tr

Müdahalenin Men’i (El Atmanın Önlenmesi) Davası

Müdahalenin Men’i (El Atmanın Önlenmesi) Davası
19.09.2026
45

Müdahalenin men’i davası, bir taşınmaz üzerinde malik ya da zilyet sıfatını taşıyan kişinin, başka bir kişinin haksız şekilde sürdürdüğü el atmayı sona erdirmek için açtığı davadır. Uygulamada “el atmanın önlenmesi davası” olarak da anılan bu dava türü, Türk Medeni Kanunu’nun 683 üncü maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkının korunması ilkesine dayanır. Fethiye ve çevresinde tarla, bahçe, konut ve yazlık niteliğindeki taşınmazlarda sınır ihlali, komşu taşkınlığı veya tapu sahibi olmayan üçüncü kişilerin haksız kullanımı nedeniyle sıkça karşılaşılan bu dava, taşınmazın fiilen geri kazanılmasını amaçlar.

Ana Noktalar

  1. Müdahalenin men’i davası, TMK m.683 uyarınca malikin, malını haksız olarak elinde bulunduran veya malına haksız şekilde el atan kişiye karşı açabileceği bir davadır.
  2. Davanın kabulü için malik veya zilyet sıfatı, haksız bir el atmanın varlığı ve bu el atmanın dava tarihinde halen devam ediyor olması aranır.
  3. Dava genellikle ecrimisil talebiyle birlikte açılır; müdahalenin men’i el atmayı durdurmaya, ecrimisil ise geçmiş dönem için tazminata yöneliktir.
  4. Mülkiyet hakkına dayalı müdahalenin men’i davası zamanaşımına tabi değildir; yalnızca zilyetliğe dayanan davalarda TMK m.984 uyarınca kısa süreli hak düşürücü süreler uygulanır.

Müdahalenin Men'i (El Atmanın Önlenmesi) Davası

Müdahalenin Men’i Davasının Hukuki Dayanağı

Türk Medeni Kanunu’nun 683 üncü maddesi, “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.” hükmünü içerir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi de 26.09.2023 tarihli, 2022/3272 Esas ve 2023/4139 Karar sayılı ilamında bu hükme atıfla, malikin malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceğini teyit etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.05.2025 tarihli, 2024/101 Esas ve 2025/299 Karar sayılı kararında ise “haksız el atma” kavramı, doğrudan bir insan fiili ile ya da davalının kendi iradesiyle yarattığı bir durumla ortaya çıkabileceği şeklinde açıklanmış; müdahalenin yasadan veya sözleşmeden kaynaklanan bir hakka dayanmaması gerektiği, aksi hâlde el atmanın haksız sayılamayacağı vurgulanmıştır. Aynı kararda, 25.05.1938 tarihli, 1937/29 Esas ve 1938/10 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına atıfla, haksız işgalin “bir hakka, zımni veya sarih bir akde müstenit olmaksızın gayrin malını izinsiz ve rızasız işgal veya istimal etmek” olarak tanımlandığı hatırlatılmıştır.

Zilyetliğin Korunmasına Dayalı Dava İmkânı

Taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkını ispatlayamayan ancak fiilen zilyet olan kişiler de korumasız değildir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 01.02.2016 tarihli, 2014/18007 Esas ve 2016/1723 Karar sayılı kararına ilişkin karşı oy yazısında belirtildiği üzere, taşınmaza zilyet olanlar, tapu kaydı veya bir hakka dayandıkları takdirde TMK m.683 kapsamında mülkiyet hakkının korunmasından yararlanarak müdahalenin men’i davası açabileceği gibi, salt zilyetliğe dayalı olarak TMK’nın 981 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması hükümlerinden de yararlanabilir. TMK m.981 zilyede kuvvet kullanarak savunma hakkı tanır, m.982 gasp hâlinde geri verme davası açma imkânı verir, m.983 ise zilyetliğe yönelik saldırının sona erdirilmesi, sebebinin önlenmesi ve zararın giderilmesi için dava açma hakkını düzenler. Nitekim Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 27.06.2014 tarihli, 2014/6719 Esas ve 2014/10171 Karar sayılı kararında, davacı yalnızca zilyetliğini ileri sürüp ayni veya şahsi bir hak iddia etmediğinde davanın zilyetliğin korunması kapsamında değerlendirileceği belirtilmiştir. Hangi hükme dayanılacağı davacının tercihine bağlıdır; davacı taşınmazdaki hakkını hangi yolla daha iyi koruyabileceğini değerlendirerek dava açar.

Davanın Şartları

Müdahalenin men’i davasının kabul edilebilmesi için üç unsurun bir arada bulunması gerekir: davacının malik veya zilyet sıfatına sahip olması, davalının bu taşınmaza herhangi bir hakka dayanmaksızın haksız şekilde el atmış olması ve el atmanın dava tarihinde halen sürüyor olmasıdır. Müdahalenin bir hakka veya sözleşmeye dayanması hâlinde haksızlıktan söz edilemez; Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 28.03.2024 tarihli, 2023/2148 Esas ve 2024/1856 Karar sayılı kararında, kat karşılığı inşaat sözleşmesi devam ederken yüklenicinin kullanımının haksız müdahale sayılamayacağına hükmedilmiştir. Paydaşlı taşınmazlarda ise paydaşlardan biri, diğer paydaşların onayını almaksızın, malik olmayan üçüncü kişiye karşı müdahalenin men’i davası açabilir; tüm paydaşların birlikte dava açması zorunlu değildir. Bu husus Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 20.05.2024 tarihli, 2023/3066 Esas ve 2024/2720 Karar sayılı kararında da vurgulanmıştır.

İspat Yükü ve Deliller

TMK m.6 uyarınca, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, herkes hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür. Müdahalenin men’i davasında da bu yük davacı üzerindedir; davacı, davalının taşınmaza haksız şekilde el attığını duraksamaya yer bırakmayacak şekilde kanıtlamak zorundadır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 19.12.2011 tarihli, 2011/14538 Esas ve 2011/15705 Karar sayılı kararında, davalının müdahaleyi inkâr etmesi hâlinde ispat yükünün TMK m.6 gereği davacıya düştüğü, keşifte dinlenen bilirkişinin müdahaleyi doğrulamaması durumunda davanın reddedilebileceği açıklanmıştır. Aynı yönde Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 11.04.2023 tarihli, 2022/661 Esas ve 2023/2093 Karar sayılı kararı, HMK m.190 çerçevesinde ispat yükünün taraflara dağılımını ve tanık deliline dayanan davacıya usulüne uygun süre tanınması gerektiğini vurgular. Uygulamada en sık başvurulan deliller; tapu kaydı, keşif ve bilirkişi raporu, tanık beyanları ile müdahaleye son verilmesi için gönderilen ihtarnamedir.

Dava Kimlere Karşı Açılır

Müdahalenin men’i davası, taşınmaza herhangi bir hakka dayanmaksızın el atan kişiye, yani uygulamada “fuzuli şagil” olarak adlandırılan haksız işgalciye karşı açılır. 25.05.1938 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararında fuzuli işgal, “bir hakka, zımni veya sarih bir akde müstenit olmaksızın gayrin malını izinsiz ve rızasız işgal veya istimal etmekten veyahut başkasının zilyetliğini gasp ve ona tecavüz eylemekten ibarettir” şeklinde tanımlanmıştır. Davalının uzun süre boyunca örtülü bir onayla kullanım sürdürmesi hâlinde bu durum tek başına davayı engellemez; Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 18.02.2013 tarihli, 2012/14424 Esas ve 2013/2136 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, malikin dava açması veya ihtarname göndermesiyle önceki örtülü muvafakat geri alınmış sayılır ve bu tarihten sonraki kullanım haksız hâle gelir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

HMK m.2 uyarınca, malvarlığı haklarına ilişkin davalarda aksine düzenleme bulunmadıkça görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir; mülkiyet hakkına dayalı müdahalenin men’i davaları da değerine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesinde görülür. Buna karşılık HMK m.4/1-c, taşınır ve taşınmaz mallarda sadece zilyetliğin korunmasına yönelik davalarda, dava konusunun değerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesini görevli kılar. Nitekim Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 27.10.2011 tarihli, 2011/848 Esas ve 2011/5509 Karar sayılı kararı bu nitelendirme sorununu somutlaştırır: ilk derece mahkemesi davayı TMK m.982 kapsamında zilyetliğin korunması davası sayıp kabul kararı vermişse de, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bu nitelendirmeye katılmamış, uyuşmazlığın aslında TMK m.683 kapsamında mülkiyete dayalı bir müdahalenin önlenmesi davası olduğuna hükmederek kararı bu gerekçeyle bozmuştur. Yetkili mahkeme konusunda ise HMK m.12 açıktır: taşınmazın zilyetliğine veya alıkoyma hakkına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Taşınmaz Fethiye sınırları içindeyse dava, Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülür.

Ecrimisil Davasıyla İlişkisi

Müdahalenin men’i davası ile ecrimisil davası uygulamada genellikle birlikte açılır; nitekim Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 26.09.2023 tarihli, 2022/3272 Esas ve 2023/4139 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 16.12.2020 tarihli, 2018/7581 Esas ve 2020/8313 Karar sayılı kararı da bu iki talebin aynı dava dilekçesiyle ileri sürüldüğü uyuşmazlıklara ilişkindir. Ancak iki dava birbirinden farklı amaçlara hizmet eder: müdahalenin men’i, halen devam eden haksız el atmanın durdurulmasını ve taşınmazın boşaltılmasını sağlarken; ecrimisil, geçmiş dönemde haksız kullanım nedeniyle uğranılan zararın tazminini amaçlar. Ecrimisil davasının şartları, kötüniyet unsuru, miktarın belirlenme yöntemi ve zamanaşımı süresi hakkında ayrıntılı bilgi için Fethiye Ecrimisil Davası Avukatı sayfasını inceleyebilirsiniz.

Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre

Mülkiyet hakkına dayalı müdahalenin men’i davası, TMK m.683’ün mülkiyet hakkını süresiz koruması nedeniyle zamanaşımına tabi değildir; haksız el atma sürdüğü sürece dava her zaman açılabilir. Buna karşılık yalnızca zilyetliğe dayanan davalarda durum farklıdır: TMK m.984 uyarınca, gasp ve saldırıdan doğan dava hakkı, zilyedin fiili ve faili öğrenmesinden başlayarak iki ay ve her hâlde fiilin üzerinden bir yıl geçmekle düşer. Bu nedenle taşınmazına yönelik bir el atmayla karşılaşan ve mülkiyet hakkını ispatlayabilecek belgeye sahip olmayan zilyetlerin, bu kısa süreleri kaçırmadan hukuki yollara başvurması önemlidir.

Sonuç

Müdahalenin men’i davası, taşınmaz üzerindeki haksız el atmayı sona erdirmenin temel hukuki yoludur. Davanın kabulü, malik veya zilyet sıfatının, haksız el atmanın ve bu el atmanın halen sürdüğünün somut delillerle ortaya konmasına bağlıdır. Uygulamada ecrimisil talebiyle birlikte yürütülen bu davalarda görevli mahkemenin ve dayanılan hukuki sebebin doğru belirlenmesi, sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından belirleyicidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Müdahalenin men’i davası nedir?

Bir taşınmaz üzerinde malik veya zilyet olan kişinin, başka bir kişinin hakka dayanmaksızın sürdürdüğü el atmayı sona erdirmek için açtığı davadır.

Müdahalenin men’i davasını kimler açabilir?

Taşınmazın maliki veya zilyedi bu davayı açabilir; paydaşlı taşınmazlarda paydaşlardan biri, diğer paydaşların onayı olmaksızın malik olmayan üçüncü kişiye karşı dava açabilir.

Müdahalenin men’i davası ile ecrimisil davası birlikte açılabilir mi?

Evet, uygulamada bu iki dava genellikle aynı dilekçeyle birlikte açılır; müdahalenin men’i el atmayı durdurmaya, ecrimisil ise geçmiş döneme ilişkin tazminata yöneliktir.

Müdahalenin men’i davasında zamanaşımı var mı?

Mülkiyet hakkına dayalı davada zamanaşımı yoktur. Yalnızca zilyetliğe dayanan davalarda TMK m.984 uyarınca iki aylık ve bir yıllık hak düşürücü süreler uygulanır.

Görevli mahkeme hangisidir?

Mülkiyet hakkına dayalı davalarda asliye hukuk mahkemesi, salt zilyetliğin korunmasına yönelik davalarda ise değerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesi görevlidir.

Yetkili mahkeme neresidir?

HMK m.12 uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.

Hangi deliller sunulmalı?

Tapu kaydı, keşif ve bilirkişi raporu, tanık beyanları ile müdahalenin sona erdirilmesi için gönderilen ihtarname en sık başvurulan delillerdir.

Avukata ihtiyaç var mı?

Zorunlu değildir, ancak haksız el atmanın ve sıfatın ispatı teknik olduğundan avukat desteği faydalıdır.

Dosyanızı değerlendirmek için bize ulaşabilirsiniz

Av. Mustafa Kocatepe

Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel nitelikte olup hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamaktadır. Hak kaybına uğramamak adına somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir. — Av. Mustafa Kocatepe (Muğla Barosu Sicil No: 2749)



Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Whatsapp
Av. Mustafa Kocatepe
Av. Mustafa Kocatepe
Merhaba.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?