Bir kişinin kendi rızası dışında bir yere gitmesinin engellenmesi veya bulunduğu yerden ayrılmasına izin verilmemesi, Türk Ceza Kanunu’nda ayrı ve bağımsız bir suç tipi olarak düzenlenmiştir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, bireyin hareket serbestisini, yani bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünü koruma altına alır ve uygulamada gerek tek başına gerekse yağma veya cinsel suçlarla birlikte sıklıkla karşımıza çıkar. Fethiye Ceza Avukatı olarak bu yazımızda, Fethiye Ceza Avukatı sayfamızın devamı niteliğinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 109. maddesinde düzenlenen bu suçun unsurlarını, nitelikli hallerini, diğer suçlarla ilişkisini, etkin pişmanlık hükümlerini, soruşturma usulünü ve görevli mahkeme meselesini güncel Yargıtay kararları ışığında ele alacağız. Yazının ilerleyen bölümlerinde göreceğimiz üzere, bu suç Yargıtay içtihadında en çok cinsel suçlar ve yağma suçuyla birlikte işlendiği olaylarda gündeme gelmekte, bu durumda hangi suçlardan ayrı ayrı hüküm kurulacağı özel bir değerlendirme gerektirmektedir.
Ana Noktalar
- TCK m.109/1 uyarınca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel cezası bir yıldan beş yıla kadar hapistir; cebir, tehdit veya hile ile işlenmesi hâlinde ceza iki yıldan yedi yıla kadar hapistir.
- Suçun silahla, birden fazla kişiyle, kamu görevi nedeniyle veya nüfuzu kötüye kullanılarak, üstsoy/altsoy/eşe karşı ya da çocuğa veya kendini savunamayacak kişiye karşı işlenmesi hâlinde ceza bir kat artırılır; cinsel amaçla işlenmesi hâlinde ise ayrıca yarı oranında artırım uygulanır.
- Yargıtay’a göre bu suçun oluşması için mağdurun alıkonulma süresinin uzun olması gerekmez; ancak anlık sayılabilecek çok kısa hareketler suçu oluşturmaz.
- Suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı değildir, resen yürütülür; buna karşılık failin mağduru soruşturma başlamadan önce kendiliğinden ve zarar vermeden serbest bırakması hâlinde etkin pişmanlık hükümleri uygulanır.
Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Unsurları (TCK m.109/1-2)
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, 5237 sayılı Kanun’un 109. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında şu şekilde düzenlenmiştir:
Madde 109/1-2- (1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Suçun oluşması için mağdurun bir yere gitmek veya bir yerde kalmak serbestisinin ortadan kaldırılmış olması yeterlidir; failin ayrıca özel bir amaç gütmesi aranmaz. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 06.02.2024 tarihli, E. 2022/844, K. 2024/948 sayılı kararında, bu suçun mağdurun hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalma hürriyetinden yoksun bırakılmasıyla işlendiği, buna karşılık TCK m.108’de düzenlenen cebir suçunun bir kişiyi bir şeyi yapmaya, yapmamaya veya yapmasına izin vermeye zorlayan icra hareketleriyle oluştuğu vurgulanarak iki suç tipi arasındaki fark ortaya konmuştur.
Suçun Tamamlanma Anı: Kısa Süreli Alıkoyma Yeterli midir?
Uygulamada en çok tartışılan konulardan biri, mağdurun kısa süreliğine alıkonulmasının bu suçu oluşturup oluşturmayacağıdır. Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin 10.06.2013 tarihli, E. 2012/1832, K. 2013/7387 sayılı kararında, mağdurun hürriyetinin kısıtlandığı yerin önemli olmadığı gibi kısıtlamanın uzun veya kısa süreli olmasının da suçun oluşumuna etkisinin bulunmadığı; ancak bu sürenin failin suç kastını ortaya koyacak derecede olması ve çok kısa olmaması gerektiği, çok kısadan kastın kişinin kolundan tutulup hemen serbest bırakılması olduğu belirtilmiştir. Bu suç mütemadi suçlardan olup, hareket serbestisinin önemli sayılabilecek bir sürede kısıtlanmış olması gerekir; süreklilik göstermeyen ve anlık sayılabilecek hareketler suçu oluşturmaz. Fethiye ve çevresinde görülen dosyalarda da mahkemeler, alıkoyma süresinin niteliğini ve failin kastını bu ölçütlere göre değerlendirmektedir.
Nitelikli Haller (TCK m.109/3, 4 ve 5)
Kanun koyucu, suçun daha ağır cezayı gerektiren hâllerini maddenin üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında ayrıca düzenlemiştir:
Madde 109/3-4-5-6- (3) Bu suçun; a) Silahla, b) Birden fazla kişi tarafından birlikte, c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, e) Üstsoy, altsoy veya eşe ya da boşandığı eşe karşı, f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır. (4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması hâlinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır. (6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Madde, birinci fıkrada temel şekli, ikinci fıkrada cebir-tehdit-hile ile işlenmeyi, üçüncü fıkrada nitelikli hâlleri, dördüncü fıkrada mağdurun ekonomik kaybına bağlı ek adli para cezasını, beşinci fıkrada cinsel amaçla işlenen hâli, altıncı fıkrada ise fiilin kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleriyle birleşmesi durumunu düzenleyen bir sistematiğe sahiptir. Birden fazla nitelikli hâlin bir arada gerçekleşmesi (örneğin silahla ve birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi), temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde ayrıca dikkate alınır.
Maddenin beşinci fıkrasında düzenlenen cinsel amaç nitelikli hâli ayrı bir değerlendirme gerektirir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 11.11.2021 tarihli, E. 2021/13376, K. 2021/9162 sayılı kararında, faile birinci veya ikinci fıkradan verilen temel cezanın önce üçüncü fıkradaki nitelikli hâllerden, ardından cinsel amaç nedeniyle beşinci fıkradan artırılacağı; failin cinsel amacını fiilen gerçekleştirmesi hâlinde hem işlediği cinsel suçtan hem de hürriyetten yoksun kılma suçundan ayrı ayrı cezalandırılacağı, ancak bu durumda ikinci suçta cinsel amaç nedeniyle mükerrer bir artırım daha yapılamayacağı açıklanmıştır. Cinsel amaç, failin cinsel arzularını tatmin gayesiyle hareket etmesi anlamına gelir; amaçlanan davranışın fiilen gerçekleşip gerçekleşmemesi bu nitelikli hâlin uygulanması bakımından önemli değildir.
Diğer Suçlarla İlişkisi: İçtima Kuralları
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, uygulamada en çok cinsel suçlar ve yağma suçuyla bağlantılı olarak gündeme gelmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23.03.2021 tarihli, E. 2017/776, K. 2021/134 sayılı kararında, bu suçun cinsel saldırı gibi bazı suçların icrası sırasında zorunlu olarak eşlik eden bir fiil olarak yer alabileceği, failin fiilini icra edebilmesinin zorunlu sonucu olarak mağdurun kısa süre özgürlüğünden yoksun kaldığı hâllerde ayrı bir sorumluluktan söz edilemeyeceği, buna karşılık amaç suç öncesinde veya sonrasında mağdurun özgürlüğü ayrıca sınırlandırılmışsa failin amaç suçun yanında bu suçtan da sorumlu tutulacağı vurgulanmıştır. Fail amaçladığı cinsel suçu fiilen işlemişse, cinsel amaç hem müstakil suç hem de ağırlaştırıcı neden olarak iki kez cezalandırılamaz; bileşik suç oluşur ve hürriyetten yoksun kılma suçunda ek bir artırım yapılmaksızın her iki suçtan ayrı ayrı hüküm kurulur.
Yağma suçuyla bağlantılı olaylarda ise Yargıtay istikrarlı biçimde iki suçun ayrı ayrı oluştuğunu kabul etmektedir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 14.10.2020 tarihli, E. 2019/3050, K. 2020/17046 sayılı kararında, hürriyeti tahdit suçu ile yağma suçunun birbirinin unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni olmadığı, fiilin tekliğinden söz edilemeyeceğinden fikri içtima kurallarının da uygulanamayacağı belirtilmiştir; nitekim mağdurun silah tehdidiyle önce yağmalanıp ardından hürriyetinden yoksun bırakıldığı olaylarda da, eylem yağma suçunun yanı sıra ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturur ve bu suçtan da ayrıca hüküm kurulur. Fethiye’de görülen yağma iddialı dosyalarda da mağdurun olay sırasında bağlanması veya bir yere götürülmesi, bu iki suçun bir arada değerlendirilmesini gerektirebilmektedir.
Etkin Pişmanlık (TCK m.110)
Kanun koyucu, bu suça özgü bir etkin pişmanlık hükmüne de yer vermiştir:
Madde 110- (1) Yukarıdaki maddede tanımlanan suçu işleyen kişi, bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakacak olursa cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.03.2020 tarihli, E. 2016/1039, K. 2020/147 sayılı kararında, bu hükmün uygulanabilmesi için suçun tamamlanmış olması, failin mağduru soruşturmaya başlanmadan önce serbest bırakması, bunun kendiliğinden gerçekleşmesi ve mağdurun şahsına zarar verilmemiş olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği belirtilmiştir. Failin amacına ulaşamayacağını anladığı için mağduru serbest bırakması hâlinde bu hafifletici nedenden yararlanılamaz; uygulamada “kendiliğinden” şartı sıkı denetlenir, örneğin soruşturma başladıktan sonra yapılan bir serbest bırakma bu hükümden yararlanmaya yetmez.
Soruşturma ve Kovuşturma Usulü: Şikâyete Tabi midir?
TCK m.109 metninde, TCK m.89’da olduğu gibi bir şikâyet şartına yer verilmemiştir; bu nedenle bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı değildir, resen yürütülür. Yargıtay içtihadında istikrarlı biçimde benimsendiği üzere, müştekinin olay nedeniyle şikâyetçi olmadığını belirtmesi, bu suçun resen takibi gerektiren suçlardan olması karşısında sonuç doğurmaz. Bir başka deyişle, Fethiye’de bu suç nedeniyle mağdur sıfatını kazanan bir kişinin şikâyetinden vazgeçmesi, soruşturma ve kovuşturma sürecinin devamına engel değildir.
Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda Görevli Mahkeme
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 12. maddesi, ağır ceza mahkemesinin görev alanını belirlerken yağma, irtikâp, resmî belgede sahtecilik ve hileli iflas gibi kanunda tek tek sayılan suçların yanı sıra, ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçları da bu mahkemenin görevine dâhil etmiştir; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bu maddede ismen sayılan suçlar arasında yer almaz. Aynı Kanun’un 14. maddesi ise görev belirlenirken ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenlerin değil, suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırının esas alınacağını öngörür. Bu kurallar TCK m.109’a uygulandığında, üst sınırı beş yıl olan temel hâle ve üst sınırı yedi yıl olan cebir-tehdit-hile hâline asliye ceza mahkemesi bakar. TCK m.109/3’teki nitelikli hâller ile m.109/5’teki cinsel amaç hâli birer ağırlaştırıcı artırım nedenidir, ayrı bir suç tipi tanımlamaz; 5235 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca görev tespitinde ağırlaştırıcı nedenler gözetilmediğinden, bu nitelikli hâllerin eklenmesi tek başına görevi değiştirmez ve dava yine asliye ceza mahkemesinde görülür. Görev ancak fiilin, çocuğun cinsel istismarı gibi kendi başına on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren daha ağır ve bağımsız bir suçla gerçek içtima yoluyla bağlantılı işlenmesi hâlinde ağır ceza mahkemesine geçer. Fethiye’de bu ayrım pratik önem taşır: tek başına işlenen bir TCK m.109 fiili, nitelikli hâller eklense dahi Fethiye Asliye Ceza Mahkemesi’nde; daha ağır ve bağımsız bir suçla bağlantılı işlenen olaylar ise Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmektedir. Ağır ceza mahkemesinin genel görev alanına ilişkin ayrıntılı bilgiye Fethiye Ağır Ceza Avukatı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
| Hâl | Ceza | Görevli Mahkeme |
|---|---|---|
| Temel hâl (m.109/1) | 1-5 yıl hapis | Asliye Ceza |
| Cebir/tehdit/hile ile (m.109/2) | 2-7 yıl hapis | Asliye Ceza |
| Nitelikli hâl eklenmiş (m.109/1 veya 2 + m.109/3) | Temel cezanın bir katı artırılmış hâli | Asliye Ceza (m.14: artırım nedeni gözetilmez) |
| Bağımsız, daha ağır bir suçla bağlantılı (örn. çocuğun cinsel istismarı) | O suçun kendi cezası (üst sınır 10 yıldan fazla) | Ağır Ceza |
Sonuç olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, görünüşte basit bir madde metnine sahip olsa da, nitelikli hâllerin birleşimi, diğer suçlarla içtima ilişkisi ve görevli mahkemenin doğru tespiti bakımından ayrıntılı bir değerlendirme gerektirir. Fethiye’de bu suç isnadıyla şüpheli, sanık veya mağdur sıfatıyla karşı karşıya kalan tarafların, süreç başlamadan önce hukuki destek alması önem taşımaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu nasıl oluşur?
TCK m.109/1 uyarınca bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişi bu suçu işlemiş olur. Fiil cebir, tehdit veya hile ile işlenirse TCK m.109/2 uygulanır ve ceza iki yıldan yedi yıla kadar hapistir.
Kısa süreli alıkoyma bu suçu oluşturur mu?
Yargıtay’a göre alıkoyma süresinin uzun veya kısa olması suçun oluşumuna etki etmez; önemli olan mağdurun hareket serbestisinin önemli sayılabilecek bir süre kısıtlanmasıdır. Kişinin kolundan tutulup hemen serbest bırakılması gibi anlık ve süreklilik göstermeyen hareketler ise suçu oluşturmaz.
Suçun nitelikli hâlleri nelerdir?
TCK m.109/3 uyarınca suçun silahla, birden fazla kişi tarafından birlikte, kişinin kamu görevi nedeniyle veya kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak, üstsoy/altsoy/eşe ya da boşandığı eşe karşı veya çocuğa ya da kendini savunamayacak durumda olana karşı işlenmesi hâlinde ceza bir kat artırılır. Suçun cinsel amaçla işlenmesi hâlinde ise TCK m.109/5 uyarınca ayrıca yarı oranında artırım uygulanır.
Cinsel saldırı sırasında mağdurun tutulması ayrıca bu suçu oluşturur mu?
Hayır, kural olarak oluşturmaz. Cinsel saldırı veya istismarın gerçekleştirilebilmesi için zorunlu olarak ortaya çıkan kısa süreli alıkoyma ayrı bir suç sayılmaz. Ancak cinsel suç öncesinde veya sonrasında hürriyet ayrıca sınırlandırılmışsa, fail her iki suçtan da sorumlu tutulur.
Yağma suçu sırasında mağdurun bağlanması ayrı bir suç mu sayılır?
Evet. Yargıtay’a göre yağma suçu ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu birbirinin unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni değildir; bu nedenle her iki suçtan ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir.
Etkin pişmanlık hükümlerinden nasıl yararlanılır?
TCK m.110 uyarınca fail, mağduru bu suç nedeniyle soruşturma başlamadan önce, herhangi bir zorlama olmaksızın kendiliğinden ve şahsına zarar vermeden güvenli bir yerde serbest bırakırsa cezasında üçte ikisine kadar indirim uygulanır. Soruşturma başladıktan sonra yapılan serbest bırakma bu hükümden yararlanmaya yetmez.
Bu suç şikâyete tabi midir?
Hayır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı değildir; mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi soruşturma ve kovuşturmanın devamına engel oluşturmaz.
Bu suça Fethiye’de hangi mahkeme bakar?
Görev, suçun kanunda öngörülen temel cezasının üst sınırına göre belirlenir; TCK m.109/3’teki nitelikli hâller birer artırım nedeni olduğundan, 5235 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca görev tespitinde gözetilmez. Bu nedenle nitelikli hâllerle işlense dahi tek başına bir TCK m.109 fiiline Fethiye Asliye Ceza Mahkemesi bakar; fiil, çocuğun cinsel istismarı gibi kendi başına on yıldan fazla cezayı gerektiren bağımsız bir suçla bağlantılı işlenirse görev Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi’ne geçer.
Av. Mustafa Kocatepe
Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel nitelikte olup hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamaktadır. Hak kaybına uğramamak adına somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir. — Av. Mustafa Kocatepe