterde düzenleme şeklinde yapılmalı ve istenirse tapu siciline şerh verdirilmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na göre, kat karşılığı inşaat sözleşmesi noterde re’sen düzenleme şeklinde yapılmadıkça geçersizdir; ancak yüklenici edimini tamamen veya reddolunmayacak oranda yerine getirmişse ya da taşınmaz tapuda yükleniciye devredilmişse, sözleşme sonradan geçerlilik kazanabilir (Yargıtay HGK, E. 2022/1195, K. 2023/507, T. 24.05.2023). Bu istisna dar yorumlanır; yalnızca adi yazılı sözleşmenin varlığına veya kısmi bir ödemeye dayanılarak geçerlilik iddia edilemez, edimin tümüyle veya önemli oranda ifa edilmiş olması aranır. Şekil şartı yalnızca ana sözleşmeyi değil, taşınmaz devri vaadi içeren sonraki protokolleri de kapsar: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, eksik imalatın giderilmesine ilişkin bir protokol taşınmaz devri vaadi içeriyorsa bu protokolün de resmi şekle tabi olduğuna ve resmi şekilde yapılmayan protokole dayanılarak hak talep edilemeyeceğine hükmetmiştir (Yargıtay 6. HD, E. 2022/1905, K. 2023/1763, T. 10.05.2023). Fethiye’de düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde de bu şekil şartına özellikle dikkat edilmesi, ileride sözleşmenin tümden geçersiz sayılması riskini önler.

Yüklenicinin Temerrüdü ve Sözleşmeden Dönme / Fesih

Türk Borçlar Kanunu’nun eser sözleşmesine ilişkin 473. maddesi, yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşmeye aykırı biçimde işi geciktirmesi hâlinde arsa sahibinin haklarını düzenler:

“Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da işsahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, işsahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir.” (Türk Borçlar Kanunu m.473/1)

Uygulamada yüklenicinin temerrüde düşüp düşmediği, inşaatın fiilen ulaştığı seviyeye bakılarak tespit edilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, inşaat seviyesinin teslim tarihine rağmen %40’ta kaldığı bir olayda yüklenicinin temerrüde düştüğünü ve sözleşmenin geriye etkili feshine karar verilmesinin hukuka uygun olduğunu onamıştır (Yargıtay 6. HD, E. 2022/2836, K. 2023/3557, T. 30.10.2023). Buna karşılık inşaatın önemli ölçüde, örneğin %90 ve üzeri oranda tamamlandığı durumlarda, dürüstlük kuralı gereğince fesih geriye değil ileriye etkili sonuç doğurabilir; bu ayrım Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 25.01.1984 tarihli ve 1983/3 E., 1984/1 K. sayılı kararına dayanmaktadır. Buna karşılık inşaatın hiç başlamadığı durumlarda ileriye etkili fesih de mümkündür: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, inşaat ruhsatı alınmasına rağmen hiçbir imalat yapılmayan bir olayda yüklenicinin temerrüde düştüğünü ve sözleşmenin ileriye etkili feshiyle birlikte cezai şart ve gecikme tazminatına hükmedilmesini onamıştır (Sakarya BAM 5. HD, E. 2025/350, K. 2025/955, T. 19.06.2025). Geriye etkili fesihte taraflar aldıklarını iade etmekle yükümlü olur; arsa sahibi yükleniciye devrettiği tapu paylarının iptalini isteyebilir, yüklenici de yaptığı imalatın karşılığını, varsa, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edebilir.

Ayıplı ve Eksik İmalatta Arsa Sahibinin Hakları

Yüklenicinin eser sözleşmesinden doğan ayıba karşı tekeffül sorumluluğu Türk Borçlar Kanunu’nun 474 ilâ 477. maddelerinde düzenlenmiştir. Arsa sahibi, TBK m.474 uyarınca teslim edilen bağımsız bölümü veya ortak alanları gözden geçirip ayıpları uygun sürede yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirim üzerine yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde arsa sahibi TBK m.475 uyarınca aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:

Seçimlik Hak Koşulu Sınırı
Sözleşmeden dönme Eserin kullanılamayacak veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı olması Eser, arsa sahibinin taşınmazı üzerinde yapılmışsa ve sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa dönme hakkı kullanılamaz
Bedelden indirim isteme Eseri alıkoyarak ayıp oranında bedel indirimi talep etme İndirim oranı bilirkişi incelemesiyle belirlenir
Ücretsiz onarım isteme Onarımın aşırı masraf gerektirmemesi Masraflar yükleniciye aittir
Tazminat Genel hükümlere göre ayrıca zarar doğmuş olması Diğer seçimlik haklarla birlikte istenebilir

Bu haklar, eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra da tamamen kaybedilmez: Türk Borçlar Kanunu m.477 uyarınca, yüklenicinin kasten gizlediği ve olağan gözden geçirmede fark edilemeyecek (gizli) ayıplar için sorumluluk devam eder. Fethiye’de teslim alınan konutlarda sıkça karşılaşılan drenaj, yalıtım veya ortak alan imalatlarındaki eksiklikler bu kapsamda değerlendirilir. Arsa sahibinin bu haklarını kullanabilmesi için ayıbı süresinde bildirmiş olması ve iddiasını bilirkişi incelemesiyle desteklemesi önem taşır.

Tapu İptali ve Tescil: Arsa Sahibinin ve Yüklenicinin Karşılıklı Talepleri

Kat karşılığı inşaat sözleşmesinin karma yapısı, tapu iptali ve tescil talebinin iki yönlü olabilmesine yol açar. Yüklenici işe başlamamak, geç teslim etmek, eksik veya ayıplı imalat yapmak ya da imara aykırı yapım yapmak gibi bir şekilde sözleşmeye aykırı davranırsa, arsa sahibi sözleşmeden dönerek yükleniciye önceden devrettiği tapu paylarının iptalini ve kendi adına tesciline karar verilmesini isteyebilir; bu talebin dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 1025. maddesindeki yolsuz tescilin düzeltilmesi ilkesidir, çünkü sözleşmeden dönme ile devrin hukuki sebebi ortadan kalkar. Bunun tam tersi bir durumda, yüklenici kendisine düşen edimi -inşaatı sözleşmeye, tasdikli projeye ve ruhsata uygun biçimde tamamlayıp teslim etmeyi- yerine getirdiği hâlde arsa sahibi kendisine düşen bağımsız bölümlerin tapusunu devretmezse, yüklenici bu kez tescil davası açabilir. Ancak Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’ne göre, yüklenicinin ve ondan bağımsız bölüm temlik alan üçüncü kişilerin tescil talep edebilmesi için yüklenicinin inşaat yapma edimini sözleşmeye, projeye, ruhsata ve imar mevzuatına tam uygun biçimde tamamlayıp teslim etmiş olması zorunludur; aksi halde tapu iptali ve tescil talebinin reddi isabetlidir (Yargıtay 7. HD, E. 2024/1728, K. 2024/2838, T. 22.05.2024). Başka bir deyişle, tescil talebinin kabul edilebilmesi tek yanlı değil, edimlerin karşılıklı olarak yerine getirilmiş olmasına bağlıdır; eksik veya ayıplı iş bedeli varsa bu bedelin depo edilmesi de tescil için aranan bir şart olabilir. Bu davanın usul ve esasları tapu iptali ve tescil davası yazımızda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Üçüncü Kişilere Yapılan Temlik ve Devirler

Yüklenici, sözleşmeden doğan hakkını veya kendisine düşecek bağımsız bölümleri henüz inşaat tamamlanmadan üçüncü kişilere devredebilir; bu devir Türk Borçlar Kanunu’nun alacağın devrine ilişkin 183 ve 184. maddelerine tabidir ve geçerliliği yazılı şekle bağlıdır. Uygulamada sıkça karşılaşılan durum, yüklenicinin arsa sahibinden -kendisine düşecek bağımsız bölümler için- avans niteliğinde erken tapu devri istemesi ve bu payları henüz inşaatı tamamlamadan üçüncü kişilere satmasıdır. Böyle bir durumda üçüncü kişinin konumu, yüklenicinin sözleşmeye uygun ifa edip etmediğine sıkı sıkıya bağlıdır: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na göre, yükleniciden bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişiler yüklenicinin halefi sayıldığından ve inşaatın tamamlanmasına bağlı olduğunu bilmeleri gerektiğinden, yüklenici temerrüde düşüp sözleşme feshedildiğinde bu üçüncü kişiler Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesindeki iyiniyet korumasından yararlanamaz (Yargıtay HGK, E. 2021/493, K. 2022/1803, T. 21.12.2022). Aynı ilke somut olaylarda da uygulanmaktadır: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, bağımsız bölümün kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu olduğunu bildiği tanık beyanıyla ortaya konan bir üçüncü kişinin iyiniyetli sayılamayacağına ve TMK m.1023’ten yararlanamayacağına hükmetmiştir (Yargıtay 6. HD, E. 2023/2589, K. 2024/3074, T. 01.10.2024). Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesinde düzenlenen iyiniyetli kazanımın korunması ile 1024. maddesinde düzenlenen yolsuz tescile karşı korumasızlık arasındaki bu ayrım, Fethiye’de bağımsız bölüm satın alacak üçüncü kişilerin, satın almadan önce satıcının yüklenici mi arsa sahibi mi olduğunu ve inşaatın hangi aşamada bulunduğunu araştırmasını önemli kılar.

Zamanaşımı Süreleri

Kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan taleplerde tek bir zamanaşımı süresi yoktur; süre, talebin niteliğine göre değişir. Eser sözleşmesinden doğan gecikme tazminatı, cezai şart ve bedel alacağı gibi genel alacaklar, yüklenicinin ağır kusuruyla edimini hiç veya gereği gibi ifa etmemesi dışında, Türk Borçlar Kanunu’nun 147. maddesinin 6. bendi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. Eserdeki ayıp nedeniyle açılacak davalar ise ayrı bir düzenlemeye, Türk Borçlar Kanunu’nun 478. maddesine tabidir: bu maddeye göre teslim tarihinden başlayarak taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yıl, taşınmaz yapılarda beş yıl ve yüklenicinin ağır kusuru varsa ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yıl geçmesiyle zamanaşımı gerçekleşir. Yargıtay’a göre, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan alacaklar, istisnai haller hariç, beş yıllık zamanaşımına tabidir ve bu süre alacağın muaccel hale geldiği, kural olarak eserin teslim edildiği tarihten başlar (Yargıtay 15. HD, E. 2010/4201, K. 2011/5466, T. 28.09.2011). Buna karşılık sözleşmenin resmi şekle uyulmadığı için geçersiz sayıldığı ve tapu iptali/tescil talebinin buna dayandığı hâllerde, özel bir süre öngörülmediğinden genel on yıllık zamanaşımı süresi uygulanabilir; bu nedenle her uyuşmazlıkta hangi sürenin uygulanacağının, talebin hukuki niteliğine göre ayrıca belirlenmesi gerekir.

Görevli Mahkeme

Kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme mutlak bir kurala bağlı değildir; somut olayın niteliğine göre üç farklı sonuç ortaya çıkabilir:

Durum Görevli Mahkeme Dayanak
Taraflardan hiçbiri tüketici veya tacir sıfatıyla hareket etmiyorsa; uygulamada en sık görülen ve kural olan durum budur Asliye Hukuk Mahkemesi HMK m.2; Yargıtay 15. HD, E. 2020/856, K. 2020/1500
Arsa sahibi somut olayda gerçekten tüketici sıfatı taşıyorsa, örneğin salt kişisel konut ihtiyacı için hareket ediyorsa Tüketici Mahkemesi TKHK m.3/1-l, m.73/1; Ankara BAM 27. HD, E. 2017/318, K. 2017/156
İki taraf da tacirse ve uyuşmazlık her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgiliyse, örneğin bir inşaat şirketi arsa sahibi sıfatıyla başka bir inşaat şirketiyle sözleşme yapmışsa Asliye Ticaret Mahkemesi TTK m.4/1, m.5/1; Yargıtay 23. HD, E. 2014/5473, K. 2015/192

Kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Eser sözleşmesi ile satış vaadi sözleşmesinin karışımından oluşan kat karşılığı inşaat sözleşmesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca -aksine özel bir düzenleme bulunmadıkça- genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür. Yargıtay’a göre, taraflardan hiçbirinin tüketici sıfatı taşımadığı bir kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyuşmazlığında görevli mahkeme, genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesidir; tüketici mahkemesinin görevli sayılması bozma nedenidir (Yargıtay 15. HD, E. 2020/856, K. 2020/1500, T. 11.06.2020). Taşınmaz Fethiye’de yer alıyorsa ve taraflardan hiçbiri tüketici veya tacir sıfatıyla hareket etmiyorsa dava, kural olarak Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılır.

Arsa sahibi somut olayda gerçekten tüketici sıfatı taşıyorsa Tüketici Mahkemesi görevli olabilir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3/1-l maddesi, bir tarafın ticari veya mesleki amaçla, diğer tarafın (yani tüketicinin) bu amaç dışında hareket etmesi koşuluyla eser sözleşmelerini de tüketici işlemi kapsamına almış, aynı Kanunun 73. maddesinin birinci fıkrası tüketici işlemlerinden doğan davalarda tüketici mahkemesini görevli kılmıştır. Ancak Yargıtay içtihadında, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin klasik modelinde arsa sahibinin amacının arsasını değerlendirmek olduğu, bu nedenle arsa sahibinin kural olarak tüketici sayılmadığı kabul edilmektedir: Ankara BAM 27. Hukuk Dairesi’ne göre, kat karşılığı inşaat sözleşmesinde arsa sahibinin amacı arsasını değerlendirmek olduğundan, arsa sahibi kural olarak TKHK m.3/k anlamında tüketici sayılmaz (Ankara BAM 27. HD, E. 2017/318, K. 2017/156, T. 13.04.2017). Buna karşılık örneğin bir müteahhitlik şirketinden hazır konut satın alan ve sözleşmeye salt kişisel konut ihtiyacını karşılamak amacıyla taraf olan, arsa sahibi sıfatı bulunmayan bir kişi bakımından tüketici işlemi niteliği somut olayda gerçekleşebilir; bu durumda görevli mahkeme tüketici mahkemesi olur.

İki taraf da tacirse ve uyuşmazlık her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgiliyse Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olabilir. Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır ve aynı Kanunun 5. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca bu davalara Asliye Ticaret Mahkemesi bakar; asliye hukuk ile asliye ticaret mahkemesi arasındaki ilişki bir görev ilişkisidir. Örneğin bir inşaat şirketinin arsa sahibi sıfatıyla başka bir inşaat şirketiyle kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapması ve uyuşmazlığın her iki şirketin de ticari işletmesiyle ilgili olması halinde, Yargıtay’a göre görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir; bu durumda Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararı vermemesi gerekir (Yargıtay 23. HD, E. 2014/5473, K. 2015/192, T. 15.01.2015). Görüldüğü üzere görevli mahkemenin doğru tespiti, sözleşmenin taraflarının sıfatına ve uyuşmazlığın niteliğine bağlı özenli bir değerlendirme gerektirir; yanlış mahkemede açılan bir dava, görevsizlik kararıyla zaman kaybına yol açar.

Sıkça Sorulan Sorular

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi noter dışında yazılı olarak yapılabilir mi?

Kural olarak hayır. Taşınmaz payı devri vaadi içerdiğinden, Türk Borçlar Kanunu m.237/2 ve Noterlik Kanunu m.60/3 uyarınca noterde düzenleme şeklinde yapılması gerekir; adi yazılı sözleşme kural olarak geçersizdir. Ancak yüklenici edimini tamamen veya önemli oranda yerine getirmişse ya da taşınmaz tapuda devredilmişse, Yargıtay istisnaen bu sözleşmeye de geçerlilik tanımaktadır.

Yüklenici inşaatı zamanında bitirmezse arsa sahibinin hakları nelerdir?

Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya işi geciktirmesi hâlinde arsa sahibi, TBK m.473 uyarınca teslim tarihini beklemeden sözleşmeden dönebilir. İnşaatın tamamlanma oranına göre bu fesih geriye veya ileriye etkili sonuç doğurabilir; taraflar aldıklarını iade etmekle yükümlü olur.

Eksik veya ayıplı imalat tespit edilirse ne yapılabilir?

Arsa sahibi, ayıbı uygun sürede yükleniciye bildirmek koşuluyla TBK m.474 ve m.475 uyarınca sözleşmeden dönme, bedelden indirim isteme veya ücretsiz onarım isteme haklarından birini kullanabilir; ayrıca genel hükümlere göre tazminat talep edebilir.

Yüklenici edimini yerine getirmezse arsa sahibi tapuyu geri alabilir mi?

Evet. Yüklenici sözleşmeye aykırı davranıp sözleşmeden dönme koşulları oluşursa, arsa sahibi önceden devrettiği tapu paylarının iptalini ve kendi adına tesciline karar verilmesini isteyebilir.

Yüklenici edimini tam yerine getirdiği hâlde arsa sahibi tapuyu devretmezse ne olur?

Yüklenici, inşaatı sözleşmeye, projeye ve ruhsata uygun biçimde tamamlayıp teslim etmişse, arsa sahibine karşı tescil davası açabilir. Ancak bu hak, yüklenicinin edimini eksiksiz ifa etmiş olmasına bağlıdır.

Yükleniciden bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişi her zaman korunur mu?

Hayır. Yüklenici inşaatı tamamlamadan önce yaptığı devirler avans niteliğindedir; yüklenici temerrüde düşüp sözleşme feshedilirse, bu devirleri devralan üçüncü kişiler kural olarak TMK m.1023’teki iyiniyet korumasından yararlanamaz, çünkü inşaatın tamamlanmasına bağlı bir hak devraldıklarını bilmeleri gerekir.

Kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan alacaklarda zamanaşımı süresi nedir?

Talebin niteliğine göre değişir. Genel eser sözleşmesi alacakları TBK m.147/6 uyarınca beş yıllık, eserdeki ayıptan doğan davalar ise TBK m.478 uyarınca eser türüne ve kusur derecesine göre iki, beş veya yirmi yıllık zamanaşımına tabidir.

Kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan dava hangi mahkemede açılır?

Mutlak bir kural yoktur. Taraflardan hiçbiri tüketici veya tacir sıfatıyla hareket etmiyorsa kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir; arsa sahibi somut olayda gerçekten tüketici sıfatı taşıyorsa Tüketici Mahkemesi, iki taraf da tacir ve iş her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgiliyse Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olabilir.

Dosyanızı değerlendirmek için bize ulaşabilirsiniz

Av. Mustafa Kocatepe

Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel nitelikte olup hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamaktadır. Hak kaybına uğramamak adına somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir. — Av. Mustafa Kocatepe (Muğla Barosu Sicil No: 2749)


Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Whatsapp
Av. Mustafa Kocatepe
Av. Mustafa Kocatepe
Merhaba.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?