Güveni kötüye kullanma suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 155. maddesinde düzenlenmiş olup, bir kişiye belirli bir amaçla teslim edilen malın bu amaç dışında kullanılması veya iade edilmemesi hâlinde ortaya çıkar. Fethiye’de sıkça karşılaşılan emanet eşyanın satılması, vekâletle tahsil edilen paranın verilmemesi veya kiralanan aracın iade edilmemesi gibi olaylar bu suç kapsamında değerlendirilebilir. Kamuoyunda dolandırıcılık suçuyla karıştırılan bu suç tipinde, mağdurun malı rızasıyla ve hiçbir hileye maruz kalmadan teslim etmiş olması esastır; bu nedenle iki suçun unsurları ve yaptırımları birbirinden tamamen farklıdır.
Ana Noktalar
- Güveni kötüye kullanma suçu TCK m.155’te düzenlenmiş olup, zilyetliğin rızayla ve hukuka uygun şekilde devredilmiş olması yönüyle dolandırıcılıktan ayrılır.
- Suçun nitelikli hâli (m.155/2), meslek, sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi nedeniyle tevdi edilen eşyalarda bir yıldan yedi yıla kadar hapis cezası öngörür.
- 24/12/2025 tarihli 7571 sayılı Kanun’la eklenen üçüncü fıkra, suç konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması hâlinde cezayı bir kat artırmaktadır.
- Suç, TCK m.155/1 uyarınca şikâyete tabi olup uygulamada uzlaştırma kapsamında değerlendirilmektedir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu Nedir? Madde Metni ve Unsurları
TCK m.155/1 uyarınca, başkasına ait olup da muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkâr eden kişi, şikâyet üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/363, K. 2024/238, T. 12.09.2024 sayılı kararında, suçun faili bakımından özgü suç niteliğinde olduğunu; failin, mal üzerinde kendisiyle mülkiyet sahibi arasında geçerli bir sözleşme ilişkisi bulunan zilyet olması gerektiğini belirtmiştir. Aynı kararda, mülkiyet sahibi ile fail arasında hukuken geçerli bir sözleşme ilişkisi yoksa usulüne uygun bir teslimden söz edilemeyeceği için suçun da oluşmayacağı vurgulanmıştır.
Suçun Nitelikli Hâli: Meslek, Sanat, Ticaret veya Hizmet İlişkisi
TCK m.155/2 uyarınca, suçun meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2022/1102, K. 2024/8080, T. 11.06.2024 sayılı kararında, müşterisinin kendisine teslim ettiği altını, malı idare etmek yetkisinin gereği olarak elinde bulundururken satan kuyumcu esnafının eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna hükmetmiştir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2012/16461, K. 2014/9136, T. 08.05.2014 sayılı kararında ise, işyerinde ön muhasebeden sorumlu olan ve pompacılardan tahsil ettiği paraların bir kısmını işyeri hesabına geçirmeyip uhdesinde tutan sanığın eylemini zincirleme şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu olarak nitelendirmiştir.
2025 Değişikliği: Suç Konusunun Taşıt Olması Hâlinde Ceza Artırımı
24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle TCK m.155’e eklenen üçüncü fıkraya göre, suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması hâlinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır. Bu yeni düzenleme, özellikle kiralanan bir aracın iade edilmemesi veya üçüncü bir kişiye satılması gibi Fethiye’de de sık görülen olaylarda cezanın önemli ölçüde ağırlaşacağı anlamına gelir; zira nitelikli hâlin üst sınırı olan yedi yıllık hapis cezası, taşıt unsurunun varlığı hâlinde on dört yıla kadar çıkabilmektedir. Değişiklik çok yeni olduğundan, bu fıkraya doğrudan dayanan yerleşik bir Yargıtay içtihadı henüz oluşmamıştır; ancak aşağıda değinilen araç kiralama örneklerine ilişkin kararlar, maddenin uygulama alanını göstermesi bakımından yol göstericidir.
Dolandırıcılık Suçundan Farkı
Güveni kötüye kullanma suçu ile dolandırıcılık suçu arasındaki en temel ayrım, zilyetliğin devrinin hileyle mi yoksa mağdurun aldatılmamış özgür iradesiyle mi gerçekleştiğidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2016/1176, K. 2020/437, T. 03.11.2020 sayılı kararında, güveni kötüye kullanma suçunda malın tesliminin hukuka ve yöntemine uygun, aldatılmamış özgür bir iradeye dayanılarak tesis edildiğini; dolandırıcılıkta ise teslimin hileli davranışlarla sakatlanmış bir iradeye dayandığını belirtmiştir. Aynı kararda, dolandırıcılıkta kastın malın teslim edilmesinden önce, güveni kötüye kullanmada ise kastın teslimden sonra ortaya çıktığı açıklanmıştır. Yargıtay 23. Ceza Dairesi, E. 2016/1817, K. 2016/1324, T. 15.02.2016 sayılı kararında da, zilyetliğin devri sırasında failde suç işleme kastının bulunmaması gerektiğini, kastın devir amacı dışında kullanım veya inkâr sırasında ortaya çıktığını vurgulamıştır. Fethiye’de bu iki suç arasındaki ayrımın doğru yapılması, hem şikâyet hem savunma aşamasında belirleyici olduğundan, dolandırıcılık suçunun unsurlarına ilişkin ayrıntılı bilgiye Fethiye Dolandırıcılık Avukatı sayfamızdan ulaşılabilir.
Hırsızlık Suçundan Farkı
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için mağdurun malı failin zilyetliğine rızasıyla devretmiş olması şarttır. Zilyetlik devri hiç gerçekleşmemişse, yani fail malı mağdurun rızası ve bilgisi dışında ele geçirmişse, eylem hırsızlık suçunu oluşturur. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2021/9705, K. 2023/3944, T. 03.07.2023 sayılı kararında, sanığın başkasının zilyetliğinde bulunan ve içinde cüzdan, anahtar ve sigara olan poşeti alması eyleminde zilyetlik devri bulunmadığından, eylemin güveni kötüye kullanma değil hırsızlık suçunu oluşturduğuna karar vermiştir.
Uygulamada Sık Görülen Örnekler
Vekâletle Tahsil Edilen Paranın Verilmemesi
Bir kişiye araç satışı veya alacak tahsili için vekâlet verilmesi ve vekilin bu yetkiyle elde ettiği parayı vekâlet verene teslim etmemesi, uygulamada sık karşılaşılan bir güveni kötüye kullanma örneğidir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2022/7146, K. 2023/7971, T. 06.11.2023 sayılı kararında, vekâletname ile aracı satan ve satış bedelini vekâlet verene teslim etmeyen sanığın eyleminin TCK m.155/1’de düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğunu teyit etmiştir.
Kiralanan Aracın İade Edilmemesi veya Satılması
Bir araç kiralama sözleşmesiyle teslim alınan aracın süresi bitmesine rağmen iade edilmemesi ya da üçüncü bir kişiye satılması, Fethiye gibi turizm hareketliliğinin yoğun olduğu bölgelerde özellikle sık görülen bir başka örnektir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/15620, K. 2013/12106, T. 01.07.2013 sayılı kararında, bir araç kiralama firmasından kiralanan otoyu süresinde iade etmeyen sanığın eyleminin, aracın kendisine meslek veya hizmet ilişkisi nedeniyle değil bir kiralama sözleşmesiyle tevdi edilmiş olması sebebiyle TCK m.155/1 kapsamında temel hâldeki güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna hükmetmiştir. Daha yakın tarihli bir kararda, Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2024/5357, K. 2025/4391, T. 14.04.2025 sayılı kararında, kendisine kiralanan aracı başka bir şahsa satan şüphelinin eyleminin güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğunu ve dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Görevli Mahkeme
Güveni kötüye kullanma davalarında görevli mahkeme, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 12. ve 14. maddelerine göre belirlenir. Kanun’un 12. maddesi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçları tek tek sayarken güveni kötüye kullanma suçuna yer vermemektedir; bu nedenle görev, aynı Kanun’un 14. maddesinde yer alan genel kural uyarınca, ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda öngörülen cezanın üst sınırına göre belirlenir. TCK m.155/1’in üst sınırı iki yıl, m.155/2’nin üst sınırı ise yedi yıl olduğundan, temel hâl ve nitelikli hâldeki davalara Fethiye Asliye Ceza Mahkemesi bakmaktadır. Ancak nitelikli hâlin, suç konusunun taşıt olduğu 2025 tarihli üçüncü fıkrayla birlikte uygulanması hâlinde ceza üst sınırı on dört yıla çıktığından, bu istisnai kombinasyonda görev ağır ceza mahkemesine geçebilir. Ceza yargılamasının genel işleyişine ilişkin ayrıntılı bilgiye Fethiye Ceza Avukatı sayfamızdan ulaşılabilir.
Şikâyete Bağlılık ve Uzlaştırma
TCK m.155/1 metninde açıkça yer alan “şikâyet üzerine” ibaresi gereği, güveni kötüye kullanma suçunun soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikâyetine bağlıdır. Uygulamada, suçun hem temel hem de nitelikli hâli 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik CMK m.253 ve m.254 uyarınca uzlaştırma kapsamında değerlendirilmektedir; yukarıda değinilen kiralanan araç, kuyumcu ve vekâlet örneklerinde de dosyaların önce uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaşma sağlanamadığı takdirde yargılamaya devam edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Şikâyet süresi, mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ayla sınırlıdır; bu süre içinde şikâyet edilmemesi hâlinde kovuşturma imkânı ortadan kalkar.
İspat Sorunları: Yazılı Sözleşme Şart mıdır?
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşması için malın yazılı bir sözleşmeyle teslim edilmiş olması kanuni bir şart değildir; tanık beyanı veya diğer delillerle de ispat mümkündür. Ancak uygulamada yazılı bir teslim belgesinin bulunmaması, mahkûmiyet için gereken şüpheden uzak kesin delil standardına ulaşılmasını zorlaştırabilir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2015/10577, K. 2018/5068, T. 04.07.2018 sayılı kararında, sanık ile katılan arasında teslim tesellüm tutanağı niteliğinde bir belge düzenlenmemesi ve sanığın savunmasını çürütecek yazılı delil bulunmaması nedeniyle verilen beraat kararını onamıştır. Bu nedenle, Fethiye’de emanet mal veya para ilişkisine giren kişilere, teslim işlemini mümkün olduğunca yazılı hâle getirmeleri veya en azından tanıklarla belgelemeleri önerilir.
Güveni kötüye kullanma suçlamasıyla karşılaşan veya bu suçun mağduru olan kişilerin, zilyetliğin nasıl ve hangi amaçla devredildiğini, yazışma, sözleşme ve tanık bilgilerini erken aşamada bir avukatla değerlendirmesi önemlidir. Fethiye’de bu tür uyuşmazlıklarda dosyanızın özelliklerine göre stratejinin belirlenmesi, hem şikâyet hem savunma açısından hak kaybını önler.
Sıkça Sorulan Sorular
Güveni kötüye kullanma suçu nedir?
Güveni kötüye kullanma suçu, kendisine belirli bir amaçla teslim edilen bir malı bu amaç dışında kullanan veya devir olgusunu inkâr eden kişinin TCK m.155 uyarınca cezalandırılmasını öngören bir suçtur.
Güveni kötüye kullanma suçu ile dolandırıcılık suçu arasındaki fark nedir?
Güveni kötüye kullanmada mal, mağdurun hiçbir hileye maruz kalmadan özgür iradesiyle teslim edilirken, dolandırıcılıkta teslim, failin hileli davranışlarıyla sakatlanmış bir iradeye dayanır.
Güveni kötüye kullanma suçu şikâyete tabi midir?
Evet, TCK m.155/1 uyarınca suçun soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikâyetine bağlıdır ve uygulamada uzlaştırma kapsamında değerlendirilmektedir.
Kiralanan bir aracın iade edilmemesi güveni kötüye kullanma suçu mudur?
Evet, süresi dolan kiralık bir aracın iade edilmemesi veya başkasına satılması, Yargıtay kararlarında güveni kötüye kullanma suçu olarak nitelendirilmektedir.
Emanet bırakılan eşyanın satılması hangi suçu oluşturur?
Meslek veya hizmet ilişkisi nedeniyle emanet bırakılan bir eşyanın satılması, TCK m.155/2’de düzenlenen nitelikli güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur.
Suçun nitelikli hâli nedir ve cezası ne kadardır?
Suçun meslek, sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi nedeniyle tevdi edilen eşya hakkında işlenmesi nitelikli hâl olup, bir yıldan yedi yıla kadar hapis cezasını gerektirir.
Fethiye’de güveni kötüye kullanma suçu ile karşılaştım, ne yapmalıyım?
Zilyetliğin devrine ilişkin sözleşme, yazışma ve tanık bilgilerinizi muhafaza ederek en kısa sürede bir avukatla görüşmeniz, hem şikâyet hem savunma sürecinde hak kaybını önler.
Güveni kötüye kullanma davasında görevli mahkeme hangisidir?
Suçun temel ve nitelikli hâllerinde görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir; ancak nitelikli hâlin suç konusu taşıtla birlikte işlenmesi durumunda ceza üst sınırı arttığından görev ağır ceza mahkemesine geçebilir.
Suçun ispatı için yazılı sözleşme şart mıdır?
Hayır, yazılı sözleşme kanuni bir şart değildir; ancak yazılı bir teslim belgesinin bulunmaması, mahkûmiyet için aranan kesin delil standardına ulaşılmasını güçleştirebilir.
Suç konusu motorlu taşıt ise ceza nasıl artar?
24/12/2025 tarihli 7571 sayılı Kanun’la eklenen TCK m.155/3 uyarınca, suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması hâlinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.
Dosyanızı değerlendirmek için bize ulaşabilirsiniz
Av. Mustafa Kocatepe
Yasal Uyarı: Bu makalede yer alan bilgiler genel nitelikte olup hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımamaktadır. Hak kaybına uğramamak adına somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir. — Av. Mustafa Kocatepe (Muğla Barosu Sicil No: 2749)