tr

İftira Suçu ve Cezası (TCK m.267)

İftira Suçu ve Cezası (TCK m.267)
19.09.2026
17

İftira, Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesinde adliyeye karşı suçlar arasında düzenlenmiş, işlemediğini bildiği bir fiili bir kimseye yükleyerek yetkili makamları harekete geçirmeye yönelik ayrı ve ağır bir suçtur. Fethiye’de savcılığa veya kolluğa yapılan asılsız bir ihbar ya da şikayet, hem mağdur için ciddi bir mağduriyete hem de şikayetçi için beklenmedik bir ceza sorumluluğuna yol açabilir; bu nedenle isnadın gerçeğe aykırılığının ve failin bunu bilerek hareket ettiğinin doğru tespiti belirleyicidir.

Ana Noktalar

  1. İftira suçunun oluşması için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi ve failin bu fiili işlemediğini bilmesi şarttır; salt takipsizlik veya beraat kararı, iftira için tek başına yeterli değildir.
  2. Delil uydurma ile mağdurun gözaltına alınması veya tutuklanması, TCK m.267/2 ve m.267/4 uyarınca suçu ağırlaştıran hallerdir.
  3. Etkin pişmanlık, iftiradan dönme anına göre beşte dörtten üçte bire kadar değişen oranlarda ceza indirimi sağlar.
  4. İftira, hakaretten farklı bir suçtur: iftirada asılsız bir suç isnadının yetkili makamlara bildirilmesi aranırken, hakarette böyle bir bildirim şartı yoktur.

İftira Suçunun Unsurları

TCK m.267/1 uyarınca temel iftira suçunun güncel metni şöyledir: “Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2020/19622, K. 2023/78, T. 17.01.2023 sayılı kararında ve aynı Dairenin E. 2020/13236, K. 2021/19155, T. 18.10.2021 sayılı kararında istikrarlı biçimde vurgulandığı üzere, iftira suçunun oluşabilmesi için yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunularak, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir. Fiilin doğrudan savcılık, kolluk veya idari merci gibi yetkili makamlara yöneltilmesi ya da basın ve yayın yoluyla yapılması, suçun alternatif hareket unsurlarıdır; sadece üçüncü kişilere anlatılan asılsız bir iddia, resmi makamlara ulaşmadıkça iftira suçunu oluşturmaz.

Kastın varlığı, suçun temelini oluşturur: failin isnat ettiği fiilin gerçeğe aykırı olduğunu bilerek hareket etmesi gerekir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2023/15365, K. 2024/1188, T. 06.02.2024 sayılı kararında, Anayasa’nın 74. maddesinde düzenlenen ihbar ve şikayet hakkının iyi niyetle kullanılmasının iftira suçunu dışladığını, bu hakkın anayasal sınırları içinde kalan başvuruların isnat kastı taşımadığını belirtmiştir. Aynı ilke Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2021/2917, K. 2023/2854, T. 04.05.2023 sayılı kararında da tekrarlanmış, isnadın anayasal şikayet hakkı kapsamında kalıp kalmadığının her olayda ayrıca değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Asılsız Şikayet Sonucu Takipsizlik veya Beraat: Tek Başına İftira Sayılır mı?

Uygulamada en çok karışan nokta, bir şikayetin takipsizlik veya beraatle sonuçlanmasının kendiliğinden iftira suçunu oluşturup oluşturmayacağıdır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2022/5334, K. 2023/4714, T. 14.06.2023 sayılı kararında bu soruyu açıkça yanıtlamıştır: “İhbara konu suçtan delil yetersizliği nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi veya beraat hükmü kurulması sanık açısından iftira suçunun oluşması için yeterli değildir.” Belirleyici olan, şikayetçinin isnat ettiği olayın gerçekleşmediğini bilerek hareket edip etmediğidir; delil yetersizliği nedeniyle mahkumiyet kurulamaması, şikayetçinin iddiasında iyi niyetli olmadığı anlamına gelmez. Bu ayrım, Fethiye’de bir suç duyurusunda bulunan kişinin, iddiası kanıtlanamasa dahi otomatik olarak iftira suçundan sorumlu tutulamayacağını gösterir; iftira için mağdurun işlemediğinin sabit olması ve failin bunu bildiği halde ihbarda bulunduğunun ayrıca ispatlanması gerekir.

Nitelikli Haller: Delil Uydurma, Koruma Tedbiri ve Mağdurun Ağır Mahkumiyeti

TCK m.267/2 uyarınca, failin isnadını inandırıcı kılmak için fiilin maddi eser ve delillerini uydurması halinde ceza yarı oranında artırılır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2020/19524, K. 2023/1626, T. 23.03.2023 sayılı kararında, sanıkların mala zarar verme iddialarını inandırıcı kılmak amacıyla önceden oluşturdukları bir zararı olay günü mağdurlara mal ederek delil uydurdukları ve bu nedenle m.267/2 gereğince artırım yapılmasının yerinde olduğu kabul edilmiştir. m.267/3 uyarınca, mağdur hakkında gözaltı ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa ceza ayrıca yarı oranında artar; m.267/4’e göre mağdurun bu iftira nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde ise iftira eden, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre ayrıca dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

En ağır nitelikli hal, m.267/5-6’da düzenlenmiştir: mağdurun iftira nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasına mahkûm olması halinde fail yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; mağdurun cezasının infazına başlanmışsa bu ceza yarısı kadar daha artırılır. Basın ve yayın yoluyla işlenen iftiradan mahkumiyet halinde ise m.267/9 uyarınca, kararın aynı veya eşdeğer bir basın ve yayın organıyla ilan edilmesi zorunludur; ilan masrafı hükümlüden tahsil edilir.

Görevli Mahkeme: Asliye Ceza mı, Ağır Ceza mı?

Görevli mahkemenin belirlenmesinde 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun esas alınır. Kanunun 12. maddesi, yağma, irtikap ve resmi belgede sahtecilik gibi ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçları tek tek sayar ve bunun dışında kalan suçlarda ağırlaştırılmış müebbet, müebbet veya on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçları ağır ceza mahkemesine bırakır; iftira suçu bu sayılan suçlar arasında yer almaz. Kanunun 14. maddesi ise görev belirlenirken ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin, suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırının esas alınacağını hükme bağlar. TCK m.267/1’in üst sınırı dört yıl olduğundan, temel iftira suçuna asliye ceza mahkemesi bakar; nitekim Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2011/10111, K. 2012/744, T. 31.01.2012 ile Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2013/6736, K. 2013/25026, T. 08.10.2013 sayılı kararlarında, iftira suçuna ilişkin delilleri değerlendirme görevinin üst dereceli asliye ceza mahkemesine ait olduğu vurgulanmıştır. Fethiye’de görülen bir dosyada da bu kural teyit edilmiştir: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2021/11476, K. 2022/1786, T. 15.02.2022 sayılı kararında, Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi ile Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi arasında çıkan görev uyuşmazlığında, asliye ceza mahkemesinin görevsizlik kararı kaldırılarak dosyanın asliye ceza mahkemesinde görülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Buna karşılık, mağdurun ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasına mahkûm olduğu m.267/5-6 kapsamındaki nitelikli halde ceza üst sınırı on yılı aştığından, görev ağır ceza mahkemesine geçer.

Etkin Pişmanlık: İndirim Oranları

TCK m.269, iftira edenin isnadından dönmesi halinde aşamaya göre değişen oranlarda ceza indirimi öngörür: mağdur hakkında adli veya idari soruşturma başlamadan önce dönülmesi halinde cezanın beşte dördü, kovuşturma başlamadan önce dönülmesi halinde dörtte üçü indirilir. Hükümden önce gerçekleşen etkin pişmanlıkta üçte iki, mağdurun mahkumiyetinden sonra gerçekleşmesi halinde yarısı, cezanın infazına başlanmasından sonra gerçekleşmesi halinde ise üçte biri oranında indirim uygulanabilir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2013/2146, K. 2013/6166, T. 18.04.2013 sayılı kararında, mağdur hakkında kovuşturma başlamadan önce gerçek kimliğini açıklayarak iftirasından dönen sanığa m.269/2 uyarınca dörtte üç oranında indirim uygulanması gerektiğine hükmedilmiş, ceza bu doğrultuda düzeltilmiştir. Benzer şekilde Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2021/1267, K. 2023/1811, T. 29.03.2023 sayılı kararında da soruşturma aşamasında şikayetini geri alan sanık hakkında m.269/2’nin uygulanmaması bozma nedeni sayılmıştır. Basın ve yayın yoluyla yapılan iftiradan etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için ise m.269/5 gereğince dönüşün aynı yöntemle, yani aynı basın ve yayın organı aracılığıyla yayınlanması şarttır.

İftira ile Hakaret Arasındaki Fark

İftira ve hakaret, ikisi de kişinin onurunu zedeleyebilen ama unsurları tamamen farklı iki suçtur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2019/14014, K. 2020/15158, T. 07.09.2020 sayılı kararında bu farkı net biçimde ortaya koymuştur: iftira suçunun oluşabilmesi için yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunularak, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma veya idari yaptırım başlatılmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekirken, hakarette korunan hukuki değer kişinin onur, şeref ve saygınlığıdır ve suçun oluşması için davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması yeterlidir; ayrıca resmi bir makama bildirim şartı aranmaz. Bir başka deyişle, bir kişiye sokakta veya sosyal medyada suç işlediği yönünde asılsız bir ifade kullanmak, resmi makamlara iletilmediği sürece kural olarak hakaret kapsamında kalır; aynı iddia savcılığa veya kolluğa şikayet ya da ihbar biçiminde taşınırsa iftiraya dönüşür. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2016/436, K. 2016/4371, T. 20.06.2016 sayılı kanun yararına bozma kararında da, soruşturma açılmasını gerektirmeyen bir fiil isnadının iftira değil hakaret suçunu oluşturacağı, suç vasfının bu ayrıma göre belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bazı olaylarda isnat hem hakaret hem iftira unsurlarını birlikte taşıyabilir; bu durumda TCK m.44’teki fikri içtima kuralı devreye girer. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2023/1999, K. 2024/1031, T. 07.02.2024 sayılı kararında, işlemediğini bildiği bir suç nedeniyle şikayette bulunmanın hem iftira hem hakaret unsurlarını içermesi halinde failin, m.44 uyarınca yalnızca en ağır cezayı gerektiren iftira suçundan cezalandırılması gerektiğine hükmedilmiştir. Fethiye Tehdit ve Hakaret Avukatı sayfamızda hakaret suçunun kendine özgü unsurları ve şikayet süresi ayrıntılı olarak ele alınmıştır; iftira ile karıştırılan olaylarda iki suçun ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

İftira ve Manevi Tazminat Davası

Ceza yargılamasından bağımsız olarak, haksız ve asılsız bir şikayete maruz kalan kişi, kişilik haklarına saldırı nedeniyle hukuk mahkemesinde manevi tazminat davası açabilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/12433, K. 2017/1668, T. 15.03.2017 sayılı kararında, davalının asılsız şikayetleri nedeniyle asliye ceza mahkemesince iftira suçundan cezalandırılmasına karar verilen davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın, şikayet sayısı ve davacının konumu dikkate alındığında düşük kaldığı gerekçesiyle artırılması gerektiğine hükmetmiştir. Aynı Dairenin E. 2009/14023, K. 2010/11035, T. 28.10.2010 sayılı kararında ise davalının şikayet hakkını kullandığı ve iftira kastının bulunmadığı gerekçesiyle tazminat isteminin reddedildiği görülmüştür. Bu iki karar birlikte değerlendirildiğinde, manevi tazminat davasında da ceza yargılamasındakine benzer biçimde iftira kastının, yani şikayetçinin iddiasının asılsız olduğunu bilerek hareket ettiğinin ayrıca ispatlanması arandığı, iftira suçundan verilen bir mahkumiyet kararının bu ispatı büyük ölçüde kolaylaştırdığı ortaya çıkmaktadır.

Fethiye’de bu tür bir isnada maruz kalan veya asılsız bir isnat nedeniyle şikayet edilen kişilerin, hem ceza hem hukuk cephesindeki haklarını birlikte değerlendirmesi önemlidir. Ceza hukukunun diğer alanlarında destek almak isteyenler Fethiye Ceza Avukatı sayfamızdan detaylı bilgi alabilir.

Sonuç

İftira suçu, asılsız bir isnadın yetkili makamlara taşınmasını cezalandırarak hem bireyin onurunu hem de adli makamların işleyişini korur. Fethiye’de bir şikayet veya ihbar nedeniyle mağdur durumda kalan ya da böyle bir şikayeti yapan kişilerin, isnadın unsurlarını, etkin pişmanlık imkanlarını ve görevli mahkemeyi doğru tespit etmesi, sürecin sonucunu doğrudan etkiler.

Sıkça Sorulan Sorular

İftira suçu nedir?

İftira, TCK m.267 uyarınca, bir kimseye işlemediğini bildiği bir fiili yükleyerek, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak ya da basın ve yayın yoluyla, hakkında soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım başlatılmasını sağlamaktır.

İftira suçunun unsurları nelerdir?

Bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi, failin bu fiili işlemediğini bilmesi ve bu isnadın yetkili makamlara ihbar/şikayet yoluyla veya basın-yayın yoluyla yapılmış olması gerekir.

Asılsız bir şikayet sonucunda takipsizlik veya beraat kararı verilmesi tek başına iftira sayılır mı?

Hayır. Yargıtay içtihadına göre, delil yetersizliği nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi veya beraat hükmü kurulması iftira suçunun oluşması için tek başına yeterli değildir; şikayetçinin isnadın asılsız olduğunu bilerek hareket ettiğinin ayrıca ispatlanması gerekir.

İftira suçu ile hakaret suçu arasındaki fark nedir?

İftirada, işlemediğini bildiği bir suçun yetkili makamlara bildirilmesi aranır; hakarette ise böyle bir bildirim şartı yoktur, kişiyi küçük düşürmeye yönelik bir davranış yeterlidir. Aynı isnat her iki suçun unsurlarını birlikte taşıyorsa, fikri içtima kuralı gereği yalnızca en ağır cezayı gerektiren iftira suçundan ceza verilir.

Delil uydurarak iftirada bulunmanın cezası nasıl artar?

TCK m.267/2 uyarınca, isnadı inandırıcı kılmak için maddi eser veya delil uydurulması halinde ceza yarı oranında artırılır.

Mağdurun gözaltına alınması veya tutuklanmasının iftira suçuna etkisi nedir?

Mağdur hakkında gözaltı veya tutuklama dışında bir koruma tedbiri uygulanmışsa ceza m.267/3 uyarınca yarı oranında artar; gözaltı veya tutuklama uygulanmışsa iftira eden, m.267/4 uyarınca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre ayrıca dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

İftira suçunda etkin pişmanlık nasıl uygulanır?

İftiradan dönme, soruşturma başlamadan önce olursa cezanın beşte dördü, kovuşturma başlamadan önce olursa dörtte üçü indirilir. Hükümden önce üçte iki, mahkumiyetten sonra yarısı, infaza başlandıktan sonra ise üçte biri oranında indirim uygulanabilir.

İftira suçuna hangi mahkeme bakar?

TCK m.267/1-4 kapsamındaki temel iftira suçunda ceza üst sınırı on yılı aşmadığından asliye ceza mahkemesi görevlidir. Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasına mahkûm olduğu m.267/5-6’daki nitelikli halde ise görev ağır ceza mahkemesine geçer.

İftira suçu şikayete tabi midir?

Hayır. İftira, adliyeye karşı işlenen bir suç olduğundan resen soruşturulur; mağdurun ayrıca şikayette bulunmasına gerek yoktur.

İftira suçunda zamanaşımı ne zaman başlar?

TCK m.267/8 uyarınca dava zamanaşımı, mağdurun isnat edilen fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.

Asılsız şikayete maruz kalan kişi tazminat davası açabilir mi?

Evet. Ceza yargılamasından bağımsız olarak, haksız ve asılsız bir şikayet nedeniyle kişilik haklarına saldırıya uğrayan kişi, hukuk mahkemesinde manevi tazminat davası açabilir; iftira suçundan verilen bir mahkumiyet kararı bu davada güçlü bir dayanak oluşturur.

Basın ve yayın yoluyla işlenen iftiranın sonucu nedir?

TCK m.267/9 uyarınca, basın ve yayın yoluyla işlenen iftiradan verilen mahkumiyet kararı aynı veya eşdeğer bir basın ve yayın organıyla ilan olunur; ilan masrafı hükümlüden tahsil edilir.

Dosyanızı değerlendirmek için bize ulaşabilirsiniz

Av. Mustafa Kocatepe

Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel nitelikte olup hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamaktadır. Hak kaybına uğramamak adına somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir. — Av. Mustafa Kocatepe (Muğla Barosu Sicil No: 2749)


Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Whatsapp
Av. Mustafa Kocatepe
Av. Mustafa Kocatepe
Merhaba.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?