tr

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu (TCK m.116)

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu (TCK m.116)
19.09.2026
14

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, kişinin özel yaşam alanına ve güvenlik duygusuna yönelen, uygulamada sık karşılaşılan hürriyete karşı suçlardan biridir. Eski eşin ortak konuta rızası dışında girmesi, bir komşunun izinsiz bahçeye girip çıkmaması ya da bir işyerine mesai saatleri dışında zorla girilmesi gibi farklı olaylar bu kapsamda değerlendirilebilir. Fethiye Ceza Avukatı olarak bu yazımızda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 116. maddesinde düzenlenen konut dokunulmazlığının ihlali suçunu; unsurları, konut-eklenti-işyeri kavramları, nitelikli hâller, hukuka uygunluk nedenleri, şikâyete bağlılığı ve görevli mahkeme bakımından güncel Yargıtay kararlarıyla ele alacağız.

Ana Noktalar

  • TCK m.116/1 konuta, m.116/2 ise açık rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olmayan işyerlerine rızaya aykırı girme veya çıkmama hâlini cezalandırır; her iki fıkra da mağdurun şikâyetine bağlıdır.
  • Evlilik birliğinde veya ortak kullanılan konut ve işyerlerinde, bireylerden birinin rızası meşru bir amaca yönelikse fıkra hükümleri uygulanmaz; ayrı yaşayan veya boşanmış eşler bakımından bu istisnanın sınırları Yargıtay kararlarıyla belirlenmiştir.
  • Fiilin cebir veya tehdit kullanılarak ya da gece vakti işlenmesi TCK m.116/4 uyarınca doğrudan cezayı ağırlaştırır; suçun silahla, kimlik gizlenerek veya birden fazla kişiyle işlenmesi ise TCK m.119 ortak hükmü uyarınca ayrıca cezayı bir kat artırır.
  • Suç kural olarak şikâyete tabidir ve altı aylık şikâyet süresine bağlıdır; ancak hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla işlenmesi hâlinde TCK m.142/4 uyarınca şikâyet aranmaksızın resen soruşturulur.

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu (TCK m.116) Nedir?

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde, 116. maddede düzenlenmiştir. Maddenin güncel metni şu şekildedir:

Madde 116/1- Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikayeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Madde 116/2- Birinci fıkra kapsamına giren fiillerin, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

Madde 116/3- Evlilik birliğinde aile bireylerinden ya da konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda, bu kişilerden birinin rızası varsa, yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Ancak bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir.

Madde 116/4- Fiilin, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.09.2018 tarihli, E. 2016/1137, K. 2018/385 sayılı kararında belirtildiği üzere, TCK m.116’da düzenlenen suçun oluşması için bir kimsenin konutuna, işyerine veya bunların eklentilerine rızasına aykırı olarak girilmiş ya da rıza ile girildikten sonra buradan çıkılmamış olması gerekir; suçun hareket unsurunu “girmek”, “çıkmamak” ve “rızaya aykırılık” oluşturur. Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 10.09.2019 tarihli, E. 2018/2334, K. 2019/11807 sayılı kararı da aynı unsurları teyit etmektedir.

Rıza Kavramı ve Rızanın Sonradan Geri Alınması

Suçun oluşabilmesi için giriş anında rızanın bulunmaması veya rıza ile girildikten sonra ev sahibinin çıkma talebine rağmen konutta kalınması gerekir. Yargıtay 17. Ceza Dairesi’nin 07.01.2020 tarihli, E. 2019/9212, K. 2020/193 sayılı kararında, sanığın müştekinin evine rızayla girdiğinin anlaşılması karşısında konut dokunulmazlığının ihlali suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı vurgulanmıştır. Buna karşılık Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 26.06.2019 tarihli, E. 2017/5662, K. 2019/11258 sayılı kararında, boşanmış olduğu ve ayrı yaşadığı mağdurun konutuna anahtarla giren sanığın, içeride mağdura yönelik tehdit suçu işlemesi nedeniyle meşru kabul edilemeyecek bir amaçla rızaya aykırı olarak konutta kaldığı, dolayısıyla suçun oluştuğu belirtilmiştir. Fethiye’de sıkça karşılaşılan boşanma sonrası ortak konuta giriş uyuşmazlıklarında belirleyici olan, girişin kendisi değil, girişin ve konutta kalmanın amacıdır.

Konut, Eklenti ve İşyeri Kavramlarının Kapsamı

Kanun metninde “konut”, “eklenti” ve “işyeri” kavramlarının tanımı yapılmamıştır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 17.01.2023 tarihli, E. 2022/14093, K. 2023/177 sayılı kararında, Ceza Genel Kurulu’nun 20.05.2014 tarihli, E. 2014/6-21, K. 2014/272 sayılı kararına atıfla, bu kavramlardan ne anlaşılması gerektiğinin öğreti ve uygulamaya bırakıldığı belirtilmiştir. Uygulamada eklenti, konut ya da işyeriyle bütünlük arz eden, ona bitişik veya bağlı, kullanım amacı bakımından tamamlayıcısı niteliğindeki yerler olarak değerlendirilir; bahçe ve müştemilat gibi yerlerin eklenti sayılıp sayılmayacağı somut olayın koşullarına göre belirlenir. Yargıtay 13. Ceza Dairesi’nin 25.10.2017 tarihli, E. 2016/18062, K. 2017/11403 sayılı kararında, mağdurun evinin bahçesinde bulunan ve depo olarak kullanılan yerden gerçekleştirilen eylemin konutun eklentisi niteliğindeki yerden gerçekleşmesi nedeniyle TCK m.116/1 kapsamında değerlendirildiği kabul edilmiştir. Buna karşılık Yargıtay 13. Ceza Dairesi’nin 19.01.2016 tarihli, E. 2014/37530, K. 2016/683 sayılı kararında, bir binanın eklentisi veya müştemilatında yer almayan, bağımsız bir binaya rıza dışında girilse dahi bu suçun oluşmayacağı vurgulanmıştır. Ölçüt, yerin konut veya işyeriyle fiziksel ve fonksiyonel bağlantısıdır; sırf aynı arazi sınırları içinde bulunmak yeterli değildir.

İşyeri Dokunulmazlığı: TCK m.116/2’nin Özel Koşulu

TCK m.116/2, işyeri dokunulmazlığını konuta göre daha dar bir korumaya tabi tutar; yalnızca “açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan” işyerlerini kapsar. Bir mağaza veya müşteriye açık büro gibi herkesin serbestçe girebileceği yerlere girmek bu suçu oluşturmaz; koruma, işyerinin kapalı bölümlerine veya çalışma saatleri dışındaki girişlere yöneliktir. Fethiye’de turizm sezonunda sıkça yaşanan işyerine izinsiz girme uyuşmazlıklarında bu ayrım belirleyicidir.

Evlilik Birliği ve Ortak Kullanımda Rıza İstisnası (TCK m.116/3)

TCK m.116/3 uyarınca, evlilik birliğinde aile bireylerinden ya da konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması hâlinde, bu kişilerden birinin rızası varsa fıkra hükümleri uygulanmaz; ancak bu rızanın meşru bir amaca yönelik olması şarttır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 16.10.2023 tarihli, E. 2023/736, K. 2023/5519 sayılı kararında, 17. Ceza Dairesi’nin 03.06.2020 tarihli, E. 2020/6815, K. 2020/7017 sayılı ilamına atıfla, eşinden habersiz bir başka erkeği ortak konuta kabul eden kadının rızasının, TCK m.116/3 son cümlesinde aranan meşru amaç koşulunu taşımadığı, bu nedenle konuta giren kişi hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiği vurgulanmıştır. Aynı ilke Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 08.06.2022 tarihli, E. 2022/1596, K. 2022/11787 sayılı kararında da tekrarlanmıştır; bu istisna, ortak konutun kullanım amacına aykırı, üçüncü kişiyi ilgilendiren girişleri kapsam dışına çıkarabilir.

Nitelikli Hâller: TCK m.116/4 ve TCK m.119 Ortak Hükmü

Konut dokunulmazlığının ihlali suçunda iki ayrı ağırlaştırıcı düzenleme bulunur. Birincisi, doğrudan m.116’nın kendi metninde yer alan dördüncü fıkradır: fiilin cebir veya tehdit kullanılarak ya da gece vakti işlenmesi hâlinde ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis olarak belirlenir. İkincisi ise, TCK m.119’da düzenlenen ve konut dokunulmazlığının ihlali dâhil birden çok suça uygulanan ortak bir artırım hükmüdür. Maddenin ilgili kısmı şu şekildedir:

Madde 119/1- …konut dokunulmazlığının ihlali ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarının; a) Silahla, b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle, c) Birden fazla kişi tarafından birlikte, d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

Uygulamada bu iki hüküm birlikte değerlendirilir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 21.04.2010 tarihli, E. 2009/1457, K. 2010/2846 sayılı kararında, suçu birden fazla kişi ve silahla işleyen sanıklar hakkında TCK m.116/4’ten belirlenen temel cezanın ayrıca m.119/a-c uyarınca artırılması gerektiği vurgulanmıştır. Aynı şekilde Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 05.10.2022 tarihli, E. 2021/3512, K. 2022/16220 sayılı kararında da, bıçakla ve geceleyin birlikte eve girilen olayda TCK m.119/1-a-c uyarınca artırım gerektiği, Yargıtay 13. Ceza Dairesi’nin 08.05.2018 tarihli, E. 2016/17209, K. 2018/6839 sayılı kararında ise birden fazla failin birlikte hareketinde m.119/1-c uygulanması gerektiği belirtilmiştir.

Hukuka Uygunluk Nedenleri

Bir konuta veya işyerine girişin rızaya aykırı görünmesi her zaman suç oluşturmaz. TCK’nın genel hükümleri arasında yer alan hukuka uygunluk nedenleri, konut dokunulmazlığının ihlali suçu bakımından da uygulama alanı bulur. TCK m.24 uyarınca kanunun hükmünü yerine getiren kişiye ceza verilmez; kolluğun usulüne uygun arama kararı veya adli/önleme araması yetkisi kapsamında bir konuta girmesi bu kapsamdadır. TCK m.25/2’deki zorunluluk hali ise, bir yangın veya benzeri ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak amacıyla başkasının konutuna girilmesini hukuka uygun kılabilir. TCK m.26 uyarınca ilgilinin geçerli rızası da suçu ortadan kaldırır; ancak bu rızanın meşru bir amaca yönelik olması aranır.

Rızanın veya girişin meşruluğu değerlendirilirken kişinin kendi amacı da dikkate alınır. Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 16.04.2019 tarihli, E. 2018/432, K. 2019/7485 sayılı kararında meşru amaç; hukuka aykırı olmayan, hukuki açıdan kabul edilebilir, hukuk düzenini bozmayan, konusu haksız fiil veya suç teşkil etmeyen maksatlar olarak tanımlanmış; sokakta yaşanan bir yanlış anlaşılma nedeniyle olay çıkmasın diye kendini korumak amacıyla tek başına bir samanlığa girip saklanmanın meşru amaç kapsamında kaldığı ve konut dokunulmazlığını ihlal suçunun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmiştir.

Soruşturma ve Kovuşturma Şikâyete Bağlı mıdır?

TCK m.116/1 ve m.116/2 açıkça “mağdurun şikâyeti üzerine” ifadesini taşıdığından, suç kural olarak şikâyete tabidir. TCK m.73 uyarınca şikâyet hakkı, mağdurun fiili ve faili öğrendiği günden itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır; bu süre geçirildiğinde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 05.05.2014 tarihli, E. 2013/19721, K. 2014/8726 sayılı kararında, mağdurun altı aylık yasal süre geçtikten sonra verdiği ikinci ifadede şikâyetçi olduğunu belirtmesinin süreyi ihya etmeyeceği, kamu davasının düşürülmesi gerektiği vurgulanmıştır. Fethiye’de bu suça maruz kalan mağdurların şikâyet süresini kaçırmaması hak kaybı yaşanmaması açısından önemlidir.

Bu genel kuralın önemli bir istisnası TCK m.142/4’te yer alır. Bu hükme göre, hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli veya mala zarar verme suçunun işlenmesi hâlinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmaz. Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 14.03.2023 tarihli, E. 2021/8379, K. 2023/1194 sayılı kararında, konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun hırsızlık amacıyla işlendiği bir olayda, suçun TCK m.142/4 uyarınca şikâyete tabi olmadığının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. Dolayısıyla nitelikli hâllerin (m.116/4, m.119) uygulanması tek başına şikâyet şartını ortadan kaldırmaz; şikâyet aranmaması yalnızca hırsızlık amacıyla işlenme hâline özgü bir istisnadır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli mahkeme, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 12. maddesinde tek tek sayılan suçlar (yağma, irtikap, resmî belgede sahtecilik, hileli iflas, terör suçları ile ağırlaştırılmış müebbet, müebbet veya on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar) esas alınarak belirlenir; bu liste dışında kalan davalara asliye ceza mahkemelerince bakılır. Aynı Kanun’un 14. maddesi, görev tayininde suçun cezasının üst sınırının esas alınacağını öngörür. Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun cezası, en ağır hâliyle (m.116/4’ün m.119 ile birlikte uygulanması) dahi on yıllık hapis eşiğine ulaşmaz ve 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesindeki suçlar arasında yer almaz; bu nedenle görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Fethiye’de işlenen bu tür suçlara ilişkin yargılamalar Fethiye Asliye Ceza Mahkemesi’nde yürütülmekte olup, savunmanın doğru kurgulanması için bir Fethiye Ceza Avukatı ile görüşülmesi önerilir.

Sonuç olarak konut dokunulmazlığının ihlali suçu, görünüşte basit bir “izinsiz girme” fiilinin ötesinde; konut-eklenti-işyeri ayrımı, ortak kullanım rızası, nitelikli hâllerin doğru tespiti ve şikâyet süresi gibi teknik unsurların bir arada değerlendirilmesini gerektirir. Fethiye’de bu kapsamda mağdur olan veya hakkında soruşturma yürütülen kişilerin, süreç başlamadan önce bir ceza avukatından destek alması önemlidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun cezası nedir?

Temel hâlde, konuta rızaya aykırı girme veya çıkmama TCK m.116/1 uyarınca altı aydan iki yıla kadar hapis cezasını gerektirir. İşyeri bakımından TCK m.116/2 uyarınca altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüştür. Fiilin cebir, tehdit veya gece vakti işlenmesi hâlinde TCK m.116/4 uyarınca ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis olarak belirlenir ve TCK m.119’daki şartların gerçekleşmesi durumunda bu ceza ayrıca bir kat artırılır.

Konutun eklentisi sayılan bahçeye girmek suç oluşturur mu?

Evet, ancak bahçenin konutla fiziksel ve fonksiyonel bütünlük taşıması gerekir. Yargıtay kararlarına göre, konutla bütünlük arz etmeyen, çevresi açık veya konuttan bağımsız kullanılan yerler eklenti sayılmayabilir; bu durumda konut dokunulmazlığının ihlali suçu oluşmaz.

Herkesin girebildiği bir mağazaya girmek işyeri dokunulmazlığını ihlal eder mi?

Hayır. TCK m.116/2, yalnızca açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olmayan işyerlerini korur. Müşteriye açık, herkesin serbestçe girebileceği bölümlere girmek bu suçu oluşturmaz; koruma işyerinin kapalı veya çalışma saatleri dışındaki bölümlerine yöneliktir.

Boşanmış veya ayrı yaşayan eş, eski eşinin evine girebilir mi?

Hayır, ayrı yaşama hakkı bulunan veya boşanmış eşin, diğer eşin konutuna rızası dışında girmesi veya rızayla girip çıkmayı reddetmesi konut dokunulmazlığının ihlali suçunu oluşturabilir. Yargıtay kararlarında, girişin görünüşte rızayla gerçekleşmiş olsa dahi tehdit gibi meşru olmayan bir amaçla konutta kalınmaya devam edilmesinin suçu oluşturduğu kabul edilmiştir.

Ortak konuta üçüncü bir kişiyi kabul etmek her zaman hukuka uygun mudur?

Hayır. TCK m.116/3 uyarınca ortak konutta bir kişinin rızası kural olarak yeterli olsa da, bu rızanın meşru bir amaca yönelik olması şarttır. Yargıtay, eşinden habersiz bir üçüncü kişiyi ortak konuta kabul eden eşin rızasının meşru amaç koşulunu taşımadığına ve konuta giren kişi hakkında mahkûmiyet kurulması gerektiğine hükmetmiştir.

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu şikâyete tabi midir?

Kural olarak evet; mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyette bulunması gerekir, aksi hâlde TCK m.73 uyarınca soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Ancak TCK m.142/4 uyarınca, hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla işlenen konut dokunulmazlığının ihlali suçunda şikâyet aranmaz ve resen soruşturulur.

Yangın veya benzer bir tehlike anında başkasının konutuna girmek suç mudur?

Hayır. TCK m.25/2’de düzenlenen zorunluluk hali kapsamında, ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak amacıyla başkasının konutuna girilmesi hukuka uygun kabul edilir. Aynı şekilde kolluğun usulüne uygun arama yetkisi çerçevesinde bir konuta girmesi de TCK m.24 uyarınca hukuka uygundur.

Fethiye’de konut dokunulmazlığının ihlali suçuna hangi mahkeme bakar?

5235 sayılı Kanun’un 12. maddesinde sayılan suçlar arasında yer almadığı ve cezasının üst sınırı on yılı aşmadığı için bu suça asliye ceza mahkemeleri bakar. Fethiye’de işlenen bu tür suçlara ilişkin yargılamalar Fethiye Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülür.

Dosyanızı değerlendirmek için 0506 773 39 69 numaralı telefondan veya avmustafakocatepe@gmail.com adresinden bize ulaşabilirsiniz

Av. Mustafa Kocatepe

Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel nitelikte olup hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamaktadır. Hak kaybına uğramamak adına somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir. — Av. Mustafa Kocatepe (Muğla Barosu Sicil No: 2749)

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Whatsapp
Av. Mustafa Kocatepe
Av. Mustafa Kocatepe
Merhaba.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?