tr
tr

Fethiye Ceza Avukatı | Ceza Davası, Soruşturma ve Savunma Süreci

Ceza hukuku süreci, bireyin özgürlüğünü doğrudan etkiler; gözaltı, ifade ve yargılama aşamalarında yapılan hatalar ciddi sonuçlar doğurabilir. Bir Fethiye Ceza Avukatı, bu sürecin her aşamasında müvekkilinin haklarını korur.

Bu sayfada kısaca neler var?

  • Soruşturma ve kovuşturma sürecinin adım adım işleyişi
  • Gözaltı, tutuklama ve adli kontrol tedbirlerinin şartları ve süreleri
  • Kamu davasının açılmasının ertelenmesi, infaz ve istinaf/temyiz süreçlerinin temel esasları
  • Dolandırıcılık, uyuşturucu, göçmen kaçakçılığı, imar kirliliği gibi en sık görülen suç türleri
  • Fethiye, Ortaca ve Seydikemer’de ceza mahkemelerinin güncel iş yükü ve en sık görülen suç türleri

İÇİNDEKİLER

Ceza davası süreci nasıl işler?

Ceza süreci soruşturma ve kovuşturma olmak üzere iki aşamadan oluşur. Savcılık önce delilleri toplar ve olayın hukuki niteliğini belirler; ardından iddianame düzenlenmesiyle kovuşturma aşamasına, yani mahkeme sürecine geçilir.

Soruşturma evresi, yetkili mercilerin suç şüphesini öğrenmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen süreyi kapsar. Kovuşturma evresi ise iddianamenin kabulünden hükmün kesinleşmesine kadar geçen süreyi kapsar. Bu iki evre arasındaki temel fark delillerin ele alınış biçimindedir. Soruşturma delillerin toplandığı evredir, kovuşturma ise toplanan delillerin mahkeme huzurunda tartışılarak ortaya konulduğu, yani ikame edildiği evredir. Soruşturmada toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadığı yönünden değerlendirilir; kovuşturmada ise mahkûmiyete yeter bir vicdani kanaat aranır (CMK m.170/2, m.217/1). Konunun ayrıntılarına Soruşturma ve Kovuşturma Aşaması Nedir? sayfasından ulaşılabilir.

Soruşturmanın amiri Cumhuriyet savcısıdır; adli kolluk savcının yardımcısı konumundadır. Savcı, bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez işin gerçeğini araştırmaya başlamak ve şüphelinin hem lehine hem aleyhine olan delilleri toplamakla yükümlüdür. Soruşturma sonunda toplanan deliller yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenlenir; aksi hâlde kovuşturmaya yer olmadığına, kısaca KYOK’a karar verilir. İddianamenin kanuna aykırı düzenlenmesi, sübuta doğrudan etki edecek bir delil toplanmadan hazırlanması veya uzlaştırma ya da seri muhakeme usulüne tabi bir dosyada bu usuller uygulanmadan yazılması hâlinde mahkeme iddianameyi savcılığa iade edebilir. Suçun hukuki nitelendirilmesi ise tek başına iade sebebi değildir. Cumhuriyet savcısının kamu davası açılması için yeterli şüphe bulamadığı hâllerde verdiği bu karar, halk arasında takipsizlik kararı olarak bilinir. CMK m.173 uyarınca, bu karara karşı suçtan zarar gören kişi, kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde itiraz edebilir; bu süre hak düşürücüdür ve geçirildiğinde karar kesinleşir. İtiraz, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine yapılır. KYOK kararına yapılan itirazı inceleyen sulh ceza hâkimliği itirazı reddedebilir, kabul edebilir veya soruşturmanın genişletilmesini isteyebilir.

Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı’na gelen soruşturma dosyası sayısı 2023-2025 döneminde yıllık 17 ila 20 bin arasında seyretmiştir. Ortaca’da 2023’ten 2024’e %38’e varan bir artış yaşanmıştır. Seydikemer’de 2024’te kurulan yeni adliyenin soruşturma hacmi bir yılda ikiye katlanmıştır. Bu veriler, bölgedeki ceza yargılaması hacminin istikrarlı biçimde yüksek seyrettiğini göstermektedir.

Ceza davasında avukat tutmazsanız ne olur?

Ceza davalarında avukat bulundurmak zorunlu olmayabilir; ancak CMK m.147 uyarınca şüpheli veya sanık, ifade verirken müdafiden yararlanma hakkına sahiptir. Yanlış verilen bir ifade davanın seyrini olumsuz etkileyebilir; bu nedenle avukat desteği önemle önerilir.

Belirli suç ve durumlarda müdafi bulundurulması kanunen zorunludur; bu kurum CMK m.150’de zorunlu müdafilik olarak düzenlenmiştir. Bu hâllerde şüpheli veya sanık avukat tutmamışsa, baro tarafından bir avukat görevlendirilir. Fethiye Adliyesi’nin faaliyet raporlarına göre zorunlu müdafilik ataması istikrarlı biçimde artış göstermektedir. Fethiye’de 2023 yılında 595 olan zorunlu müdafi ataması, 2024’te 1.523’e, 2025’te ise 1.970’e yükselmiştir.

Gözaltı ve ifade sürecinde nelere dikkat edilmeli?

CMK m.91 uyarınca gözaltı süresi, yakalama anından itibaren 24 saati geçemez. Bu aşamada verilen ifadeler davanın yönünü belirleyebileceğinden, avukatın ifade sürecinde hazır bulunması hak kaybının önlenmesi açısından önemlidir.

Gözaltı, kolluğun soruşturma sürecinde ihtiyaç duyduğu ifade alma, teşhis veya delil tespiti gibi işlemler tamamlanana kadar şüpheliyi kısa süreliğine kolluk nezaretinde tutan bir koruma tedbiridir. Süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken tek bir süre sınırı yerine soruşturmanın karmaşıklığı, şüpheli sayısı, delillerin toplanmasındaki güçlük ve soruşturma makamlarının gösterdiği özen gibi somut olay koşulları dikkate alınır (Anayasa Mahkemesi, B. 2019/41753, T. 05.10.2022). Gözaltına alınan kişinin hâkim önüne derhâl çıkarılması, kötü muamele riskine ve yetkinin kötüye kullanılmasına karşı en önemli güvencelerden biridir. Yakalama işlemine, gözaltına alma kararına veya gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı yakalanan kişi, müdafi, kanuni temsilcisi, eşi veya birinci ya da ikinci derece akrabası sulh ceza hâkimine başvurabilir. Hâkim bu başvuruyu evrak üzerinden inceler ve en geç 24 saat içinde sonuçlandırır. İfade ve sorgu işlemlerinde müdafinin hazır bulunması savunma hakkının temelini oluşturur.

Müdafi, kural olarak soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir. Ancak CMK m.153 uyarınca, bu yetki soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecekse Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir; bu karara halk arasında gizlilik kararı da denir. Kısıtlama kararı yalnızca kanunda tek tek sayılan ağır suçlarla sınırlıdır; bunlar arasında kasten öldürme, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, silah kaçakçılığı, zimmet ile kaçakçılıkla mücadele kanunu kapsamındaki suçlar yer alır. Bu karar dosyanın tamamını gizli hâle getirmez; yalnızca müdafiin dosya içeriğini inceleme ve belgelerden örnek alma yetkisini sınırlar. Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanaklar, bilirkişi raporları ve ilgililerin hazır bulunmaya yetkili olduğu diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar bu kısıtlamanın dışındadır ve her durumda incelenebilir. Kısıtlama kararı, iddianamenin mahkemece kabul edildiği tarihte kendiliğinden sona erer; bu haklardan suçtan zarar görenin vekili de yararlanır.

Tutuklama ve adli kontrol tedbirleri nasıl uygulanır?

Tutuklama, kişi hürriyetine en ağır müdahaleyi oluşturan koruma tedbiridir ve CMK m.100 uyarınca sıkı şartlara bağlanmıştır. Tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ile birlikte kaçma veya delil karartma riski gibi bir tutuklama nedeninin bulunması ve tedbirin ölçülü olması gerekir. Bir suçun niteliği veya öngörülen cezanın ağırlığı, tek başına kaçma şüphesinin varlığını göstermez; tutuklama nedeninin somut olgularla gerekçelendirilmesi zorunludur (Anayasa Mahkemesi, B. 2020/39792, T. 14.01.2025). Tutuklamanın son çare niteliği gereği, daha hafif bir tedbir olan adli kontrolün amaca yeterli olduğu hâllerde tutuklamaya başvurulmamalıdır. Soruşturma evresinde tutuklamaya Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi karar verir; kovuşturma evresinde ise bu karar mahkemeye aittir. Tutukluluğun devamına ilişkin inceleme en geç otuzar günlük aralıklarla resen yapılır. Gözaltı, tutuklama ve adli kontrol tedbirlerine karşı şüphelinin sahip olduğu güvencelere ilişkin ayrıntılı bilgiye Gözaltı, Tutuklama ve Adli Kontrolde Şüphelinin Hakları sayfasından, tutuklama kararına itiraz sürecine ilişkin ayrıntılı bilgiye ise Fethiye Tutuklama İtiraz Avukatı sayfasından ulaşılabilir.

Tutukluluk süresi CMK m.102 ile kanunla sınırlandırılmıştır. Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi azami bir yıldır; gerekli hâllerde bu süre altı ay daha uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde ise azami süre iki yıldır; bu süre gerekli hâllerde uzatılabilir, ancak toplam süre üç yılı geçemez. Türk Ceza Kanunu’nun belirli ağır suçları ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda ise toplam tutukluluk süresi beş yıla kadar uzayabilir. Ayrıca yalnızca soruşturma evresi için ayrı bir üst sınır daha vardır: ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde soruşturma evresindeki tutukluluk altı ayı, giren işlerde ise bir yılı geçemez; Türk Ceza Kanunu’nun belirli ağır suçları, terör suçları ve toplu olarak işlenen suçlarda bu süre bir yıl altı aya kadar uzatılabilir.

Adli kontrol, tutuklamaya alternatif olarak uygulanan daha hafif bir tedbirdir. Yurt dışına çıkamama, belirli aralıklarla imza atma veya konutu terk etmeme gibi yükümlülükler bu kapsamda uygulanabilir; bu tedbirin uygulanabilmesi için de kuvvetli suç şüphesi belirtisi aranır. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde adli kontrol süresi en çok üç yıldır; zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek toplam üç yıl daha uzatılabilir. Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda uzatma süresi dört yıla kadar çıkabilir (CMK m.110/A/2). Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde ise adli kontrol süresi en çok iki yıldır; zorunlu hâllerde bir yıl daha uzatılabilir (CMK m.110/A/1). Tutuklama veya adli kontrol kararına karşı, CMK’nın genel itiraz hükümleri uyarınca kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde, kararı veren mercie verilecek bir dilekçeyle itiraz edilebilir; bu süre hak düşürücüdür. Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına karşı itirazın incelenmesi, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir; sulh ceza hâkimliği işleri asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir (CMK m.268/3-b). Kovuşturma evresinde asliye ceza mahkemesi hâkiminin kararına yapılan itiraz ise yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesince incelenir (CMK m.268/3-c). Hukuka aykırı yakalama, tutuklama veya gözaltı süresinin aşılması hâllerinde ise CMK m.141 uyarınca tazminat davası açma imkânı vardır. Beraat kararı verilmiş olması, uygulanan tedbirin kendiliğinden hukuka aykırı sayılacağı anlamına gelmez; ancak kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen kişiler de CMK m.141/1-e uyarınca tazminat isteyebilir (kararın kesinleştiğinin tebliğinden itibaren üç ay, her hâlde kesinleşmeden itibaren bir yıl içinde; CMK m.142/1).

Ceza hukukunda delil ve savunma stratejisinin önemi

Ceza davalarında delillerin hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediğinin denetlenmesi, savunmanın temel unsurlarından biridir. Tutuklama kararı için ise CMK m.100 uyarınca kuvvetli suç şüphesi ile kaçma veya delil karartma riski gibi bir tutuklama nedeninin birlikte bulunması gerekir.

Ceza muhakemesinde delil serbestisi ilkesi geçerlidir. CMK m.217/2 uyarınca, yüklenen suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Ancak bu serbesti sınırsız değildir. Adli arama için makul şüphe yeterlidir. Bilgisayar ve cep telefonu gibi dijital verilerin aranması ve el konulması ise CMK m.134 uyarınca çok daha sıkı bir koşula bağlıdır; somut delillere dayanan kuvvetli şüphe ve hâkim kararı gerekir, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise savcı emri yeterli olabilir. Bu düzenleme, dijital delillerin özel hayata olan etkisi gözetilerek öngörülmüş, son çare niteliğinde bir koruma tedbiridir. Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller yalnızca ilk delili değil, bu delil vasıtasıyla ulaşılan sonraki tüm dolaylı delilleri de geçersiz kılar; bu ilke öğretide zehirli ağacın meyvesi olarak bilinir; böyle bir delil hükme esas alınamaz (CMK m.206/2-a, m.217/2). Kolluğun veya bir gizli soruşturmacının kışkırtıcı ajanlık yaparak kişiyi suç işlemeye yönlendirmesi sonucu elde ettiği deliller de aynı şekilde hukuka aykırı kabul edilir.

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve infaz süreci nasıl işler?

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi, kısaca KDAE, CMK m.171 kapsamında belirli şartların varlığı hâlinde savcının kamu davası açmayıp şüpheliyi belirli bir denetim süresine tabi tutmasını sağlayan bir kurumdur. Bu süre içinde yeni bir kasıtlı suç işlenmemesi hâlinde soruşturma kapatılır. Uygulamada bu kurum özellikle uyuşturucu kullanma ve bulundurma suçlarında sıkça karşımıza çıkar. Erteleme süresi zarfında kişinin aynı nitelikte yeni bir eylem gerçekleştirmesi ayrı bir soruşturma konusu yapılmaz; bu durum ihlal nedeni sayılarak asıl dosyaya yansıtılır.

Mahkûmiyet kesinleştikten sonraki infaz sürecinde, ceza infaz kurumundaki işlem ve faaliyetlere karşı öğrenmeden itibaren 15 gün içinde, her hâlükârda işlemin yapıldığı tarihten itibaren 30 gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet yoluyla başvurulabilir (Anayasa Mahkemesi, B. 2017/15251). Fethiye merkezli infaz verilerine göre 2023-2024 döneminde ilamat, yani infaza esas karar sayısı 17 binden 20 bine yükselmiştir; denetimli serbestlik tedbiri altında yürütülen infaz dosyaları da benzer bir artış göstermiştir. Bu veriler, infaz aşamasındaki hukuki desteğin de en az yargılama aşaması kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Ceza yargılamasında istinaf ve temyiz süreci nasıl işler?

İlk derece mahkemesince verilen kararlara karşı istinaf, istinaf incelemesi sonucu verilen kararlara karşı ise kanunda öngörülen hâllerde temyiz kanun yoluna başvurulabilir. İstinaf başvurusu, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye yapılır; bu süre 7499 sayılı Kanun ile bir haftadan iki haftaya çıkarılmıştır. Temyiz başvurusu için de aynı şekilde, istinaf mahkemesi kararının gerekçesiyle birlikte tebliğinden itibaren iki hafta süre tanınmıştır. Fethiye’deki ceza dosyalarının istinaf incelemesi Denizli Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılmaktadır; bu bölge adliye mahkemesi Denizli, Muğla ve Uşak illerindeki dosyalara bakmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin bir kararı bozabileceği hâller kanunda sınırlı sayıda belirlenmiştir; bu sınırların dışına çıkılarak verilen bozma kararları hukuka aykırı kabul edilmektedir. İstinaf ve temyiz sürecinin işleyişine, başvuru sürelerine ve sonuçlarına ilişkin ayrıntılı bilgiye Fethiye İstinaf Yargıtay Temyiz Avukatı sayfasından ulaşılabilir.

Fethiye’de ağır ceza davalarına hangi avukat bakar?

Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren davalar; kasten öldürme, uyuşturucu ticareti ve cinsel suçlar gibi ciddi suçları kapsar ve daha yüksek risk ile daha kapsamlı bir savunma stratejisi gerektirir. Bu davalarda delillerin hukuka uygunluğunun denetlenmesi büyük önem taşır.

Fethiye’de ağır ceza mahkemesi sayısı artan iş yükü nedeniyle 2023’te 2 daireyken 2024’te 3 daireye çıkarılmıştır. Fethiye Adliyesi’nin faaliyet raporlarına göre ağır ceza kapsamındaki dosyalarda uyuşturucu ticareti, nitelikli dolandırıcılık, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve yağma öne çıkan suç türleri arasında yer almaktadır; nitelikli dolandırıcılık dosyalarının önemli bir kısmını ise bilişim sistemleri ile banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık oluşturmaktadır. Ağır ceza sürecinin kendine özgü savunma stratejisi, tutukluluk yönetimi ve delil incelemesi konularında ayrıntılı bilgiye Fethiye Ağır Ceza Avukatı sayfasından ulaşılabilir.

En sık görülen suç türlerinde savunma nasıl hazırlanır?

Fethiye Adliyesi’nin 2023-2025 faaliyet raporlarına göre, Fethiye, Ortaca ve Seydikemer’deki ceza mahkemelerinde en sık karşılaşılan suç türleri arasında kasten ve basit yaralama, tehdit, hakaret, mala zarar verme, mühür bozma, imar kirliliğine neden olma, 2863 sayılı Kanun’a muhalefet, orman alanlarının işgali, uyuşturucu madde bulundurma ve kullanma ile bilişim sistemleri yoluyla işlenen dolandırıcılık yer almaktadır. Ağır ceza kapsamındaki dosyalarda ise uyuşturucu ticareti, nitelikli dolandırıcılık, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve yağma öne çıkmaktadır. Aşağıda bu suç türlerinden bazılarına ilişkin temel esaslar ve ilgili ayrıntılı sayfalarımız yer almaktadır.

Dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık (TCK m.157-158)

Dolandırıcılık suçunda en sık uygulanan nitelikli hâl, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılmasıdır. Bu nitelikli hâlin oluşması için bankanın olağan faaliyetlerinden veya maddi varlıklarından, örneğin dekont, banka kartı veya çek gibi belgelerden, hileli biçimde yararlanılması gerekir. Bankanın yalnızca ödeme aracı olarak, yani sadece para transferi amacıyla kullanılması bu nitelikli hâli oluşturmaz; bu durumda eylem basit dolandırıcılık kapsamında kalır. İnternet ilan siteleri üzerinden sahte satış ilanı vererek veya oltalama yöntemiyle para transferi sağlanması hâllerinde uygulamada bilişim sistemi yoluyla nitelikli dolandırıcılık (TCK m.158/1-f) kabul edilmektedir. 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle nitelikli dolandırıcılık (TCK m.158), 5235 sayılı Kanun m.12’deki ağır ceza mahkemesi görev listesinden çıkarılmıştır (yürürlük: 25.12.2025); bu tarihten sonra işlenen fiillerde nitelikli dolandırıcılık davaları kural olarak asliye ceza mahkemesinde görülür. TCK m.158/1’in öngördüğü ceza üst sınırı on yıl olduğundan 5235 sayılı Kanun m.12’deki “on yıldan fazla hapis cezası” eşiğini aşmaz; m.158/3’teki artırım hâlleri ise 5235 sayılı Kanun m.14 gereği görev tespitinde gözetilmediğinden, delillerin takdiri her hâlükârda asliye ceza mahkemesine aittir. Ayrıca bu suç türü, basit dolandırıcılığın aksine uzlaştırma kapsamında değildir. Konuya ilişkin ayrıntılı bilgiye Fethiye Dolandırıcılık Avukatı, Fethiye Nitelikli Dolandırıcılık Avukatı, Fethiye Bilişim Yoluyla Dolandırıcılık Avukatı, Fethiye IBAN Dolandırıcılığı Avukatı ve Fethiye Yatırım Dolandırıcılığı Avukatı sayfalarından ulaşılabilir.

IBAN dolandırıcılığı mağduru olan kişilerin ilk yapması gereken, ilgili bankaya derhâl başvurarak işlemin ve hesabın bloke edilmesini talep etmektir; paranın başka hesaplara aktarılmadan önce dondurulması, zararın geri alınma ihtimalini önemli ölçüde artırır. Bankaya bildirimin ardından en kısa sürede Cumhuriyet savcılığına şikâyette bulunulmalıdır. Şikâyet dilekçesinde paranın gönderildiği IBAN numarası, işlem tarihi ve saati ile varsa yazışma kayıtlarının eksiksiz sunulması, soruşturmanın hızlanmasına ve failin tespit edilmesine katkı sağlar.

Uyuşturucu kullanma ve bulundurma suçu (TCK m.191)

Kişinin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması ile üzerinde kişisel kullanım sınırları dâhilinde madde bulundurması, TCK m.191 kapsamında tek bir suç olarak değerlendirilir (TCK m.191). Uyuşturucu suçlarında en kritik ayrım, eylemin kullanmak için bulundurma mı yoksa ticaret mi olduğudur. Bu ayrımda ele geçirilen maddenin miktarı ve ambalaj biçimi büyük önem taşır; maddenin küçük paketler hâlinde ele geçirilmesi ticarete işaret eder (Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2019/4155, K. 2020/737). Hassas terazi ile birlikte veya gizlenmiş şekilde ele geçirilmesi de aynı yönde bir bulgu kabul edilir. Yakalanış yeri ve zamanı ile sanığın kan veya idrar tahlilinde aynı maddenin tespit edilip edilmediği de birlikte değerlendirilir. Ticari amaçla bulundurulduğuna dair kesin ve inandırıcı delil yoksa, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği eylem kullanmak için bulundurma kabul edilir (Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2024/576, K. 2024/22002, T. 09.09.2024).

Kullanmak için bulundurma suçunda mahkeme, kişiyi belirli bir süre tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutabilir; bu uygulama kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumuyla, kısaca KDAE ile yakından ilişkilidir. Erteleme süresi zarfında kişinin yeniden madde kullanması veya bulundurması ayrı bir dava konusu yapılamaz; bu durum ihlal nedeni sayılarak asıl dosyaya yansıtılır. Kişinin kendisine yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmesi hâlinde ise hakkında kamu davası açılır. Ayrıntılı bilgiye Fethiye Uyuşturucu Kullanma Suçu Avukatı sayfasından ulaşılabilir.

Uyuşturucu ticareti suçu (TCK m.188)

Uyuşturucu ticareti suçu, satma, satışa arz etme, verme, sevk, nakil, depolama, satın alma, kabul etme veya bulundurma gibi seçimlik hareketlerden birinin gerçekleşmesiyle tamamlanır; suçun oluşması için para karşılığı aranmaz (TCK m.188/3). Cezayı artıran nitelikli hâller arasında maddenin türü yer alır; kokain, eroin, sentetik kannabinoid veya MDMA gibi maddeler bu kapsamdadır, ancak bu maddenin de ticari amaçla bulundurulduğu ayrıca kanıtlanmalıdır (Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2022/16410, K. 2023/5705, T. 19.06.2023). Suçun okul veya ibadethane gibi yerlere iki yüz metreden yakın mesafede işlenmesi de nitelikli hâllerden biridir; araç içinde gerçekleştirilen satışlar ise bu kapsamda değerlendirilmez (Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2023/18346, K. 2025/8109, T. 15.09.2025). Üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenme de ayrı bir nitelikli hâldir. Ayrıntılı bilgiye Fethiye Uyuşturucu Ticareti Suçu Avukatı sayfasından ulaşılabilir.

Göçmen kaçakçılığı suçu (TCK m.79)

Fethiye kıyı şeridinin coğrafi konumu nedeniyle göçmen kaçakçılığı, bölgede fiilen karşılaşılan bir suç türüdür. Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın resmi duyurularına göre Fethiye açıklarında düzenli aralıklarla düzensiz göçmen taşıyan tekne ve araçlara yönelik operasyonlar yapılmaktadır. TCK m.79 uyarınca, doğrudan veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla yasal olmayan yollardan bir yabancıyı ülkeye sokan, ülkede kalmasına imkân sağlayan veya bir kişinin yurt dışına çıkmasına imkân sağlayan kişi beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır (alt sınır, 28.3.2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle üç yıldan beş yıla yükseltilmiştir). Suçun mağduru göçmenler değildir. Kabul gören görüşe göre bu suçun mağduru uluslararası toplumdur; göçmenler ise suçun konusunu oluşturur. Manevi unsur bakımından maddi menfaat elde etme maksadının varlığı yeterlidir, menfaatin fiilen elde edilmiş olması aranmaz.

Suçun nitelikli hâlleri cezayı önemli ölçüde artırır. Mağdurların hayatının tehlikeye atılması, örneğin kapasitesinin çok üzerinde yolcu taşıyan bir tekne veya kapalı kasa bir araçla taşıma, ya da onur kırıcı bir muameleye maruz bırakılması, örneğin sağlıksız ve kilitli bir mekânda tutma, hâlinde ceza yarısından üçte ikisine kadar artırılır. Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde ceza yarısına, bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ise yarısından bir katına kadar artırılır. Teşebbüs hâlinde dahi tam ceza verilir ve göçmen sayısınca ayrı suç oluşur. Konunun ayrıntılarına Göçmen Kaçakçılığı Suçu sayfasından ulaşılabilir.

Kişilere karşı suçlar ve cinsel suçlar

Kasten yaralama, tehdit, hakaret ve şantaj gibi kişilere karşı işlenen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar da Fethiye Adliyesi’nin dosya dağılımında düzenli olarak yer almaktadır. Bu suç türlerinin her biri kendine özgü unsur ve nitelikli hâllere sahiptir.

Kasten yaralama suçunda (TCK m.86), yaralanmanın basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif kalması durumu, temel yaralama eyleminden farklı hukuki sonuçlar doğurur ve kural olarak şikâyete bağlıdır. Yaralama sonucunda ölüm meydana gelmesi hâlinde uygulanacak TCK m.87/4’e göre, yaralama m.86’nın birinci fıkrasına (temel şekil) giren hâllerde on yıldan on dört yıla, üçüncü fıkrasına (nitelikli hâller) giren hâllerde on dört yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Bu fıkranın uygulanması için yaralamanın ağır olması gerekmez; ancak yaralamanın etkisi basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafifse (m.86/2) ölüm meydana gelse dahi bu fıkra uygulanmaz ve sorumluluk genel hükümler çerçevesinde değerlendirilir. Konunun ayrıntılarına Kasten Yaralama Suçu ve Cezası sayfasından, bu suçun kasten öldürmeye teşebbüsten ayrılmasındaki kıstaslara ilişkin ayrıntılı bilgiye ise Kasten Öldürme Suçu ve Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçu sayfasından ulaşılabilir.

Tehdit suçunda (TCK m.106) korunan değer mağdurun irade özgürlüğüdür; tehdidin silahla, birden fazla kişi tarafından birlikte veya suç örgütlerinin oluşturduğu korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi cezayı ağırlaştıran hâllerdendir. Hakaret suçunda (TCK m.125) ise korunan hukuki değer kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup her ağır eleştiri veya rahatsız edici söz hakaret sayılmaz; davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik somut bir fiil veya olgu isnadı ya da sövme niteliğinde olması aranır (Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2023/18037, K. 2025/8063, T. 29.09.2025). 7571 sayılı Kanun’un 25.12.2025’te yürürlüğe giren değişikliğiyle, kamu görevlisine karşı işlenen hâli (TCK m.125/3-a) hariç olmak üzere hakaret suçunun tamamı ön ödeme kapsamına alınmıştır. Konunun ayrıntılarına Fethiye Tehdit ve Hakaret Avukatı ve Fethiye Şantaj Suçu Avukatı sayfalarından ulaşılabilir.

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, fail ile mağdurun genellikle baş başa kaldığı ve mağdurun aynı zamanda tek görgü tanığı olduğu gözetilerek, mağdur beyanının kendi içinde tutarlı, aşamalar arasında tutarlı ve hayatın olağan akışına uygun olması hâlinde tek başına mahkûmiyete yeterli delil kabul edilebilir. Tanıdık kişiler tarafından gerçekleştirilen vakalarda mağdurun ivedi biçimde şikâyette bulunmamış olması, tek başına aleyhine yorumlanamaz. Konunun ayrıntılarına Fethiye Cinsel Suçlar Avukatı sayfasından ulaşılabilir.

Resmi ve özel belgede sahtecilik suçları

Resmi belgede sahtecilik (TCK m.204) ve özel belgede sahtecilik (TCK m.207) suçlarıyla korunan hukuki değer kamu güvenidir. Her iki suç da seçimlik hareketli olup, belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte belgenin kullanılması hâllerinden biriyle tamamlanır. Aldatıcılık (iğfal) kabiliyeti suçun temel unsuru olup, özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan bir belge sahte belge olarak kabul edilir; bu değerlendirmeyi yapma yetkisi davayı yürüten mahkemeye aittir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2020/271, K. 2023/630, T. 29.11.2023). Özel belgede sahtecilik suçu yalnızca maddi sahtecilik fiillerini (taklit, ekleme, çıkarma) kapsar; belgenin içeriğinin gerçeğe aykırı olması anlamına gelen içerik (fikri) sahteciliği bu suçu oluşturmaz (Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/8210, K. 2024/1992, T. 21.02.2024). Aslı ele geçirilemeyen, onaysız fotokopi niteliğindeki belgeler resmi belgede sahtecilik suçuna konu olamaz; bu gibi durumlarda eylem özel belgede sahtecilik olarak değerlendirilir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/28692, K. 2023/7939, T. 02.11.2023). Konunun ayrıntılarına Resmi ve Özel Belgede Sahtecilik Suçları sayfasından ulaşılabilir.

Kaçak yapı ve imar kirliliği suçlarında süreç nasıl yürütülür?

İmar kirliliğine neden olma suçuna ilişkin davalarda, yapının niteliği ve imar durumu incelenir, belediye kayıtları ve teknik raporlar üzerinden savunma hazırlanır. Yıkım kararlarına karşı hukuki itiraz yolları da bu sürecin bir parçasıdır.

İmar kirliliğine neden olma suçu TCK m.184’te düzenlenmiştir ve asliye ceza mahkemesinin görev alanına girer. Suçun oluşması için yapının 3194 sayılı İmar Kanunu anlamında bina tanımına uyması gerekir; basit bir sundurma bu tanıma girmez. Taşınmazın belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi bir alanda bulunması da aranır; mücavir alanda bu suç oluşmaz (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/21158, K. 2024/1048, T. 25.01.2024). Ayrıca yapının TCK m.184’ün yürürlüğe girdiği 12.10.2004 tarihinden sonra inşa edilmiş olması gerekir. Kanun, failin ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapıyı mevzuata uygun hale getirmesi veya yıkması hâlinde kamu davası açılmamasını, açılmış davanın düşmesini ve mahkûmiyetin tüm sonuçlarıyla ortadan kalkmasını öngören özel bir etkin pişmanlık hükmü içerir; bu düzenleme nedeniyle bu suçta hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanmaz. Yapı belediye tarafından yıkılmışsa etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için yıkım masraflarının iradi olarak ödenmesi şarttır. Yapı Kayıt Belgesi alınması da ruhsat hükmünde kabul edilerek etkin pişmanlık sonucu doğurur ve mevcut yıkım kararları ile idari para cezalarını iptal eder. Mühür bozma suçunda ise mahkûmiyet için kesin ve şüpheden uzak delil aranır. Konuya ilişkin ayrıntılı bilgiye İmara Aykırı Yapı ve Yıkım Kararı İptali Davası, İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu ve Mühür Bozma Suçu sayfalarından ulaşılabilir.

Sonuç ve İletişim

Ceza davalarında zamanında ve doğru hukuki destek almak, sürecin sağlıklı ilerlemesi için belirleyicidir. Dosyanızı değerlendirmek için 0506 773 3969 numaralı telefondan veya avmustafakocatepe@gmail.com adresinden bize ulaşabilirsiniz.

İşlem / karar Süre veya sınır Nereye / kim Dayanak
Gözaltı Yakalama anından itibaren en çok 24 saat Kolluk / Cumhuriyet savcısı CMK m.91
Yakalama, gözaltı veya uzatma emrine itiraz Hâkim evrak üzerinden inceler ve en geç 24 saat içinde sonuçlandırır Sulh ceza hâkimi — yakalanan kişi, müdafi, kanuni temsilci, eş ya da birinci veya ikinci derece akraba başvurabilir CMK m.91
KYOK (takipsizlik) kararına itiraz Tebliğden itibaren 2 HAFTA (hak düşürücü) Kararı veren savcının yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliği CMK m.173
Tutuklama / adli kontrol kararına itiraz Kararın öğrenilmesinden itibaren 2 HAFTA (hak düşürücü) Sulh ceza hâkimliğinin TUTUKLAMA ve ADLİ KONTROL kararlarına itirazı, yargı çevresinde bulunduğu ASLİYE CEZA mahkemesi hâkimi inceler; sulh ceza hâkimliği işleri asliye ceza hâkimince görülüyorsa yetki ağır ceza mahkemesi başkanınındır (CMK m.268/3-b, 7331 s.K. ile 2021’de değiştirildi). Sulh ceza hâkimliğinin DİĞER kararlarına itiraz ise numara olarak kendisini izleyen hâkimliğe aittir (m.268/3-a). Kovuşturmada asliye ceza kararlarına itirazı yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesi inceler (m.268/3-c) —
Tutukluluğun resen incelenmesi En geç 30’ar günlük aralıklarla Hâkim / mahkeme —
Azami tutukluluk — ağır ceza DIŞI işler 1 yıl; gerekli hâllerde 6 ay daha uzatılabilir. Yalnız soruşturma evresi için ayrıca 6 ay sınırı — CMK m.102
Azami tutukluluk — ağır ceza işleri 2 yıl; uzatmayla toplam 3 yılı geçemez. TCK’nın belirli ağır suçları ve TMK kapsamındaki suçlarda toplam 5 yıla kadar. Soruşturma evresi için ayrıca 1 yıl (bu suçlarda 1 yıl 6 aya kadar) — CMK m.102
Azami adli kontrol — ağır ceza işleri En çok 3 yıl; zorunlu hâllerde gerekçeyle 3 yıl daha. TCK’nın belirli ağır suçları ve terör suçlarında uzatma 4 yıla kadar — CMK m.110/A
Dosya inceleme kısıtlaması (gizlilik kararı) İddianamenin kabulüyle KENDİLİĞİNDEN sona erer Savcının istemi üzerine hâkim kararı; yalnızca kanunda sayılan ağır suçlarda. İfade tutanakları, bilirkişi raporları ve hazır bulunmaya yetkili olunan işlem tutanakları kısıtlama DIŞINDADIR CMK m.153
İnfaz işlemine şikâyet Öğrenmeden itibaren 15 gün, her hâlde işlem tarihinden itibaren 30 gün İnfaz hâkimliği —
İstinaf Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 HAFTA (7499 s.K. ile 1 haftadan çıkarıldı) Hükmü veren mahkemeye; Fethiye dosyalarında inceleme Denizli BAM —
Temyiz İstinaf kararının gerekçesiyle tebliğinden itibaren 2 HAFTA — —
Hukuka aykırı tedbirde tazminat — Beraat tek başına tedbiri hukuka aykırı kılmaz; ayrıca hukuka aykırılığın ortaya konması gerekir CMK m.141

Sıkça Sorulan Sorular

Fethiye ceza avukatı nedir?

Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında şüpheli, sanık veya mağdurlara hukuki danışmanlık, müdafilik ve vekillik hizmeti sunan avukattır.

İfade verirken avukat bulundurmak zorunlu mu?

Zorunlu değildir ancak CMK kapsamında güvence altına alınan bir haktır ve hak kaybını önlemek için önerilir. Belirli suç ve hâllerde ise müdafi bulundurmak, yani CMK m.150’de düzenlenen zorunlu müdafilik, kanunen zorunludur.

Gözaltı süresi ne kadardır?

CMK m.91 uyarınca gözaltı süresi kural olarak 24 saattir; toplu suçlarda hakim kararıyla uzatılabilir. Sürenin makul olup olmadığı somut olayın koşullarına göre ayrıca denetlenir.

Tutuklama hangi şartlarda uygulanır?

CMK m.100 uyarınca kuvvetli suç şüphesi ile kaçma veya delil karartma riski birlikte bulunduğunda ve tedbir ölçülü olduğunda uygulanabilir. Adli kontrolün yeterli olduğu hâllerde tutuklamaya başvurulmaması gerekir.

Tutukluluk en fazla kaç gün sürer?

Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi azami bir yıldır, gerekli hâllerde altı ay daha uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde ise azami süre iki yıl olup, gerekli hâllerde uzatılabilir; toplam süre genel kural olarak üç yılı, Türk Ceza Kanunu’nun belirli ağır suçları ile terör suçlarında ise beş yılı geçemez. Yalnızca soruşturma evresi için ayrıca bir üst sınır daha vardır: ağır ceza kapsamına girmeyen işlerde altı ay, giren işlerde bir yıldır.

Adli kontrol tedbiri nedir, ne kadar sürer?

Tutuklama yerine uygulanan, kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir tedbirdir; yurt dışına çıkamama veya belirli aralıklarla imza atma gibi yükümlülükler içerebilir. Ağır ceza mahkemesinin görevindeki işlerde süresi en çok üç yıldır; zorunlu hâllerde bu süre toplam üç yıl daha uzatılabilir, belirli ağır suçlar ile terör suçlarında ise uzatma dört yıla kadar çıkarak toplam azami süre yedi yıla ulaşabilir.

Tutuklama veya adli kontrol kararına itiraz nasıl yapılır?

Kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde, kararı veren mercie verilecek bir itiraz dilekçesiyle itiraz edilebilir; bu süre hak düşürücüdür. Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına karşı itiraz, yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimince (sulh ceza hâkimliği işlerine asliye ceza hâkimi bakıyorsa ağır ceza mahkemesi başkanınca), kovuşturma evresinde verilen kararlara karşı ise kararı veren mahkemeye göre CMK m.268/3-c’de gösterilen ağır ceza mahkemesince incelenir.

Takipsizlik kararına kim, ne kadar sürede ve nereye itiraz edebilir?

Takipsizlik kararına, yani kovuşturmaya yer olmadığına dair karara, suçtan zarar gören kişi kararın kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde itiraz edebilir; bu süre hak düşürücüdür. İtiraz, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine yapılır; bu hâkimlik itirazı reddedebilir, kabul edebilir veya soruşturmanın genişletilmesini isteyebilir (CMK m.173/1).

Dosyaya gizlilik kararı (kısıtlama kararı) konulursa ne olur?

Bu karar dosyanın tamamını gizli hâle getirmez; yalnızca müdafiin dosya içeriğini inceleme ve belgelerden örnek alma yetkisini sınırlar. Kararın verilebileceği suçlar kanunda tek tek sayılmıştır; örneğin kasten öldürme, cinsel saldırı, uyuşturucu ticareti ve örgüt kurma gibi ağır suçlar bu kapsamdadır. Şüphelinin kendi ifadesini içeren tutanaklar ile bilirkişi raporları bu kısıtlamanın dışındadır ve her durumda incelenebilir; karar, iddianamenin kabulüyle birlikte kendiliğinden sona erer.

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi nedir?

Belirli şartların varlığı hâlinde savcının kamu davası açmayıp şüpheliyi bir denetim süresine tabi tuttuğu, bu süre içinde yeni bir kasıtlı suç işlenmemesi hâlinde soruşturmanın kapatıldığı bir kurumdur.

İnfaz aşamasında haklarımı nasıl ararım?

Ceza infaz kurumundaki işlem ve kararlara karşı öğrenmeden itibaren 15 gün, her hâlükârda işlemin yapıldığı tarihten itibaren 30 gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet yoluyla başvurulabilir (Anayasa Mahkemesi, B. 2017/15251).

Ceza avukatı davama nasıl yardımcı olabilir?

Delillerin hukuka uygunluğunu denetler, savunmayı hazırlar ve mahkemede müvekkilini temsil eder.

Hukuka aykırı elde edilen deliller mahkemede kullanılabilir mi?

Hayır; hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller ve bu deliller vasıtasıyla ulaşılan diğer deliller hükme esas alınamaz.

Uyuşturucu madde bulundurma ile ticareti suçu nasıl ayırt edilir?

Ele geçirilen maddenin miktarı, ambalaj biçimi, yakalanış şekli ve sanığın kan veya idrar tahlili sonucu birlikte değerlendirilir; ticari amacı gösteren kesin ve inandırıcı delil yoksa eylem kullanmak için bulundurma suçu kapsamında kalır (Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2019/4155, K. 2020/737).

Uyuşturucu ticareti suçunda nasıl savunma yapılır?

Savunma; maddenin gerçekten uyuşturucu veya uyarıcı madde niteliğinde olup olmadığının teknik olarak saptanmasına, arama işleminin hukuka uygun yapılıp yapılmadığına, nitelikli hâllerin (madde türü, işleniş yeri, birden fazla kişi tarafından işlenme gibi) somut delillerle kanıtlanıp kanıtlanmadığına ve etkin pişmanlık koşullarının değerlendirilmesine odaklanır (Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2022/16410, K. 2023/5705, T. 19.06.2023).

Dolandırıcılık suçunda nasıl savunma yapılır?

Savunma; bankanın veya bilişim sisteminin sadece ödeme aracı olarak mı yoksa gerçek anlamda bir araç olarak mı kullanıldığının, dolayısıyla suçun basit mi yoksa nitelikli mi olduğunun, mağdurun iradesinin gerçekten hile ile sakatlanıp sakatlanmadığının ve zararın giderilmiş olup olmadığının incelenmesine dayanır.

Göçmen kaçakçılığı suçunda nasıl savunma yapılır?

Savunma; maddi menfaat elde etme kastının somut delillerle ortaya konulup konulmadığına, mağdurların hayatının gerçekten tehlikeye atılıp atılmadığına, failin bu suçu bilerek ve isteyerek mi işlediğine yoksa bir haksızlık yanılgısı içinde mi olduğuna ve suçun tek başına mı yoksa birden fazla kişiyle mi işlendiğine odaklanır.

İmar kirliliği suçunda nasıl savunma yapılır?

Savunma; yapının kanunun aradığı bina tanımına uyup uymadığına, taşınmazın belediye sınırları içinde mi yoksa mücavir alanda mı bulunduğuna, yapının hangi tarihte inşa edildiğine ve etkin pişmanlık kapsamında yapının mevzuata uygun hale getirilip getirilemeyeceğine odaklanır.

Göçmen kaçakçılığı suçunun cezası nedir?

TCK m.79 uyarınca beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörülmüştür (alt sınır, 28.3.2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle üç yıldan beş yıla yükseltilmiştir). Mağdurların hayatının tehlikeye atılması, onur kırıcı muameleye maruz bırakılması, birden fazla kişi tarafından veya bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâllerinde ceza önemli ölçüde artırılır.

Dolandırıcılıkta bankanın araç olarak kullanılması ne anlama gelir?

Bankanın olağan faaliyetlerinden veya maddi varlıklarından, örneğin dekont veya banka kartından, hileli şekilde yararlanılmasını ifade eder. Bankanın sadece para transferi için, yani ödeme aracı olarak kullanılması bu nitelikli hâli oluşturmaz.

İmara aykırı yapı nedeniyle açılan davada ceza verilmemesi mümkün mü?

Evet; yapı mevzuata uygun hale getirilir veya yıkılırsa kamu davası açılmaz veya açılmış dava düşer. Yıkım belediyece yapılmışsa bu haktan yararlanabilmek için yıkım masraflarının ödenmesi gerekir.

İmar kirliliği suçunda hapis cezası alır mıyım?

TCK m.184 uyarınca ruhsatsız veya ruhsata aykırı bir yapı inşa etmek 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Ancak yapı mevzuata uygun hale getirilir veya yıkılırsa kamu davası açılmaz veya açılmış dava düşer; bu durumda hapis cezası uygulanmaz.

İstinaf ve temyiz başvurusu için süre ne kadardır?

Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye başvurulur; bu süre 7499 sayılı Kanun ile bir haftadan iki haftaya çıkarılmıştır. Temyiz başvurusu için de istinaf mahkemesi kararının gerekçesiyle birlikte tebliğinden itibaren aynı şekilde iki hafta süre tanınmıştır.

Ağır ceza mahkemesi hangi suçlara bakar?

Kasten öldürme, uyuşturucu ticareti ve nitelikli cinsel suçlar gibi, kanunda sayılan veya cezasının üst sınırı on yılı aşan ağır suçlara bakar (5235 sayılı Kanun m.12).

Danışmanlık ücreti nasıl belirlenir?

Avukatlık ve danışmanlık ücretleri, Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve Muğla Barosu tavsiye ücret tarifesi esas alınarak dosyanın kapsamına göre belirlenir.

Fethiye’de ceza avukatı ile nasıl iletişime geçebilirim?

Telefon, e-posta veya ofis ziyareti yoluyla randevu alarak iletişime geçebilirsiniz.

Kasten yaralama sonucu ölüm meydana gelirse ne olur?

TCK m.87/4, yaralama m.86/1 kapsamındaysa on yıldan on dört yıla, m.86/3 kapsamındaysa on dört yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası öngörür. Yaralamanın ağır olması gerekmez; ancak yaralamanın etkisi basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüdeyse (m.86/2) ölüm meydana gelse dahi bu fıkra uygulanmaz ve sorumluluk genel hükümler çerçevesinde değerlendirilir.

Hakaret suçunda ön ödeme usulü nedir?

7571 sayılı Kanun’un 25.12.2025’te yürürlüğe giren değişikliğiyle, kamu görevlisine karşı işlenen hâli hariç olmak üzere hakaret suçunun tamamı ön ödeme kapsamına alınmıştır; bu durum ceza muhakemesinin daha erken bir aşamada sonuçlanmasını mümkün kılar.

Resmi belge ile özel belge sahteciliği arasındaki fark nedir?

Resmi belge, kamu görevlisi tarafından görevi gereği düzenlenen belgedir; özel belge ise bunun dışında kalan, hukuki sonuç doğurmaya elverişli yazılardır. Özel belgede sahtecilik yalnızca maddi sahtecilik fiillerini kapsar, belgenin içeriğinin gerçeğe aykırı olması bu suçu oluşturmaz.

Cinsel suçlarda mağdur beyanı tek başına yeterli midir?

Başka bir delil bulunmadığı hâllerde, mağdurun aşamalar arasında tutarlı, samimi ve hayatın olağan akışına uygun beyanları tek başına mahkûmiyete yeterli delil kabul edilebilir; bu değerlendirme mahkemenin somut olay incelemesine bağlıdır.

Dosyanızı değerlendirmek için bize ulaşabilirsiniz

Av. Mustafa Kocatepe

Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) güncel resmi metnine mevzuat.gov.tr üzerinden, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) güncel metnine yine mevzuat.gov.tr üzerinden, Yargıtay kararlarına ise yargitay.gov.tr üzerinden ulaşılabilir.

Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel nitelikte olup hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamaktadır. Hak kaybına uğramamak adına somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir. — Av. Mustafa Kocatepe


Whatsapp
Av. Mustafa Kocatepe
Av. Mustafa Kocatepe
Merhaba.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?