tr
tr

Fethiye Ticaret Hukuku Avukatı

Fethiye ve çevresi, turizm işletmeleri, inşaat/yapı kooperatifleri ve küçük-orta ölçekli ticari işletmelerin yoğun olduğu bir bölgedir; bu da tacirler arası sözleşme uyuşmazlıklarını, ticari alacak takiplerini, haksız rekabet iddialarını ve ortaklar arası anlaşmazlıkları sık görülen dava türleri hâline getirir. Ticaret hukuku, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) başta olmak üzere, tacirlik sıfatının doğurduğu yükümlülükleri, ticari davaların hangi mahkemede görüleceğini ve şirketler arası uyuşmazlıkların çözüm yollarını düzenler.

Bu sayfada kısaca neler var?

  • Ticari dava tanımı ve görevli mahkeme (Fethiye’de asliye hukuk mahkemesi, ticaret mahkemesi sıfatıyla)
  • Tacirlik sıfatının getirdiği yükümlülükler (ihtar, fatura, teyit mektubu)
  • Ticari alacağın tahsili ve zamanaşımı süreleri
  • Haksız rekabet halleri ve açılabilecek davalar
  • Ortaklar arası uyuşmazlıkta haklı sebeple fesih davası
  • Fethiye’de ticari uyuşmazlıklarla ilgili yerel kurumlar

İÇİNDEKİLER

Ticari dava nedir, hangi işler ticari sayılır?

TTK m.4 uyarınca, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile TTK’da, Türk Medeni Kanunu’nun rehin karşılığı ödünç verme işine ilişkin hükümlerinde, Türk Borçlar Kanunu’nun işletme devri/birleşme, rekabet yasağı, komisyon sözleşmesi gibi belirli maddelerinde ve fikri mülkiyet mevzuatında öngörülen hususlardan doğan davalar, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava sayılır (mutlak ticari dava). Bunun dışında kalan uyuşmazlıklarda ise ticari dava niteliği, tarafların tacir sıfatı ile uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirip ilgilendirmediğine bağlıdır (nispi ticari dava). Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’ne göre bu ayrım yalnızca sözleşmeden doğan uyuşmazlıklara özgü değildir; iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması şartıyla, haksız fiilden doğan uyuşmazlıklar da ticari dava sayılır ve ticaret mahkemesinde görülür (Yargıtay 11. HD, E. 2016/11298, K. 2018/4804, T. 26.06.2018).

Fethiye’de ticari davalara hangi mahkeme bakar?

TTK m.5/1 uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça dava değerine bakılmaksızın tüm ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine asliye ticaret mahkemesi bakmakla görevlidir; ancak asliye ticaret mahkemesi kurulmamış yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesi, ticaret mahkemesi sıfatıyla bakar. Fethiye Adliyesi’nin faaliyet raporlarında yer alan mahkemeler arasında ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmamaktadır; bu nedenle Fethiye’de görülen ticari davalar Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, ticaret mahkemesi sıfatıyla yürütülür. Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki bir görev ilişkisidir; yanlış mahkemede açılan dava görevsizlik kararıyla zaman kaybına yol açabilir. Bir davanın gerçekten ticari dava sayılıp sayılmadığı -taraflardan birinin tacir olmaması veya uyuşmazlığın bir ticari işletmeyi ilgilendirmemesi hâllerinde- ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur.

Tacir olmak ne gibi hukuki yükümlülükler getirir?

TTK m.18 uyarınca tacir, her türlü borcu için iflasa tabidir; kanuna uygun bir ticaret unvanı seçmek, ticari işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek ve gerekli ticari defterleri tutmakla yükümlüdür. Kanun ayrıca her tacirden, ticaretine ilişkin tüm faaliyetlerinde “basiretli bir iş adamı gibi” hareket etmesini bekler; bu ölçüt, tacirin normal bir kişiden daha yüksek bir özen ve öngörü standardıyla değerlendirilmesi anlamına gelir ve birçok ticari uyuşmazlıkta tarafların kusur değerlendirmesinin temelini oluşturur.

Ticari sözleşmelerde ihtar ve fesih bildirimi neden noter veya taahhütlü postayla yapılmalıdır?

TTK m.18/3 uyarınca, tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe veya sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar ve ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imzayla kayıtlı elektronik posta (KEP) sistemi üzerinden yapılması gerekir. Sözlü veya adi yazılı şekilde yapılan bir ihtar, ileride ihtarın yapıldığının ispatını zorlaştırır; bu nedenle ticari ilişkilerde fesih ve temerrüt bildirimlerinin kanunda öngörülen şekle uygun yapılması, olası bir davada delil güvenliği açısından önemlidir.

Fatura aldıktan sonra itiraz etmezsem ne olur?

TTK m.21 uyarınca, ticari işletmesi bağlamında mal satan, üreten, bir iş gören veya menfaat sağlayan tacirden diğer taraf fatura verilmesini isteyebilir. Faturayı alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriğine itiraz etmezse, bu içeriği kabul etmiş sayılır. Bu kısa süreli itiraz yükü, ticari hayatta faturaların içeriğine (miktar, fiyat, vade gibi hususlara) süresinde itiraz edilmesini önemli kılar; sekiz günlük süre kaçırıldığında faturadaki kayıtların doğruluğunu sonradan tartışmak zorlaşır.

Teyit mektubuna itiraz etmemenin sonucu nedir?

Telefonla, herhangi bir iletişim aracıyla veya sözlü olarak kurulan bir ticari sözleşmenin içeriğini doğrulayan bir teyit mektubu alan taraf, TTK m.21/3 uyarınca bu mektubu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itiraz etmezse, mektubun içeriğinin yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır. Fatura itirazında olduğu gibi burada da sekiz günlük süreye dikkat edilmemesi, sonradan sözleşmenin içeriğine ilişkin bir itirazı büyük ölçüde etkisiz bırakabilir.

Ticari alacaklarda avans ve gecikme faizi nasıl işler?

TTK m.20 uyarınca, tacir olan veya olmayan bir kişiye ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir; ayrıca verdiği avanslar ve yaptığı giderler için ödeme tarihinden itibaren faize hak kazanır. Tacir sıfatını haiz borçlu ise, Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili maddelerinde yazılı hâllerde, aşırı ücret veya sözleşme cezası kararlaştırıldığı iddiasıyla bunların indirilmesini mahkemeden isteyemez (TTK m.22); bu, tacirler arasındaki sözleşmelerde ücret ve ceza şartlarının tüketici işlemlerine göre daha az esnek yorumlandığını gösterir.

Ticari alacağın tahsili için hangi yollar izlenir?

Ticari bir alacağın tahsili için, alacaklının elindeki belgenin niteliğine göre farklı yollar izlenebilir: adi yazılı bir sözleşmeye veya faturaya dayanan alacaklar için genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatılabilir; alacak bir ilama (mahkeme kararına) dayanıyorsa ilamlı icra yoluna gidilir. Borçlunun icra takibine itiraz etmesi hâlinde, itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davası açılması gerekebilir. Sürecin karmaşıklığı ve borçlunun itiraz stratejisine göre değişen sonuçları nedeniyle, ticari alacak takibinde doğru icra yolunun ve delillerin baştan belirlenmesi önemlidir.

Çek ve senetten doğan alacaklarda süreç nasıl işler?

Çek ve bono gibi kambiyo senetlerine dayanan alacaklarda, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi izlenir; bu takip türünde borçlunun itiraz süresi genel icra takibinden farklı ve daha kısadır (İİK m.168 uyarınca ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gün). Çek ve senet alacaklarına özgü süreç ve itiraz usulünün ayrıntılarını Fethiye Çek Davası Avukatı sayfamızda ele aldık.

Ticari alacaklarda zamanaşımı süresi nedir?

Ticari alacaklarda tek bir zamanaşımı süresi yoktur; süre, alacağın hukuki dayanağına göre değişir. Örneğin fatura ve cari hesap ilişkisinden doğan alacaklarda genel zamanaşımı süreleri uygulanırken, kambiyo senetlerine dayanan alacaklarda kendine özgü daha kısa süreler söz konusudur. Bu nedenle bir ticari alacağın hangi zamanaşımı süresine tabi olduğunun, alacağın kaynaklandığı hukuki ilişkiye göre ayrıca belirlenmesi gerekir.

Haksız rekabet nedir, hangi davranışlar haksız rekabet sayılır?

TTK m.54 uyarınca haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır; rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranışlar haksız rekabet sayılır. TTK m.55, dürüstlük kuralına aykırı reklam ve satış yöntemlerini, sözleşmeyi ihlale yöneltmeyi, başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmayı, üretim/iş sırlarını hukuka aykırı ifşa etmeyi ve dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmayı, haksız rekabetin başlıca hâlleri olarak sayar.

Çalışanı veya müşteriyi ayartmak haksız rekabet midir?

TTK m.55/1-b uyarınca, üçüncü kişilerin işçilerini, vekillerini veya diğer yardımcı kişilerini, işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltecek yararlar sağlayarak kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak, dürüstlük kuralına aykırı bir davranış olarak haksız rekabet sayılabilir. Uygulamada, bir işletmenin çalışanını veya müşteri portföyünü aynı sektördeki başka bir işletmeye yönlendirecek şekilde organize bir teşvikte bulunulması, somut olayın koşullarına göre haksız rekabet iddiasına konu olabilir; ancak çalışanın veya müşterinin kendi iradesiyle, herhangi bir yönlendirme olmaksızın işletme değiştirmesi haksız rekabet oluşturmaz.

Haksız rekabet davasında ispat yükü kime aittir?

Haksız rekabet davalarında ispat yükü, iddiasını ileri süren davacıya aittir; davacının, davalının haksız rekabet teşkil eden fiillerini ve bu fiiller nedeniyle uğradığı zararı somut delillerle ortaya koyması gerekir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, bir kararında, ispat yükünün davalıda olduğu yönündeki değerlendirmeyi “yanılgılı” bularak, haksız rekabet davalarında ispat yükünün davacıda olduğunu açıkça vurgulamıştır (Yargıtay 11. HD, E. 2020/8130, K. 2022/4956, T. 16.06.2022). Bu nedenle haksız rekabet iddiasına dayanan bir tacirin, iddiasını yeterli delille (ticari defter kayıtları, tanık beyanı, bilirkişi incelemesi gibi) desteklemesi büyük önem taşır.

Haksız rekabet davasında hangi talepler ileri sürülebilir?

TTK m.56 uyarınca haksız rekabet nedeniyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören ya da böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek kimse; fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin men’ini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, kusur varsa maddi tazminatı ve şartları oluşmuşsa manevi tazminatı talep edebilir. Ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları ve borsalar gibi kuruluşlar da tespit, men ve maddi durumun ortadan kaldırılması davalarını açabilir.

Haksız rekabetin cezai sorumluluğu var mıdır?

Evet. TTK m.62 uyarınca, TTK m.55’te sayılan haksız rekabet fiillerinden birini kasten işleyenler ile kişisel durumu, ürünleri veya ticari faaliyeti hakkında kasten yanlış ya da yanıltıcı bilgi verenler, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dava açma hakkı bulunanlardan birinin şikâyeti üzerine iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılabilir. Bu cezai sorumluluk, hukuk davasından bağımsız ayrı bir yaptırım niteliğindedir ve şikâyete tabidir.

Ortaklar arasında anlaşmazlık çıkarsa dava açılabilir mi?

Evet. Şirket ortakları arasında yönetim, kâr payı dağıtımı veya şirketin işleyişi konusunda ciddi ve süreklilik arz eden anlaşmazlıklar çıktığında, kanunda öngörülen koşullar altında haklı sebeple şirketin feshi davası açılabilir. Bu dava, sıradan bir ortaklar arası tartışmayla değil, şirketin kuruluş amacının gerçekleştirilmesini imkânsız kılacak veya önemli ölçüde güçleştirecek nitelikte bir durumla ilgilidir.

Haklı sebeple şirketin feshi davası nasıl açılır?

TTK m.245 uyarınca haklı sebep, şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin, şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olmasıdır; bir ortağın şirket yönetiminde veya hesapların çıkarılmasında şirkete ihanet etmesi, asli görev ve borçlarını yerine getirmemesi veya şirketin unvan/mallarını kişisel menfaati için kötüye kullanması bu kapsamda örnek olarak sayılır. Limited şirketlerde TTK m.636/3, anonim şirketlerde ise TTK m.531 uyarınca, haklı sebeplerin varlığında ortak/pay sahibi, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilir.

Mahkeme her zaman şirketin feshine mi karar verir?

Hayır. TTK m.636/3 ve m.531 uyarınca mahkeme, haklı sebeplerin varlığı ispatlansa dahi, doğrudan şirketin feshine karar vermek zorunda değildir; fesih yerine, davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen başka bir çözüme de hükmedebilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, haklı sebep ispatlanan bir davada, taraflardan birinin çıkarılma talebini kabul ettiği hâlde mahkemenin doğrudan şirketin feshine karar vermesini hukuka uygun bulmamış ve bu takdir hakkının gerekçelendirilerek kullanılması gerektiğini vurgulayarak kararı bozmuştur (Yargıtay 11. HD, E. 2021/7902, K. 2023/2201, T. 10.04.2023).

Şirket ortaklığından çıkarılma ile fesih arasındaki fark nedir?

Şirketin feshine karar verilmesi, şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesi ve tasfiye sürecine girmesi anlamına gelir; bu, tüm ortakları ve şirketin faaliyetini etkileyen ağır bir sonuçtur. Buna karşılık davacı ortağın payının gerçek değeri ödenerek şirketten çıkarılması, şirketin varlığını ve faaliyetini sürdürmesine imkân tanırken, yalnızca anlaşmazlığın tarafı olan ortağın ortaklık ilişkisini sona erdirir. Bu nedenle mahkemeler, somut olayın koşullarına göre hangi çözümün daha uygun ve orantılı olduğunu değerlendirir.

Fethiye’de ticari uyuşmazlıklarda hangi kurumlardan destek alınabilir?

Fethiye’de faaliyet gösteren tacirler, şirket kuruluşu, ticaret sicili işlemleri ve oda kaydı gibi konularda Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası (FETSO) bünyesindeki ticaret sicili müdürlüğü ile muhatap olur. Bu kurumlar, ticari işletmelerin tescil ve ilan işlemlerini yürütür; ancak bir ticari uyuşmazlığın dava yoluyla çözümü, bu kurumların görev alanı dışında olup asliye ticaret mahkemesinin yetkisindedir.

Fethiye’deki turizm ve inşaat sektöründe sık görülen ticari uyuşmazlıklar nelerdir?

Fethiye ekonomisinin turizm ve yapı sektörü ağırlıklı yapısı, tekne/yat işletmeciliği, otel ve tur operatörlüğü faaliyetlerinde tedarikçiler ve acenteler arasındaki sözleşme uyuşmazlıklarını; yapı malzemesi tedariki ve taşeronluk ilişkilerinde ise ticari alacak ve haksız rekabet iddialarını sık görülen dava türleri hâline getirir. Bu tür uyuşmazlıklarda tarafların tacir sıfatı ve sözleşmenin ticari niteliği, hangi mahkemenin görevli olacağını belirleyen ilk adımdır.

Şirket kuruluşu veya süregelen danışmanlık için ayrı hizmet mi gerekir?

Evet. Bu sayfada ele aldığımız konular, ticari sözleşme, alacak ve uyuşmazlıkların dava boyutuyla ilgilidir. Şirket kuruluşu, ortaklık sözleşmesinin hazırlanması, genel kurul ve yönetim kurulu işlemleri veya şirketin sürekli hukuki danışmanlık ihtiyacı gibi konular için Fethiye Şirket Avukatı sayfamıza bakabilirsiniz.

Sonuç

Ticaret hukuku uyuşmazlıklarında, davanın hangi mahkemede görüleceğinin, ticari sözleşmelerde şekle uyulup uyulmadığının ve haksız rekabet veya ortaklar arası anlaşmazlık iddialarının hangi delillerle ispatlanacağının doğru belirlenmesi, hak kaybını önlemek açısından önemlidir.

Konu Şart / süre Dayanak
Ticari dava – görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi; kurulmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi (ticaret mahkemesi sıfatıyla) — Fethiye bu ikinci gruptadır TTK m.4-5; Yargıtay 11. HD E.2016/11298 K.2018/4804
Fatura içeriğine itiraz süresi Alındıktan itibaren 8 gün TTK m.21
Teyit mektubuna itiraz süresi Alındıktan itibaren 8 gün TTK m.21/3
Kambiyo senedine itiraz süresi Ödeme emri tebliğinden itibaren 5 gün İİK m.168
Haksız rekabette ispat yükü Davacıya aittir Yargıtay 11. HD E.2020/8130 K.2022/4956
Haksız rekabetin cezai sorumluluğu 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası TTK m.62
Ortağın haklı sebeple fesih davası Şirket merkezindeki asliye ticaret mahkemesi; kurulmamış yerlerde (Fethiye dâhil) asliye hukuk mahkemesi, ticaret mahkemesi sıfatıyla TTK m.531 (AŞ), m.636/3 (Limited)
Fesih yerine çıkarma kararı Mahkemenin takdirine bağlı alternatif çözüm TTK m.636/3; Yargıtay 11. HD E.2021/7902 K.2023/2201

Sıkça Sorulan Sorular

Fethiye’de ticari davalara hangi mahkeme bakar?

Asliye ticaret mahkemesi kurulan yerlerde ticari davalara bu mahkeme bakar; Fethiye’de ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmadığından, ticari davalar Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, ticaret mahkemesi sıfatıyla görülür.

Bir uyuşmazlığın ticari dava sayılması için her iki tarafın da tacir olması mı gerekir?

Kanunda mutlak ticari dava sayılan hâller dışında evet; nispi ticari davada hem tarafların tacir olması hem de uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması aranır.

Ticari bir alacağı tahsil etmek için önce dava mı açmalıyım?

Genellikle önce icra takibi (ilamsız veya kambiyo senedine mahsus) başlatılır; borçlunun itirazına göre itirazın iptali veya kaldırılması davası gündeme gelebilir.

Haksız rekabet iddiamı nasıl ispatlarım?

İspat yükü davacıya aittir; ticari defter kayıtları, yazışmalar, tanık beyanı ve gerekirse bilirkişi incelemesiyle haksız rekabet fiili ve zarar ortaya konur.

Şirket ortağım anlaşmazlık çıkarsa şirketi feshettirebilir miyim?

Haklı sebeplerin varlığında evet, ancak mahkeme fesih yerine ortağın payının ödenerek şirketten çıkarılmasına da karar verebilir.

Ticari sözleşmede fesih ihtarını normal bir mesajla gönderdim, geçerli midir?

Tacirler arasında fesih/temerrüt ihtarının noter, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli elektronik imza/KEP ile yapılması gerekir; bu şekle uyulmaması ispat sorunu doğurabilir.

Çek davası bu sayfanın konusu mudur?

Çek ve senetten doğan alacakların icra süreci ayrıntılı olarak Fethiye Çek Davası Avukatı sayfamızda ele alınmıştır.

Şirket kuruluşu ve genel kurul işlemleri için hangi sayfaya bakmalıyım?

Şirket kuruluşu, ortaklık sözleşmesi, genel kurul ve yönetim kurulu konuları Fethiye Şirket Avukatı sayfamızda ele alınmaktadır.

Dosyanızı değerlendirmek için bize ulaşabilirsiniz

Av. Mustafa Kocatepe

Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel nitelikte olup hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamaktadır. Hak kaybına uğramamak adına somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir. — Av. Mustafa Kocatepe (Muğla Barosu Sicil No: 2749)


Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Whatsapp
Av. Mustafa Kocatepe
Av. Mustafa Kocatepe
Merhaba.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?