tr

Taksirle Yaralama ve Taksirle Öldürme Suçları (TCK m.85, m.89)

Taksirle Yaralama ve Taksirle Öldürme Suçları (TCK m.85, m.89)
19.09.2026
25

Trafikte bir anlık dikkatsizlik, iş yerinde alınmayan bir tedbir ya da günlük hayatın herhangi bir anında gösterilmeyen özen; bazen bir kişinin yaralanmasına, bazen de ölümüne yol açabilir. Bu tür olaylarda fail, karşısındaki kişiye zarar vermeyi hiçbir zaman istememiştir; sonuç, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışın bir uzantısı olarak ortaya çıkmıştır. Türk Ceza Kanunu bu durumu kasten işlenen suçlardan ayrı bir kusurluluk türü olarak ele alır ve “taksir” adını verir. Fethiye Ceza Avukatı olarak bu yazımızda, TCK m.22’de tanımlanan taksir kavramından yola çıkarak, TCK m.85’te düzenlenen taksirle öldürme ve TCK m.89’da düzenlenen taksirle yaralama suçlarını; unsurları, ağırlaştırıcı nedenleri, şikâyet ve uzlaştırma rejimi ile güncel Yargıtay kararları ışığında ele alacağız.

Bu suç tipleri, kasten işlenen yaralama ve öldürme suçlarından tamamen farklı bir manevi unsura dayanır; bu nedenle yazı boyunca kastın kendisini değil, kasttan ayrıldığı noktaları ele alacağız. Kasten işlenen yaralama ve öldürme suçlarının ayrıntılı unsurlarına Kasten Yaralama Suçu ve Cezası ile Kasten Öldürme Suçu ve Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçu sayfalarımızdan ulaşabilirsiniz.

Ana Noktalar

  • Taksir, kast gibi neticeyi bilerek ve isteyerek değil, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık sonucunda ortaya çıkan bir kusurluluk biçimidir.
  • TCK m.85 uyarınca taksirle öldürme suçunun cezası, tek kişinin ölümü hâlinde iki yıldan altı yıla, birden fazla ölüm veya ölümle birlikte yaralanma hâlinde iki yıldan on beş yıla kadar hapistir.
  • TCK m.89’da düzenlenen taksirle yaralama suçu kural olarak şikâyete bağlıdır; ancak nitelikli hâllerin bilinçli taksirle işlenmesi durumunda şikâyet aranmaz.
  • Trafik kazaları, bu iki suç tipinin en sık uygulama alanını oluşturur; failin asli mi yoksa tali mi kusurlu olduğu cezanın belirlenmesinde doğrudan rol oynar.
  • Taksirle yaralama suçu uzlaştırma kapsamındayken, taksirle öldürme suçu uzlaştırma kapsamı dışında bırakılmıştır.

Taksir Nedir? Kast ile Taksir Arasındaki Fark (TCK m.22)

Taksir, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 22. maddesinde tanımlanmıştır. Maddenin ilgili fıkraları şu şekildedir:

Madde 22/1-2- Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır. Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.

Kastta fail, neticeyi bilerek ve isteyerek gerçekleştirir; taksirde ise fail neticeyi hiç öngörmemiştir veya öngörmüş olsa dahi gerçekleşmesini istememiştir. İki kavram arasındaki bu çizgi, TCK m.87/4’te düzenlenen kasten yaralama sonucu ölüm ile TCK m.85’te düzenlenen taksirle öldürme arasındaki ayrımda da belirleyicidir: fail yaralama kastıyla hareket etmiş ancak ölüm neticesi bakımından en az taksir derecesinde kusurlu bulunmuşsa TCK m.87/4 uygulanır; failin başından itibaren yaralama kastı da bulunmuyorsa ve ölüm tamamen dikkatsizlik ve özensizlik sonucu gerçekleşmişse TCK m.85 gündeme gelir. Bu ayrımın somut olayda nasıl yapıldığına ilişkin ayrıntılı bilgiye yukarıda paylaştığımız kasten yaralama ve kasten öldürme sayfalarımızdan ulaşabilirsiniz.

Basit Taksir ve Bilinçli Taksir Ayrımı

TCK m.22/3 uyarınca, kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın neticenin yine de meydana gelmesi hâlinde bilinçli taksir söz konusu olur; bu hâlde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. Basit taksirde fail neticeyi hiç öngörmemişken, bilinçli taksirde fail “bu netice benim başıma gelmez” düşüncesiyle hareket etmiş, ancak öngördüğü riski gerçekleştirmiştir. Trafik kazalarında alkollü araç kullanma, kırmızı ışıkta geçme veya aşırı hız gibi bilinerek göze alınan risklerin kazaya sebep olması hâllerinde Yargıtay istikrarlı biçimde bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğini vurgulamaktadır.

Birden Fazla Kişinin Taksirle Sorumluluğu: Asli Kusur, Tali Kusur

TCK m.22/5 uyarınca, birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkes kendi kusurundan sorumlu olur ve her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir. Trafik kazalarında bu hüküm, kaza tespit tutanağı ve bilirkişi raporlarında sürücülerin “asli kusurlu” veya “tali kusurlu” olarak nitelendirilmesi biçiminde karşımıza çıkar. Asli kusur, kazanın oluşumuna doğrudan ve ağırlıklı olarak sebep olan davranışı; tali kusur ise kazanın oluşumuna ikincil derecede katkı sağlayan davranışı ifade eder. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 25.12.2024 tarihli, E. 2021/886, K. 2024/8069 sayılı kararında, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışıyla tali kusurlu bulunan sürücü hakkında dahi TCK’nın 85/2. maddesi uyarınca taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi onanmıştır; zira taksirli sorumluluk için tam kusur değil, kusurun varlığı yeterlidir.

Mağdurun kendi davranışının kazaya katkısı da bu değerlendirmede dikkate alınır, ancak her zaman sanığın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 30.10.2024 tarihli, E. 2024/3635, K. 2024/5918 sayılı kararında, kazada hayatını kaybeden kişilerin emniyet kemeri takmamış olmasının kendilerine tali kusur olarak yansıtılmasına rağmen, bunun doğrudan bir trafik kusuru olmadığı ve taksirli hareket niteliğinde sayılamayacağı gerekçesiyle sanığın asli ve tam kusurlu kabul edilmesi isabetli bulunmuştur.

Taksirle Öldürme Suçu (TCK m.85)

Taksirle öldürme suçu 5237 sayılı Kanun’un 85. maddesinde düzenlenmiştir:

Madde 85- (1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Görüldüğü üzere kanun koyucu, tek kişinin öldüğü hâlde uygulanan m.85/1 ile birden fazla kişinin öldüğü veya bir ölümle birlikte yaralanmaların da meydana geldiği hâlde uygulanan m.85/2’yi birbirinden ayırmış ve ikinci hâlde ceza üst sınırını belirgin biçimde yükseltmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 04.11.2025 tarihli, E. 2021/2797, K. 2025/7623 sayılı kararına konu olayda, bir kişinin ölümü ve on ikisi yaralanmalı olmak üzere on üç kişinin zarar gördüğü trafik kazasında sanığın asli kusurlu bulunması üzerine TCK’nın 85/2. maddesi uygulanmıştır. Aynı şekilde Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 30.05.2024 tarihli, E. 2022/8869, K. 2024/2850 sayılı kararında, kavşakta manevra kurallarına uymayarak iki kişinin ölümüne asli kusuruyla sebebiyet veren sanık hakkında m.85/2 uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir.

Tek kişinin öldüğü hâllerde ise m.85/1 uygulanır; Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 27.11.2024 tarihli, E. 2021/769, K. 2024/6859 sayılı kararında, bir kişinin ölümü ve üç kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan kazada tali kusurlu bulunan sürücü hakkında m.85/2 uygulanırken; Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 09.10.2024 tarihli, E. 2020/11556, K. 2024/5136 sayılı kararında tek bir yayanın ölümüyle sonuçlanan ve yalnızca tali kusurlu bulunan sürücü hakkında m.85/1 uygulanması onanmıştır. Aynı kararda Yargıtay, Ceza Genel Kurulu’na atıfla, taksirli suçlarda temel cezanın belirlenmesinde kullanılan aracın büyüklüğü veya gücü gibi hususların ayrıca ağırlaştırıcı sebep olarak gösterilemeyeceğine dikkat çekmiştir.

Taksirle Öldürme Suçunda Görevli Mahkeme

5235 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca ağır ceza mahkemeleri, kanunda ayrıca sayılan suçların yanı sıra üst sınırı on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara bakmakla görevlidir; aynı Kanun’un 14. maddesi görev belirlenirken ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenlerin değil, suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırının esas alınacağını öngörür. Bu kurallar taksirle öldürme suçuna uygulandığında: üst sınırı on beş yıl olan TCK m.85/2 kapsamındaki taksirle öldürme davalarına ağır ceza mahkemesi, üst sınırı altı yıl olan TCK m.85/1 kapsamındaki davalara ise asliye ceza mahkemesi bakar. Fethiye’de bu ayrım pratikte önem taşır: birden fazla kişinin öldüğü veya ölümle birlikte yaralanmaların da meydana geldiği trafik kazaları Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi’nde, tek kişinin öldüğü kazalar ise Fethiye Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmektedir. Ağır ceza mahkemesinin genel görev alanına ilişkin ayrıntılı bilgiye Fethiye Ağır Ceza Avukatı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Taksirle Yaralama Suçu (TCK m.89)

Taksirle yaralama suçu, 5237 sayılı Kanun’un 89. maddesinde düzenlenmiştir:

Madde 89/1- Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Madde 89/4- Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması hâlinde, dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Madde 89/5- Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi hâlinde şikâyet aranmaz.

Maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları, mağdurun duyu veya organ işlevinde sürekli zayıflama, kemik kırığı, konuşmada sürekli zorluk, yüzde sabit iz, hayati tehlike, gebe kadının çocuğunun vaktinden önce doğması gibi ağırlaştırıcı nitelikteki sonuçları saydıkça cezayı artırmaktadır; dördüncü fıkra ise birden fazla kişinin taksirle yaralanmasını ayrı ve daha ağır bir ceza rejimine tabi tutmaktadır. Beşinci fıkra, bu suçun şikâyet rejimini düzenler.

Taksirle Yaralamanın Şikâyete Tabi Olması ve İstisnası

TCK m.89/5 kuralı özetle şu şekilde işler: taksirle yaralama suçu genel olarak şikâyete bağlıdır. Ancak birinci fıkra kapsamında kalmayan, yani ikinci, üçüncü veya dördüncü fıkradaki nitelikli hâllerden birine giren bir yaralanma bilinçli taksirle gerçekleşmişse, artık şikâyet aranmaksızın resen soruşturma ve kovuşturma yapılır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 09.01.2013 tarihli, E. 2012/8265, K. 2013/363 sayılı kararında bu ayrım açıkça vurgulanmıştır: kazada birden çok kişi yaralanmış olsa da, bunlardan yalnızca biri m.89/1 kapsamını aşan (nitelikli) şekilde yaralanmışsa ve diğerleri basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmışsa, sanığın yalnızca nitelikli yaralanan kişiye karşı işlediği fiilden TCK m.89/2 uyarınca; m.89/1 kapsamında kalan diğer mağdurlara karşı işlediği fiillerden ise ayrı ayrı m.89/1 uyarınca sorumlu tutulması gerekir; tüm mağdurları tek bir m.89/4 hükmü altında birleştirmek kanuna aykırıdır. Aynı kararda, nitelikli şekilde yaralanan katılanın uzlaşmayı kabul etmediği, buna karşılık basit şekilde yaralanan mağdurların şikâyetlerinden vazgeçtiği belirtilmiştir; bu da m.89/1 kapsamındaki yaralanmalar bakımından hem şikâyetin hem de uzlaştırmanın işletildiğini göstermektedir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 27.06.2013 tarihli, E. 2012/23489, K. 2013/17616 sayılı kararında da, 93 promil alkollü şekilde araç kullanarak bilinçli taksirle iki kişinin yaralanmasına neden olan sanık hakkında, yaralanmaların m.89/1 kapsamında kaldığı gözetilerek mağdurların şikâyetlerinden vazgeçmesinin bilinçli taksir hâlinde dahi geçerli olduğu ve davanın düşmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna karşılık Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 04.12.2012 tarihli, E. 2012/3372, K. 2012/26079 sayılı kararında, kemik kırığı oluşacak şekilde nitelikli yaralanan mağdurun şikâyetten vazgeçmesine rağmen, olayın bilinçli taksirle işlenmiş nitelikli bir yaralama olması nedeniyle TCK m.89/5 uyarınca soruşturmanın şikâyete bağlı olmadığı ve mağdurun vazgeçme beyanının sonuç doğurmayacağı hükme bağlanmıştır.

Taksirle Yaralama ile Diğer Suçların İçtimaı

Alkollü veya trafik kurallarını tehlikeye sokacak şekilde araç kullanma, tek başına TCK m.179/3’te düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu oluşturabilir. Ancak bu davranış bir kişinin yaralanmasıyla sonuçlanmışsa, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 28.06.2012 tarihli, E. 2011/14259, K. 2012/16335 sayılı kararında belirtildiği üzere, TCK m.44’teki fikri içtima kuralı gereğince fail yalnızca ağır cezayı gerektiren taksirle yaralama suçundan sorumlu tutulmalı, ayrıca tehlike suçundan da cezalandırılmamalıdır; zira tehlike suçu zarar suçunun içinde erimektedir. Aynı ilke Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 19.02.2014 tarihli, E. 2013/12248, K. 2014/4100 sayılı kararında da tekrarlanmış, tehlike suçu ile zarar suçunun birlikte cezalandırılamayacağı vurgulanmıştır.

Trafik Kazalarında Taksirle Yaralama ve Taksirle Öldürme

Uygulamada taksirle yaralama ve taksirle öldürme suçlarına en sık trafik kazalarında rastlanır. Fethiye ve çevresindeki karayollarında meydana gelen kazalarda da süreç benzer şekilde işler: kaza yerinde düzenlenen kaza tespit tutanağı, ardından Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi veya bilirkişi tarafından hazırlanan kusur raporu, sürücülerin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre hangi kurala aykırı davrandığını ve bu davranışın asli mi tali mi kusur oluşturduğunu tespit eder. Bu raporlar, savcılığın ve mahkemenin TCK m.85 veya m.89’dan hangisinin, hangi fıkrasının uygulanacağına karar vermesinde belirleyici rol oynar.

Bilinçli taksir, trafik kazalarında özellikle alkollü araç kullanma, kırmızı ışık ihlali ve aşırı hız gibi bilerek göze alınan risklerde gündeme gelir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 25.09.2024 tarihli, E. 2020/11809, K. 2024/4665 sayılı kararında, 1,72 promil alkollü şekilde araç kullanarak bir motosiklet sürücüsünün ölümüne tam kusuruyla sebebiyet veren sanık hakkında TCK’nın 85/1. maddesi uygulanmıştır. Uygulamada, yüksek alkol oranı veya kırmızı ışık ihlali gibi bilerek göze alınmış bir kural ihlalinin kazaya sebebiyet vermesi, bilinçli taksirin kabulü için güçlü bir gösterge sayılmaktadır.

Mağdurun kendi kusurunun bulunduğu hâllerde dahi, sürücünün tali kusurlu kabul edilmesi cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 09.10.2024 tarihli, E. 2020/11556, K. 2024/5136 sayılı kararında, yola aniden giren ve asli kusurlu kabul edilen yayaya çarpan sürücünün, yeterli fren tedbirine başvurmaması nedeniyle tali kusurlu bulunması üzerine yine de taksirle öldürme suçundan mahkûm edilmesi isabetli bulunmuştur. Bu, trafik kazalarında “karşı taraf da kusurluydu” savunmasının tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmadığını, sürücünün kendi kusur payı oranında sorumlu tutulacağını göstermektedir. Fethiye’de trafik kazası sonucu açılan ceza davalarında da mahkemeler, bu Yargıtay içtihadına uygun biçimde, sanığın kusur oranını bağımsız bir inceleme konusu yapmaktadır.

Uzlaştırma Kapsamı

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin birinci fıkrasının b bendinin 2 numaralı alt bendi, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın TCK m.89’da düzenlenen taksirle yaralama suçunu uzlaştırma kapsamına almıştır. Bu nedenle basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek taksirle yaralamalar kadar, bilinçli taksirle işlenip resen kovuşturulan nitelikli taksirle yaralamalar da uzlaştırma bürosuna gönderilir. Buna karşılık TCK m.85’te düzenlenen taksirle öldürme suçu, CMK m.253/1’de sayılan suçlar arasında yer almadığından uzlaştırma kapsamı dışındadır; bu suçtan açılan davalarda uzlaştırma yoluna gidilmez. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 09.01.2013 tarihli, E. 2012/8265, K. 2013/363 sayılı kararında da, nitelikli şekilde yaralanan katılanın kendisine sunulan uzlaşma teklifini kabul etmediği ve yargılamaya bu şekilde devam edildiği görülmektedir; bu da taksirle yaralama dosyalarında uzlaştırma kurumunun fiilen işletildiğinin bir göstergesidir.

Ceza Davası ile Tazminat Davası İlişkisi

Taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçuna konu bir trafik kazasında ceza yargılaması, failin cezai sorumluluğunu belirlerken; mağdurun veya ölenin yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi ayrı bir hukuk davasının, yani tazminat davasının konusunu oluşturur. Bu iki dava türü birbirinden bağımsız yürür ve ceza mahkemesindeki mahkûmiyet veya beraat kararı, tazminat davasındaki değerlendirmeyi belirli ölçülerde etkilemekle birlikte tazminat hakkını tek başına ortadan kaldırmaz. Trafik kazası kaynaklı maddi ve manevi tazminat taleplerinin şartlarına ve sürecine ilişkin ayrıntılı bilgiye Fethiye Tazminat Avukatı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Sonuç olarak taksirle yaralama ve taksirle öldürme suçları, kastın bulunmadığı ancak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılığın ağır sonuçlar doğurduğu olaylarda uygulanan, kendine özgü bir kusurluluk ve ceza rejimine tabidir. Kusur oranının doğru tespiti, bilinçli taksirin varlığının araştırılması, şikâyet ve uzlaştırma şartlarının doğru uygulanması; hem şüpheli veya sanık hem de mağdur ya da mağdur yakınları açısından sürecin seyrini doğrudan etkiler. Fethiye’de bu tür bir trafik kazası veya taksirli suç iddiasıyla karşı karşıya kalan tarafların, süreç başlamadan önce hukuki destek alması önerilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Taksir ile kast arasındaki temel fark nedir?

Kastta fail, suçun kanuni tanımındaki neticeyi bilerek ve isteyerek gerçekleştirir. Taksirde ise fail bu neticeyi öngörmemiş veya öngörmüş olsa dahi istememiştir; netice, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı bir davranışın sonucunda ortaya çıkmıştır.

Bilinçli taksir ne demektir ve cezayı nasıl etkiler?

Bilinçli taksir, failin öngördüğü neticeyi istememesine karşın neticenin yine de meydana gelmesi hâlidir. TCK m.22/3 uyarınca bilinçli taksir hâlinde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

Taksirle öldürme suçunun cezası nedir?

TCK m.85/1 uyarınca taksirle bir kişinin ölümüne neden olan kişi iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiil birden fazla kişinin ölümüne veya bir ölümle birlikte yaralanmaya da neden olmuşsa, TCK m.85/2 uyarınca ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapistir.

Taksirle yaralama suçu şikâyete tabi midir?

Evet, TCK m.89/5 uyarınca taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak şikâyete bağlıdır. Ancak birinci fıkra kapsamında kalmayan nitelikli bir yaralanmanın bilinçli taksirle işlenmesi hâlinde şikâyet aranmaz ve suç resen kovuşturulur.

Taksirle yaralama suçunda uzlaştırma uygulanır mı?

Evet. CMK m.253/1-b-2 uyarınca taksirle yaralama suçu, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamındadır. Buna karşılık taksirle öldürme suçu CMK m.253’te sayılmadığından uzlaştırma kapsamı dışındadır.

Trafik kazasında asli kusurlu ile tali kusurlu sürücü arasındaki fark cezayı etkiler mi?

TCK m.22/5 uyarınca birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkes kendi kusurundan sorumludur ve cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir. Asli kusur kazanın esas sebebini, tali kusur ise ikincil derecede katkıyı ifade eder; tali kusurlu bulunan sürücü de taksirle öldürme veya taksirle yaralama suçundan sorumlu tutulabilir, ancak kusur oranı cezanın somut olarak belirlenmesinde dikkate alınır.

Mağdurun kendi kusuru bulunması sanığın sorumluluğunu ortadan kaldırır mı?

Otomatik olarak kaldırmaz. Yargıtay içtihadına göre mağdurun asli kusurlu bulunması, sürücünün tali kusurunun tespit edilmesi hâlinde sürücünün taksirle öldürme veya taksirle yaralama suçundan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; her iki tarafın kusuru bağımsız olarak değerlendirilir.

Taksirle öldürme davasına Fethiye’de hangi mahkeme bakar?

Görev, suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırına göre belirlenir. Birden fazla ölüm veya ölümle birlikte yaralanmanın bulunduğu TCK m.85/2 kapsamındaki davalara Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi, tek kişinin öldüğü TCK m.85/1 kapsamındaki davalara ise Fethiye Asliye Ceza Mahkemesi bakar.

Taksirle yaralama veya öldürme nedeniyle tazminat davası açılabilir mi?

Evet. Ceza davasından bağımsız olarak, mağdur veya ölenin yakınları maddi ve manevi zararlarının tazmini için ayrı bir tazminat davası açabilir. Bu konudaki ayrıntılı bilgiye Fethiye Tazminat Avukatı sayfamızdan ulaşılabilir.

Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel nitelikte olup hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamaktadır. Hak kaybına uğramamak adına somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir. — Av. Mustafa Kocatepe (Muğla Barosu Sicil No: 2749)

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Whatsapp
Av. Mustafa Kocatepe
Av. Mustafa Kocatepe
Merhaba.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?