tr

Görevi Kötüye Kullanma Suçu (TCK m.257)

Görevi Kötüye Kullanma Suçu (TCK m.257)
19.09.2026
19

Görevi kötüye kullanma suçu, kamu görevlilerinin görevlerini yürütürken görevin gereklerine aykırı davranmaları hâlinde uygulanan, uygulamada en sık karşılaşılan kamu idaresi suçlarından biridir. Bir belediye personelinin ruhsat işlemini keyfi biçimde geciktirmesinden bir kolluk görevlisinin soruşturma evrakını eksik düzenlemesine kadar pek çok farklı olay bu suç kapsamında değerlendirilebilir. Fethiye Ceza Avukatı olarak bu yazımızda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu; unsurları, kamu görevlisi kavramı, takdir yetkisinin sınırı, zimmet ve rüşvet gibi özel normlarla ilişkisi ve soruşturma izni prosedürü bakımından güncel Yargıtay kararları ışığında ele alacağız.

Ana Noktalar

  • TCK m.257/1 icrai hareketle, m.257/2 ise ihmal veya gecikme göstererek işlenen görevi kötüye kullanma suçunu düzenler; her iki fıkra da kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına veya haksız bir menfaate yol açılmasını arar.
  • Suçun faili yalnızca TCK m.6/1-c anlamında kamu görevlisi sayılan kişiler olabilir ve fiilin failin görev alanına giren bir hususla ilgili olması gerekir.
  • Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan bir görevi kötüye kullanma hâli varsa, örneğin zimmet, irtikap veya rüşvet, TCK m.257 uygulanmaz; bu norm tamamlayıcı ve ikincil niteliktedir.
  • Takdir yetkisinin hukuka aykırı biçimde kullanılması ile yanlış veya isabetsiz kullanılması birbirinden farklıdır; salt isabetsiz bir takdir kullanımı bu suçu oluşturmaz.
  • Kamu görevlisi hakkında görevi nedeniyle soruşturma açılabilmesi, çoğu durumda 4483 sayılı Kanun uyarınca önceden alınmış bir soruşturma iznine bağlıdır.

Görevi Kötüye Kullanma Suçu (TCK m.257) Nedir?

Görevi kötüye kullanma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” bölümünde, 257. maddede düzenlenmiştir. Maddenin güncel metni şu şekildedir:

Madde 257/1- Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Madde 257/2- Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Maddenin ilk hâlinde yer alan üçüncü fıkra, 6352 sayılı Kanun’un 105. maddesiyle 2 Temmuz 2012 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır; bu nedenle madde bugün yalnızca iki fıkradan oluşmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.06.2023 tarihli, E. 2022/546, K. 2023/356 sayılı kararında vurgulandığı üzere, 5237 sayılı TCK’nın 257. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suç, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi ve bu davranışı nedeniyle kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına sebebiyet vermesi ya da kişilere haksız bir menfaat sağlaması ile oluşur; norma aykırı davranış tek başına yeterli olmayıp bu sonuçlardan birinin de gerçekleşmesi aranır.

İki Ayrı Hareket Tipi: İcrai ve İhmali Görevi Kötüye Kullanma

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28.01.2021 tarihli, E. 2018/445, K. 2021/12 sayılı kararında belirtildiği üzere, TCK m.257’de “görevin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle” işlenen icrai suç tipi ile “görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstermek suretiyle” işlenen ihmali suç tipi olmak üzere iki ayrı suç düzenlenmiştir. Aynı Kurul’un 08.10.2020 tarihli, E. 2018/287, K. 2020/409 sayılı kararında da bu suçun faili yalnızca görevinden kaynaklanan yetkisini kötüye kullanan veya görevinin gereklerini yapmakta ihmal ya da gecikme gösteren kamu görevlisi olabileceği vurgulanmıştır.

İcrai Hareketle Görevi Kötüye Kullanma Suçu: TCK m.257/1

Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 23.03.2023 tarihli, E. 2021/7236, K. 2023/3261 sayılı kararında, Ceza Genel Kurulu’nun 04.10.2022 tarihli, E. 2021/341, K. 2022/600 sayılı kararına atıfla, görevin gereklerine aykırı hareketin; kamu görevlisinin kanuni yetkisini aşması, kanunun aradığı şekil şartlarına uymaması, takdir yetkisini amacı dışında kullanması veya kendisine görevi nedeniyle teslim edilen eşyayı usulsüz kullanması gibi eylemleri kapsadığı belirtilmiştir. Bu fiilin ayrıca kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına veya haksız bir menfaate yol açması gerekir; aksi hâlde disiplin sorumluluğu gündeme gelebilirse de ceza sorumluluğu doğmaz.

İhmali Hareketle Görevi Kötüye Kullanma Suçu: TCK m.257/2

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.05.2024 tarihli, E. 2020/370, K. 2024/158 sayılı kararında, Türk Dil Kurumu sözlüğüne atıfla ihmalin “yapmama, savsama”, gecikmenin ise “işin yapılması gereken zaman geçtikten sonra yapılması” anlamına geldiği açıklanmış; bu suçun gerçek ihmali bir suç olduğu, kamu görevlisinin görev alanına giren işi bilerek ve isteyerek hiç yapmaması veya geciktirerek yapmasıyla oluştuğu belirtilmiştir. Aynı kararda, özensiz veya önlemsiz biçimde yapılan icrai bir davranışın bu fıkra kapsamında değerlendirilemeyeceği, ihmali davranışla işlenen görevi kötüye kullanma suçu ile taksirli hareketin karıştırılmaması gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 05.11.2024 tarihli, E. 2021/4168, K. 2024/12822 sayılı kararında da bir noter işleminde vekâlet verenin sağlık durumuyla vekâletname içeriği arasındaki açık çelişkiyi araştırmadan işlem yapan kamu görevlisinin eyleminin, TCK m.257/2 kapsamında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.

Suçun Faili: Kamu Görevlisi Kavramı ve Görev Alanı Sınırı

Görevi kötüye kullanma suçu özgü bir suç olup yalnızca kamu görevlisi tarafından işlenebilir. TCK m.6/1-c uyarınca kamu görevlisi deyiminden, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi anlaşılır; bu tanım memur sıfatını aşan geniş bir kapsama sahiptir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.12.2009 tarihli, E. 2009/156, K. 2009/298 sayılı kararında, suçun oluşması için failin yaptığı işle ilgili olarak kanun veya idari düzenlemelerden doğan bir görevinin bulunması ve bu görevi dolayısıyla yetkili olması gerektiği; kişi kamu görevlisi olsa bile o işle ilgili görev ve yetkisi yoksa hukuka aykırı davranışının disiplin cezasını gerektirebileceği ancak görevi kötüye kullanma suçunu oluşturmayacağı belirtilmiştir, çünkü hukuken sahip olunmayan bir yetkinin kötüye kullanılmasından söz edilemez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 01.11.2023 tarihli, E. 2023/424, K. 2023/571 sayılı kararında da aynı ilke yinelenerek, isnat edilen eylemlerin failin göreviyle ilgisi bulunmadığı ve başka bir suçu oluşturma ihtimali de taşımadığı durumlarda meselenin disiplin soruşturmasına konu edilebileceği kabul edilmiştir.

Takdir Yetkisinin Kullanılması ile Kötüye Kullanılması Arasındaki Sınır

Uygulamada en çok tartışılan konulardan biri, kamu görevlisinin takdir yetkisini kullanarak verdiği bir kararın hangi hâllerde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.03.2008 tarihli, E. 2007/265, K. 2008/57 sayılı kararında, takdir yetkisinin dini, siyasi mülahazalarla ya da husumet, intikam alma, çıkar sağlama gibi düşüncelerle kötüye kullanılmasının görevin gereklerine aykırı davranış oluşturabileceği, ancak salt takdir hakkının yanlış kullanılmış olmasının yetkinin kötüye kullanılması olarak kabul edilmemesi gerektiği belirtilmiştir. Bu ilke, Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 23.03.2023 tarihli, E. 2021/7236, K. 2023/3261 sayılı kararında da sürdürülmüş; sanığın takdir hakkı kapsamında verdiği bir kararla ilgili açık ve somut bir kötüye kullanma iddiası ve delili bulunmadığında eylemin disiplin soruşturmasına konu olabileceği, üstelik bir idari işlemin idari yargı tarafından iptal edilmiş olmasının da tek başına o işlemi tesis eden kamu görevlisinin keyfi davrandığı sonucunu doğurmayacağı vurgulanmıştır.

Tamamlayıcı ve İkincil Norm Niteliği: Zimmet, İrtikap ve Rüşvetle İlişkisi

TCK m.257’nin her iki fıkrası da “Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında” ibaresiyle başlar; bu ibare, maddenin tamamlayıcı ve ikincil bir norm olduğunu gösterir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28.01.2021 tarihli, E. 2018/445, K. 2021/12 sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere, belirli bir görevi kötüye kullanma fiilini cezalandıran özel bir norm varsa hüküm öncelikle o normun uygulanmasını emreder; örneğin görevini kötüye kullanmak suretiyle zimmetine para geçiren kamu görevlisi TCK m.247 uyarınca cezalandırılır ve ayrıca TCK m.257’den ceza verilmez. Aynı ilke Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.06.2023 tarihli, E. 2022/546, K. 2023/356 sayılı kararında da tekrarlanmıştır. Buna karşılık, bir olayda TCK m.250’de düzenlenen irtikap veya TCK m.252’de düzenlenen rüşvet suçunun unsurları tam olarak oluşmamışsa, Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 04.07.2012 tarihli, E. 2009/9886, K. 2012/7841 sayılı kararında açıklandığı gibi, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket ederek menfaat sağlaması genel nitelikteki TCK m.257/1 kapsamında cezalandırılır. Fethiye’de görülen bu tür dosyalarda suç vasfının doğru belirlenmesi, hem yargılama sonucunu hem de uygulanacak ceza miktarını doğrudan etkilemektedir.

Disiplin Soruşturması, Ceza Soruşturması ve Soruşturma İzni

Bir kamu görevlisi hakkında görevi kötüye kullanma iddiasıyla ceza soruşturması yürütülebilmesi, çoğu durumda önceden alınmış bir soruşturma iznine bağlıdır. 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un 3. maddesi, kaymakam, vali veya ilgili kurumun en üst idari amiri gibi yetkili mercileri belirlemekte; Kanun’un 4. maddesi ise Cumhuriyet savcılarının bu kapsamdaki bir ihbar veya şikâyeti aldıklarında, delillerin tespiti dışında başka işlem yapmaksızın evrakı yetkili mercie göndererek soruşturma izni istemesini öngörmektedir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 23.05.2018 tarihli, E. 2018/3438, K. 2018/5843 sayılı kararında, yetkili merci izin vermedikçe soruşturma evresine geçilemeyeceği, hatta kovuşturmaya yer olmadığına dair bir kararın dahi ancak izin verildikten sonra yapılacak soruşturma sonunda verilebileceği belirtilmiştir. Soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin karara karşı, 4483 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca ilgili idare mahkemesi veya Danıştay nezdinde itiraz yolu açıktır. Fethiye’de görev yapan bir kamu görevlisi hakkındaki soruşturmalar da bu usule tabi olduğundan, sürecin ilk aşamasında izin prosedürünün doğru işletilip işletilmediğinin denetlenmesi büyük önem taşır; ayrıca aynı eylem hem disiplin hem de ceza sorumluluğunu birlikte doğurabileceğinden, bu iki süreç birbirinden bağımsız yürütülür.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

TCK m.257 kapsamında öngörülen ceza miktarı itibarıyla görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin davalar, uygulamada asliye ceza mahkemelerinde görülmektedir. Fethiye’de işlenen bu tür suçlara ilişkin yargılamalar Fethiye Asliye Ceza Mahkemesi’nde yürütülmekte olup, soruşturma izni sürecinin ardından açılan kamu davasında sanığın savunmasının doğru şekilde kurgulanması, gerek suç vasfının gerekse takdir yetkisi sınırının doğru değerlendirilmesi bakımından önemlidir. Bu tür dosyalarda somut olayın koşullarına göre savunma stratejisinin belirlenmesi için bir Fethiye Ceza Avukatı ile görüşülmesi önerilir.

Sonuç olarak görevi kötüye kullanma suçu, kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında kalan, kamu görevlisinin görev alanına giren ve görevin gereklerine aykırılık taşıyan fiilleri kapsayan tamamlayıcı bir normdur. Suçun oluşup oluşmadığının tespiti; failin görev ve yetki alanı, takdir yetkisinin sınırı, zimmet ve rüşvet gibi özel normlarla ilişki ve soruşturma izni usulüne uyulup uyulmadığı gibi pek çok teknik unsurun bir arada değerlendirilmesini gerektirir. Fethiye’de bu kapsamda bir soruşturma veya kovuşturmayla karşılaşan kamu görevlilerinin ve mağdur sıfatını taşıyan kişilerin, süreç başlamadan önce bir ceza avukatından hukuki destek alması hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından önem taşımaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Görevi kötüye kullanma suçunun cezası nedir?

İcrai hareketle işlenen görevi kötüye kullanma suçu TCK m.257/1 uyarınca altı aydan iki yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösterilerek işlenen ihmali suç tipinde ise TCK m.257/2 uyarınca üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.

Her memur görevi kötüye kullanma suçunun faili olabilir mi?

Hayır. Fail, TCK m.6/1-c anlamında kamu görevlisi sıfatını taşımalı ve isnat edilen fiil failin kanun veya idari düzenlemelerden doğan görev ve yetki alanına girmelidir. Kişi kamu görevlisi olsa bile ilgili işte görev ve yetkisi yoksa, eylemi ancak disiplin sorumluluğu doğurabilir.

Takdir yetkisi kapsamında verilen her karar disiplin veya ceza soruşturmasına konu olur mu?

Hayır. Yargıtay içtihadına göre salt takdir hakkının isabetsiz kullanılmış olması, yetkinin kötüye kullanılması sayılmaz. Kararın husumet, çıkar sağlama veya benzeri saiklerle amacı dışında kullanıldığı somut ve açık delillerle ortaya konulmadıkça, görevi kötüye kullanma suçundan söz edilemez.

Zimmet veya rüşvet suçlarıyla görevi kötüye kullanma suçu birlikte mi uygulanır?

Hayır. TCK m.257 tamamlayıcı ve ikincil bir normdur. Fiil zimmet, irtikap veya rüşvet gibi kanunda ayrıca ve özel olarak düzenlenmiş bir suçun unsurlarını taşıyorsa, o özel norm uygulanır ve ayrıca TCK m.257’den ceza verilmez.

Bir memur hakkında doğrudan soruşturma açılabilir mi?

Kural olarak hayır. Görevi nedeniyle işlediği iddia edilen bir suç bakımından kamu görevlisi hakkında soruşturma açılabilmesi için 4483 sayılı Kanun uyarınca öncelikle yetkili merciden soruşturma izni alınması gerekir. İzin alınmadan yürütülen bir soruşturma usule aykırı kabul edilir.

Görevi kötüye kullanma suçu şikâyete tabi midir?

Hayır, TCK m.257 kapsamındaki suçlar resen soruşturulur; belirli bir şikâyet süresine tabi değildir. Ancak kamu görevlisi hakkında soruşturma yapılabilmesi için 4483 sayılı Kanun’daki izin prosedürünün tamamlanması bir ön koşuldur.

Görevi ihmal ile görevi kötüye kullanma suçu aynı şey midir?

Hayır. TCK m.257/2’de düzenlenen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçu kasten işlenir; kamu görevlisinin görevini bilerek ve isteyerek ihmal etmesi veya geciktirmesi gerekir. Özensizlik veya dikkatsizlikten kaynaklanan taksirli davranışlar bu fıkra kapsamında değerlendirilmez.

Fethiye’de görevi kötüye kullanma suçuna hangi mahkeme bakar?

TCK m.257 kapsamındaki davalar, öngörülen ceza miktarı itibarıyla asliye ceza mahkemelerinin görev alanına girer. Fethiye’de işlenen bu tür suçlara ilişkin yargılamalar, soruşturma izni sürecinin tamamlanmasının ardından Fethiye Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülür.

Dosyanızı değerlendirmek için 0506 773 39 69 numaralı telefondan veya avmustafakocatepe@gmail.com adresinden bize ulaşabilirsiniz

Av. Mustafa Kocatepe

Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel nitelikte olup hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamaktadır. Hak kaybına uğramamak adına somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir. — Av. Mustafa Kocatepe (Muğla Barosu Sicil No: 2749)

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Whatsapp
Av. Mustafa Kocatepe
Av. Mustafa Kocatepe
Merhaba.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?