tr
tr

Vasiyetnamenin Açılması ve İptali Davası Nedir?

Vasiyetnamenin Açılması ve İptali Davası Nedir?
16.09.2026
288

Bir kişinin ölümünden sonra geride bıraktığı vasiyetnamenin mahkemece açılması ile bu vasiyetnameye karşı iptal davası açılması, miras hukukunda sık karşılaşılan ancak birbirine karıştırılan iki ayrı süreçtir. Vasiyetnamenin açılması yalnızca usuli bir tespit işlemiyken, iptal davası vasiyetnamenin geçerliliğini hedef alan ayrı bir yargılamadır. Bu yazımızda Fethiye miras avukatı olarak vasiyetnamenin açılması usulünü, TMK m. 557’de sınırlı olarak sayılan iptal sebeplerini, el yazılı ve resmi vasiyetnamedeki şekil şartlarını, dava açma sürelerini ve 2024 yılında yaşanan önemli içtihat değişikliğini güncel Yargıtay kararları ışığında ele alacağız. Fethiye ve çevresinde de vasiyetnamenin açılmasına itiraz eden veya iptalini talep eden mirasçılarla sıkça karşılaşmaktayız.

Vasiyetnamenin Açılması Nedir, Nasıl Yapılır?

Vasiyetnamenin açılması, ölüme bağlı tasarrufun içerik ve şekil bakımından geçerli olup olmadığı henüz incelenmeden yapılan, salt tespit ve bildirim amaçlı bir işlemdir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 06.10.2025 tarihli, 2025/3957 Esas ve 2025/4101 Karar sayılı ilamında (oy çokluğuyla) belirtildiği üzere, vasiyetname geçerli olup olmadığına bakılmaksızın, tesliminden başlayarak bir ay içinde mirasbırakanın yerleşim yeri Sulh Hâkimi tarafından açılır (TMK m. 596); bilinen mirasçılara usulüne uygun tebligat yapılıp duruşmaya çağrılmadan, yalnızca Hazine vekili huzurunda vasiyetnamenin açılmış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunarak bozma sebebi yapılmıştır. Mirasbırakanın yerleşim yeri bu bölgede olduğunda, vasiyetname Fethiye Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görevli Sulh Hâkimi tarafından açılır.

Açılma işlemi sırasında bilinen mirasçılar ve diğer ilgililer, diledikleri takdirde hazır bulunmak üzere çağrılır ve vasiyetname okunur. Vasiyetname hazır bulunan mirasçılara bizzat okunmakta, açılma sırasında hazır bulunmayan ilgililere ise ayrıca tebliğ edilmektedir (TMK m. 596, m. 597).

Sulh Hâkiminin bu aşamadaki görevi sınırlıdır: vasiyetnameyi açıp ilgililere tebliğ etmek, mirasçılara istekleri hâlinde bir mirasçılık belgesi vermek, terekeye dahil malları yasal mirasçılara geçici olarak teslim etmek ya da terekenin resmî yönetimini emretmekten ibarettir (TMK m. 595, m. 596, m. 597). Sulh Hukuk Mahkemesi bu aşamada vasiyetnamenin geçerliliğini incelemez; ilgililerin açılma sırasında ileri sürdüğü itiraz ve iptal iddiaları açılma usulünü durdurmaz. İptal talepleri, açılma işleminden bağımsız, ayrı bir iptal davasının konusunu oluşturur ve bu davanın kanunda öngörülen süre içinde açılması gerekir (TMK m. 559).

Vasiyetnamenin İptali Sebepleri (TMK m. 557) — Sınırlı Sayım

Vasiyetnamenin iptali sebepleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun 557. maddesinde sınırlı (tahdidi) olarak sayılmıştır. Bu, kanunda belirtilenler dışında bir gerekçeyle vasiyetnamenin iptalinin istenemeyeceği anlamına gelir. Vasiyetnamenin açılması sulh hukuk mahkemesinde (Sulh Hâkimi tarafından) yapılan bir tespit işlemi olmakla birlikte, iptal davası bundan ayrı, çekişmeli bir davadır ve HMK m. 2 uyarınca genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde açılır.

Türk Medeni Kanunu Madde 557 (özet) — Aşağıdaki sebeplerle bir ölüme bağlı tasarrufun (vasiyetnamenin) iptali için dava açılabilir: 1) Tasarruf, mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa; 2) Tasarruf, yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa; 3) Tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlâka aykırı ise; 4) Tasarruf, kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 15.05.2025 tarihli, 2024/4654 Esas ve 2025/2660 Karar sayılı ilamında bu sınırlı sayım ilkesi açıkça vurgulanmış; iptal sebepleri arasında ehliyetsizlik, vasiyetnamenin yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmış olması, tasarrufun içeriğinin bağlandığı koşullar veya yüklemelerin hukuka veya ahlâka aykırı olması ve tasarrufun kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmış olması hâllerinin sayıldığı belirtilmiştir. Bu sebeplerden birinin varlığı hâlinde vasiyetnamenin tamamen ya da kısmen iptali istenebilir.

Uygulamada en çok karşılaşılan ve en çok yanlış bilinen konulardan biri, mirastan mal kaçırma iddiasının vasiyetnamenin iptali davasında tek başına bir dayanak oluşturup oluşturmadığıdır. Bunun nedeni, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 557. maddesinde iptal sebeplerinin sınırlı (numerus clausus) olarak sayılmış olmasıdır; bu sebepler arasında mirastan mal kaçırma durumu yer almaz. İncelemeye konu olabilecek hususlar yalnızca vasiyetnamenin şekli, murisin tasarruf ehliyetinin bulunup bulunmadığı ve murisin irade sakatlığına maruz kalıp kalmadığıdır. Başka bir deyişle, “muris mal kaçırmak amacıyla vasiyetname düzenledi” şeklindeki bir iddia, tek başına vasiyetnamenin iptali için yeterli bir hukuki sebep değildir; davanın mutlaka kanunda sayılan dört sebepten birine dayandırılması gerekir.

İptal sebeplerini kısaca açacak olursak:

  • Ehliyetsizlik: Mirasbırakanın vasiyetnameyi düzenlediği sırada ayırt etme gücünden yoksun olması, örneğin akli melekelerinin yerinde olmaması hâlidir.
  • İrade Sakatlığı: Vasiyetnamenin mirasbırakanın yanılması, aldatılması, korkutulması veya zorlanması (baskı altında bırakılması) sonucunda düzenlenmiş olmasıdır.
  • Hukuka veya Ahlaka Aykırı Koşul/Yükleme: Tasarrufun içeriğine bağlanan koşul veya yüklemelerin hukuka ya da ahlaka aykırı olmasıdır.
  • Şekle Aykırılık: Vasiyetnamenin kanunda öngörülen şekil şartlarına (el yazılı veya resmi vasiyetname usulüne) uyulmadan düzenlenmiş olmasıdır.

Ehliyetsizlik ve irade sakatlığı iddialarının esasa ilişkin incelemesi, resmi vasiyetnamedeki şekil kurallarıyla ve hak düşürücü sürelerle (TMK m. 557, m. 559) birlikte değerlendirilir.

El Yazılı ve Resmi Vasiyetnamede Şekil Şartları

Vasiyetnamenin kanunda öngörülen şekle aykırı düzenlenmesi, TMK m. 557 kapsamında bağımsız bir iptal sebebidir. Kanun, el yazılı ve resmi vasiyetname için birbirinden farklı şekil şartları öngörmüştür.

El Yazılı Vasiyetnamede Tarih Şartı (TMK m. 538)

Türk Medeni Kanunu Madde 538 (özet) — El yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek tarih atılması ve mirasbırakan tarafından baştan sona el yazısıyla yazılıp imzalanması zorunludur.

Türk Medeni Kanunu‘nun 538. maddesi (TMK m. 538) gereğince el yazılı vasiyetnamelerde yıl, ay ve gün gösterilerek tarih atılması zorunludur. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 11.12.2025 tarihli, 2025/1825 Esas ve 2025/5327 Karar sayılı kararıyla onanan ilk derece kararında, davaya konu el yazılı vasiyetnamede TMK m. 538 uyarınca şekil yönünden bulunması gereken tarihin yer almadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve vasiyetnamenin iptaline karar verilmiştir. Bu sonuç, tarih unsurunun yalnızca şekli bir ayrıntı olmadığını, el yazılı vasiyetnamenin geçerliliği için kurucu bir unsur olduğunu göstermektedir.

Şekil şartına tam olarak uyulmuş olması hâlinde ise iptal davası esastan reddedilir. Örneğin el yazılı vasiyetnamenin usulüne uygun şekilde açılıp tüm mirasçılara tebliğ edildiği ve şekil ile ehliyet şartlarının tam olduğu bir olayda iptal davası esastan reddedilir.

Resmi Vasiyetnamede Tanık Şartı (TMK m. 535)

Türk Medeni Kanunu Madde 535 (özet) — Mirasbırakanın vasiyetnameyi bizzat okuyamadığı veya imzalayamadığı hâllerde, tanıkların; mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini, ayrıca vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana okunduğunu ve onun son arzularını içerdiğini belirterek bu beyanlarının altını imzalamaları gerekir.

Resmi vasiyetname düzenlenmesi, Türk Medeni Kanunu‘nda (TMK m. 535) sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır; bu nedenle düzenlemeye tanık olarak katılan kişilerin kimliği büyük önem taşır; nitekim mirasbırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine tanık olarak katılamaz (TMK m. 536). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2024 tarihli, 2023/726 Esas ve 2024/511 Karar sayılı ilamında, resmi vasiyetnamede tanıkların, mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalamaları gerektiği, vasiyetname içeriğinin tanıklara bildirilmesinin ise zorunlu olmadığı belirtilmiştir. Mirasbırakanın vasiyetnameyi bizzat okuyamadığı veya imzalayamadığı durumlarda ise TMK m. 535 uyarınca tanıklar, vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana okunduğunu ve onun son arzularını içerdiğini beyan ettiğini de yazarak imzalamak zorundadır. Tanıklık şartlarına tam olarak uyulmaması, resmi vasiyetnamenin şekil yönünden iptaline yol açabilmektedir.

Dava Açma Süresi ve 2024 İçtihat Değişikliği

Vasiyetnamenin iptali davası, Türk Medeni Kanunu‘nun 559. maddesinde (TMK m. 559) düzenlenen kesin hak düşürücü sürelere tabidir.

Türk Medeni Kanunu Madde 559 – Hak düşürücü süreler — İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden, iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer.

Bu düzenlemeye göre iptal davası açma süresi iki ayrı eşikten oluşur: davacının vasiyetnameyi, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayan bir yıllık subjektif süre ile bunun dışında her hâlde işleyen on yıllık (iyiniyetli davalı) veya yirmi yıllık (kötüniyetli davalı) mutlak/objektif süre (TMK m. 559). Bu süreler hak düşürücü nitelikte olduğundan mahkemelerce resen (kendiliğinden) dikkate alınır; taraflarca ileri sürülmese dahi hâkim bu süreleri gözetmek zorundadır.

2024’teki Önemli İçtihat Değişikliği

Bir yıllık hak düşürücü sürenin ne zaman başlayacağı konusunda Yargıtay içtihadında önemli bir görüş değişikliği yaşanmıştır. Daha önceki uygulamada bu süre, vasiyetnamenin sulh hukuk mahkemesince açılıp okunmasına dair kararın kesinleştiği tarihte işlemeye başlamaktaydı. Bu görüş değişikliğinin kökeni Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 14.01.2020 tarihli, 2019/4002 Esas ve 2020/80 Karar sayılı kararına dayanmaktadır: mirasçılar tarafından vasiyetnamenin iptali istemiyle açılan davalarda, bir yıllık hak düşürücü sürenin, açılıp okunma kararının kesinleştiği tarihte işlemeye başlayacağı görüşünden dönülmüş; bunun yerine sürenin, davacının vasiyetnameyi, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı görüşü benimsenmiştir. Bu görüş, vasiyetname iptali davalarına 2023 sonrası bakmakla görevlendirilen Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından da benimsenmiş olup, 12.02.2024 tarihli, 2022/7184 Esas ve 2024/746 Karar sayılı ilamla bu yöndeki alt derece kararı onanarak sürdürülmüştür.

Bu değişikliğin pratik sonucu önemlidir: artık sürenin başlangıcı için açılma kararının kesinleşmesini beklemeye gerek yoktur; davacının vasiyetnameyi, iptal sebebini ve kendi hak sahipliğini öğrendiği an süre işlemeye başlar. Ayrıca “öğrenme” kavramı dar yorumlanmamaktadır; sadece vasiyetnamenin varlığından haberdar olmak yeterli değildir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 15.05.2025 tarihli, 2024/4654 Esas ve 2025/2660 Karar sayılı kararında, vasiyetnamenin açılıp okunarak tamamından haberdar olunmasıyla öğrenme süresinin başlayacağı, bir dilekçenin salt varlığının “öğrenme” olarak kabul edilerek davanın süre yönünden reddedilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir.

Sürenin fiilî başlangıcı, mirasçının açılma duruşmasında hazır bulunup bulunmadığına göre de değişebilmektedir. TMK m. 559 ile m. 596 ve m. 597 birlikte değerlendirildiğinde, bir yıllık süre; vasiyetnamenin açılması sırasında hazır bulunanlar için açılma tarihinden, hazır bulunmayan mirasçılar için ise vasiyetname örneğinin kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2025/3957 Esas sayılı kararında bu yöndeki görüş karşı oyda yer almış, oy çokluğuyla verilen bozma kararı ise vasiyetnamenin açılma usulüne (bilinen mirasçılara tebligat yapılması) ilişkin eksikliğe dayanmıştır.

Uygulamada bu sürenin kaçırılması nedeniyle reddedilen çok sayıda dava bulunmaktadır. Örneğin duruşma sırasında vasiyetnameden haberdar olduğunu ve aleyhe dava açacağını bildiren bir davacının yine de bir yıllık yasal süreyi geçirmesi davanın reddine yol açar. Benzer şekilde açılma duruşmasında vasiyetnameyi öğrenen davacıların bir yıl bir ay yirmi gün sonra dava açması hâlinde dava hak düşürücü süreden reddedilir. Akli meleke eksikliği iddiasına dayalı bir iptal davasında dahi, öğrenme tarihi ile dava tarihi arasında bir yıllık sürenin geçmiş olması davanın reddi için yeterlidir. Noterlikçe düzenlenen bir resmi vasiyetnameye karşı ehliyetsizlik iddiasıyla açılan dava da süresinde açılmazsa esasa girilmeden reddedilir (TMK m. 559).

Hak düşürücü sürenin dolmuş olması, davanın esasına girilmesini de engeller. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 24.11.2025 tarihli, 2025/1174 Esas ve 2025/4923 Karar sayılı kararında, hak düşürücü sürenin varlığı hâlinde diğer iptal sebeplerinin -örneğin ehliyetsizlik iddiasının- ayrıca incelenmesine gerek olmadığı; ilk derece mahkemesinin süre nedeniyle davayı reddetmesi gerekirken esasa girmesinin bozma sebebi oluşturduğu belirtilmiştir. Tenkis davalarında ise sürenin başlangıcı farklıdır: mirasçının saklı payının zedelendiğini öğrendiği tarihten itibaren bir yıllık süre işlemeye başlar (TMK m. 571).

Süre dolduysa her yol kapanmış olmaz. TMK m. 559’un son cümlesi, “Hükümsüzlük, def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir” demektedir. Bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra mirasçı kendisi iptal davası açamaz; ancak vasiyetnameye dayanılarak kendisine karşı bir dava açıldığında vasiyetnamenin geçersizliğini savunma olarak ileri sürebilir. Dava yoluyla ileri sürme süreye tabidir, def’i yoluyla ileri sürme değildir.

Güncel Yargıtay Kararları

Vasiyetnamenin açılması ve iptali konusunda yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan içtihatlara ek olarak, aşağıdaki kararlar da güncel yargı uygulamasının genel çerçevesini ortaya koymaktadır.

  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3957, K. 2025/4101, T. 06.10.2025: Bilinen mirasçılara tebligat yapılmadan vasiyetnamenin açılmış sayılmasına karar verilmesi oy çokluğuyla bozma sebebi yapılmış; vasiyetnamenin bir ay içinde Sulh Hâkimi tarafından açılması ve mirasçılara tebliği usulü hatırlatılmıştır.
  • Açılma işlemine itiraz edilmesi, iptal davasının bir yıllık süre içinde açılması zorunluluğunu ortadan kaldırmaz (TMK m. 559).
  • TMK m. 557 kapsamındaki sınırlı (tahdidi) iptal sebepleri arasında mirastan mal kaçırma (muris muvazaası) iddiası yer almamaktadır; bu iddiaya dayanılarak vasiyetnamenin iptali istenemez.
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/4654, K. 2025/2660, T. 15.05.2025: İptal sebeplerinin sınırlılığı ile öğrenme süresinin vasiyetnamenin tamamından haberdar olunmasıyla başlayacağı tespit edilmiştir.
  • Hak düşürücü sürenin, açılma kararının kesinleşmesinden değil, davacının öğrenme tarihinden başlayacağına ilişkin içtihat değişikliği Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 12.02.2024 tarihli, E. 2022/7184, K. 2024/746 sayılı ilamıyla (alt derece kararının onanması suretiyle) sürdürülmüştür.
  • Resmi vasiyetnamenin geçerli sayılabilmesi için tanıkların kimliği, beyanları ve imzaları şekil şartı olarak eksiksiz yer almalıdır (TMK m. 535, m. 536); Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/726, K. 2024/511, T. 09.10.2024 sayılı ilamında tanıkların, mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini vasiyetnameye yazarak imzalamaları gerektiğini belirtmiştir.
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/1825, K. 2025/5327, T. 11.12.2025: El yazılı vasiyetnamede TMK m. 538 gereği bulunması zorunlu tarihin yer almaması nedeniyle vasiyetnamenin iptaline ilişkin ilk derece kararı onanmıştır.
  • Şekil ve ehliyet şartlarının tam olduğu bir el yazılı vasiyetnameye karşı açılan iptal davası esastan reddedilir; ehliyetsizlik ve irade sakatlığı iddiaları da şekil kuralları ve hak düşürücü sürelerle birlikte değerlendirilir.
  • Vasiyetnamenin hazır bulunanlara okunması, bulunmayanlara tebliği ve bir yıllık sürenin aşılması hâlinde davanın reddi söz konusudur (TMK m. 559, m. 596, m. 597).
  • TMK m. 559 ve m. 571 uyarınca vasiyetnamenin iptali ve tenkisi davalarındaki bir, on ve yirmi yıllık süreler hak düşürücü niteliktedir; bir yıllık subjektif süre ile on ve yirmi yıllık objektif süre birlikte uygulanır.
  • Bir yıllık hak düşürücü süre hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınır; süre geçtikten sonra açılan iptal davaları (akli meleke eksikliği iddiasına dayalı olanlar, noterlikçe düzenlenen resmi vasiyetnameye ilişkin olanlar ve açılma duruşmasında vasiyetnameyi öğrenen davacıların açtıkları davalar dahil) reddedilir.
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/1174, K. 2025/4923, T. 24.11.2025: Hak düşürücü sürenin dolması hâlinde ehliyetsizlik iddiası dahil diğer iptal sebeplerinin incelenmesine gerek bulunmadığı; ilk derece mahkemesinin süre nedeniyle davayı reddetmesi gerekirken esasa girmesinin bozma sebebi olduğu karara bağlanmıştır.
  • Tenkis davalarında sürenin, saklı payın zedelendiğinin öğrenildiği tarihten başlayacağı (TMK m. 571); vasiyetnamenin hazır bulunanlara okunup bulunmayanlara tebliğ edilmesi ve Sulh Hukuk Mahkemesince açılan vasiyetnameye karşı TMK m. 559 hak düşürücü sürelerinin uygulanacağı ise kanun hükümlerinden anlaşılmaktadır.

Sonuç ve İletişim

Vasiyetnamenin açılması, mirasçıların vasiyetnameden haberdar olmasını sağlayan usuli bir işlemdir ve tek başına vasiyetnamenin geçerliliğini ortaya koymaz. Vasiyetnamenin geçerliliğine ilişkin itirazlar ancak TMK m. 557’de sınırlı olarak sayılan sebeplere dayanılarak açılacak ayrı bir iptal davasıyla ileri sürülebilir; bu sebepler arasında mirastan mal kaçırma iddiası bulunmamaktadır. Öte yandan, 2024 yılında yaşanan içtihat değişikliği sonrasında bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı, açılma kararının kesinleşmesinden değil, davacının vasiyetnameyi, iptal sebebini ve hak sahipliğini öğrendiği tarihten itibaren hesaplanmaktadır. Bu süre kamu düzenine ilişkin olup mahkemece resen dikkate alınır ve kaçırılması hâlinde dava, esasına girilmeden reddedilir. Fethiye ve çevresinde ikamet eden mirasçıların da bu süreçte hak düşürücü süreleri kaçırmamak için vakit kaybetmeden hukuki destek alması önerilir.

Konuyla bağlantılı olarak Tenkis Davası ve Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma) Davası hakkındaki makalelerimiz de ilginizi çekebilir.

Somut bir olayda hangi iptal sebebinin uygulanabilir olduğunun, öğrenme tarihinin ne zaman gerçekleştiğinin ve sürenin ne zaman dolacağının doğru tespiti, davanın kaderini belirleyen kritik unsurlardır. Bu nedenle vasiyetnamenin açılması ve iptali süreçlerinde bir Fethiye Miras Avukatı ile vakit kaybetmeden görüşülmesi, hak kaybının önüne geçilmesi bakımından önem taşımaktadır.

ÖlçütVasiyetnamenin açılmasıVasiyetnamenin iptali davası
NiteliğiGeçerlilik incelenmeden yapılan, salt TESPİT ve BİLDİRİM amaçlı usuli işlemVasiyetnamenin geçerliliğini hedef alan ÇEKİŞMELİ dava
MahkemeMirasbırakanın yerleşim yeri SULH hâkimiASLİYE HUKUK mahkemesi (HMK m.2 — genel görevli)
Süre / usulVasiyetname, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın teslimden başlayarak BİR AY içinde açılır; bilinen mirasçılar ve ilgililer hazır bulunmak üzere çağrılır, vasiyetname okunur, hazır olmayanlara ayrıca tebliğ edilirTMK m.559’daki hak düşürücü sürelere tabidir
Hâkimin yetkisiSınırlıdır: vasiyetnameyi açıp tebliğ etmek, istek hâlinde mirasçılık belgesi vermek, terekeyi geçici olarak teslim etmek ya da resmî yönetimi emretmek. Bu aşamada GEÇERLİLİK İNCELENMEZEsasa girer
İtirazın etkisiAçılma sırasında ileri sürülen itiraz ve iptal iddiaları açılma usulünü DURDURMAZ—
DayanakTMK m.595, m.596, m.597TMK m.557, m.559

Sıkça Sorulan Sorular

Vasiyetname mirastan mal kaçırma iddiasıyla iptal edilebilir mi?

Hayır. TMK m. 557’de sayılan iptal sebepleri sınırlı (tahdidi) olup arasında mirastan mal kaçırma durumu bulunmamaktadır. İptal davası ancak ehliyetsizlik, irade sakatlığı, hukuka/ahlaka aykırı koşul-yükleme veya şekle aykırılık sebeplerinden birine dayandırılabilir.

El yazılı vasiyette tarih olmazsa ne olur?

TMK m. 538 gereğince el yazılı vasiyetnamede yıl, ay ve gün gösterilerek tarih atılması zorunludur. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2025/1825 Esas, 2025/5327 Karar sayılı kararıyla onanan ilk derece kararında, tarih eksikliği tek başına vasiyetnamenin iptaline yeterli görülmüştür.

Vasiyetnamenin iptali davası açma süresi ne zaman başlar?

2024 yılındaki içtihat değişikliği sonrasında bir yıllık hak düşürücü süre, açılma kararının kesinleşme tarihinden değil, davacının vasiyetnameyi, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır.

Vasiyetnamenin açılması ile iptali davası aynı şey midir?

Hayır. Açılma, vasiyetnamenin geçerliliğine bakılmaksızın Sulh Hâkimi tarafından yapılan bir tespit ve bildirim işlemidir. İptal davası ise vasiyetnamenin TMK m. 557’de sayılan sebeplerden biriyle sakatlandığı iddiasıyla açılan ayrı bir yargılamadır; açılma işlemine itiraz edilmesi, iptal davasının süresinde ayrıca açılması zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.

Vasiyetnamenin iptali için hangi sebepler ileri sürülebilir?

TMK m. 557 uyarınca yalnızca dört sebep ileri sürülebilir: mirasbırakanın tasarruf ehliyetsizliği, vasiyetnamenin yanılma/aldatma/korkutma/zorlama sonucu yapılmış olması, tasarrufun içeriğine bağlanan koşul veya yüklemelerin hukuka ya da ahlaka aykırı olması ve tasarrufun kanunda öngörülen şekle uyulmadan yapılmış olması. Bu sayım sınırlıdır, başka bir sebeple iptal istenemez.

Resmi vasiyetnamede tanık olarak kimler bulunur, tanığın kimliği neden önemlidir?

Resmi vasiyetname sıkı şekil şartlarına bağlı olduğundan, düzenlemeye katılan tanıkların kimliği ve beyanları büyük önem taşır. Mirasbırakanın vasiyetnameyi bizzat okuyamadığı veya imzalayamadığı hâllerde tanıkların, mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerini ve vasiyetnamenin ona okunduğunu belirterek imzalamaları TMK m. 535 uyarınca zorunludur.

Vasiyetnamenin iptali davasını kimler açabilir?

İptal davasını, vasiyetnamenin iptal edilmesinde hukuki yararı bulunan mirasçılar ile diğer ilgililer açabilir. Davacının, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarih, hak düşürücü sürenin başlangıcı bakımından belirleyicidir.

Hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davada mahkeme ne yapar?

TMK m. 559’daki süreler kamu düzenine ilişkindir; taraflarca ileri sürülmese dahi mahkeme tarafından resen dikkate alınır. Süre dolmuşsa dava, diğer iptal sebepleri incelenmeksizin reddedilir. Ancak bu, geçersizliğin bir daha hiç ileri sürülemeyeceği anlamına gelmez: aynı maddenin son cümlesi uyarınca hükümsüzlük, def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir. Süreyi kaçıran mirasçı kendisi iptal davası açamasa da, vasiyetnameye dayanılarak kendisine karşı bir dava açıldığında geçersizliği savunma olarak ileri sürebilir.

Vasiyetnamenin şekline uyulmuşsa mal kaçırma itirazı yine de dinlenir mi?

Hayır. Şekil ve ehliyet şartlarının tam olduğu bir vasiyetnameye karşı yalnızca mirastan mal kaçırıldığı iddiasına dayanılarak açılan bir iptal davası, TMK m. 557’de sayılan sebeplerden hiçbirine girmediği için reddedilir. Nitekim şekil ve ehliyet şartları tam olan vasiyetnamelere karşı açılan davalar esastan reddedilir.

Tenkis davası ile iptal davası arasındaki fark nedir?

İptal davası, vasiyetnamenin TMK m. 557’deki sebeplerden biriyle geçersiz olduğu iddiasına dayanır. Tenkis davası ise geçerli bir vasiyetnamenin saklı payları zedelemesi hâlinde açılır. Süre bakımından da farklılık vardır: iptal davasında süre iptal sebebinin öğrenilmesinden, tenkis davasında ise saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren işlemeye başlar.

Vasiyetnamenin açılmasına itiraz etmek iptal davası açmak anlamına gelir mi?

Hayır. Açılma sırasında ileri sürülen itiraz ve iptal iddiaları, açılma usulünü durdurmaz ve tek başına bir iptal davası yerine geçmez. İlgilinin, hak düşürücü süre içinde ayrıca bir iptal davası açması gerekir; aksi hâlde süre geçtiği için dava reddedilir.

Duruşmada vasiyetnameyi öğrenip dava açacağını söylemek süreyi durdurur mu?

Hayır. Duruşmada vasiyetnameden haberdar olduğunu ve aleyhe dava açacağını bildirmek, bir yıllık yasal süreyi durdurmaz veya uzatmaz. Bu beyana rağmen süre içinde dava açılmazsa, dava süre yönünden reddedilir.

Vasiyetnamenin iptali davasında avukatla temsil zorunlu mudur?

Hukukumuzda davaların avukat aracılığıyla açılması kural olarak zorunlu değildir. Ancak iptal sebeplerinin sınırlı sayıldığı, hak düşürücü sürelerin kesin ve resen dikkate alınan nitelikte olduğu ve şekil şartlarının teknik ayrıntılar içerdiği bu davada, sürecin usulüne uygun yürütülmesi bakımından bir avukattan destek alınması büyük önem taşır.

Dosyanızı değerlendirmek için bize ulaşabilirsiniz

Av. Mustafa Kocatepe

Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel nitelikte olup hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamaktadır. Hak kaybına uğramamak adına somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir. — Av. Mustafa Kocatepe

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Whatsapp
Av. Mustafa Kocatepe
Av. Mustafa Kocatepe
Merhaba.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?